Yorgun Serüvenci Şiir İncelemesi

'Sözel Dersler' forumunda Meryem tarafından 23 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Yorgun Serüvenci Şiirinin incelenmesi
    Yorgun Serüvenci Şiiri


    YORGUN SERÜVENCİ
    ben yeşil bir su içtim on sekiz
    emirgan’da içtim temmuz’da
    bütün karadeniz akıyordu
    rüzgar çözülmüştü ay yoktu
    işte ben klor içtim on sekiz
    bıyıklarımdan damlata damlata
    büyük rezilliğimizi içtim

    saat yirmi bir demesin içim çöl
    gözlerimi mumlar gibi söndürüyorum
    sarhoşlar gitti on sekiz gitti
    İstinye’de gemiciler kahvesindeyim
    avuçlarımda kuru kafa işareti
    oksijeni eksik başka bir gökteyim
    başka bir karanlığa kan veriyorum
    az sonra böbreklerim dökülecek
    yabancı bir ıslık elektriklerde
    rüzgar dudaklarımı kesiyor
    şimdi git on beş yıl önce gel
    yalnızlar sokağında bekliyorum
    tırnak uçlarımdan kan sızıyor
    kan burun deliklerimden sızıyor
    bütün camlarım kırılmış yorgunum
    bir elektrikli gitar ulumaya görsün
    aseton kokuları gelmesin gelmesin
    bir kadın sesi boşalmasın kulaklarıma
    plastik bir merih gecesindeyim
    serüvenlerin tutsağıyım yenilmişim
    çiğneyip tükürdüğüm yoksa korku mu
    yoksa bıyıklarımı kirleten bu yeşil
    fosforlu saat kadranlarına eğilmişim
    akşam gazeteleri çıktı mı titremek
    içimdeki filmin artık koptuğu mu
    sen bakma bulutlandığıma on sekiz
    s.o.s ne demek biliyorum unutmadım
    çanların kimin için çaldığını unutmadım
    yeşil bir su içmedim mi şekersiz
    klor kokuyor klor elim ayağım
    dinamit kasalarına giriyorum
    Fransız afrikası’nda iş arıyorum
    Cezayir’de kurşuna diziliyorum
    ölüm sarhoşluğundan bıkmadım

    kadehini kaldır on sekiz bir daha kaldır
    yıkılsın bu temmuz bırak ayaklarına
    kafesinden çıkar yürek diye taşıdığını
    köprülerini at gemilerini batır
    ellerini ellerimin üstüne koy on sekiz
    sen de bir ıslık uydur devrik ıslığıma
    ömrümüzü bir suç gibi ayarlamadık mı
    ağır bir hüküm giyer gibi öleceğiz

    A. ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
    Yorgun serüvenci şiiri bir baş kaldırı edasıyla yazılmıştır, bunu şiirde, büyük küçük harflerin ve noktalama işaretlerinin kullanılmamasından anlayabiliyoruz. Şiir modern tarzda ve serbest ölçüyle yazılmıştır.

    B. ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
    ben yeşil bir su içtim on sekiz
    emirgan’da içtim temmuz’da
    bütün karadeniz akıyordu
    rüzgar çözülmüştü ay yoktu
    işte ben klor içtim on sekiz
    bıyıklarımdan damlata damlata
    büyük rezilliğimizi içtim
    Şair yukarıdaki satırlarda abartılı olarak kendi hayatından örneklerle toplumun içinde bulunduğu durumu ortaya koymaya çalışıyor. Zaten Attila ilhan’ın şiirlerinde toplumsal gerçekçilik ve romantizm unsurları oldukça fazladır. İlk mısrada “ben yeşil bir su içtim on sekiz” burada şair içtiği içkiyi yeşil suya benzetiyor ve yine bu sudan abartılı olarak olarak içişinden söz ediyor “işte ben klor içtim on sekiz bıyıklarımdan damlata damlata büyük rezilliğimizi içtim”

    saat yirmi bir demesin içim çöl
    gözlerimi mumlar gibi söndürüyorum
    sarhoşlar gitti on sekiz gitti
    İstinye’de gemiciler kahvesindeyim
    avuçlarımda kuru kafa işareti
    oksijeni eksik başka bir gökteyim
    başka bir karanlığa kan veriyorum
    az sonra böbreklerim dökülecek
    yabancı bir ıslık elektriklerde
    rüzgar dudaklarımı kesiyor
    şimdi git on beş yıl önce gel
    yalnızlar sokağında bekliyorum
    tırnak uçlarımdan kan sızıyor
    kan burun deliklerimden sızıyor
    bütün camlarım kırılmış yorgunum
    bir elektrikli gitar ulumaya görsün
    aseton kokuları gelmesin gelmesin
    bir kadın sesi boşalmasın kulaklarıma
    plastik bir merih gecesindeyim
    serüvenlerin tutsağıyım yenilmişim
    Şair duygularını anlatırken yine abartı ve şiddet unsurlarını kullanarak devam ediyor. Burada artık yorgunluğundan söz ediyor, bir karamsarlık hakim duygularına “şimdi git on beş yıl önce gel yalnızlar sokağında bekliyorum” bu karamsar ve yorgun havayı biçimsel olarak tasvir ediyor “tırnak uçlarımdan kan sızıyor kan burun deliklerimden sızıyor” hayatının geliş ve gidişlerinin sonunda artık yorulduğunu ve yenildiğini belirtiyor.

    çiğneyip tükürdüğüm yoksa korku mu
    yoksa bıyıklarımı kirleten bu yeşil
    fosforlu saat kadranlarına eğilmişim
    akşam gazeteleri çıktı mı titremek
    içimdeki filmin artık koptuğu mu
    sen bakma bulutlandığıma on sekiz
    s.o.s ne demek biliyorum unutmadım
    çanların kimin için çaldığını unutmadım
    yeşil bir su içmedim mi şekersiz
    klor kokuyor klor elim ayağım
    dinamit kasalarına giriyorum
    Fransız afrikası’nda iş arıyorum
    Cezayir’de kurşuna diziliyorum
    ölüm sarhoşluğundan bıkmadım
    Yine şair abartılı olarak soyut olan bir şeyi somutlaştırarak bulunduğu durumdan kaynaklanan bir rahatsızlık bir memnuniyetsizlik tavrı ortaya koyuyor. Yine içtiği içkiden bahsediyor ve içkinin muhteviyatını açıklıyor. Korkularından çekinmeden yoluna devam ettiğini aynı yerde olayların gerçekleştiğini ifade ediyor.

    kadehini kaldır on sekiz bir daha kaldır
    yıkılsın bu temmuz bırak ayaklarına
    kafesinden çıkar yürek diye taşıdığını
    köprülerini at gemilerini batır
    ellerini ellerimin üstüne koy on sekiz
    sen de bir ıslık uydur devrik ıslığıma
    ömrümüzü bir suç gibi ayarlamadık mı
    ağır bir hüküm giyer gibi öleceğiz
    Bu mısralarında şair: kendi sosyalist görüşü doğrultusunda bir baş kaldırıyı resimleştiriyor ve birlik olup beraber yürümeye davet ediyor. Şair yukarıdaki satırlarda hep kendi yaptıklarından söz ediyor ama son satırlarda artık beraber yapılan bir işten çoğul eki kullanarak sonlandırıyor şiiri “ömrümüzü bir suç gibi ayarlamadık mı ağır bir hüküm giyer gibi öleceğiz”.