yusuf has hacip kutadgu bilig kime takdim etmiştir

'Etüt Merkezi' forumunda Ezlem tarafından 14 Mart 2008 tarihinde açılan konu


  1. Kutadgu Bilig Günümüz Türkçesi ile: Mutluluk Veren Bilgi , 11. yüzyıl Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han (Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan)'a atfen yazdığı ve takdim ettiği Türkçe eser.

    Kutadgu Bilig’den Öğütler

    –Hırslı insanlara işini bırakma, yemeğini nankör insanlara yedirme. Huzura güvenme, bu seni gaflet uykusuna düşürür. Rahvan küheylandan inip, acz içinde, eğersiz bir ağaca bineceksin.
    –Heves ve öfke anında hiçbir iş yapma, dişini sık, sabret. Acele yapılan işler acı olur. Sözünde durmayanlara ümit bağlama, ömrün boşa geçer ve pişman olursun.
    –Akılsız kişiler bilgiyi tahrif ederler; bilgisiz kişiler halkı tahrip ederler.
    –Gönül ile dilini doğru tut. Söylemediğin söz sana kuldur; eğer söylersen, sen ona kul olursun.
    –Aklın süsü dil, dilin süsü söz; insanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür
    –Kılıç kımıldadığı müddetçe düşman kımıldayamaz, kılıç kınına girerse, bey memlekete sahip olamaz, beyin huzuru kaçar. Sağ elin kılıç tutarken, sol elin mal dağıtsın.
    –Askerin başına çok çevik, sert, tecrübeli, tam ve pek yürekli bir adam lazımdır. Serdar cömert ve cesur olmalı. Kendine mal toplamamalı. İyi tabiatlı ve alçak gönüllü olmalı. Mağrur adam ihmalkârlık eder. İhmalkâr, ya bozulur, ya vakitsiz ölür. O siyaseti bilmeli; domuz gibi inatçı, kurt gibi kuvvetli, ayı gibi azılı, yaban sığırı gibi kinci olmalıdır. Kırmızı tilki gibi hilekâr, saksağandan ihtiyatlı, gözünü kaya kuzgunu gibi uzaklara dikmelidir. Aslan gibi hamiyetli, baykuş gibi geceleri uykusuz geçirmeli. Tuzu, ekmeği, yemeği bol; atı, elbisesi, silahı da buna denk olmalı. Doğru sözlü olmalı.
    –Memleketi alan kılıç ile almıştır. Memleketi tutan kalem ile tutar. Bey kendi başını yememesi için, her duyduğu şeyi ifşa etmemeli, görmemesi gereken uygunsuz şeylere göz yummasını bilmeli, kendisine hâkim olup, doğrulukla yaşamalı.
    –Hesaplar muntazam tutulmalı. İsraftan kaçınmalı, el kesesinden cömertlik olmaz.
    –Temiz olmayan şeyler, su ile temizlenir. Eğer su temiz olmazsa nasıl temizler.
    – İşten istifadesi olan kimseyle istişare etme, bundan sana fayda gelmez.
    –Üç düşman; dünya, şeytan ve nefsindir. Bunlar arasında en kötüsü nefsindir. En çok gürültü de ondan çıkar. Rabbin adını anarsan, şeytan kaçar, dünyayı bırakırsan ondan uzaklaşırsın. Ama vücudu nasıl bırakırsın. Vücudun esiri olma, esir olursan fidye olarak dinini ister.
    –Çok dost ve ahbap edinmeye çalış, onlarla sık görüş. İnsanları bilmeyerek kendine düşman etme, insan düşmanından fayda görmemiştir.

    KUTADGU BİLİG’DEN BİR BÖLÜM: DÜZEN BOZULUNCA
    “İlmin kaldırılması, bilgisizliğin kökleşmesi, şarabın içilmesi, zinanın çoğalması kıyamet alâmetlerindendir.” Hadis/ Buhârî

    Ey bilge kişi dikkat et. Günümüzde işler tamamen değişti. Bilgi sahibi olanlar küçük görülüyor. Bir kenarda sinmişler, aklı erenler, dillerini yutmuş gibi ağızlarını açamıyor.

    Ülkede kötü insanlar çoğaldı, uysal kişiler ayaklar altında kaldı, uğursuzların yüzünden baş açamıyorlar. Şarap ile yüzlerini yıkayıp ibadeti bırakanlar saygı görüyor. İçki içmeyenler cimri sayıldı. İstedikleri gibi at koşturuyorlar. Fesat karıştırıp kötülük kotaranlar mert sayılıyor. Namazına orucuna devam edenler bozguncu sayıldı.

    Helâl büsbütün ortadan kalktı, haram çoğaldı. Helâlin adı kaldı. Onu şimdilerde gören bilen yok. Haram kapış kapış gidiyor; ama bir türlü doyan da harama “haram” diyen de yok. Onu bırakıp helâl yiyen ise hiç yok.

    Dünyanın hâli tamamen değişti. İnsanların gönlü ile dilleri birbirine uymuyor. Hâl böyle olunca, ben, bilgiyi yüzde bir işte bile kullanamam.

