Yahya Kemal Beyatlı Kısa Şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda EyLüL tarafından 4 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri


    Kısa Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri


    TERCİH

    Dünyada ne ikbal ne servet dileriz
    Hattâ ne de ukbâda saadet dileriz
    Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde
    Yaranla tarab yâr ile vuslat dileriz.

    Özleyen

    Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
    Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
    Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde,
    Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

    Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
    Hulya gibi yalnız gezinenler köye indi
    Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
    Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.

    Hatırlatan

    Hicran, gün ortasında öten bir horoz gibi,
    Seslendi pek vakitsiz... İçim yandı ansızın.

    Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok gibi,
    Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.

    Hicran gün ortasında neden böyle seslenir,
    Birden hatırlatır unutan kalbe sevgiyi?

    Keskin bir özleyişle hayal ettiren nedir.
    Bir devre varsa insanın ömründe en iyi?

    Ey sevgi anladım bu uzakta seda ile,
    Ömrün yegâne lezzetidir hatıran bile.

    Şarkı

    Kalbim yine üzgün seni andım da derinden;
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
    Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

    Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
    Gördüm ki yazın bastığımız otlar solmuş.
    Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş.
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

    RİNDLERİN AKŞAMI

    Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
    Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
    Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
    Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
    Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
    Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
    Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
    Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

    SİSTE SÖYLENİŞ

    Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
    Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

    Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
    Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?

    Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;
    Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.

    Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis'i.
    Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi.

    Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;
    Örtün! Muebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua...

    Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;
    Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.

    Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
    Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.

    Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,
    Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.

    SESSİZ GEMİ

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

    Yahya Kemal Beyatlı