Yavuz Sultan Selim'in Rüyası

'Rüya Tabirleri' forumunda Yasemin tarafından 23 Ekim 2013 tarihinde açılan konu


  1. Yavuz Sultan Selim'in Osmanlı Padişahlarımızdandır.Yavuz Sultan Selim'in gördüğü bir rüya vardır ve bu rüya tarihte büyük yer edinmiştir tarihe geçmeyi başarmıştır.İşte Yavus Sultan Selim'in gördüğü rüyası:

    [IMGALT=http://resim.forumdas.net/upl/uploads/yavuz-sultan-selim-ruyasi-40806.jpg]yavuz-sultan-selim-ruyasi-40806[/IMGALT]

    Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi öncesi Nedimi Hasan Can'a bir sabah bir rüya görüp görmediğini sormuş, o da bir rüya görmediğini belirtmiştir. Aynı gün rüyayı kapı ağası Hasan'ın gördüğü belli olmuştur.

    Bundan sonrasını Hasan Ağa şöyle anlatmaktadır:

    Bu gece rüyamda, bu eşiğinde oturduğunuz kapıyı hızlı hızlı çaldılar. Ne haber vardır deyip kapıya koştum. Baktım ki, kapı biraz aralanmış dışarısı görünüyor, fakat bir adam sığacak kadar değildir. Bu aralıktan baktığımda gördüm ki, Harem dâiresi, başlarında sarık bulunan Arap simâsında nûr yüzlü kimselerle dolu. Ellerinde bayraklar, silâhlar ve başka âletler ile hazır vaziyette duruyorlardı. Kapı dibinde ise nür yüzlü dört kişi duruyordu. Onların ellerinde de birer sancak vardı. Pâdişâhımızın sancağı, kapıyı çalanın elindeydi. O zât, bana dedi ki: "Biz neye geldik, bilir misiniz?" Ben de "Buyurun." dedim. Dedi ki: O gördüğün kişiler, Resûlullah Efendimiz (asv)'in ashâbıdır. Bizi dahi Resûl-i Ekrem Efendimiz (asv) gönderip, Sultan Selîm Hana selâm söyledi ve buyurdu ki: "Haremeyn'in (Mekke ve Medîne'nin) hizmeti kendisine verildi, kalkıp gelsin. Gördüğün bu dört kimsenin birisi Ebû Bekr-i Sıddîk, diğeri Ömer-ül Fârûk ve bir diğeri de Osmân-ı Zinnûreyn'dir. Seninle konuşan ben de, Ali bin Ebî Tâlib'im. Bunu hemen varıp Selîm Hâna söyle!" dedi ve gözümün önünden gittiler.

    Bana dehşetli bir hal oldu. Terler içinde kalıp, sabaha kadar öyle baygın bir vaziyette yatıp kalmışım. Oğullarım, teheccüd namazına alışa geldiğim üzere kalkmadığımı görünce, hasta olduğumu sanmışlar. Sabah namazı vakti geçmek üzere iken gelip beni uyarmak için vücûduma ellerini sürdüklerinde görmüşler ki, suya düşüp ıslanmış gibi yatıyorum. Elbisemi değiştirmek için yenilerini getirip, o sırada beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele gelip namaza yetiştim. Fakat aklım hâlâ tam başımda değildi." diyerek, hem söylüyor, hem de ağlıyordu.

    Ben, Padişahın buyurduğu hizmeti bitirdikten sonra, dönüp şerefli makâmına gelince, bu hizmeti sormadan, yine rüyâmdan sorup buyurdular ki: "Şu senin, bu gece sabaha kadar uyuyup, hiçbir rüyâ görmediğine şaşılır!" Bunun üzerine ben de: "Pâdişâhım, rüyâyı bu Hasan kulunuz görmedi ise de, bir başka Hasan kulunuz görmüş. Emriniz olursa arzedeyim." dedim. Emirleri üzerine Hasan Ağanın rüyâsını aynen naklettim. Anlattıkça mübârek yüzü kızarmaya başladı ve nihâyet dayanamayıp, mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Rüyayı tamamlayınca; "Demek ki, o dert sâhibinin safâ-i meşrebi, temiz bir hâli varmış. Sen onu bize medhettikçe; "Zâten, ibâdet ederken gördüğün her kimseyi velî sanırsın zannederdik. Meğer sevmediğini medhetmez imişsin." diye buyurdular ve arkasından:

    Ey Hasan Can Sana demez miyiz ki, biz, bir tarafa memur olunmadıkça hareket etmeyiz. Ecdadımızdan her biri evliyâlıktan nasîbini almışlardır. Herbirinin nice kerâmetleri vardır. İçlerinde, ancak biz onlara benzemedik diyerek tevazuunu dile getirdi ve hâlini gizlemeye çalıştı. Bu rüyâdan sonra, Arabistan seferinin hazırlıklarına başlayıp, bütün tedbirlerini alıp, her türlü harp tedarikini temin ettikten sonra sefere karar verdi.

    Meşhur tarihçi Solakzâde, bu konuda diyor ki: Padişâha dahi o gece rüyâsında, Hasan isminde bir şahıs vâsıtasıyla kendisine bir hizmetin görülmesi tebliğ olunacağı haber verilmişti.Böyle bir rüya görülmüş olabilir. Çünkü Allah bazı şeyleri insanlara sadık rüyalarda gösterebilmektedir.