Yusuf Yöreli

'Biyografi' forumunda Wish tarafından 19 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. 1911 yılında Konya’da doğdu. İlimizdeki Kayalı Park’ın karşısında eski adı ile Erkek Sanat Okulu’nun tesviye bölümünden mezun oldu.

    Kırklareli İli Babaeski İlçesinde vatani görevini tamamladıktan sonra Eskişehir’de güreşe başladı.
    Bilahare doğup büyüdüğü Konya’ya avdet ederek Devlet Demiryolları mağazasında memuriyete adım attı. Ölümünden 7-8 yıl kadar önce T.M.O.ne geçerek memuriyet görevini hayatının sonuna kadar burada idame ettirdi.
    Halkımız arasında “YÖRELİ” olarak tanınan merhum, Konya’ mız güreşine aralıksız tam 39 yıl amatör bir ruhla hizmet vermiştir. Üstlendiği her görevi adeta ibadet eder şekilde titizlikle yerine getiren nadir insanlardan birisidir.

    Ankara Et Balık Kurumu’ndan emekli olan takım arkadaşı hemşehrimiz merhum Osman ÖZ “...hayatım boyunca güreşe aşık tek bir insan tanıdım, o da Yusuf YÖRELİ’dir” diyerek merhum babamın güreş sporuna olan aşk derecesindeki sevgisini katıldığı sohbet toplantılarında dile getirmiştir.
    Güreşçi, antrenör, güreş il temsilcisi ve hakem olarak Konya’mız güreşine yıllar boyunca amatör bir ruhla hizmet eden rahmetli Yusuf YÖRELİ’yi; elinde büyüdüğünü ve her şeyini O’na borçlu olduğunu fırsat düştükçe dile getiren, babası merhumun gözlerini açık bırakmayan sporcu evladı Haşmet YÖRELİ’den dinleyelim.

    “Rahmetli babam Yusuf YÖRELİ benim ilk ve son antrenörüm, hocamdır. Babamı gerek güreşe başlamadan ve gerekse güreşe başladıktan sonra Konya’daki bütün güreş organizasyonlarının başında idari ve teknik konularda sorumluluklar üstlenen bir insan olarak tanıdım. Güreş hayatım boyunca 52 kiloda serbest ve greko romen stilde gerçekleştirilen müsabakalara katıldım. Müsabakalar öncesi yapılan tartılarda rakiplerimin yanında ve herkesin de hazır bulunduğu ortamlarda “..benim oğlum Haşmet YÖRELİ’yi kim yenerse ona özel bir ödül vereceğim..” dediğini çok iyi hatırlıyorum. Ancak bu özel ödülü kimsenin alamadığını çok daha net bir şekilde anımsıyorum. Benden daha çok sevdiği, gözü gibi baktığı ve yetiştirdiği genç güreşçi adaylarına objektif duygular içerisinde yaklaşan bir hoca tarafsız davranan ve herkese hakkını teslim eden bir yönetici ve ayrıca beraberindekilere çalışma aşkı ve zevki aşılayan, disiplinli ve otoriter bir eğitimci olarak hatırlıyorum. Ruhu şad olsun.

    İlimizin ender yetiştirdiği simalardan birisi olan, her türlü zorlukla mücadele etmesini bilen, dürüst çalışmaları ile temayüz eden merhum, Devlet memuru tarifine ve sıfatına uygun bir kişi olması yanında temiz ahlakı, güler yüzü ve kendisine özgü nükteleri ile ününe ün katmıştır. Sohbet toplantılarında sık sık dile getirdiği İNCE KAHVALTI hikayesini anımsamayan yoktur.
    Yıllarca bölge birinciliğini kimselere kaptırmamış, Türkiye ikinciliğini kazanmış, ömrünü çok sevdiği ata sporumuz olan güreşe adamış bu spor adamımız aktif spor hayatına 29 Ekim 1965 tarihine kadar devam etmiştir.

    Güreşi bıraktıktan sonra çok zor şartlar altında Konya’lı gençlere ata sporumuzu sevdirmeye çalışan ve bunda büyük ölçüde muvaffak olan Yusuf YÖRELİ antrenör olarak da büyük başarılar sağlamıştır.

    1960 Roma Olimpiyatlarına katılan ve halen İstanbul Bostancı PTT Hastanesi Başhekim Yardımcısı olan Operatör Doktor Halil Kazım GEDİK, Sulhi GEDİK, Cemal DEMİRBAŞ, Necip ALKAN, Abdulkadir TAŞKIRAN, Hüseyin YILMAZ, Erdağan ve Ömer ALPTEKİN kardeşler, Konya Milletvekili merhum Turan BİLGİN, merhum Necati İRTEM, yıllarca bitmeyen büyük bir aşk ve hırsla milli duygular içerisinde güreşe hizmet eden ve son yıllarına kadar ajanlık yapan, hakemlikte milli kokart takmaya hak kazanan rahmetli Faruk NAZROĞLU, Mustafa GÜDEKLER, Kemal OĞAN, Tuğrul ORHON, Cemal ILGIDIR, Hasan İYİCAN, Osman ÖZ ve Fahrettin AKBAŞ takım arkadaşlarından bazıları idi.

    Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak 29 Ekim 1965 yılında genç sayılabilecek bir dönemde 49 yaşında hayata gözlerini yumarak vefat eden Yusuf YÖRELİ vefatı öncesinde önemli ve riskli bir ameliyat geçirmesine rağmen güreş sporundan kopmamıştır.

    Konyamızda zamanında Türk gücünün simgesi olan bu mütevazi, dürüst ve nüktedan ismi unutmamız mümkün değildir. Çünkü rahmetli babam kısa sayılabilecek hayatını dolu dolu yaşamış, kalıcı dostluklar kurmuş, bu dostlukların devamlı olmasını ve sürekliliğini sağlamış, arkasında sevgi, saygı ve iyiliklerle dolu anılar bırakmıştır. Nur içinde yatsın.

    Aramızda uzun zamandan beri bulunmayan bu büyük spor adamının anısını yaşatmak için adına bir turnuva düzenlenmesi kendisine bütün güreş camiasının hissetmesi gereken vefa borcunun ödenmesi anlamına gelir.