Yazıyla “Üç Buçuk”!

'Güncel Bilgiler' forumunda aykuta tarafından 26 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu


  1. Hiç oturup düşündünüz mü dünyanın en çok futbolcu ithal eden ülkesi Brezilya’dan neyimiz eksik diye?
    Evet aslında çok şeyimiz eksik elbette…

    Ama salt yetenek açısından her türlü sidik yarıştırırız biz bu ülkeyle?

    Neymiş efendim, Brezilyalı futbolcuları dünyadaki muadillerinden ekstra kılan?

    Bir kere tekniklerini dar sokaklarda futbol oynamaya borçlularmış: Peki kardeşim, bizim futbolcularımız Nou Camplardan, Bernabeular’dan, Stat De France’lardan, ya da pürüzsüz, kadife gibi çim sahalardan mı geliyor?

    Elbette hayır..

    Bizim oyuncularımız da binaların arasına sıkışmış, yarı asfalt, yarı taş, çakılla karışık mayın tarlalarından geliyor…

    Neymiş efendim bir topun peşinden 30 kişi koşturuyormuş Brezilyalılar çocukken, küçük sokaklarda da böyle tekniklerini geliştiriyorlarmış…

    Bizde de her mahalle maçı 14′erlikten oynanırdı balkondan biraz daha büyük sahalarda… Fakat bizim tek eksiğimiz elimizdeki yeteneklerin değerini bilememek…

    Her turnuvada bambaşka bir 11′le çıkıyor Brezilya Milli Takımı karşımıza…

    Biz ise 15 sene Hakan Şükür’lü Milli Takımı izledik televizyon başlarında ve statlarda… Bizim tek suçumuz kendi içimizdeki değerleri verimli ve efektif değerlendirememek, eldeki cevheri işleyememek, bakıp da görememek, görüp de anlayamamak olsa gerek…

    Şimdi konuyu nereye bağlayacağımıza gelelim:

    Beşiktaş bildiğiniz gibi bu ay başında İtalya’dan bir Ferrari (!) aldı… Oysa ki bizim için o tarihe kadar Ferrari, bakıp da iç çekmekten öteye gidemediğimiz bir hız canavarıydı…

    Fazla geyik yapmaya gerek yok;

    Bu ülkenin 3 büyük takımından birini düşünün…

    Geçtiğimiz senenin de çifte kupa apoletli takımı… Bu sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecekleri için iddialı bir kadro kurmanın peşindeler…Teknik direktörleri savunmanın göbeğine takviye istedi…Ama önce Milli Takım’ın 2 stoperinden birini dikkatsizlik nedeniyle ellerinden kaçırdılar…

    Döndüler Avrupa’ya…

    Hepimiz bir dünya yıldızı bekliyoruz… Öyle ya Şampiyonlar Ligi’nde büyük hedefleri var…
    Ve ne yaptılar sizce:

    Gittiler savunmacılaruyla meşhur İtalya’dan kavruk tenli, bir stoper getirdiler…

    Ama ne stoper…

    10 yıllık kariyerinde tam 6 kez serbest kalarak transfer yapmış bir oyuncu… Yani 7 yıldır Yazıyla: Yedi bir allahın kulu da ona bonservis ödememiş… Bu zamana kadar sadece bir kulüp ona bonservis ödemiş: 1 milyon Euro Yazıyla: Bir…

    Ve şimdi bu kulübümüz ne yaptı… Gitti, Geno kulübüne bu futbolcu için 4.5 milyon Euro ödedi: Yazıyla dört buçuk!
    Veren kulüp ömr-ü hayatında Şampiyonlar Ligi’ne görememiş Genoa…

    Alan kulüp ise tarihinde 5. kez Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterecek olan Beşiktaş… Beşiktaş için bir hatırlatma daha, yine geçen sene İtalya’dan 4.5 milyon Euro’ya aldığı Zapatocny isimli stoperini Kasımpaşa’ya dahi satamayan Beşiktaş!

    Bu Ferrari’yi getirmek için yine yengeler ikna edildi. Yeter ki gelsin diye yengemize Tv programları bile ayarlanmaya çalışıldı… Evet Türkiye’nin haritada bile yerini bilmeyen bir İtalyan dilberine bir Türk televizyonunda sunuculuk..

