Üreme Organlarının Yapısı Ve İşleyişi

'Kadınca' forumunda Belinay tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Erkekte Üreme sistemi

    Cinsel açıdan erkeğin üremedeki rolü kadına göre daha basittir. Erkek sperm üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için bu spermleri kadının dölyoluna ( vajina ) boşaltır. Erkeğin cinsel organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır. Sperm üretme sistemi iki erbezinden (testis ) oluşur. Bu bezler aynı zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişikliklere yol açan hormonları da üretirler. Spermi kadının dölyatağına ( uterus ) ulaştıran organa penis denir. Penis aynı zamanda idrarın boşaltılmasını sağlar. Spermi erbezlerinden penise taşıyan bir kanal sistemi vardır. Bu sistem depolama bölgeleri içerir. Bu yüzden erbezleri, yalnızca spermin boşaltıldığı orgazm anında değil, sürekli olarak sperm üretebilir. Erkeğin cinsel organlarında spermlerin içinde yaşadıkları ve yüzdükleri sıvıyı üreten bir dizi salgı bezi daha vardır.

    Bütün bu organların üreme için en önemlileri erbezleridir. Erbezleri, gövdenin dışında derisi kırışık bir torbanın içinde yer alır. Erbezleri önce gövdenin içinde oluşur, daha sonra doğumdan kısa bir süre önce torbanın içine inerler. Eğer bu gerçekleşmez ve zamanında tıbbi müdahale yapılmazsa erkek yaşamı boyunca kısır kalabilir.
    Hayvan türlerinin önemli bir bölümünde, erbezleri, insanlarınkinden farklı olarak gövdenin içindedir. Sadece memelilerin bazı türlerinde erbezleri doğumdan belli bir süre önce, başlangıçta bulunduğu böbrekler yakınındaki bölgeden gövdenin dışına, erbezi torbalarının içine iner. Bazı türlerde erbezleri yine aşağıya iner ama gövdenin dışına çıkmaz, karın boşluğunun alt kısmında kalır. Bazılarındaysa daha değişik bir düzen görülür: erbezleri mevsimlerle birlikte yer değiştirirler. Çiftleşme döneminde gövdenin dışına çıkarlar, dönemin kapanmasıyla da yine karın boşluğunun içine çekilirler. Bu mevsimlik hareket de göstermektedir ki, canlıların çoğunda erbezlerinin etkinliği, gövdenin dışına çıkmalarıyla sağlanmaktadır. Başka bir deyişle insanlarda olduğu gibi hayvanların çoğunda da sperm üretimi ancak gövdenin dışında bulunan ve dolayısıyla sıcaklığı gövde sıcaklığının biraz altında kalan erbezleri tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Erbezi torbaları yün kumaşla sarmalanan erkek farelerin kısırlaştığı deneylerle saptanmıştır.

    Buna karşılık ancak vücut sıcaklığındaki bir erbezinde sperm üretebilen türlerin sayısı da çoktur. Üstelik, bunlar, erbezleri gövde dışında kalan türlere çok benzeyen, akraba türlerdir. Birbirine çok yakın türlerin oldukça farklı ısı düzeylerinde üreme faaliyetini yürütebilmelerinin nedeni henüz anlaşılmış değildir.

    Erbezi torbasına sahip türlerde bu organın yeri de oldukça değişiktir. İnsanlarda torbalar penisin arkasındadır; buna karşılık bazı keseli hayvanlarda penisin önünde ve şebeklerde de penisin yanında bulunur.
    Torba, birer erbezi içeren iki bölüme ayrılır. Torbanın dışındaki ince çizgi bu ayrılma sınırını gösterir. Erkeklerin çoğunda sol erbezi sağdakine göre biraz daha aşağıdadır. Ancak her ikisi de küçük kaslar sistemiyle yukarı ve aşağı doğru hareket ederler. Torbanın derisine bağlı olan bu kaslara dartos, erbezlerine bağlı olan kaslara ise kremaster denir. Soğukta bu kaslar erbezlerini gövdeye doğru çeker. Sıcakta ise kaslar gevşer ve erbezleri aşağıya sarkar.



