Zihni Derin ne yapmıştır?

'Ders çalışıyorum' forumunda Sibel tarafından 17 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Zihni Derin ne yapmıştır?

    Zihni Derin Türkiye'de çay tarımının başlamasına, gelişmesine ve yerleşmesine önderlik eden ziraat mühendisidir. 1880 senesinde Muğla'da doğmuştur.

    Eğitimi
    Babası Muğla'nın Kuloğulları ailesinden Mehmet Ali Beydir. 1897'de Muğla İdadisi'nden, 1900 de Selanik Ziraat Ameliyat Mektebinden, 1904 yılında Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi'nden mezun olmuştur 1905 yılında Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Katipliği ile Devlet Memurluğuna başlamıştır.

    Kariyeri
    Rodos'ta Akdeniz Adaları (o zamanki adıyla Cezayir-i Bahr-i Sefit) İli Orman Müfettiş Katipliğinde, Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiş Vekaletinde bulunduktan sonra, 1907 de aynı ilçelerde Orman Müfettişi olmuştur. İki yılı geçince, Akdeniz adaları İli Orman Müfettişliğine aktarılmıştır. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya, Ziraat Sanaatları ve Jeoloji öğretmenliği yapmıştır. Selanik'te 1911'de Maide Hanımla evlenmiştir. İki erkek bir kız çocukları olmuştur.

    1914'den 1920'ye kadar, Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kız Öğretmen Okulunda Tabii İlimler okutmuş ve Bursa Milli Eğitim Müdür Vekilliği görevinde bulunmuştur. 1920'de Yunanlıların işgalinden hemen önce Bursa'dan ayrılıp, kara yolundan Ankara'ya gelmiş; Milli Mücadele Hükümetinin kurduğu İktisat Bakanlığında ilk Tarım Genel Müdürü olmuştur. 1924'e kadar bu görevde kalmıştır.

    Çaycılık ve Rize
    Ankara'da 1921 Nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyona dönemin Ziraat Genel Müdürü olarak İktisat Bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. Komisyonda Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkânına kavuşturulması gerekktiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin'i bölgede inceleme yapmasına karar verdi.

    Zihni Derin 1923 yılında Rize'ye gelir. Eski adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işne tahsis edilir. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum'dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaşır. Rize'de ziraat fen memurluğu yapan İbrahim'i Batum'a göndererek bir miktar çay fidanı ve tohumu ile mandalina çeşitleri getirerek fidanlığa diker.

    Zihni Derin Batum'a düzenlenen geziye katılır. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. Beraberinde çay tohumu, ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize'ye gelir. Böylece fidanlık kurulmuştur. Zihni derin bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet eder. Ankara'daki görevine döner. Batum'a sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirilir ardından halka dağıtılır. Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır

    Zihni Derin, konuya hal çaresi bulmak için bir kanun teklifi hazırlar, bakanlık kanalıyla Meclis'e sunar. Bu tasarı, o dönemin Rize Mebuslarının desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaşır ve Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun adıyla yürürlüğe girer.

    Zihni Derin, sonraki 10 yıl boyunca tekrar öğretmenlik mesleğine döner. 1927'den 1929'a kadar İstanbul Erkek Öğretmen Okulunda, Nişantaşı Kız Ortaokulunda, Vefa Ortaokulunda, İstanbul Erkek Lisesinde Kimya ve Tabi İlimler Öğretmenliği yapmış, bu arada Halkalı ziraat Mektebinde ders vermiştir. Öğretmen arkadaşlarının anılarına göre; her kır gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Pancardan şeker çıkarır, çeşitli yağlardan da sabun yapardı. 1930'da Ankara Orta Öğretmen Okulunda Tabi İlimler Öğretmenliğine atanmış, bir yandanda aynı okulda Müdür muavinliği görevinde bulunmuştur. 1932-1936 yıllarında Gazi Terbiye Enstitüsü, İsmet Paşa Kız enstitüsü ve Gazi Lisesinde Tabi ilimler, Fizik ve biyoloji Öğretmeni olarak çalışmıştır. 1936'da Trakya'da İkinci Umumi Müfettişlik Ziraat Müşavirliğine atanır. 1937'de Tarım Bakanlığı Baş Müşavirliğine atanır.

    1938'de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilat'ın koordinatörlüğü görevi kendisine verilir. Zihni Derin uzun yıllardan sonra tekrar Rize'dedir. fidanlıkta bulunan iki ahşap evden birinin üst katındaki bir odaya yerleşmiş, alt kattaki odayı laboratuar olarak kullanma hazırlığındadır. 1924 yılında Batum'dan getirdikleriye oluşturduğu bahçeyi ve parselleri gezerken; çeşitli süs bitkilerinin,mandalina, greyfurt, ağaçkavunu, portakal, limon, bambu ve diğer meyvelerin küçük çaplı parsellerde yetiştirildiği birkaç yüz fidandan oluşan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetişmiş ve sağlıklı görmek onu mutlu etmiştir. Yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi. Emeklilik sonrası, Tarım bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Yılda birkaç defa Rize'ye gelerek çalışmalarına devam etti. 5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü.

