Yazılı Savunma Örneği

Konusu 'Güncel Bilgiler' forumundadır ve Masal tarafından 26 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. Masal Üye

    Yazılı Savunma Nasıl Olmalıdır


    SAVUNMA ÖRNEĞİ​

    …………………….DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİ’NE
    ……………………..


    KONU : ……… tarih ve ……… sayılı yazınız uyarınca hakkımda başlatılan disiplin soruşturması ile ilgili savunmamın sunulmasından ibarettir.


    AÇIKLAMALAR :

    Halen hastaneniz emrinde ……………… olarak görev yapmaktayım. Üyesi olduğum Türk Sağlık – Sen ve sendikamın bağlı olduğu konfederasyon Türkiye Kamu – Sen’in aldığı karar üzerine 25.11.2009 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemine iştirak ettim. Söz konusu iş bırakma eylemine iştirakimden dolayı hakkımda disiplin soruşturması başlatılarak ……… tarih ve ……… sayılı yazınız ile savunmam istenmektedir. Konuyla ilgili olarak tarafımdan savunma istenmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki;

    Bilindiği gibi, kamu görevlilerinin “görevlerine gitmeme” şeklinde gerçekleştirdikleri etkinlik Danıştay 12. Dairesinin 2001/3307 E., 2001/4415 K. sayılı kararı ile bir disiplin suçu olarak görülmemiştir. Kararın gerekçesinde: “Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntının kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıları yine kamuoyuna anlatarak desteğinin sağlanması amacıyla 1.12.2000 tarihinde bir gün göreve gelmemek eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında bir gün süreyle göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı yasanın 125/C-b maddesinde öngörülen “özürsüz” olarak bir gün göreve gelmemek fiilinin sübuta ermediği görülmüştür.” açıklamasına yer verilmiştir.

    Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri demokratik rejimlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Sendikalar, ekonomik ve sosyal istemler dışında onları doğrudan ilgilendiren konularda demokratik tepkilerini dile getirebilir ve bu doğrultuda üyelerini yönlendirebilir. Bu, sendikaların en doğal hakkıdır. Dolayısıyla, belirtilen uygulamalara karşı uyarı amaçlı eyleme katılmak suç olarak değerlendirilemez.

    Söz konusu etkinliğe bir memur olarak değil, sendika üyesi olarak katıldım. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin Amiri ve Disiplin Cezaları” başlığını taşıyan 124. maddesinin 2. fıkrasında “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125’inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kanun hükmü, mevzuatın devlet memuru olarak emrettiği görevlerin yerine getirilmesinden, uyulması zorunlu hususların yapılmamasından ve yasaklanan işlerin yapılmasından söz etmektedir. Oysa, sendikalara üye olmak ve onların düzenlediği etkinliklere katılmak bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden soruşturma konusu isnatlar hukuka aykırılık teşkil etmektedir.


    Anayasamızın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğunu; 51. maddesi ise çalışanların ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma ve bu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma hakkının bulunduğunu vurgulamaktadır.

    Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrasına, 07.05.2004 günü kabul edilip 22.05.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı yasayla eklenen son cümle uyarınca “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri” esas alınacaktır. Söz konusu madde uyarınca iç hukukumuzun bir parçası haline gelen aynı zamanda yasalardan önce gelecek temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin örgütlenme ve düşünce özgürlüğüne ilişkin hükümler içerdiği bilinmektedir.

    Yukarıda zikrettiğim Anayasal hükümlerin yanı sıra anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca yasalardan önce gelecek temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerden 87 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri gereğince de anılan etkinliğe katılmam suç oluşturmamaktadır. 87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesinde:“Çalışanların ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinlerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptir” hükmüne, 151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3.maddesinde ise:“Bu sözleşmenin uygulanması bakımından kamu görevlileri örgütü deyimi oluşumu ne olursa olsun amacı kamu görevlilerin amacı kamu görevlilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan herhangi bir örgüt anlamına gelir” hükmüne yer verilerek kamu çalışanların çıkarlarını savunmak ve haklarını aramak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri açıkça kabul edilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, “Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır” hükmüne yer verilmiş, bu hakkın kullanılmasının kamu makamlarınca engellenmeyeceği belirtilerek çalışanlar korunmuştur. 87 sayılı Sözleşmenin 8/2 maddesinde de, “Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamaz veya zarar verecek şekilde uygulanamaz” hükmüne yer verilerek kamu çalışanlarının örgütünün kendi amaçları doğrultusunda düzenlemiş olduğu etkinlere katılması nedeniyle cezalandırılamayacağı açık bir biçimde ortaya konmuştur. Bu nedenle üyesi olduğum sendikanın da aralarında bulunduğu kuruluşlarca alınan karar uyarınca gerçekleştirilen etkinliklere katılmam suç olmayıp sendikal ve demokratik hakların kullanılması niteliğindedir.