     



  2. Bu karmaşık düzen gereklilikten doğmuştur. Çünkü erbezleri yeterli ölçüde spermi, gövde sıcaklığının biraz altında, 35°C'de üretirler. Eğer sıcaklık yüksekse sperm üretilemez, hatta baba olma yeteneği bütünüyle ortadan kalkabilir. Uzun süre bisiklet sürmenin, sıkı kilotlann sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaptığı söylenmektedir. Buna karşılık İskoçya türü etekliğin verimliliği artırdığı öne sürülmektedir.

    Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur. Bu küçük, sıkı sıkıya birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır. 800 kadar kanalcıkta her gün yüz milyonlarca sperm üretilir. Kanalcıklar birbirlerine bağlıdırlar ve hepsi birden daha geniş bir toplama kanalına açılırlar. Erbezinin üstünde sarılmış biçimde bulunan bu toplama kanalına "epididimis" adı verilir. Yaklaşık 6 metre uzunluğundaki epididimis içinde spermler hareket etmeye alışırlar.

    Kanalcıklarda yeni spermaların üretilmesiyle birlikte daha önceden üretilmiş spermler, epididimis'e itilir. Eski spermler burada bir süre beklerler. Boşaltım için on-on beş gün kadar bekleyen spermler boşaltım olmazsa ölürler. Epididimis, "vas deferens" (sperm kanalı) adı verilen ve kalın kas duvarlarıyla çevrili bir başka kanalla bağıntılıdır. Kan damarları ve sinirlerle birlikte bu kanal sperma kordonunu oluşturur. Her bir erbezinden çıkan sperma kordonu bir kavis çizerek penisin tabanına kadar gelir. Kasık kemiğinin ön ve üst tarafından dolanan kordon böbreklerden idrar torbasına giden idrar yolunu çevreler, döner ve sonunda, idrar torbasının arkasından aşağıya doğru iner.

    İki sperm kanalının son bölümleri diğer bölümlere göre daha geniştir. Buralarda spermler depolanır. sperm keseleri adı verilen iki küçük bezden gelen kanalları birleştiren sperm kanalı ; prostat bezinin çevresine ulaşır. Burada iki kanal birleşir ve idrar yoluna girerler. İdrar kanalı, penis boyunca idrar torbasında uzayan kanaldır. Prostatın altında bazı bezler idrar yoluna salgı yapar. Bunlara Cowper ve Littre bezleri adı verilir.

    Bu bezler cinsel birleşme sırasında penisin ucunun ıslanmasını sağlarlar; ayrıca spermin içinde yüzdüğü sıvıyı da salgılarlar. Bu sıvı sperm için gerekli olan oksijen ve besini verir. Sıvının içinde bir pervane görevini yapan kuyruk hareketleri yoluyla yüzen spermler bu sıvılarla birlikte meniyi oluşturur. Bezlerden gelen salgıların kimyasal bileşimleri o kadar belirgindir ki, giysilere bulaşmış olan meni üzerinde yapılan kimyasal deneyler, tecavüz suçlarında kanıt olarak gösterilebilmektedir.

    Prostat bezinin ürettiği kimyasal maddeler arasında bulunan bir dizi maddeye prostaglandinler denir. Bu maddeler kadının dölyatağında birleşme sırasında görülen kasılmaları kolaylaştırır ve spermin kadının üreme organlarına doğru yol almasına yardımcı olabilir.Penis idrarın dışarıya atılmasını sağlar..İdrarın boşaltılması sırasında penisin inik ve yumuşak olması en uygunudur. Ama yumuşak bir penis spermleri kadının dölyatağının derinlerine taşımak açısından hiç elverişli değildir. Bu yüzden bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında penisi de sertleşir ve dikleşir. Bu yolla cinsel ilişki daha kolaylaşır.

