Velvet Assassin oyun incelemesi

'Oyun Bölümü' forumunda Ezlem tarafından 15 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Velvet Assassin hakkında bilgi


    Bir oyun kahramanı hayal edin; Hitman kadar usta bir katil, Sam Fisher kadar sessiz bir ajan, Altair kadar üstlerine sadık bir hizmetkar. Ve bu kişinin bir bayan olduğunu düşünün. İmkansız olduğunu düşünebilirsiniz, ancak böyle bir kahramanı kontrol edebilmeniz mümkün. Velvet Assassin 2. Dünya Savaşı’na farklı bir açıdan yaklaşıyor, buyurun incelemeye…

    Violette Summer, İngiltere doğumlu bu şahsiyet gayet mutlu bir çocukluk dönemi geçirir. Büyüyüp kendi ayakları üstünde durmaya başlayınca bir güzellik salonu işletmeye karar verir. Daha sonra 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle, her insanın olduğu gibi onun da düzeni bozulur. Orduya yardım amacıyla silah fabrikalarında işe başlar. Parlak zekası sayesinde İngiliz gizli servisi olan MI6 tarafından keşfedilir. O artık bir ajandır, hem de tek başına Nazi gücüne karşı gelen bir ajan. Acımasız olduğu kadar yetenekli olması, oyun dünyasında kendine bir yer edinmesini sağlayacak.

    Farklı Bir Bakış

    Artık oyun sektöründe, hatta film sektörünü de katalım, 2. Dünya Savaşı’nı konu edinen yapımlardan bıktık. Call of Duty bile artık bu konuyu ele almasın diyecek hale geldik. Velvet Assassin’in de bu yolu izlemesi, ön yargıyla yaklaşmanıza sebep olabilir. Ama yapımcılar başlangıçta aleyhlerine olan bu durumu avantaja dönüştürüvermişler. Diğer oyunlar gibi bombalar ve mermiler arasında hayatta kalmaya çalışmıyoruz, aksine gayet sessiz ve karanlık ortamlarda düşman askerlerinin canlarını alıyoruz. Bu nedenle Velvet Assassin kendini farklı bir yere koymayı başarabilmiş.

    Oyunda en önemli unsur gizlilik, zaten daha ilk bölümden bunu anlıyorsunuz. Ses yapmadan nöbetçileri etkisiz hale getirip istenilen binaya girmeniz gerekiyor. Eğer onlara fark ettirirsek kendimizi, hemen silahlarına davranıp insan evladı demeden kıyıyorlar. Kendinizi sakın süper kahraman sanmayın, bu oyunda cesaret değil mantık işinize yarar. Çünkü karakterimizin canı hemen bitiyor, yapımcılar gerçekçi yapmak istemişler. İki üç mermi ile ölebiliyoruz. Çatışmalardan ve aksiyondan oldukça uzak durmamız gerekiyor. Bu önemli bilgileri dikkate almayıp üç dört kişinin arasına atarsanız kendinizi güzelim Violette’ a yazık olur.

    Violette’ın yetenekleri çatışmalardan uzak durmamızı sağlayacak şekilde hazırlanmış. Düşman askerlerine arkadan yaklaşarak onları etkisiz hale getirebiliyoruz. Ancak koşmak kesinlikle yasak, bunu yaptığınız anda düşmanınız hemen arkasına dönüyor ve ateş ederek tüm sessizliği bozuyor. Eğilerek arkasından yaklaşıp, ekranın en altında ‘Kill’ kelimesinin çıkmasını bekleyeceğiz. Bunu gördüğümüz gibi farenin sol tuşu ile karşımızdakini ebediyen susturuyoruz. Karakterimiz farklı farklı şekillerde öldürme işlemini gerçekleştirebiliyor. Bunun yanında bazı kapıları açmadan önce, anahtar girişinden kapının ardında ne olduğunu görebiliyoruz. Aynı zamanda düşman askerlerinin, oldukları yerden ayrılmaları için ıslık öttürebiliyoruz.

    Gizliliğin önemini söylemiştim, gizliliği koruyabilmemiz için karanlık şart. Violette karanlıkta düşmanları tarafından fark edilmiyor. Bunun oyun içinde size çok yararı olacak. Hatta oyunda bazen bulunduğunuz yerin elektriğini kesebiliyorsunuz. Bu sayede hem nöbetçilerin dikkatini dağıtıyor hem de işinizi daha rahat görüyorsunuz. Ancak bazı tuzaklar da var oyunda. Bir nöbetçiye yaklaşırken bastığınız yere dikkat edin, cam kırıkları olabilir yerlerde. Eğer bunlara basarsanız çıkaracağınız ses karşınızdaki kişiyi pek de memnun etmez. Ayrıca yerlerdeki su birikintilerinin üstünden geçerken, çevrede açıkta duran elektrik akımı olmadığına emin olun.


    Görevleri tamamlayabilmek, gereken bilgileri alabilmek için bir sürü düşman askerini öldürüyoruz. Peki gizliliğin ön planda olduğu bu oyunda cesetleri ortada mı bırakıyoruz? Hayır, Violette tıpkı Hitman gibi cesetleri taşıyabiliyor. Ancak bunları karanlık yerlere veya büyük kutuların ve bunun gibi nesnelerin arkasına saklamalıyız. Gerçi bir askerlerden biri öldürdüğümüz nöbetçinin cesedine rastlasa da pek bir hareketlilik olmuyor. Bu konuya yapay zekadan bahsederken açıklık getiririz.

