Yöresel Türkülerimiz - Ben De Gittim Bir Geyiğin Avına (Alageyik) Türküsünün Hikayesi

'Masallar ve Hikayeler' forumunda YAREN tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ben De Gittim Bir Geyiğin Avına Alageyik türküsü ve hikayesi
    Ben De Gittim Bir Geyiğin Avına Alageyik hikayesi


    Ben de gittim bir geyiğin avına,
    Geyik çekti beni kendi dağına,
    Tövbeler tövbesi geyik avına,

    Gidin arkadaşlar kaldım kayada,
    Siz gidin kardaşlar kaldım burada

    Tövbe ya Tövbe ki, tövbe! Yalnız geyik avına mı tövbe Yoksa dağların doruklarına, kırların yeşiline, havaya, suya mı bu tövbe? Tüm güzelliklere mi tövbe Eee ne dersin Bir kez ecel elini atmaya görsün Gençlik, nişanlılık, yakışıklılık para eder mi? Sebep? Sebep dizi dizi Kimini bir çukura düşürür; kimini bir kayadan uçurur Kimi bir yağlı kurşuna göğüs verir, kimi yele sele gider Sonra da türkülerin diline takılır, yıllar sonrasına taşınır olay.

    Öykümüz Toroslarda geçer Toroslarda geçer ya, çukurun bitip, tepelerin başladığı; Güneyin bitip, Güneydoğunun başladığı kesiminde Torosların "Gavurdağları" derler buradaki Toroslara Düz ovayı geçip, Antep - Maraş yolunu tutanlar, bu dağlardan geçmek zorundadır Zorundadır ya, geç geçebilirsen Mübarek dağ değil, zulüm kalesi sanki Alttan bakarsın sipsivri bir tepe Sağına bakarsın dağ; soluna bakarsın dağ Kıvrım kıvrım Gâvurdağı'nın tepesine tırmanmak zorundadır, bu dağı geçmek isteyenler Bir yanından girilir dağın; döne döne tepesine gelinir Yine döne döne inilir tepe aşağı doğru İnilir ama sağı uçurum, solu uçurum Sivri sivri kayalar var sağda solda Başı döner insanın kayalara bakarken Şöyle bir taş parçası alıp atsan aşağı, un ufak olur da, bir uçurumun dibinde dağılır kalır.

    Sözün özü; şimdi yol yolak yapılıp, geçit olmuştur Gavur Dağları ama, vakti zamanında ala gözlü cerenler, çatal boynuzlu geyikler, kınalı keklikler, turaçlar cirit atarmış bu dağlarda Kekliğin "Keklik Kayası" geyiğin "Geyik Dağı" varmış Uçurumları, mağaraları da bir bir bilirmiş hayvancıklar.

    Eee bir dağda keklik olur, ceren olur, geyik olur da, avcı el atmaz olur mu oraya? Adım başı bir uçurum olsa; ve de uçurumun sonu ölüm olsa, avcı avcılığını yapar Düşer avının peşine Düşer ya; eğer avcı gerdeğe girecek bir gençse; eğer nişanlısı onu gerdek odasında bekliyorsa, biraz dikkatli olmalı avcı değil mi? Ne gezer Eğer öyle olsaydı, günümüze kadar gelen "Alageyik Efsanesi", dilden dile dolaşmaz, gönülden gönüle bir burukluk bırakıp gitmezdi.

    Halil, dal gibi bir genç Bir de atıcı ki ehh! İşi, gücü geyikler Halil'in Sırtlandı mı tüfeğini omuzuna, ver elini Gavur Dağları Bir gün, beş gün olsa neyse ne! Bir hafta, on gün dağda kaldığı oluyor Halil'in Gelgelelim geride bir anası, bir de nişanlısı var Halil'in Bir nişanlı ki, melek gibi Halil'e de çok bağlı Ödü kopuyor Halil dağa gidecek de gelmeyecek diye Anası derseniz, hepten karşı Halil'in geyik avına gitmesine Ne zaman ki Halil azığını hazırlayıp atın terkisine atar heybesini; anası yapışır yularına atın; "Ey oğul oğul Gel vaz geç şu geyik avından Yuva yıkanının yuvası olmaz İflah olmazsın Sonu iyi gelmez Gel vaz geç Bak baban da bu yüzden iflah olmadı Ne yapacaksın bunca geyik postunu Yüreğim razı değil Atalar geyik avı tekin değil demiş Bugün olmazsa; yarın bir iş gelir geyik avlayanın başına Kurbanın olam oğul, terk et bu işi"

