Yunus Emre Düşünceleri

'Biyografi' forumunda YAREN tarafından 2 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Yunus Emre Düşünce Sistemi,
    Yunus Emrenin Düşünceleri
    Yunus Emre Düşünce Dünyası


    Yunus Emre'deki Hümanist düşünce: Yunus Emre'nin,İslamiyetin öz değerlerinden, içinde yaşadığı bölgedeki kolonizatör Tük dervişlerinden ve sofilerden aldığı kavramlardan birleştirdiği kendine özgü bir hümanist düşüncesi vardır.Batıdakı bildiğimiz hümanist düşünce ile Yunus'un hümanist,yani insani düşüncesi veya insanı hedef alan düşüncesi arasında fark vardır.Batıdaki hümanist düşüncenin hedefi; insan iken, iyiliğiyle kötülüğüyle bütün sinirsiz özgülüğüyle insanı hedef almışken, beser üstü varlıkları reddeden, hatta Allah'ı reddeden insanı hedef almışken Yunus'taki insani düşüncenin hedefi İlahi aşk veya insan Allah merkezli insandır.Yunus'ta sonuç ne olursa olsun, hangi düşünce olursa olsun bütün olarak insanı Allah'a götümelidir. Zaten batıdaki hümanist düşünce hareketi Rönesans'la başlamıştır. Halbuki Yunus Emre asırlar önce kendine özgü insani düşüncelerini Anadolu halkının gönlüne ulaştırıyordu.Bu düşünceyi şiirlere dökerek ve yaşayan Anadolu Tüçesiyle ele almış ve Tük toplumuna hediye etmiştir. Bu bakımdan bu düşünce kendine ve Tük toplumuna özgüdü.

    Öyle ki Batılıların yıllarca düşünüp bir tülü uygulayamadıkları hümanist düşünceyi, tarihimizin derinliklerinden beridir yaşanılıp uygulanmaktadır. Her ne kadar batılılar bu konuda çok yazmış ve çizmiş iseler de bir tülü fiiliyatta gerçekleştirememişler diğer taraftan da Anadolu insanında gördükleri eşsiz hoşgörü ve hümanist düşünceyi hep merak etmişler ve bu durumu defalarca basın ve yayın organları vasıtasıyla dile getirmişlerdir.Sanırım Anadolu insanındakı bu düşüncenin temellerini Yunus Emre'de aramak gerekir.

    “Yetmişiki millete bir göz ile bakamayan,Ser’in evliyasıyla hakikatte asidir”

    Diyordu Yunus Emre 7 asır önce.Çevresindeki gönüllere, bütün insanlığa aynı gözle bakmak gerektiğini belirtiyordu.

    Yunus Emre’nin insanı sevmesi veya hümanist bir düşünceye sahip olması insanları Yaratanının bir kapısı olarak gördüğündendir. Bu fikrini şu dizelerinde açıkça belirtiyor.

    "Çok aradım özledim,yeri göğü aradım.Çok aradım bulamadım,buldum insan içinde."

    Yunus Emre Allah'ı geleneksel düşüncenin aksine gökte değil, O yaratanını veya kendi diliyle Masuk’unu yerde arar, insanlarda arar kısaca onun yarattığı her şeyde arar:

    "Ben ayımı yerde gördüm, ne işim var gökyüzünde.Benim gözüm yerde gerek,bana rahmet yerden yağar."

    İnsan “gönül” sahibidir.Gönül bütün yüceliklerin kendinde toplandığı yerdir.Gönül nazargahı ilahidir. Nihayet gönül,sevginin coşup taştığı yer olur.

    "Gah eserim yeller gibi gah tozarim yollar gibi,taşkın akan seller gibi gel gör beni aşk neyledi"

    Yine Yunus Emre’deki hümanist düşüncenin temeli insanları sevmesidir.Onun için bütün insanlık birdir. Din,dil,irk ve cinsiyet ayırt etmez.Değil mi ki onlar birer yaratılan ve yaratan gibi yüce birisi onları yaratmış.Öyle ise insan en değerli varlıktır.Çünkü o varlık Allah'ın yaratmış olduğu ve sonuçta yine Allah'ın eseri olduğu için değerlidir.Peki o zaman hangi eser yapıcısını hatırlatmaz ve ya sevdirmez ki. Yunus'un bu insanlara daha doğrusu yeryüzündeki bütün insanlığa bakış açısı şöyledir:

    Hâs u âm muti asi Dost kuludur cümlesi Kime ayıdabilirsin gel evinden taşra çık.