    Sağlık sisteminin bu açıdan gerçekçi olması oyunu zorlaştırmış. Bunun üstüne bir de dinlen-iyileş sisteminin olmaması işin tuzu biberi olmuş. Harita üzerinde sağlık kutularını alarak canımızı yükseltiyoruz. Bazen öldürdüğümüz askerlerin üzerinden çıkıyor bu kutular. Neyse ki yapımcılar bu konuda cimri davranmamış, yeterli sayıda kutu bulunmakta. Sağlık sistemi fena sayılmaz ama şu kayıt sisteminde bir türlü anlaşamadık. Şu son zamanlarda oynadığım oyunlarda genelde otomatik kayıt var ve bundan hiç hoşlanmıyorum. Velvet Assassin’de de aynı sistemin olması ve yaptığımız şeyleri tekrar tekrar yapmamız sinir bozucu, bir süre sonra sıkılmanıza sebep olabilir bu durum.

    Hamarat Bir Bayan

    Violette’ın yeteneklerinden yukarıda bahsettim, biraz daha ayrıntıya girebiliriz. Velvet Assassin’de çevre ile etkileşim fena sayılmaz. Etraftaki bazı kutuları itebiliyoruz, ama bazen kutunun üstünden geçebilecekken onu iterek yolumuza devam etmek mantıklı gelmedi bana. Violette çevrede bulunan merdivenlere çıkabiliyor, en önemlisi bazı tellere tırmanabiliyor. Bazı görevlerde kıyafet dahi değiştirebiliyoruz. Prens kadar olmasa da hamarat mı hamarat bir kahramana sahibiz.

    Oyunda bir de ‘Morfin modu’ var, bu özellik sayesinde düşman askerleri belli bir süre sizi göremiyorlar. Etraftan topladığınız iğneler sayesinde bu özellikten yararlanabiliyorsunuz. Oyuna ilk başladığınız zamanlarda bu özellik size saçma gelebilir. Ama senaryoyu biraz daha anladıkça ‘Morfin modu’nu da tam olarak kavrayacaksınız. Senaryo biraz gizemli olduğu için burada bahsetmeyeceğim, oynayarak görün bazı şeyleri.


    Velvet Assassin’de silah sayısı da yeterli seviyede. İkinci Dünya Savaşına uygun silahlar, sizin emrinizde. Susturuculu silahlardan alev püskürtücülerine kadar farklı farklı silahlar var. Violette’ın elindeki silahları kullanabilmesi için farenin ortasında bulunan tekerlek tuşuna basmanız yeterli. Aynı tuşa tekrar basarak silahınızı saklayabilirsiniz. Bazı yerlerde dolaplara rastlayacaksınız, bunların içinde bulunan silahları alabilirsiniz.

    Görevleri tamamladıkça puan topluyorsunuz. Bu puanlar ile karakterinizin yeteneklerini geliştirebilirsiniz. Tıpkı X-Men’deki gibi, ancak onun kadar detaylı bir gelişim menüsüne sahip değil bu oyun. Belli aralıklarla gelişim menüsüne bakmanızda fayda var. Birikmiş puanlarınızla Violette’ın yeteneklerini geliştirmek, ileride gelecek zor bölümlerde size kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca her bölüm sonunda, o bölüme ait istatistikleriniz ekrana geliyor. Kaç kişi öldürdüğünüz, kaçını sessiz sakin öldürdüğünüz gözüküyor ve bir başarı seviyesi veriliyor. ‘Er’, ‘Suikastçı’, ‘Kasap’ gibi lakaplardan birine layık görülüyorsunuz.

    Puslu Atmosfer

    Şu günlerde grafikleri iyi olan oyun oynamak pek nasip olmamıştı biz PC oyuncularına. Wheelman vasattı bu konuda, X-Men ise fena olmasa da yeterli değildi. The Godfather 2’yi saymıyorum bile, tam bir rezaletti. Velvet Assassin bu konuda, saydığım diğer örneklere göre çok daha iyi. Işık yansımaları ve efektleri, gölge efektleri oyunun en iyi olduğu noktalar. Özellikle gölge efektlerinin oldukça kaliteli olduğunu söylemem gerek.

    Çevre kaplamaları ve modellemeleri de kötü değil. İki boyutlu ağaç ve çiçekler haricinde her şey güzel. Fizik modellemelerinde ise ana karakter Violette oldukça iyi, diğer karakterlere de önem verilmiş fakat başkahramanız gerçekten iyi tasarlanmış. Sadece şunu anlamakta zorluk çekebilirsiniz, Violette’ın saçları mavi mi siyah mı? Bunu ben de çözemedim bazen siyah, bazen mavi oluyor.


    Karanlık ortamların bol olduğu oyunda ışık yansımalarının ve gölge efektlerinin kaliteli oluşu Velvet Assassin’in görsel olarak üst seviyede bir oyun olmasını sağlıyor. Ancak oyunun bu noktada kötü bir yanı var, o da X-Men’deki görünmez duvarların burada da karşımıza çıkması. Haritada belli yerlerden öteye gidemiyoruz bu şeffaf duvarlar yüzünden, özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Bazı hatalar da mevcut, kahramanımızın bazı kapıların içinden geçmesi gibi. Bunun gibi detaylara pek özen gösterilmemiş yapımcılar tarafından.