    Halktan vefa gitti. Yerini cefa aldı. İtimat edilecek, kendine güvenilecek kimse çok azaldı. Akrabalar arasındaki yakınlık kalktı. Kardeşlik uzaklaştı. Candan arkadaşlık hiç kalmadı. İnsanları ancak para birbirine yaklaştırır oldu.

    –Küçüklerde terbiye, büyüklerde bilgi kalmadı.
    –Kaba insanlar ortalığı doldurdu, nezaket çoktan kalktı, nazik insanı nereden bulacaksın?
    –Emanetin adı kaldı, yerine getiren yok.
    –Nasihatin sözü var, özünü tutan yok.
    –Marufu emreden kim, münkeri nehyeden kim?
    –Satıcılar emanetleri götürdü, ustalar nasihatlerini terk ettiler.
    –Bilen kişi sözünü dosdoğru söyleyemez oldu.
    –Kadınlardan hayâ gitti.
    –Doğruluk, yerini nice eğriliğe bıraktı.
    –Allah rızası için iş gören tek bir kul kalmadı.
    –İnsanların hepsi paranın kulu oldular. Zengine boyun eğdiler.
    –Cemaatler çok camiler az idi, şimdi camiler çoğaldı, cemaat azaldı.
    –Müslümanlar karıştı, birbirlerinin etlerini yiyorlar. Kâfirler ise tam bir huzur içinde yaşıyor.
    –Müslümanların malı çalındı, yağma edildi.
    –Bozgunculuk ile kötülük o kadar sesini yükseltti ki geceleri uyunmuyor. Kur'an sesi, ilim sesi gelmez oldu.
    –Gönüller katılaştı, diller yumuşadı. Doğruluğun kendisi uçtu gitti, kokusu kaldı.
    –Oğul babaya babalık eder oldu.
    –Hayat zorlaştı, endişe çoğaldı. Hırs ile tamah arttı huzur kaçtı.
    –Fakir, dul ve yetimlere şefkat gösteren yok. Dünyayı bir başka kalıba soktular da hayrete düşen kimse yok.
    –Oğul-kız, babaya saygıyı bıraktı. İhtiyar kelimesi hakaret sayıldı.
    –Düzen değişti, yasalar bozuldu; ak ile kara ayırt edilemez oldu.

    Her şeye gücü yeten Rabbim, sonumuzu hayırlı kılsın. Bu fitne, belâ ve kötü gelenekleri ortadan kaldırsın.
     



  2. Yusuf Has Hâcib hakkındaki bilgilerin tek kaynağı, yine kendi eserine sonradan eklenmiş olan manzûm ve mensûr mukaddimelerdir. Yusuf, XI. yüzyılda, Balasagun (Kuz-Ordu)’da doğmuştur. Asil bir aileye mensup olup, ilmi, fazîletleri, zühd ve takvası ile cemiyetin içinde en yüksek hizmet mertebesine ermiş bir zattır. Eserine Balasagun’da başlamış, daha sonra gittiği Kaşgar’da tamamlamış (1069-1070) ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç Kara Buğra hânlar hânının huzurunda okumuştur. Hâkan, şâirin kalem kudretini takdir ederek, ona iltifat etmiş ve yanına alarak, ona “has hâcib” unvanını vermiştir. Bundan dolayı nâmı Yusuf Has Hâcib olarak yayılmıştır. Üzerinde 18 ay uğraştığı eserinin bazı beyitlerinde (365-371) 50 yaşında olduğunu belirtmektedir. Bu beyitlerden hareketle O’nun 1019 yılı civarında doğduğunu söyleyebiliriz. Ölümü hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Eserin ilave kısmında kendisinden bahsederken, ihtiyarladığını, hayatını insanlara hizmet etmekle geçirerek ibâdete geç kaldığını belirtmektedir.
     



  3. Eserin genel özellikleri
    11. yüzyılda yazılmıştır.
    Yusuf Has Hacib yazmıştır.
    Mesnevi tarzında yazılmıştır.
    Siyasetname türünün ilk eseridir.
    Eserde kullanılan bazı sözcükler günümüzde de kullanılıyor.
    Türk dilinin Hakaniye (Çağatay) lehçesi ile yazılmıştır.
    Nazım birimi beyittir. (Redif ve kafiye kullanılmıştır.)
    İslamiyet'in Türklerce kabulünden sonraki ilk yazılı eserdir.
    Allegorik ve didaktiktir.
    Bazı bölümlerinde ansiklopedik bilgiler içerir.
    'Kutlu Olma Bilgisi' veya 'Mutluluk Veren Bilgi' olarak Türkiye Türkçesine aktarılabilir.
    18 ayda tamamlanmıştır.
    4 soyut kavram üzerine kurulmuştur. Bunlar; Kün Togdı (hükümdar, kanun, adalet); Ay Toldı (mutluluk, saadet); Odgurmış (akıbet, hayatın sonu); Ögdülmiş (Akıl, zeka)
    Nasıl mutlu olabileceğimizi,hayata nasıl tutunabileceğimizi yazmıştır.