Zeynep (ra) kimdir hayatı

'İslami Bilgiler' forumunda HazaN tarafından 8 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Hz. Zeynep (ra) kimdir, Hz. Zeynep (ra) hayatı, Hz. Zeynep hakkında bilgi

    Cahş kızı Zeynep (r.a) Esdiye kabilesinden, Resulullah'ın (s.a.v) halası, Abdülmuttalib'in kızı Emine'nin kızıdır. Zeynep anamız Resulullah 'ın (s.a.v) evlatlığı ve azadlısı Serahbil oğlu Haris oğlu Zeyd 'den (r.a) boşanmıştır.

    Zeynep'in (r.a) daha evvelce Zeyd (r.a) ile evlenmesinde büyük hikmetler vardı. Şöyle ki : İslam dini bu evlenme ile hür insanlarla köleleri eşit olduklarını ilan etti. Artık köle, ben köleyim diye üzülmüyordu. Kölelere karşı olan, kibir ve böbürlenmek, kökünden sökülüp atılmıştı. İslamdan evvel araplar köleleri küçük görüyorlar, onlara karşı böbürleniyorlardı. Başka kabile veya millete mensup olan da kölelik sıfatı ile kendilerine katılmış bir kimseye kız vermezler ve kızlarını da almazlardı. Zeynep (r.a) ile evlendiği zaman bu kötü ve gayri insani kaide kökünden sarsıldı ve ortadan kaldırılmış oldu.

    Zeyd'in (r.a) Zeyneb'i (r.a) boşamasından sonra Resulullah'ın (s.a.v) Zeyneb ile evlenmesi, O zaman cari olan gayri meşru kaideyi de bozdu. Şöyleki :

    O zaman kişi kendine bir evlatlık seçerse ona öz evladın bütün hakları tanınırdı. Babalığın ölümünden sonra öz evlatla malı paylaşırdı. Eğer babalığından evvel ölürse, babalığı onun ailesiyle evlenemezdi. Yüce İslam dini bu çürük adeti Resulullah'ın (s.a.v) Zeyneb'le (r.a) evlenmesiyle ortadan kaldırdı.

    Hz. Muhammed (s.a.v) kölesi Zeyd'i (r.a) arabların en soylusu Beni Haşim kabilesinden ve öz halasının kızı olan Zeynep (r.a) ile evlendirmişti. Bu evlenmede hiçbir beis görmemiştir. Çünkü her ikisi de din nazarında eşittiler. Resulullah (s.a.v) bu hükmü bir misalle gerçekleştirdi ve bu muamele ile bütün dünyaya İslam'ın adaleti, hürriyet ve müsavatını göstermiş oldu.

    Gerçek olan şudur ki : Resulullah (s.a.v) halazade Zeyneb 'e (r.a) "Zeyd ile seni evlendireceğim." teklifinde bulunduğu zaman Zeynep bu evlenmeye rıza göstermemiş ve "Benim nesebim kimdir? Zeyd Kimdir?" demişti. Orada bulunan Abdullah da kızkardeşi Zeyneb'i (r.a) haklı görmüştü. Bu konuşmalardan sonra Allah'ın (c.c) hükmü ilahisi indi. Allah'ın (c.c) hükmünü geri çevirmeye bir kuvvet zaten yoktur. Hüküm şu idi :

    "Allah ve Peygamberi bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygambere isyan eden şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur. (Ahzab Suresi - 36)

    Bu ayet-i Celile nail olduktan sonra Zeynep (r.a) Peygamber Efendimize (s.a.v) :
    "Sana mutîyim, dilediğin kimseye beni verebilirsin." dedi.Resulullah (s.a.v) onu Zeyd'le (r.a) evlendirdi. Zeyd (r.a) ferah ve surürla gerdeğe girdi.

