yeşil kubbe hakkında kısa bilgi

'İslami Bilgiler' forumunda Dark tarafından 16 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Yeşil Kubbe hakkında kısa bilgi
    232/847’de Şebeke-i Saadet’in bulunduğu yer ile dış duvarlarının arasına ve bu yerin dışına mermer döşendi. Mermerler, zaman zaman değiştirildi. Son olarak Sultan Abdülmecid döşetti. Haçlılar, bir ara Hazret-i Peygamber’in na’şını kaçırmak için tünel kazdıklarından, Nureddin Zengî, kabrin etrafına hendek kazdırıp kurşun döktürttü.

    Hücre-i Saadet’in beş köşeli duvarları yapılırken üzerlerine bir de küçük kubbe yapılmıştı. Bu kubbeye Kubbetü’n-Nûr denir. Osmanlı padişahlarının gönderdikleri Kisve-i Şerîfe, bu kubbe üzerine örtülürdü. Kubbetü’n-Nûr üzerine gelen, Mescid-i Saadet’in büyük yeşil ikinci kubbesine Kubbetü’l-Hadrâ denir. Mısır Memlûk Sultanı Salih Kalavûn tarafından 678/1279 senesinde kurşundan yaptırılmıştır. Şebeke-i Saadet denilen parmaklığın dış tarafına örtülen kisve, Kubbe-i Hadrâ altındaki kemerlere asılırdı.



    Muvâcehe-i Saadet. Rakamlar, muhterem kabirlerin yerin işaret etmektedir. Kabirler, bu şebekenin ardındaki, iki duvarın arkasında yer alır.

    Şebeke-i Saadet’in şark, garb, şimal taraflarında birer kapısı vardır. Şebeke-i Saadet içine harem-i şerîf ağalarından başka kimse giremezdi. Duvarların içine ise, hiç kimse giremez. Çünki kapıları ve pencereleri yoktur. Yalnız kubbe ortasında ufak bir delik olup, tel kafes ile kapalıdır. Bu deliğin hizasında olarak, Kubbe-i Hadrâ’ya da bir delik açılmıştır. Bu kubbe 1253/1837 senesine kadar kurşun renginde idi. Sultan II. Mahmud’un emri ile yeşile boyandı. Ağalar, belli zamanlarda hücreyi süpürüp yıkar; suları âşıklar içer, çıkan tozlar da teberrüken dağıtılırdı. Şebeke içinde, 70 kandilden başka, Hazret-i Peygamber’in başında büyük, diğer dostlarının başında iki küçük altın yanardı. Ziyaret, şebeke önünden yapılır.

    Mescid-i Nebevî’nin son binâsı, Mısır Memlûk Sultanı Eşref Kayıtbay tarafından 888/1483 senesinde yaptırıldı. Osmanlı Sultanları tarafından tamir ve tezyîn edildi. Bugünki bina Sultan Abdülmecid’den kalmadır