Yezidilik Nedir? Yezidilerin İnançları Hakkında Bilgi

'Soru Cevap' forumunda zamaneanne tarafından 4 Ekim 2012 tarihinde açılan konu


  1. Genel olarak “Hariciler” diye anılan topluluk arasındaki bölünmelerden sonra meydana gelmiş bir mezhebe Yezidilik; bu mezhep mensuplarına da Yezidiler denir. Hariciler; Hz. Ali – Muaviye anlaşmazlığında, önceleri Ali tarafındayken sonradan Hz. Ali’yi de Muaviye’yi de tanımayan bir gruptur. Bu grup mensupları İslâmlık inançları ile hemen hiç bağdaşmayan pek çeşitli teşekküller, mezhepler ve tarikatlar kurmuşlardır. Hariciler tarafından kurulmuş bu çeşitten ikinci derecedeki mezheplerin en tanınmışlarından biri “Ebadiyye“dir. Ebadiyye mezhebi de dört kola bölünmüş, bunlardan biri “Yezidilik” şeklinde gelişmiştir.
    Yezidiliğe, bu adın neden ve nasıl verildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Ancak Yezid’e karşı duyulan engin kin ve nefret dolayısıyla bu mezhebe Yezidilik denmiş olma ihtimali kuvvetlidir. Çünkü Yezidilik, kendi dışındaki hemen bütün din ve mezhepler tarafından hakir görülür. Yezidiliğin bağlı olduğu Ebâdiyye’nin anlayışına göre, Hz. Ali, bir insan değil, insan şekline bürünmüş Allah’ın kendisidir. Hz. Muhammed’i peygamber olarak dünyaya gönderen de, zaman zaman insan kılığına girmiş Allah olan Ali’dir. İşte Ebâdiyye mezhebinin bu kadar dar ölçüde bulunan Tanrı anlayışı, ondan ayrılmış bir dal olan Yezidilik’te daha da ilkel bir şekil almıştır. Dinleri getirenlerin peygamberler oluşu gibi, mezhepleri vücuda getirenler de az çok tarihi bir şahsiyeti olan kimselerdir. Her mezhebin belli bir kurucusu olduğu halde Yezidiliği kuranın kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir.
    Yukarıda belirtildiği gibi, Yezidilik, İslâmlık çerçevesine sokulmakla beraber, Müslüman, mezheplerden tümü ile ayrı bir sistem, hattâ bir din niteliği taşır.
    Yezidiliğin Esasları
    Yezidilere göre, tanrısal varlık iki sistemden ibarettir: iyilik ve kötülük. Kötülüğün temsilcisi bugün için —geçici olarak— şeytan’dır. Ancak, Şeytan’ı, geçici de olsa, kötülük yapmaya mecbur eden Allah olmuştur. Şöyle ki; ilk zamanlar Allah’la şeytan aynı seviyede, aynı güçte ve nitelikteydiler. Fakat Allah, tanrısal ortağı olan şeytanı kıskandı ve bütün yaratıcılık, yöneticilik gücünü kendi nefsinde toplamak için şeytanla rekabete girişti. Bir yolunu bularak ona bir tuzak kurdu, oyun oynadı. Bunun sonunda da şeytanı tanrısal saltanattan ve cennetten uzaklaştırdı. Bunun üzerine şeytan da ister istemez, iyiliğe ve tanrısal oluşlara düşman kesildi.
    Yezidiler’in inanışlarına göre şeytan, hakkı yenmiş durumdadır. Çünkü, kâinatı birlikte yaratmış olduğu Allah, kendisini cennetten ve tanrılıktan uzaklaştırmıştır. Yezidiler; bu inanışın sonucu olarak; zulme uğramış, hakkı yenmiş bulunan şeytan’a önce sevgi ve sempati beslemişler, bunu zamanla şeytanı kutsallaştırmaya, tanrılaştırmaya ve nihayet ona tapınmaya kadar vardırmışlardır. Onlara göre, bugün için, Allah kudret mevkiinde bulunmakla beraber, durum şeytanın lehine gelişmektedir. Yani Allah’ın gücünün gittikçe azalmasına karşılık, şeytan’ın gücü ve nüfuzu gittikçe artmakta, çoğalmaktadır. Sonunda şeytan, Allah’a galip gelecek, onun kendisine yaptığı haksızlığı düzelttirecektir.
    Bu inanışa dayanan Yezidiler, bugünün güç sahibi olan Allah’a değil, yarının güç sahibi olan şeytana tapmayı daha akıllıca görür ve ona taparlar, “Melik Tâvûs” diye andıkları şeytan’a yaranmak için, çok zaman, iyiliğe değer vermezler. Batıl olarak nitelendirilen inançlara bağlıdırlar. Kadın ve erkek adları dışında Müslümanlıkla hiçbir ilişikleri yoktur. Kutsal kitap olarak, “Celde” denilen, kimin tarafından düzenlendiği belirsiz, birtakım masal, efsane ve görüşleri ihtiva eden bir eseri tanırlar.
    Yezidiler; dağınık yığınlar halinde; Suriye’de Sincar dağlık bölgesinde; Halep ve Bağdat’ta; Azerbaycan, Revan dolaylarında; Diyarbakır, Siirt illeri arasında; Garzan, Hasankeyf, Kurtalan, Beşiri köylerinde ve yaylalarında yaşamaktadırlar. Dünya’daki bütün Yezidi nüfusu, yaklaşık olarak, 350-400 bin kadardır.