Yenileşme Hareketleri Ve Tanzimat

'Osmanlı Tarihi' forumunda HazaN tarafından 27 Ekim 2010 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlıda Yenileşme Hareketleri Ve Tanzimat

    Türkiye"nin yenileşme tarihini Tanzimat (1839) ile başlatmak tamamen yanlıştır. Bu tarihi 13 yıl öncesine, Vak"a-i Hayriyye"ye (1826) almak çok daha doğrudur. Zira radikal inkılapları II. Mahmut, 1826-1839 arasında yapmıştır.

    Tanzimat, bu inkılapların neticesidir ve esasen II. Mahmut tarafından düşünülmüş, onun ölümü üzerine, onun adamı olan Reşit Paşa tarafından tatbik mevkiine konulmuştur. Bütün müesseselerde asırlardan beri süregelen düzenin değiştirildiği bu 1826-1839 devresinde II. Mahmut, aynı zamanda çok büyük dış zorluluklar içindeydi. Hatta Türkler, bütün tarihleri boyunca maruz kaldıkları en kritik birkaç devreden birinde idiler.

    Yunan ihtilalini yeniden başlatmak için İngiliz, Fransız, Rus müttefik donanmaları, Türk donanmasını, Navarin limanında basıp yakarlar (20 Ekim 1827). Rusya, resmen harp ilan eder ve Prut"u aşarak Türk topraklarına girer (8 Mayıs 1828). II. Mahmut"un donanması yakılmıştır. Kapıkulu ocaklarını ilga ettiği için ordusu da yoktur. Avrupa usulünde yeni ordusunu yetiştirmek için bir kış Rami kışlasında taş odada yatıp kalkar; basit bir albay gibi çamur içinde yeni birliklerin yetişmesine nezaret eder ve talimlere çıkar. Bir buçuk yıldan az süren Rusya harbine Edirne Anlaşması (15 Eylül 1829) son verilir. Türkiye"nin dostu yoktur. İngiltere ve Fransa"ca da tazyik edilmektedir. Mesela Fransa, Yunan asilerini desteklemek üzere Mora"ya bir ordu gönderir.

    Edirne Anlaşması"nın şartları ağır olur ve Türk İmparatorluğu ağır kayıplara uğrar: Kafkasya"da Kuban ırmağından Batum"a kadar olan bütün Doğu Karadeniz kıyı şeridi (Batum hariç), Rusya"ya bırakılır. Bu suretle Rusya, Karadeniz"in kuzey kıyılarından sonra doğu kıyılarını da elde etmiş olur. Türkiye ancak güney ve batı kıyılarını da elde etmiş olur. Türkiye ancak güney ve batı kıyılarını elde tutabilir. Babıali, Gürcistan"ın Rusya"ya ait bulunduğunu kabul ederek bu ülke üzerindeki haklarından vazgeçer. Eflak (Güney Romanya), Boğdan (Moldovya), Sırbistan prensliklerinin iç muhtariyetleri yeni imtiyazlarla genişletilir ve adeta Rusya"nın kefilliğine verilir. Türkiye, çok büyük bir savaş tazminatı öder (11,500,000 altın).

    Bunun karşılığında Ruslar, ordusuz ve donanmasız Türkiye"den ilk defa işgal ettikleri Romanya, Bulgaristan, Edirne, Kars, Erzurum gibi yerleri boşaltıp iade ederler. Bu ağır tazminatla Türkiye sarsılır. Bu suretle Çar, çok mutaassıp bir Türk düşmanı olan I. Nikolay, şahsiyetini çok kıskandığı Sultan Mahmud"u birçok reform projesini maddi şekilde gerçekleştirebilmek imkanlarından mahrum eder. Bir Yunanistan kurulması da bu anlaşma ile temin edilir ve 24 Nisan 1830"da II. Mahmut, bütün varlığıyla karşı koyduğu Yunan istiklalini tanımak zorunda kalır. Kurulan Yunanistan, Balkanlar"ın ilk müstakil devletidir.

    Bu günkü Yunanistan"ın üçte biri kadar büyüklükte (49,424 km2), 1,000,000 nüfuslu fakir bir krallık olarak ortaya çıkar. Kendisini yaratan Rusya, İngiltere ve Fransa"ya sığınıp onları kışkırtarak büyümek idealini, kurulduğu andan beri yürütmeye başlar. Önce Mora ve Kiklad adalarından müteşekkil ve Sırbistan gibi Türkiye"ye tabi bir Yunanistan yapmak isteyen Büyük Devletler, sonradan Babıali"yi Attika yarımadası ile Eğriboz adasını da bu devlete vermeye ve yeni devletin tamamen müstakil olmasına zorlarlar.

    Sultan Mahmut, çok merkeziyetçi bir idare kurar. Eyaletlerde, sancaklarda, şurada burada, nüfuz kazanmış aile ve şahısların, feodallerin, amansız düşmanıdır. Haklarında merhametsiz davranır. Zira onlar, uzunca bir müddetten beri devleti sömürmekte ve merkezi dinlememektedirler. Modern ordusunu ve donanmasını kurar. Harbiye ve Tıbbiye başta olmak üzere, Fransızca tedrisat yapan ve Batı medeniyetine ilk defa içinden bakabilen ilk modern büyük okullar kurar. Büyük bayındırlık işlerine girişir. Saray ve hükümet teşkilatını temelinden değiştirir; bütün gelenekleri yıkarak Avrupa tarzında teşkilatlandırır. Bunları, çok büyük muhalefetler içinde gerçekleştirir. Halk kendisine "gavur padişah" der.