    Peniste gözenekli dokulardan oluşan üç sütun yer alır. Üstte ve yanlarda iki Korpora kavernoza bulunur. Bu tabakalar tabanda kasık kemiğine bağlıdırlar. Alt tarafta ise daha küçük olan Korpus spongiozum tabakası yer alır. Bu tabaka penis başındaki dokuları da oluşturur. Her üç sütuna da kan damarları bağlıdır. Bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında kan hızla bu dokulara dolar. Mantar biçimindeki dokular kanı çabucak emerler ve şişerler. Penisin sertleşme olayı da buna bağlıdır. Sertleşme omurilikten gelen sinirsel uyarılar aracılığıyla meydana gelen otomatik bir olaydır. Sertleşmeye pek çok şey yol açabilir. Karşı cinse hiç dokunulmaksızın bir koklama ya da görme de penisin sertleşmesini sağlayabilir. Öte yandan, beyinden gelen mesajlar sertleşmeyi engelleyebilir. Penisin başında çok duygun sinirler vardır. Dölyatağının içindeki penisin sürtünmesi sonucunda baştaki sinirlerin uyarıcı etkileri erkekte orgazmı sağlar.

    Hayvanlarının çoğunun penisinde, os penis adı verilen bir kemik (veya kıkırdak) bulunmasına rağmen, insanda böyle bir şeye rastlanmaz. Hayvanlarda bu kemiğin işlevi, penisin sertliğini sağlamaktır. Bütün etoburlar (köpekler, kediler, fokbalıkları, ayılar), yarasalar ve maymunlarda bir os penis vardır. Buna karşılık toynaklılarda (at ve inek gibi hayvanlar), kanguru gibi keseli hayvanlarda ve balinalarda böyle bir kemik yoktur. İnsanda koni biçiminde olan penis başı ( glans ) da çeşitli hayvan türlerinde çok farklı biçimler almıştır. Bazı keselilerde olduğu gibi iki parçalı veya çatallaşmış da olabilir, bütün diğer memelilerdeki gibi tek parçalı da olabilir. Bazı maymun türlerinde penis başı çok küçüktür. Buna karşılık insanda oldukça büyüktür ; penisin toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır ve penisin en duyarlı kısmıdır.

    Orgazm aşamasına ulaşılmadan önce Cowper ve Littre Bezleri'nden belirli ölçüde sıvı salgılanır. Bu sıvı penisin başını ıslatır ve uyarıcı etkileri artırır. Sıvının bir başka önemli görevi de idrar yolunda spermlere zararı dokunacak maddeleri işe yaramaz hale sokarak spermin idrar yolundan geçişini sağlamaktır. Bundan sonra, sinirsel uyarılar meni kanalı, meni bezleri ve prostat bezi çevresindeki kasları harekete geçirirler. Bu hareketler bir pompa işlevini görerek spermlerin ve öteki bezlerden gelen sıvıların idrar yoluna boşalmasını sağlar. Penisin süngerimsi dokularının çevresindeki bir dizi kasın kasılmasıyla birlikte meni idrar yolunda ilerler ve dışarıya atılır. Bu arada kaslar idrar torbasına giden kanalı kapatırlar. Böylece idrarın meniye karışması önlenmiş olur.

