Zalime Yardım Edenin Hali

'Sorularla İslamiyet' forumunda HazaN tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Zalime Yardım Edenin Hali

    Dünyâya milyarlarca insan gelmiş, bir müddet yaşadıktan sonra, ölüp gitmişlerdir Bunların bazıları zengin, bazıları fakîr, kimi güzel, kimi çirkin, kimi zâlim ve kimi de mazlûm idi Ama bu kimseler, içinde bulundukları hâlleri ile beraber unutuldular ve sanki hiç yaşamamış gibi oldular Bunların içinde inanan da, inanmayan da vardı İnanan ve Allahü teâlânın emrettiği şekilde yaşayıp ölenler, tekrar dirilmek olmasaydı bile, onlar için bir sıkıntı olmazdı Ancak inkâr edip, imânsız olarak ölenleri, âhirette sonsuz azâb beklemektedir Şu anda hayatta olanlar için de, bu iki hâlden birisi olacaktır Onun için insanın iyi düşünmesi ve kararını doğru vermesi lâzımdır Zâlime yardım ve teşvîk etmek de, zulmün tâ kendisidir Ayrıca zâlime yardım eden, onun zulmüne uğramadan ölmez Nitekim hadis-i şerifte; (Bir zâlime yardım edene, Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder) buyurulmuştur

    İnkâr edenler, ibâdet yapmadıkları, günâh işledikleri için, dünyâda azâb çekmezler Hatta çalıştıkları zaman her türlü dünyâ ni’metine de kavuşurlar Yalnız, zâlim olanlar, mahlûklara eziyet verenler, dünyâda da cezâlarını çeker Âl-i İmrân sûresinin 57 ve 140 âyetlerinde meâlen; (Allahü teâlâ, zâlimleri sevmez) buyurulmuştur Hadîs-i şerîfte; (Zâlimin çok yaşamasına duâ etmek, Allahü teâlâya isyân olunmasını istemektir) buyurulmaktadır

    Süfyân-ı Sevrî hazretlerine;
    - Çölde bir zâlim susuzluktan helâk oluyor Ona su verelim mi? diye sual edilince;
    - Hayır vermeyin cevabını vermiştir

    Zâlim, huysuz kimselerin, yakınlarına zulmettikleri için, etraflarında kimse kalmaz Böyle olanları kimse sevmez ve yanında kalmak istemez Sa’dî-i Şîrâzî hazretleri Gülistan adlı eserinde şöyle ibretli bir hâdise nakleder:

    “Vaktiyle bir hükümdar, halkına çok ezâ ve cefâ eder, halkın mallarını gasbederdi Hükümdarın zulmü o kadar ileri gider ki, halk o beldeden akın akın kaçmaya başlar Halkın azalmasıyla, hazîne boşalır, devletin gücü zayıflar Düşmanlar sağdan soldan saldırmaya başlar Bir gün hükümdarın meclisinde Şehnâme kitabı okunur Okunan bahis, Dahhak’ın saltanattan indirilmesi ve Feridun’un hükümdar olması hakkındadır Vezîr, hükümdara;

    - Feridun’un hazinesi, malı, mülkü, hizmetçileri ve adamları yok iken nasıl oldu da hükümdar olur diye sorar Hükümdar;

    - İşitmişsindir, birtakım halk onu büyük bir istekle destekler, onu kuvvetlendirirler Böylece hükümdar olur der Bunun üzerine vezîr;

    - Mademki halkın toplanmasına hükümdar sebeb oluyor, siz niye halkınızı eziyor, perişân ediyorsunuz? Yoksa hükümdar olmak istemiyor musunuz diye sorar Bunun üzerine hükümdar, vezirine;

    - Dağılan asker ve halkın toplanması için ne yapmalıdır? diye sorunca, vezir;

    - Hükümdar, âdil ve merhametli olmalıdır Hükümdar âdil ve merhametli olursa, halk onun etrafında toplanır ve rahat yaşar cevabını verir

    Vezîrin bu sözleri hükümdarın hoşuna gitmez ve onu hapse attırır Çok geçmeden hükümdarın amcasının çocukları saltanat dâvâsına düşer ve etraflarına bir ordu toplayarak hükümdarı tahttan indirmeye kalkarlar Hükümdarın zulmünden bezen halk da, onlara yardım eder ve böylece hükümdar, tahtını kaybeder Saltanat da, amcasının çocuklarının eline geçer”

    Zünnûn-i Mısrî hazretlerini hapse atmışlar ve günlerce aç kalmıştı Bir kadıncağız, iplik parası ile hâzırladığı yemekten gönderir fakat o yemeği de yemez O kadıncağız işitince, üzülür ve;
    - Helâl para ile yaptığımı bildiğin hâlde niçin yemedin diye haber gönderir Zünnûn-i Mısrî hazretleri;

    - Evet yemek helâl idi Fakat, zâlimin tabağı içinde getirdiler buyurur

    Netice olarak, değil insanlara, Allahü teâlânın yarattığı hiçbir canlıya, zulüm, işkence yapmamalı ve yapanlara da yardımcı olmamalıdır Zira yardım edenler de, zulme ortak olmaktadır Zulme yardım değil, gücü yettiği nisbette mâni olmalıdır Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
    (Zulme mâni olarak, zâlime de mazlûma da yardım ediniz!)