    Ne kadar yaratıcı bir fikir değil mi…

    Zaten biz Türkler değil miyiz anadilimiz dışında İtalyanca’yı sular seller gibi bilen.. Gerçi o dilberi televizyonda gördükten sonra dil bilmeye gerek yok, dilini nasıl kullandığı zaten Ferrari’den tescilli!

    Uzatmaya, dillendirmeye gerek yok;

    Bu bahsettiğimiz olayın tek açıklaması UTANÇ’tır…

    Tek utanç bu mu?

    Fenerbahçe’nin aylarca peşinden koştuğu Poulsen, Galatasaray ile adeta dalga geçen Lincoln’e karşı tutunduğu tavır da en az Ferrari meselesi kadar yüzümüzü kızartmalıdır insan içinde…

    Peki neden?

    Bu basitliği bir türlü aşamayan, Avrupa piyasasında takasta bile kullanılmayacak bu oyuncular için döktüğümüz bu ter neden?

    Böyle bir basiretsizlik, böyle bir çaresizlik nedendir?

    Nedendir ki yabancı bir pasaport taşıyınca yıldızlaşan Türk evlatlarının anavatanlarında yerlerini bu 100. sınıf futbolculara bırakmaları?

    Ama bu kadar yeteneksiz ve beceriksiz olmak da bir başarıdır…

    Böyle bir beceriksizliği anlamayıp, havalanında bu kazmaları karşılamalar da büyük bir cehalettir… Gökhan Zan’ı elinden kaçırıp çakma Ferrari’yi, öz evladı Aurelio’yu küstürüp Poulsen’in peşinden koşmayı marifet bilmek, göğüs kabartarak gezmek zeka geriliğine işarettir…

    Bknz: Lugano örneği…

    Lugano değil miydi daha 2 ay önce Fenerbahçe’nin 3 milyon Euroluk teklifini elinin tersiyle geri itip, "Ben İtalya’ya gideceğim" diye tutturan…

    Şimdi ne oldu…

    Fenerbahçe’nin 3 milyon Euro’ya aklını çelemediği Lugano bırakın 3′ü 1.5 milyona bile müşteri bulamadı…
    Neden, çünkü herkesi Fenerbahçe sandı da ondan…Ama böylesine paraları çarçur edebilen kulüpler yok ki Avrupa’da…
    Bir tek Real Madrid var, orada da yeterince kazma var Lugano’ya gerek dahi yok…

    Peki bu paraları yukarıda isimlerini saydığımız futbolculara, Türk kulüplerinden başka hangi kulüpler verir?
    Ben size söyleyeyim sadece Katar kulüpleri ve belki de Suudi Arap şeyhleri… Yağı bol bulan Araplar, bu futbolculara bu parayı verebilir, verir, orada makuldür…

    Peki ya Türkiye’de mübah mıdır?

    Asgari ücretin 2 depo benzine denk olduğu bu güzide memleketimizde… Bu yazıyı kimseyi eleştirmek için yazmıyorum…Derdim kimseyi suçlamak da değil…Yukarıda yazdıklarım son 1 ay içinde gelişti…

    Hepimiz okuduk gördük ama gözümüzle…(!) Görmeyene anlamayana yok lafımız… Onlara yanıtımız zaten cümle içlerinde… Peki bu adamlara bu paraları vermek yerine…

    Arka bahçelerimize baksak, çocuklarımıza statlar yapsak, Avrupa’da benzer olmayan altyapı sistemini kursak…

    Çok mu zor?

    Bu kadar çaresiz ama yetenekli, kalender ama hırslı, genç ve istekli bir nüfüsumuz varken… Kimse para yok demesin… Para var… Ama o para şimdi Ferrari’nin, Lincoln’ün cebinde…

    Ne zaman ki bu adamlara o paraları vermeyip arka bahçemizde, ayrıkotlarının içindeki kardelenleri, zambakları görürsek, fubola sunabiliceğimiz en güzel buketle tüm dünyaya gülümseyebiliriz… Tıpkı Brezilyalılar’ın dünyaya güldüğü gibi…

    İsteyelim yeter…

    Aksi takdirde geriden gelen jenerasyon sadece halısahada oynar… Yapmayın o gençleri küstürmeyin, içlerindeki futbol ateşini küllendirmeyin…

    Türk Futbolu’na 3,5 attırmayın
    Yazıyla : Üçbuçuk
    Varsın Ferrari’ye binmeyiz…
    Serçe’yle de gezeriz biz…

    Çok Bilen Adam'dan alıntır.