    Sünnet, yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski adetlerinden birisidir. Özellikle Müslüman ülkelerde uygulanan sünnet sağlık açısından yararlı bir işlemdir. Çünkü sünnetsiz kişilerin sürekli yıkanmamaları durumunda, baş derisinin altında smegma adı verilen bir salgı birikebilir. Görülen bir başka durumda sünnetli kişilerde ya da eşlerinde penis ve rahim kanserlerine çok az rastlanmasıdır. Bu elverişli durumların bir sonucu olarak sünnet çeşitli ülkelerde giderek yaygınlaşan bir olay haline gelmektedir. Sünnetli erkeklerin cinsel açıdan doyuma daha çok ulaştıkları inancı ise yanlıştır. Bir görüş, açıkta kalan penis başının bütün gün pantolona sürtünmesinin cinsel duyarlığı azalttığı yolundadır. Bu yüzden erkekler orgazma ulaşmak için uzun sürelere gereksinim duymaktadırlar. Ne var ki yapılan araştırmalar sünnetli ve sünnetsiz kimseler arasında orgazma ulaşma açısından bir fark olmadığını ortaya koymuştur.

    Penisin boyutları üzerine pek çok yanlış kanı yaygındır. Kimi erkekler penislerinin kısalığından dolayı çeşitli karmaşık ruhsal durumlara girmektedirler. Oysa penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle cinsel ilişkide başarı arasında bir ilişki yoktur. Penisin büyük olması kişinin "daha erkek" olmasını gerektirmez. Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle değil, cinsel teknikle ve esas olarak da psikolojik uyumla ilgilidir.

    Erkeğin sertleşme ve sperm üretme yeteneği, kadının menapoz dönemini tamamlamasından çok sonra da devam eder.

    ABD'de yapılmış bir araştırmaya göre, erkeklerin %90'ı ; 50 yaşına geldiğinde sertleşme yeteneğini korumaktadır. Altmış yaşındayken sertleşme yaşayabilenlerin oranı yüzde 80'in biraz üzerinde, yetmiş yaşındakilerin oranı yüzde 70 ve seksen yaşındayken sertleşme yeteneklerini sürdürenlerin oranı da yüzde 25'tir. Ancak bu oranların orgazm yeteneğiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kinsey ve çalışma arkadaşları tarafından yapılmış bu araştırmaya göre, elli yaşındaki ABD'li erkekler ortalama haftada iki kez, yetmiş yaşındakiler de bir kez orgazm yaşamaktadırlar.
     



  3. Kadında Üreme Sistemi

    Kadında Üreme Sistemi


    Siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen süredir. Normalde bu süre 28 gün olmasına karşın 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır.

    28 günde bir adet gören, yani siklusu 28 gün olan bir kadının ovulasyon (yumurtlama günü) sıklıkla (şart değil) 14. gündür.

    Adet görme mekanizması

    Beyinde gerçekleşen olaylar

    Her adetin ilk günü beyinde hipotalamustan salgılanan GnRH adlı hormon, hipofizden folikül stimule edici (uyarıcı) hormon (FSH) salgısını uyarmaya başlar. FSH etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir folikül (yumurta hücresini barındıran yapı) olgunlaşmaya başlar. Bu folikül olgunlaştıkça östrojen hormonu üretimi artar, östrojen üretimi arttıkça hipofiz bölgesinden salgılanan luteinizan hormon (LH) miktarı artar. Folikül olgunlaştıkça giderek içi sıvı dolu ufak bir kese haline gelir.


    Yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

    Folikül yaklaşık olarak 16-20 milimetre çapına eriştiğinde östrojen hormonu da kanda maksimum seviyeye ulaşır ve bu da LH seviyesinin giderek daha da artmasına neden olur. LH piki (LH'ın en yüksek seviyeye ulaştığı an) olduğunda folikül çatlar ve içindeki oosit (yumurta hücresi) serbestleşerek Fallop tüpünün içine girer.

    Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" corpus luteum (sarı cisim) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı bu defa östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da üretmeye başlar. Gebelik oluşmazsa bu yapının işlevi 14 günde biter. Gebelik oluştuğunda ise gebelik ürününü "desteklemek" için bu yapı yaklaşık 10. haftaya kadar progesteron salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren "gebelik ürünü" kendi progesteronunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.


