Yaramaz misafir çocukları Ev sahiplerinin korkusu

'Kadınca' forumunda Sezen tarafından 16 Mayıs 2016 tarihinde açılan konu

  1. Sezen

    Sezen Editör


    Yaramaz misafir çocukları Ev sahiplerinin korkusu
    Afacan bir çocuktan daha endişe verici ikinci şey, iki afacan çocuktur. Çocukların ümitsizce birleşen enerjileri ev sahiplerini çileden çıkarmaya yeter de artar bile. Beklenen misafirin evin zilini çalması ve kapının açılmasının ardından yaydan fırlamış ok misali eve saplanan misafir çocukları, bir oyuncakçı dükkanına adım atmışcasına hevesle ortalığı karıştırmaya başlar. Özel mahrem dinlemez, hatta kullan hatta kulağına tıkaç takılmışçasına kimsenin uyarılarını duymaz, zaten duysa da algılanmayacak kıvamdadır.
    Ne iki kelam edebiliriz ne hazırladığımız ikramları tattırabiliriz konuklarımıza ağız tadıyla.
    Değerli eşyalarımızı, kırılmasın diye ortalıktan toparlanmaya çalışırken, çocuğu ikaz etme noktasında annesinden medet ummaktan başka çaremiz yoktur. Ne de olsa “onlar misafirdir “; bu sebeple her durumda zoraki bir gülümsemeyle de olsa sakin görünmeye çalışıp, her türlü müdahaleyi çocuğun büyüklerinden beklemeyi yeğleriz. Evde misafir olarak başka çocuklar da varsa vah o evin haline!
    Çünkü afacan bir çocuktan daha endişe verici ikinci şey, iki afacan çocuktur. Çocukların limitsizce birleşen enerjileri ev sahibini çileden çıkarmaya yeter de artar bile. Çoğumuz için pek de yabancı olmayan bu manzaraya, az kaldı, bir kaç saat içinde gidecekler diye sabretme çabalasa da bir ara cinnet geçirdiğimizden şiddetle korkmaya başlarız.
    Eve bir misafir çocuğu geleceğine dokuzatlı gelsin demiş eskiler. Önceki devirlerde misafir çocuklarının afacanlik performansları günümüzden pek farklı değilmiş demek. Ne yazık ki tahammül sınırlarının zorlandığı bu gibi durumlar ev sahiplerini misafirliğe gelmesi beklenen tüm evlat sahibi eş dosttan soğutabiliyor. Kısacası, ne kadar konuksever olsalar da ev sahipleri için evlerine Çocuklu ailelerin konuk olmasının maalesef küçük çapta bir facia niteliği taşıyor.

    Misafirliğe gidilen evde, bütün ve kırıntı dökmek serbest dercesine çocukların ellerine verilen yiyecekler; çocuklar döke saça dolaştıkça yağlanan, kirlenen halı, koltuk ve yer döşemeleri rahatsız etmez bazı anneleri. Bu noktada cevabı merak edilen önemli bir soru vardır: acaba evlerinde de aynı müsamahakar ve kayıtsız tavır içinde midir bu anneler? Bunun yerine yere bir örtü serilip veya bir masa hazırlanıp önce çocukların hayırlı karnını doyurulsa,ev sahibinin misafir arkasında temizlik için harcayacak efor en az da indirgenebilir aslında. Bunun yanı sıra, tuvalete giderken eşlik edilmeyen yada arkalarından kontrol edilmeyen çocuklar, ortamı uygunsuz bir halde terk edebilirler. Bu noktada ya evsahibi canı sıkkın vaziyette fakat kimseye ses etmeden temizliğe el atar ya da çocuğunun ne yaptığından haberdar olmayan anne bu manzarayla karşılaşıp oldukça mahcup duruma düşer.

    [​IMG]
    yaramaz misafir çocukları

    Yaramaz misafir çocukları ayrılırken gözlerine kestirdikleri oyuncak veya oraya ait bir eşyayı yanlarında götürmek için ısrar ederler hedefine ulaşmayı amaçlayan çocuk, Ağlamayı silah olarak kullanarak ortalığı velveleye verir. Ev sahibi, çocuğun ısrarla arzu ettiği şeyi, nezaketen hediye etmek zorunda hisseder kendini. Bu davranışa göz yumulduğunda alışkanlık haline gelir ve önü alınamayanbilir. Bozulan, kırılan eşyalara verilmiş olan zararın yanında, bir de çocuğun bu davranışı anne babayı da ev sahibini de canından bezdirir. Üstelik savaş alanına çevrilen evden, kucakta ağlayarak götürülen çocuklar sayesinde maalesef tatsız bir uğurlama yaşanır. Çocuğun böyle bir alışkanlığı bilmiyorsa, o ortamdan ayrılmanın öncesinde ilgisini başka bir yöne çekmek kimsenin aklına gelmez oysa.

    Küçüklüğümüzün caydırıcı anne bakışları konu açıldığında herkes, bizim zamanımızda diye söze başlar; Ben küçükken misafirliğe gittiğimizde, süt dökmüş kedi gibi annemin yanından ayrılmazdım; bir yaramazlık yapacak olsam onun bir bakışı bana yeterdi diye devam eder Belki bugün de yaramazlığın çaresi şu meşhur anne bakışıdır. Zira çocuk, eğitim ve terbiyesini öncelikle anneden alır ve anne çocuğunu ilgisiyle sürekli kontrol altında tuttuğunda, çocuğun yanlış davranışlarda bulunması istisnalar dışında pek de muhtemel değildir. Kimi ebeveynler aşırı rahattır, çocukları ile başedemeyeceklerini bildiklerinden hiç müdahaleye girişmezler, üstelik endişelenmemize tavsiye ederek size avutmaktan da geri kalmazlar. Kimileri ise baş edemeyeceklerini bilseler de ev sahibine karşı umursamaz gözükmemek adına otoriter bir tavırla ve ilgileniyor gözükerek çocukların taşkın davranışlarını kontrol altına almaya çalışırlar. Fakat sonuç başarısızdır; bir süre sonra onların da ümitsizce pes etmeleri kaçınılmaz olur.