Yaşanmış Uzun Hikayeler

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Yasemin tarafından 19 Şubat 2013 tarihinde açılan konu


  1. Yaşanmış Gerçek Uzun Hikayeler



    Gerçekte yaşanmış uzun hikayelerden bir kaç hikaye örneği

    ASLA ÇOK GEÇ DEMEYİN

    Çok geç diye bir zaman yoktur!..

    Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra;
    "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz" dedi..
    Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu..

    Döndüm..

    Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu..
    "Ben Rose" dedi..

    "Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.

    Güldüm.. Tabii dedim..

    "Hadi sarıl bana..
    Öyle sımsıkı sarıldı ki" Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye
    geldin" diye şaka yaptım..

    Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim.
    Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.."
    Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestre boyunca Rose kampüsün gülü oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını taşıyordu..

    Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda, Futbol balosuna davet ettik, Roseu.. Konuşma yapması için.. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. şaşkın, biraz da utanmış
    mikrofona doğru eğildi..

    Ne kadar beceriksizim, değil mi?.. Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir heyecan yatıştırıcı hap içtim. Sonucu görüyorsunuz.. şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil.. Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?.." Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: "Yaşandığımız için, evlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Evlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır.. Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlak.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.

    Etrafımızda . dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.
    Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.. Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü..

    Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır..
    Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara
    vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi..

    Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü.

    Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
    "Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu.. Roseun
    öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:

    "Çok geç diye bir zaman yoktur!..
     



  2. Cevap: Yaşanmış Uzun Hikayeler

    Uzun Hikaye

    1950’li yıllarda Bulgaryalı Ali’nin delikanlılık çağlarında Eyüp’te yazlık sinema işletmecisinin kızı Münire ile kaçmasını ve birbirlerine olan sevda öyküsünü anlatıyor. Mustafa Kutlu’nun aynı adlı eserinden uyarlanan filmde; Ali’nin eşitlik ve adalet tutkusunun doğurduğu sonuçlar nedeniyle kasaba kasaba dolaşan bu aile; gittiği her kasabada hayatın farklı bir yüzüyle tanışıp birçok şeye direnmek zorunda kalır.1970’lerin sonuna kadar uzayıp giden hikayede, nereye giderse gitsin umudunu hiç kaybetmeyen Ali’nin gözlerindeki ışığı söndürebilecek tek şey, kendisinin verdiği haklı mücadeleye karşı her şeyden sakındığı biricik oğlu Mustafa’nın isyanlarıdır.