    Uterusta gerçekleşen olaylar (uterus=rahim)

    Uterusun içi endometrium adı verilen bir tabakayla kaplıdır. Endometrium östrojen etkisiyle kalınlaşır ve yumurtlama sonrası devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin implantasyonu (yerleşmesi) ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirilir.
     



  4. Gebelik Testleri

    Gebelik Testleri
    Hamile olup olmadığınızı en erken anlamanın yolu gebelik testi yaptırmaktır.

    4 günlük döllenmiş yumurta, insan koryon gonadotropini (hCG) denilen bir hormon salgılamaya başlar. Bu hormon vücut suyunda vücudun dokularına yayılır. Başlangıçta kanda bulunabilir, kısa bir süre sonra ise idrarda teşhis edilebilir.

    Gebelik testlerinin çoğu, kan örneğinden daha kolay alınan idrar örneği ile yapılır.
    hCG nin varlığını tespit etmek için birçok idrar tahlili tipi kullanılır. Çoğu, hCG ile bir hCG antikoru arasındaki bir reaksiyona dayanır. İlk reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için ikinci bir reaksiyona ihtiyaç vardır. Bu genellikle bir renk değişimidir.

    Bazı kadınlar evde yapılan gebelik testlerini kullanmaktadırlar. Bu test paketleri çoğu eczaneden alınabilir. Çoğu, bir test tübünde idrarla karıştırılan bir solüsyon içerir. Belirli bir süre teste göre değişmek üzere birkaç dakikadan birkaç saate kadar geçtikten sonra, hamileyseniz koyu bir halka oluşur. Bazı markalarda, bir renk değişimi gebeliği belirtir.

    Gebelik testini evde yapmaya karar verdiyseniz, talimatları dikkatle izleyin. Ayrıca ister evde ister laborutuvarda yapılsın, günün ilk idrarını kullanırsanız gebelik testi daha doğru olur.

    İdrar testlerinin doğruluğu:

    Doğrulukları, karmaşık olabilecek talimatları ne kadar iyi izlediğinize çok bağlıdır. İlk kez kullananların ya da deneyimsiz kullanıcıların doğru bir test sonucuna ulaşmaları daha küçük bir olasılıktır ve hiçbir test kusursuz değildir. Ayrıca gebelik testleri, özellikle gebeliğin ilk günlerinde uygulandıklarında, hamile olduğunuz halde olmadığınızı gösterebilirler. Bunun nedeni, gebeliğin ilk zamanlarında hCG düzeylerinin düşük olması ve teşhis edilememesidir. Bu nedenle, herhangi bir gebelik testinin negatif sonuçları, pozitif bir sonuçtan daha az güvenilirdir.

    Evde yapılan gebelik testleri tarama testleri olarak kabul edilmelidir. Test sonucu negatifse ama gebelik belirtileri gösteriyorsanız, doktorunuza başvurun. Sonuç pozitifse, onaylaması ve doğum öncesi bakım için doktorunuza gidin.

    Hamileyseniz ve adetiniz 4 ila 7 gün geciktiyse, bir klinikte ya da doktorunuzun muayenesinde yapılan idrar testinin sonuçları dörtte üç oranında pozitiftir. Adetiniz 2 hafta geciktiyse, doğruluk oranı yüzde i00e yaklaşır. Evde yapılan gebelik testlerinin sonuçları, adetin gecikmesinden 10 gün sonra yapıldıklarında yüzde 95 oranında doğrudur.

    İdrara dayalı gebelik testleri en sık olarak kullanılmaktadır, ama bazı durumlarda, daha kesin olduğu ve hamileliği daha erken teşhis edebildiği için bir kan testi de uygulanabilir. Dış gebelik yumurtanın fallop tüpünde ya da rahim dışında bir yerde gelişmeye başladığı gebelik durumunda, idrara dayalı gebelik testlerinin negatif sonuçlarına karşın, kadında tüm gebelik belirtileri görülebilir. Bunun nedeni, yumurta rahimde olmadığı zaman HCG düzeylerinin yüksek olmamasıdır. Ancak kan testi daha hassastır ve gebeliği teşhis edebilir. Dış gebelik potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olduğu için, bu bilgi annenin hayatının kurtulmasına yardımcı olabilir.
     