    Zihni Derin'in Milletvekili Adaylığı
    1950 seçimlerinde Zihni Derin, Rize'de bağımsız milletvekili adayı olmuştu. Zihni Hoca'nın siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Fakat kendisini çok seven Rizeliler onun parlemontada Rize'yi temsil etmesini isteyerek ısrarlı tekliflerde bulunuyorlardı. Zihni Hoca da meclise girerse Doğu Karadeniz bölgesine ait sorunları dile getireceğini ve bölgenin çeşitli yönlerden kalkınması için çaba sarf edebileceğini düşünerek "peki" demişti. Rize'de seçim propagandasına çıkmadı. Sadece seçim pusulası bastırarak seçime katılmıştı. Farklı bir havada yapılan seçim sonunda bütün popülaritesine rağmen seçilemedi.....

    Trafik Kazası
    1964 yılı Ağustos ayına gelindiğinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize toprağına dikilmesinin 40.Yılı kutlamaları doğrultusunda bazı bakanlar, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Gece 21:00 sularında Rize'ye ulaşarak fabrika misafirhanesine yerleşti. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmış etrafı seyrederken, idealinin gerçekleştiğini görmenin heyecanını ve duygusallığını yaşıyordu.

    Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazır beklerken valinin otamobili göründü. Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasına aldı. Tören yerine geldikten sonra, Zihni Hoca arabadan iner, arabanın arkasından geçerken şoför arabayı geriye sürdü, Hoca'ya çarpıp ve onu yere düşürdü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldırıldı. Röntgen çekiminden sonra, kalça kemiğinin kırıldığı anlaşılarak, ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Trabzon'da öğle sonu uçağı ile Ankara'ya ulaştırıldı. Havaalanında oğlu Haldun Derin ve kızı Melahat Hanım tarafından karşılandı. Ankara Hastanesine yatırıldı. Hemen ameliyata alındı. Ameliyatı takip eden günlerde acıları hafifledi. Taburcu olup evine döndüğünde koltuk değneği kullanarak yürümeye başladı. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu, geçer" diyordu. Ankara'da üçbuçuk aylık bir tedaviden sonra eski sağlığına kavuşur.

    1969 yılında TÜBİTAK bu değerli mücadele adamına bir Hizmet Ödülü vererek adını ölümsüzleştirir.

    Anılar
    Kazım Kartal anlatıyor:

    Çay kampanyası başlamış, bütün teşkilat köylerde harıl harıl çalışıyor, bu arada ufak tefek şikayetler de oluyor. Zihni Hoca bir kere daha yaprak toplama seklinin anlatılması için, kendisi de dahil olmak üzere, bütün teşkilat elemanlarının köylere sevk edilmesini istedi. Gün tayini yapıldı. Köylere haber şalindi. Günü geldiğinde elemanlar bütün köylere gidip yaprak toplama hakkında yeniden bilgi verdiler. Hoca da bu meyanda Uzunköy'e gitti. Köylüyü toplayıp bir çay bahçesine getirdi ve toplamanın nasıl yapılacağını anlattı. Aradan bir zaman geçti, hoca bir gün merkez alim yerine uğradı, yine yaprağın kaba toplanmış olduğunu gördüğünde çok sinirlendi ve üreticileri azarlamaya başladı. Bunun üzerine üreticilerden biri çıktı, hocaya, «bize ne bağırıyorsun? Bize çayın nasıl toplanacağını kimse öğretmedi ki» deyince, Hoca üreticinin hangi köyden olduğunu sordu, üretici, «Uzunköy» demez mi? Hoca, Pazar günü kendisinin Uzunköy'de toplama hakkında bilgi verdiğini söyleyince, üretici mahcup oldu ve özür diledi. Böylece, hoca zaman zaman üreticilerden gelen şikayetlerin yerinde olmadigini anlamiş oldu.

    Uzunkaya çay atölyesine hidroelektrik yapılacak. Bunun için elektrik direğine ihtiyaç görüldü. Köylülere ısmarlandı. Direkler geldi ve köylü parasını istedi. Hoca da köylülerin paralarının derhal verilmesi için mutemet rahmetli Behçet Tuzcu'ya emir verdi. Behçet Bey de kasasında yetecek kadar para bulunmadığını, ertesi günü bankadan çekip ödeyebileceğini söyler. Hoca kabul etmez, lüzumlu paranın bankadan hemen çekilip köylülerin parasının ödenmesinde ısrar eder, nasıl olur da Pazar günü banka kapalı olur. Bunu bir türlü çalışma sekli ve tutumu ile bağdaştıramaz.