    Evlendikten bir müddet sonra Zeyd (r.a) Zeyneb'den (r.a) zahmet çekmeye başladı. Zeynep (r.a) onunla sert sert konuşur, ona serkeşlik yapardı. "Benim nasibime ve şerefime layık değilsin." derdi. Öyleki Zeyd (r.a) Zeyneb'ten (r.a) artık bıkmış, usanmış, adeta nefret eder olmuştu.

    - Zeyd (r.a) Resulullah'a (s.a.v) geldi. Zeyneb-i şikayet etti ve ondan boşanması için izin istedi. Resulullah (s.a.v) ise "Allah'tan (c.c) kork, aileni boşama." buyurdular.

    Resulullah (s.a.v) Zeyd'i (r.a) evlat edinmiş, halasınşn kızş Zeyneb'le evlendirmişti. Ancak bu evlilik mezkur nedenlerle son buldu. Allah (c.c) bir takım cahiliyye inançlarının kalkıp onun yerine İslami hükümlerin yerleşmesi için Peygamberine (s.a.v) Zeyneb'le evlenmesini emretti.


    Burada biraz da Resulullah'ın (s.a.v) Zeyd'i (r.a) evlatlığa nasıl seçtiğini açıklamada fayda mülahaza ediyorum.

    İbni Abbas (r.a) rivayet ediyor :

    - "Zeyd (r.a) daha küçük çocuk iken dayıları Beni Muan kabilesinin yanında bulunuyordu. Herhangi bir sebepten dolayı oradan kaçırıldı. Ukaz denilen panayıra getirilerek satışa çıkarıldı. Mekke'lilerden Hüveylid'in torunu Huzamin oğlu Hakim, yani Hz. Hatice'nin (r.a) yeğeni, ukaz panayırına ticaret için gidiyordu. Hz. Hatice (r.a) ona : "Eger Arabça bilen ve genç bir köle bulursan bana satın al." demişti. Hakim, Ukaz panayırına gelince Zeyd'in mezada getirilmiş olduğunu ve satıldığını gördü. Zeyd'in zarifliği, terbiyeli duruşu hoşuna gitti ve satın alarak Mekke'ye getirdi.

    Hakim, halası Hz. Hatice'ye (r.a) :"Eğer beğenirsen al, yoksa bana bırak. " dedi. Hz. Hatice (r.a) Zeyd'in edebli bir köle olduğunu görünce hoşuna gitti ve yanında alıkoydu.

    Hz. Hatice (r.a) Validemiz Resulullah (s.a.v) Efendimizle evlendiği zaman Zeyd daha onun yanındaydı. Onun edebi, zerafeti ve kibarlığı Efendimizin hoşuna gitti. Efendimiz onu Hatice'den istedi. Hatice Validemiz (r.a) : "Bir şartla veririm. Azad ettiğim zaman benim azadlım sayılsın." dedi. Resulullah (s.a.v) bu şartı kabul edemiyeceğini beyan etti. Bir müddet sonra Hz Hatice (r.a) : "Zeyd'i sana hibe ediyorum, istersen azad et, istersen köle olarak yanında kalsın." dedi. ve Resulullah 'a (s.a.v) hibe etti.

    Zeyd (r.a) Allah'ın (c.c) sevgili Resulü yanında yetişti. Yıllarca O'nun hizmetinde bulundu. Bir ara Ebu Talib'in ticaret kervanında Şam'a gitti. Kendi aşiretinin memleketinden geçerken amcası onu tanıdı ve babası, amcası ve kardeşiyle birlikte Mekke'ye geldiler.Resulullah (s.a.v) Efendimiz'den Zeyd'i istediler. Efendimiz (s.a.v) : "Zeyd'i çağıralım kimi isterse onunla beraber olsun." dedi. Zeyd (r.a), Efendimiz'i seçti.

