Yavuz Bülent Bakiler cebeci istasyonu ve sen şiiri

'Karışık Şiirler' forumunda betiül tarafından 19 Ocak 2015 tarihinde açılan konu


  1. cebeci istasyonunda bir akşam üstü,
    incecikten bir yağmur yağıyordu yollara,
    yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
    sıcak bir kara sevda yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
    acımsı buruk...
    mühürlenmişti ağzımız bir sesizlik içinde,
    sesizliği üstümüzden atamıyorduk.
    bir saçak altında kararsız ,yorgun
    saatlerce duruyorduk kimse görmüyordu bizi..

    cebeci istasyonunda bir akşam üstü,
    yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
    cebeci istasyonunda bir akşam üstü,
    bir başka türlüydü bütün insanlar,
    sen, bir başka türlüydün.
    gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi,
    gözlerin gözlerimde erimekteydi.
    bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun,
    beni bırakma, diyordun.
    meyhane sarhoşları gibi ,
    sırılsıklam bir yanlızlık duyuyorduk.
    ağlıyordum,ağlıyordun...

    cebeci istasyonunda bir tren ,
    nefes nefese soluyordu,
    gerilmiş bir keman teli gibiydik.

    ankara kalesinde bir eski çalar saat,
    bilmem kaça vuruyordu.
    bir yağmur yağıyordu inceden ince,
    içimizdeki binbir düşünce ,
    harmanlar misali savruluyordu.
    ıslanmış ceylan yavrusu gibi,
    telil telil titriyordun.
    gitsek gitsek ,diyordun.

    yüreğimin ortasından deli gönlümce,
    sırılsıklam, paramparça , perme perişan ,
    türküler söylüyordun.
    ağlıyordun ,ağlıyordun...

    şimdi, şimdi seni düşünüyorum,
    cebeci yollarında rüzgarlar esiyor serin.
    paramparça düşmüş gönül ufkuma ,
    iki yıldız gibi gözlerin.
    gel ey yüreğime saplanmış hançer,
    gel ey yüreğime oturmuş kurşun,
    göçmen kuşlar gibi
    gel artık,
    ne olursun...

    YAVUZ BÜLENT BAKİLER