    Bütün insanlık Allah’ın kuludur.Bu durumda hangi birisine O’nun dairesinden, evinden dışarı çık diyebilirsin ki..

    Yunus Emre’nin ana gayesi :

    İnsanın bütün insanları sevmesi gerekir: Yedi asırdır ruhları ve gönülleri yıkamaya devam eden Yunus Emre’nin destani bir hayatı vardır.Yaptıkları, sözleri, şiirleri; dilden dile dolaşmış, gönülleri fethetmiş kendi deyimiyle “gönüller yapmış”, Anadolu’nun en buhranlı dönemlerinde gerek iç karışıklıklar gerekse Moğolların Anadolu’yu yakıp yıktıkları dönemlerde Anadolu insanına moral olmuş manevi destek olmuştur. Anadolu Tükçe’sini halk gönlünde yaşatmış ve sevdirmiş.Sarayın ve Medresenin Arapça ve Farsça’yı ön planda tuttuğu ve muteber saydığı bir zamanda, Mevlâna’nın bile eserlerini Farsça yazdığı bir zamanda O şiirlerini Tükçe ve yaşayan halk dilinde söylemiş, halkın gönlüne seslenmiştir. Bu derece halk üzerinde etkili olmasına rağmen O; öyle büyük davasının olmadığı, O’nun gayesinin sadece ve sadece insanlar arasında sevgiyi hakim kılmak olduğunu ifade etmiştir. Onun hedefi “gönül yapmak”tır. Yani gönülleri imar etmek, onları Hak aşkını barındırabilecek olgunluğa eriştirmek olduğunu şu mısralarıyla açıklar:

    Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi işi.Dost’un evi gönüldendir gönüller yapmaya geldim.

    Söz söyleyen kişi dikkatli olmalıdır: Mutasavvıf şairler gibi Yunus Emre’yi de başka şairlerden ayıran en büyük özellik; O’nların şiirlerindeki söze kutsal bir mana vermesindendir.Baska şairler için şiir ben’in ve toplumun bir ifadesidir. Veya sadece bir kelime oyunundur.Ama Yunus Emre’de şiir başkadır.O’nun için şiir “Tanrı avazı”dır.Şaire çok büyük bir sorumluluk yükler.Bu görüşlerini şöyle dile getirir.

    Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı, Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ide bir söz

    Kişi bile söz demini dimeye sözin kemini Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ide bir söz

    Yunus imdi söz yatinda söyle söz gayetindenn Key sakin o seh katından seni ırak ide bir söz”

    Öyle ki insan ne zaman neyi konuşacağını bilmeli ve ona göre konuşmalıdır.Kötü söz konuşmamalı, yerinde ve zamanında konuşmalıdır.Yunus Emre sözün bu dünya cehennemini “sekiz uçmak” derecesine getirebileceğine inanmaktadır.

    Insan kendini ve hakkı mutlaka bilmelidir : Aynı zamanda Yunus Emre’nin bir diğer hedefi ise, insanın ilk önce kendisni bilmesini ve tanımasını istemesidir. Bütün ilimlerin buna yönelik olmasını ister.Ve şöyle açıklar düşüncelerini:

    İlim ilim bilmektir, ilim; kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır.Okumaktan ma’ni ne kişi Hakk’ı bilmektir. Çün okudun bilmezsin ha bir kuru emektir..

    Kendilerini ilme adamış nice insanın Hakk’ı tanıyamadığını belirtir.İlim adamının kendisini ilme verip dış alemle ilişkiyi kopardığını ve olup biteni göremediğini Allah’ı unuttuğunu belirtmek ister adeta.

    İnsanın en önemli görevi gönül yıkmamak bilakis “gönül yapmak”tır: Yunus Emre'ye insanın Kabesi kendi gönlüdür.Yer yüzünde Kabe’nin Müslümanlar açısından değeri ne derece önemli ise kendi Kabe’si olan gönlü o derece mühimdir.

    kaynak: edebyahu.com