    Fransa, Türkiye"nin güçsüzlüğünü hesaplayarak Cezayir şehrini (5 Temmuz 1830) işgal eder ve birkaç yıl içinde Osmanlıları bütün Cezayir"den kovar. Son yıllarında II. Mahmut, yeni bir talihsizlikle, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa"nın isyanı ile karşılaşır. Bu, Osmanlı İmparatorluğu"nun, bütün tarihi boyunca, gördüğü en büyük isyandır. İsyan, 1831-1833 arasında geçer. Bir denge devresi geçirir ve 1839"da ikinci safhası başlar. Mısır valisinin tamamen Türklerden müteşekkil ordusu, Kütahya"ya kadar ilerler (2 Şubat 1833). Osmanlı birlikleri bozulur. Nihayet Nizip"te Osmanlı ordusu, 2 saat içinde bozulur (24 Haziran 1839). Bu büyük felaket, ölüm döşeğinde yatan ve 7 gün sonra ölecek olan büyük hükümdardan saklanır.

    Kanuni"den (1566) sonra gelen padişahların en büyüğü olan II. Mahmud, modern Türkiye"nin kurucusudur. 31 yıl saltanat sürmüş, 54 yaşında, daha çok Rus belasının verdiği sıkıntı ile kahrolarak ölmüştür. Kendisinden sonra gelen bütün Osmanoğulları, II. Mahmut"un izinden gitmişlerdir.

    Tanzimat"ın eşiğinde, 1839"da Türkiye, tarihinin en kritik anlarından birini yaşıyordu. Vak"a-i Hayriyye ile Tanzimat-ı Hayriyye arasında geçen 13 yıl (1826-1839), Türkiye İmparatorluğu"nun bünyesini büyük ölçüde değiştirmişti. Fatih devri müesseseleri ile II. Mahmut"un devraldığı müesseseler arasında, şekil bakımından büyük fark yoktu. Yalnız vaktiyle devrinin en yüksek ve iyi müesseseleri, gittikçe bozularak, II. Mahmut zamanında, çöküntünün eşiğine gelmişti. II. Mahmut, imparatorluğu çağdaş müesseselerle donattı. Eski orduyu ortadan kaldırıp modern ordu ve donanmayı kurdu. Batı medeniyeti ile sıkı temasa geldi. Bu medeniyetten birçok şeyi almak suretiyle, ilk defa olarak açıkça, Batı"nın Türkiye"den üstün olduğunu ilan etti. Türkiye, pek azametli bir geçmişin mirası idi. Bir yerde bu miras, devletin kalkınmasında bir yük, hatta bir engel oluyordu.

    II. Mahmut, Mehmet Ali hariç, bütün serkeş valiler ve "ayan" denen bir çeşit derebeylerinin çoğunu merkeze bağladı yahut ortadan kaldırdı. 1789-1826 arasında gittikçe zayıflayan devletin eyaletler üzerindeki otoritesini yeniden kurdu. Öldüğü zaman Mehmet Ali meselesi, imparatorluğun istikbalini tehdit edecek bir ehemmiyet kazanmıştı. Fakat Mustafa Reşit Paşa"nın dehası, bu tehdidi bertaraf edecektir. Gerçekte Tanzimat, II. Mahmut"un eseri sayılabilir.

    1848 İhtilalleri, Avrupa"yı sarsarken, Türkiye, şan ve şerefle atlatır. XIX. Asrın 2, yarısının eşiğinde Büyük Devletlerin durumu şöyledir: Dünyanın 1825"te 955 milyon tahmin edilen nüfusu, 1850"de 1137 milyona yükselmiştir. 1825"te Büyük Devletler dünya nüfusunun 654 milyonunu ellerinde tutarlarken 1850"de bu 902 milyona yükselir. 1825"te 235 milyona düşer. Emperyalizm çağı başlamış, İngiltere, dünyanın büyük parçalarını eline geçirerek, Roma ve Osmanlı imparatorluklarından sonra, tarihin 3. en büyük imparatorluğunu kurmuştur.

    Müttefikler, Kırım"a çıkar (14 Eylül 1854). Çok müstahkem Sivastopol"un düşmesi (9 Eylül 1855) ile, pek ağır zayiat veren Rusya pes eder. Paris Antlaşması (30 Mart 1856), savaşa son verir. Rusya"nın Karadeniz"de savaş gemisi ve tersane bulundurmaması gibi son derece ağır bir madde, Türkiye"ye nefes aldırır. Bu arada Âlî Paşa, 1272 Islahat Hatt-ı Hümayunu (18 Şubat 1856) ile, kağıt üzerinde de kalsa gayrimüslim tebeaya her türlü hakkı bahşeder. Hıristiyanlardan Osmanlı tarihinde ilk defa olarak en yüksek devlet görevlerine, eyalet valiliklerine, büyükelçiliklere, vezirliğe, hatta nazırlığa yükselenler görülür.