    Resulullah (s.a.v) Efendimiz, Zeyd'in kendilerine bu derece bağlı olduğunu görünce buyurdular ki :

    - Sizler Allah (c.c) için Şahid olunuz. Ben Zeyd'i azad ettim. O benim, ben de onun varisiyim," dedi. Babası ve amcası bu sözden pek çok memnun oldular. Çünkü Zeyd'in Resulullah (s.a.v) nezdinde ne derece kıymetli olduğunu anladılar.. Zeyd'i kendi halinde bırakarak döndüler.

    Zeyd (r.a) Resulullah (s.a.v) yanında büyümeye devam etti. Herkes ona Hz. Muhammed'in (s.a.v) oğlu diye hitab ediyordu. Bu hal, "Herkesi öz babasıyla çağırınız." ayeti Celilesi nazil oluncaya kadar devam etti. Bundan sonra Haris'in oğlu Zeyd diye çağrıldı.

    Buhari, Müslim ve diğer Hadis kitapları, Ibn-i Ömer'den (r.a) rivayet ediyorlar :

    "Resulullah 'ın (s.a.v) azadlısı Haris oğlu Zeyd'i daima Muhammed'in oglu Zeyd diye çağırıyordu. Taki Kur'an : "Herkesi öz babası ile çağırınız." emri verdi. O vakit Resulullah (s.a.v) Zeyd'e (r.a) : "Sen Haris'in oğlu Zeyd'sin."dedi. Zeyd'in emirle kalbi muzdarip olmuştu. Ilahi emri kabul etmekle beraber kendini garip telakki etmeye başladı. Çünkü bundan evvel insanların en şereflisi olan Hz. Muhammed' e (s.a.v) ve Arabların en saygılı olan Kureyş'e mensuptu. Birden bu şerefli kabile ile ilişkisi kesilmişti. Eski nesebine dönünce kendine zor geldi."

    Bu durumda ilahi bir takım sebepler var : Gerçek olan şudur ki ; Resulullah'ın (s.a.v) hayatta hiçbir erkek çocuğu yoktu. Öyleyse Resulullah'ın (s.a.v) ölümünden sonra da : "Ben, Hz. Muhammed'in oğluyum, saltanat benimdir." demeye hiç kimsenin yetkili olmaması icabediyordu. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) Allah'ın (c.c) son peygamberi ve kendinden sonra gelen bütün ümmeti için de musavi idi.

    Şevkat ve merhamet kaynağı olan Hz. Muhammed (s.a.v) çok sevdiği ve emin bulduğu kölesi Zeyd'in (r.a) bu haleti ruhiyesini anlamakta gecikmemişti. Ona iltifat ederek, halasının kızı Zeyneb'le evlendirdi. Onun kırılmış kalbini böylece tamir etmek istedi. Aşağılık duygusuna kapılmasın diye en şerefli kimselerle eşit tuttu. Böylece şu ayet-i celilenin manası tahakkuk etmiş oluyordu .

    "Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekte en çok sakınanınızdır." (Hucurat Suresi - 13)


    İslam kardeşliği rabıtası her bağdan üstündür. Hürler ile köleler birleştirilir, kumandanla nefheri bir tutar. Resulullah (s.a.v) Zeyneb'le Zeyd'in evlenmesini ancak Allah'ın (c.c) fermanıyla yapmıştı. Daha sonra Zeyd'in Zeyneb'i bırakacağını da Allah (c.c) Resulune haber verdi. Boşanma işinden sonra ; Evlatlığın zevcesi ile evlenmeme bidatını yıkmak için "Zeyneb'le seni evlendireceğim." dedi. Lakin Resulullah (s.a.v) münafiklarla yahudilerin şayia ve iftiralarından korkmuştur. Şöyle diyeceklerdi : "Muhammed oğlunun karısı ile evlendi. Halbuki evladın zevcesiyle evlenilmez. Bunun hükmünü daha önce kendisi vermişti." diyeceklerdi, ve nitekim öyle de dediler. Allah (c.c) Resulü'nün bu mahcubiyetinden dolayı kınadı :

