Yılbaşı Akşamı ve İslam

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 26 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Yılbaşı Akşama ve İslam
    Neol kutlaması
    islamda yılbaşı kutlanırmı

    Mâlum olduğu üzere, her milletin, her inancın kendine göre kültürü, örf ve adeti vardır; hayat anlayışı, tarihi, geçmişi vardır. Bunları canlandırmak, tazelemek ve heyecanını yeniden yaşamak için bayramları vardır, seyranları vardır...

    Yegâne güzel Islam’dır!..
    Bunların içerisinde yegâne güzel olanı; Islam’ın getirdikleri, târif ve beyan ettikleridir.

    Kur’an şöyle der: „Biz sana kıssa (ve hikâyelerin) en güzelini anlatırız!“ (Yusuf, 3)

    „Hüküm koymada Allah’dan daha güzel kim vardır?“ (Maide, 50)
    „Şüphesiz ki, bu Kur’an insanları en doğru (en mükemmel, en sağlam ve en güzel) yola iletir.“ (Isra, 9)


    Allah Resulü (s.a.v.) de şöyle buyurur:

    „Rabb’im beni terbiye etti (bana edep öğretti); fakat, terbiye ve edebimi güzel yaptı.“ (Sem’ani)

    „Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.“ (Müslim)

    „Islam üstündür; ona hiç bir şey üstün olamaz!“Muhterem kardeşlerimiz ve aziz vatandaşlarımız!

    Misalleri daha da çoğaltmak mümkündür. Fakat sizler de biliyor ve inanıyorsunuz ki, Islam dini ve onun getirdiği örf ve adetler, onun öğrettiği edeb ve terbiye sistemi, onun vaz ettiği hüküm ve kanun, onun târif ve beyan ettiği beşerî münasebetler ve ictimaî kaideler insan yapısı değillerdir, insan kafasının mahsulleri değillerdir. Allah’ın şaşmaz ilmine ve sonsuz kudretine dayanmakta, hikmet dolu vahyinden kaynaklanmaktadır.

    Binaenaleyh; bizim böyle bir dinimiz, Kur’an gibi bir kitabımız, Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi Peygamberimiz vardır. Bunlardan kaynaklanan hayat nizamımız, bunlardan ilhamını alan örfümüz ve adetimiz vardır. Ibret dersi veren, heyecanımıza heyecan katan tarih sahnelerimiz vardır. Hikmet dolu ibadet sistemimiz, mübarek gece ve mübarek gündüzlerimiz vardır; bayramlarımız, tarih başlangıcımız ve yılbaşımız vardır. Hasılı her şeyimiz vardır ve de en güzel şekliyle!..

    O halde bizim şunun felsefe ve sistemine, bunun düzen ve doktrinine, ötekinin örf ve adetine, berikinin takvim başlangıcı ve yılbaşısına hiç de ihtiyacımız yoktur; onlara uyma ihtiyacı da duymayız. Çünkü bu; bizim için tenezzüldür, zillettir, aşağılıktır ve benliğimizi yitirme, şahsiyetimizi kaybetmedir; ne mukaddesatımıza yakışır ne de şanlı tarihimize!

    Bizler, müslüman olarak, Islam dini gibi bir dinin salikleri olarak örnek ve önder insanlarız. Şunu veya bunu taklit ederek, şuna veya buna uyarak ne çam keseriz ne de mum dikeriz, ne yılbaşı geceleri tertib eder, ne de kafaları çekip serseri oluruz, ne eğlenceler tertip edip insanlığımızı kaybederiz, ne de hayalperest olup zar atarak talih deneriz, ne hindiler keser, ne de tebrikler yazarız...

    „Bir kimse bir millete benzerse o, onlardandır!“ (Ebu Davud)

    Ya ne yaparız?

    Biz müslümanlar; kendimize ait yılbaşında (ki, Hicrî takviminin başlangıcı olan 1 Muharrem’dir!) bu gecede geçen bir senenin muhasebesini yapar; hayır mı yaptık; eksiğimiz, noksanımız var mıdır; Işte bunları gözden geçirir, yaptığımız hayırlardan dolayı Mevlâ’mıza şükrederiz, şerlerden dolayı üzülür ve tevbe ederiz, eksiklerimizi ikmal eder, noksanlarımızı tamamlarız.

    Gelecek senenin de müzakeresini yapar; daha ciddi, daha mükemmel plan ve proğramla, daha azimkâr bir metanet ve cesaretle yeni yıla gireriz. Ömrümüzden bir sene daha eksildiğini ve mezara bir adım daha yaklaştığımızı göz önünde tutarak daha derin ve aşk ve şevkle ibadet ve ubudiyetimizi; maddî, manevî kulluk görevlerimizi daha hızlı, daha mükemmel bir şekilde yapmaya niyet ve gayret ederiz

    Muhterem kardeşlerim!

    Işte müslümanların yılbaşısı, işte müslüman olmayanların yılbaşısı! Bir ona bak bir de buna bak! Hangisi; akla ve ilme, insan tabiatına, insan yaratılışına; bir kelime ile insanlığa uygundur? Iyi düşün, kararını kendin ver ve ona göre hareket et!..