    Halil'dir tutkun ava Hiç durur mu? Atlar atma; atlar ya, anasını da kırmaya gönlü razı olmaz "Ana, bu son olacak Bir daha söz olsun geyik avına gitmek yok " Bakar olacağı yok, ardmdan seslenir anası "Oğul oğul Madem ki inat ediyorsun Bari yavru geyiklere, yavrulu geyiklere kurşun atma Yuvalarını yıkıp, öksüz koma".

    Bir yandan anası, bir yandan Zeynep Ne kadar yalvanr yakarırlar ama boş Caydıramazlar Halil'i geyik avından Her seferinde "Bu son olacak Tövbeler olsun artık geyik avına" der, sonra yine bildiğini okur Halil Hele iyi bir av yapıp, yüklendi mi sırtına geyikleri, kınalı keklikleri; deyme keyfine Köyün orta yerine bir ateş yakarlar Bir ateş ki, dumanı gökleri tutar Ne zaman ki alev biter, köz olur odun; atarlar geyikleri üstüne, bir şenlik, bir şölen Bir hay hay, bir vay vay karışır gider birbirine Tüm köylü birlik olup, çevirir ateşin etrafırıı Güle eğlene yerler geyik etlerini Yerler de bir yandan da Halil'in avcılığını övgülerler "Bravo arkadaş Şu koca Çukur'da yoktur senin gibisi" der kimi; kimi de "Zeynep sana helal olsun İyi avcı olduğun ondan da belli" diyerek yarenlik eder Halil'le.

    Ama her zaman rastgelmez Halil'in işi Gün olur, dağ bayır dolaşır da, bir tek geyik vuramaz Hele bir Alageyik var ki, aman aman!

    Ne zaman ki, bu Alageyik çıksa karşısına, o gün hiçbir av yapamaz Halil Alageyik dersen bir başka geyik Kurnaz Çevik Canlıkanlı bir geyik bu Alageyik Çıkar bir kayanın başına, "gel beni vur" der gibi döş verir Halil'e Halil'dir yatar sipere Tam nişanlar geyiği Gez göz arpacık, demeğe kalmadan geyik kayıp! Bir de bakar ki, arkadaki kayaya geçmiş Alageyik Döner Halil Sürünerek yaklaşır Yatar sipere Ne mümkün! Kayalardan kayalara zıplar da sonunda kaybolur gider Alageyik Halil fellik fellik kovalar Alageyiği Sonunda yorgun düşer, uzanır bir ağaç gölgesine Sözün kısası, Alageyiğe rastladığı gün tek kurşun atamaz Halil.

    Böylesi günlerde, geyikler üstüne duyduklarını düşler bir bir Bazı geyikler tekin değilmiş Cinler mi, periler mi geyik kılığına girer de dağdan dağa koşuştururmuş avcıları Alageyiğe rastladığı gün Halil bu geyiğin de tekin olmadığını geçirir içinden Bırakmayı düşünür avcılığı Bırakmayı düşünür ya, av tutkusu kor mu tüfeğini duvara assın Alageyiğin tekin olmadığına inanır aslında İnanır ama, rastladığı zaman da kovup kovalamaktan geri durmaz Önündeki kayadan kaybedip, arkadaki kayadan görünce Alageyiği, iyice inanır onun tekin olmadığına Bir yandan da peşinden at kovar Zeynep'in yalvarılarını en çok böylesi durumlarda ansır Ve söylenir kendi kendine "Hele bir düğün olsun Bırakırım avı Zaten bu geyikler tuhaf yaratıklar Anlamadım gitti..