    "Helal bir iş yapılmasında münafıkların ve Yahudilerin iftiralarına kulak verme." dedi ve ayet-i celileyi inzal buyurdu :

    "Ey Muhammed!.. Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye : "Eşini bırakma, Allah dan sakın" diyor, Allah 'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun, oysa Allah'dan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın (c.c) buyruğu yerine gelecektir. (Ahzab Suresi - 37)

    Allah'in (c.c) "Onu seninle evlendirdik." cümlesi kesinlikle ifade ediyor ki, bu evlenme Allah'ın (c.c) emriyle olmuştur. Hikmeti ve illeti anlattığımız gibidir. Yoksa - bin defa haşa - Resulullah'ın (s.a.v) isteğiyle ve kalbinin meyliyle değildir. Nasıl ki bu konuyu müfsidler böylece ağızlarında geveliyorlar. Kuran'ın bu ayeti Resulullah'ın (s.a.v) Zeynep (r.a) ile evlenmesinin açıkca illet ve hikmetini gösterir. Yani "... Onu seninle evlendirmek ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinden onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin..."

    Hz. Muhammed (s.a.v) ,Zeynep (r.a) ile evlendiğinde münafıklar; "Muhammed oğlunun zevcesiyle evlendi." dediler. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu.

    "Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil O Allah'ın elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur..." (Ahzab Suresi - 40)

    İslamın amansız düşmanları Yahudiler, münafıklar ve misyonerler bu meseleyi ağızlarında sakız gibi çiğnerler. İslama ve İslam peygamberine insafsızca hücumlarda ve iftiralarda bulunurlar. Yüce İslam Peygamberini nefis perestlikle itham ederler. Bu şerli iftiralardan Allah'ın (c.c) adaletine sığınıyoruz. Bu en büyük bir iftiradır. Bu en büyük Peygambere yapılan asılsız bir yalan ve ancak utanılacak bir yüz karasıdır.

    Resulullah'ın (s.a.v) O mübarek nefsi, müfsitlerin iftiralarından münezzehtir, paktır. O'nun hayatı gerek milleti ve gerekse düşmanlarınca bilinmektedir. Herkes O'na "Sadık" ,"Emin" , "Tahir" , "Pak" demişlerdir. O'nu bütün kötülüklerden münezzeh görmüşler ve öylece kabul etmişlerdir.

    Cenab-ı Hak (c.c) Kuran'da şöyle buyurmaktadır :

    "Şüphesiz sen en güzel ahlak üzerine yaratılmışsın." (Kalem Suresi - 4)

    Allah'ın (c.c) bu açık beyandan ve bildirisinden sonra, zerre kadar imanı olan bir kimse inkarcı durumuna düşer mi? Her akl-ı selim sahibi insan bu müfsidlerin yalanlarını ancak iftira olarak kabul eder ve bu tutarsız yalanları, küfür ve yalanla kapkara olmuş kalplerine iade eder.

    Ey gafiller!... Siz bu iftiralarla iyi bir iş yaptığınızı mı zannediyorsunuz?.. Resulullah'ın (s.a.v) şerefine leke sürebileceğinizi mi sanıyorsunuz?..

    Bu evlenme şerefli ve hikmetli bir nedeni olan birçok hükümleri açıklamıştır. Bu evlenme göklerde kesinleşmiş, hakkında ayetler nazil olmuş bir evlenmedir.

    Hz. Zeynep (r.a) Validemiz, Resulullah'ın (s.a.v) diğer zevcelerine karşı şöyle derdi :

    "Benim nikahımı, yedi kat göklerin üstünde Allah (c.c) kıydı."

    Buhari Hazretleri şöyle der : Zeynep Validemiz Resulün (s.a.v) diğer zevcelerine, sizi ehliniz evlendirdi. Beni ise Allah (c.c) yedi kat göğün üstünde nikahımı akdetti." derdi.