    05.08.1999 gün ve 1999/44 sayılı Başbakanlık genelgesinde “Demokratik ve sosyal hukuk devleti olmanın en önemli göstergelerinden birinin örgütlenme özgürlüğü olduğu, temel insan haklarından biri olan örgütlenme özgürlüğünün ayrımsız bir biçimde tanınmasının çalışanların vazgeçilmez hakkı olduğu; ülkemizin de tarafı olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı gibi uluslararası metinler ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün onaylanan 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmelerinde memurlar dahil tüm çalışanların sendikal örgütler kurmaları, bu sendikalar ile üst kuruluşlarının amaçları doğrultusunda etkinliklerde bulunabilmelerinin kabul edildiği; kamu çalışanlarının sendika ve üst kuruluşlar oluşturabilmelerinin ve bunlara üye olabilmelerinin anayasal ve yasal dayanaklarının olduğu, bu dayanaklar arasında, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı gibi uluslararası metinler ile ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmeleri dışında, anayasanın 53. maddesi ile 657 sayılı Yasanın 22. maddesinin yer aldığı; kamu görevlilerinin sendika ve konfederasyonlar şeklinde örgütlenmelerine engel olunmaması, bu örgütlerin etkinliklerinin genel kolluk yetkisi kullanılarak müdahale edilmemesi, sendikal çalışmaları nedeniyle sendika yöneticilerine ve üyelerine disiplin cezası uygulanmamasının gerektiği” ifadelerine yer verilmiştir.

    Ayrıca, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunu “Madde-18 (Değişik:06/07/2004-25514 S.Resmi Gazete,5198/3.md.) “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez……” denilmektedir. Gerek ilgili yasalar, gerekse yerleşmiş Danıştay içtihatları gereği sendikal faaliyetten dolayı her hangi bir ceza yaptırımı uygulanamaz. Yukarıda da belirttiğim üzere Danıştay Onikinci Dairesinin 2001/3307 E., 2001/4415 K. sayılı kararı, Ankara 9.İdare Mahkemesinin 2004/1013 E., 2004/1738 K. Sayılı kararı, Edirne İdare Mahkemesinin 2004/831 E., 2004/1836 K. Sayılı kararı, Mersin İdare Mahkemesinin 2002/1295 E., 2003/813 K. Sayılı kararı, Manisa İdare Mahkemesinin 2004/451 E., 2004/862 K. Sayılı kararı ve İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 1996/509 E., 1998/1570 K. Sayılı kararı uyarınca toplantı ve basın açıklamasına katılan ayrıca bir gün iş bırakma eylemine katılan memura disiplin cezası verilmesi 4688 sayılı Kanuna ve uluslararası sözleşmelere aykırı görülmüştür. Nitekim, 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesi de sendikal faaliyetlere katılımdan dolayı kamu görevlilerin mağdur edilmemesini bu bağlamda sendikaların hak ve çıkarlarını güvenceye almaktadır. Bütün bu yasal mevzuatlar ve mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde sendikal hakların kullanılması niteliğindeki eylemler disiplin cezasını gerektirmemektedir. Ayrıca, basın açıklamasının yapıldığı tarih ve saatte görev yerimde bulunmadığıma dair bir tutanak bulunmamaktadır. Yaptığım görevin niteliği dikkate alındığında gerek hizmet alanım gerekse kurumsal işlevler bakımından herhangi bir sorun veya mağduriyet yaşandığına dair bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, temel hak ve özgürlükler arasında olduğu kuşkusuz olan, aynı zamanda anılan başbakanlık genelgeleriyle kullanılması özendirilen hak ve özgürlüklerin kullanılmasının yaptırımlara neden olması hukuken kabul edilemez.

    SONUÇ :Yukarıda arz ve izah edilen ulusal ve uluslararası mevzuatlar ve emsal mahkeme kararları göz önüne alınarak hakkımda başlatılan disiplin soruşturmasının sonlandırılması ve disiplin cezası tesis edilmemesini aksi halde her türlü yasal yollara başvuracağım hususunda gereğini saygılarımla arz ederim. ……/…../2009


    Ad - Soyad

Benzer konu başlıkları: Yazılı Savunma
Forum Başlık Tarih
Dualar ve Faziletleri Selamun Aleykum Arapça Yazılışı 8 Haziran 2014
İslami Bilgiler Kur'an-ı Kerim neden sağdan sola doğru yazılır? 10 Nisan 2014
Profil Resimleri Karışık Yazılı Avatarlar 21 Şubat 2014
Etkileyici Sözler Sevgiliye Gönderilen Çiçeklere Ne Yazılır? 18 Şubat 2014
Sureler ve Anlamları Asr suresi arapça türkçe yazılışı okunuşu 18 Şubat 2014