vakıfların ortaya çıkış nedenleri nelerdir?

Konusu 'Sorun Cevaplayalım' forumundadır ve Misafir tarafından 28 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi

    vakıfların ortaya çıkş nedenleri nelerdir?
  2. Aderito Üye

    Cevap: vakıfların ortaya çıkış nedenleri nelerdir?

    İlk vakıf müessesesinin, 625'te bizzat Peygamber Efendimiz tarafından tesis ettirildiğine dair bugün elimizde bilgiler bulunmaktadır.(10) Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz Medine'de kendisine ait hurma bahçelerinden bir kısmını vakfederek gelirlerinin İslâm'ın savunulmasında ihtiyaç duyulacak alanlarda sarfedilmesine ayırmıştır. Yine bu gaye için, Fedek hurmalığındaki hissesini, yiyecek ve içecek ihtiyacı bulancak yolculara tahsis buyurmuştu. Hayber'deki hurma bahçesini ise üçe bölerek gelirlerin birinci bölümünü çoluk-çocuğuna, kalan iki bölümün gelirlerini de Müslümanların faydalanması için ayırmıştı.(11) Bu tesbitlerden sonra-aksi yönde ki görüşlere rağmen-diyebiliriz ki, ilk vakıf hareketi peygamber Efendimizle başlamıştır. Hz. Ömer (r.a.)'ın vakıfların tesisi ve vakfiyelerin esasları konusunda ortaya koyduğu gayretlerse kaynaklarda yer almış bulunmaktadır. İslâm'ın ikinci büyük Halifesi, Semg (Temg) adlı arazisini vakfetmek isteğiyle Peygamberimize gelmiş ve şu suali kendilerine yöneltmişti.

    - Ya Rasûlellah, ben, nazarımda en güzel ve kıymetli bir hurmalığa sahip bulunmaktayım. Halis kazancımdan bu malımı vafketmek istiyorum" dediğinrde, Rasûlüllah Efendimiz:

    - Bu hurmalığın aslını, rakabesini vakfet. Artık o hibe edilmez, varis olunmaz, yalnız onun mahsülü (ihtiyaç içinde olana) infak edilir (yedirilir)" buyurmuştur. Bu söz üzerine Hz. Ömer, burasını hadiste ifade edildiği biçimde vakfetmiştir.(12) Vakıf kuruluşları, tarih içinde güçlenerek varlıklarını sürdürerek hizmetlerine devam edegelmişlerdir. Özellikle Selçuklular döneminde Türkler, Anadolunun her bir köşesinde içtimaî hayır hizmetleri gören pek çok sayıda vakıf meydana (bilgi yelpazesi.net) getirmişlerdir. Selçuklu devlet adamları, Fatimîlerin, İslâm coğrafyasında sürdürmek istedikleri, toplumun inanç bütünlüğünü bozmayı hedefleyen bozguncu hareketlere karşı daha sağlıklı mücadele için eğitim kurumlarının sayılarını artırmışlardır. Sözkonusu müesseseler hertürlü ihtiyaçlarını karşılamaya matûf vakıflar tesis etmişlerdir.

    Vakıflar Osmanlı devleti döneminde ise ayrı bir öneme haiz konuma geldi. Osmanlı Devleti sınırları içinde kalan yerleşim alanlarında kurulup ayakta tutulan vakıflar; yoksullara ve düşkünlere yardım ediyor; belirli topluluk, meslek ve aile üyelerini destekliyor, halkın yararına olacak kamu niteliğindeki işleri (yol, köprü, cami, su kemeri...vb.) yürütmekteydi. İmkanları yerinde olanlar, fakir insanların eğitim, sağlık ve kültürel işlerini destekliyordu. Devletin yapmak durumunda olup da çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediği işler bu yollarla yapılıyor, devlete bireyin desteği somut olarak kendini gösteriyordu.