  5. İdrarla Yapılan Gebelik Testleri

    İdrarla Yapılan Gebelik Testleri


    Hamile olduğundan şüphelenen ve adet gecikmesi yaşayan pek çok kadın eczaneden kolayca temin ettiği gebelik testi ile hamile olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Bu hem son derece ucuz, hem kolay hem de özel bir yöntemdir. Özeldir çünkü testi uygulayan kadından başka kimse sonucu bilemez. Pek çok kadın için bu önemli bir özelliktir. Kadın hamile olup olmadığını herkesten önce öğrenmek ve bu özel anı doyasıya yaşamak ister. Tam tersi şekilde istenmeyen bir gebelikten korkan kadın da hamile olup olmadığını başkalarının bilmesini istemeyebilir.

    Her yıl tüm dünyada milyonlarca gebelik testi satılmaktadır. Evde yapılan gebelik testi anlamında "home pregnancy test" (HPT) olarak adlandırılan bu yararlı kitler her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Hatalı pozitif ya da hatalı negatif sonuçlar kişide hem psikolojik hem de fiziksel travmaya neden olabilir. Bu nedenle gebelik testi kitlerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekir.

    HPT gebeliği nasıl saptar?

    Bir gebelik oluştuğunda herhangi bir testin bu gebeliği saptayabilmesi için hCG adı verilen hormonun varlığı temel şarttır. hCG yalnızca gebelikte salgılanan bir hormondur ve salgılanabilmesi için döllenmiş yumurtanın blastokist aşamasına ulaşıp rahim içine yerleşmesi gerekir. Bu genelde yumurtlamayı takiben 6-10 gün içinde meydana gelen bir olaydır. Teorik olarak hCG döllenmeyi takip eden 9. gün civarında salgılanmaya başlar. Hormonun kanda yeterli düzeye ulaşıp idrarla da atılması için ek zamana gerek vardır. Çok erken dönemlerde hormon kanda yükselmeye başlamasına rağmen idrarl atılması gecikebilir. Normalde gebe olmayan bir kadında kandaki hCG düzeyi mililitrede 10 milienternasyonel üniteden (mIU) daha düşüktür

    HPT'nin hassasiyeti ne demektir?

    HPT'nin hassasiyeti idrarda saptayabildiği en düşük miktardaki hCG değeri anlamına gelir. Bugün piyasada satılan pek çok gebelik testinin hassasiyeti 20-50 mIU/mL arasındadır. Yani hCG değeri 20-50 mIU/mL'nin altındaysa test sonuç vermez. Oysa kan testi hCG değerini tam olarak yansıtır. Bu nedenle kan testi daha adet gecikmesi ortaya çıkmadan sonuç verebilir.

    Testin duyarlılığı yani hassasiyeti ne kadar yüksekse yani ölçebildiği hCG düzeyi ne kadar düşükse gebeliği erken dönemde gösterme olasılığı da o kadar yüksektir.

    HPT nasıl yapılır?

    Her gebelik testinin kendine ait özellikleri olabilir. Bu nedenle eczaneden test aldığınızda kullanma talimatını mutlaka okuyunuz.

    Test için en uygun örnek orta akım idrarıdır. Yani idrar yapmaya başlayıp biraz idrarı boşa akıttıktan sonra idrar örneği almanız daha uygundur. Testin özelliğine göre idrarınızı bir kaba alıp damlalık ile damlatmanız, idrar kabına batırmanız ya da direkt olarak idrarınızı yaparken testi akan idrara tutmanız uygulanabilecek yöntemlerdir.

    HPT en erken ne zaman sonuç verir?

    "Arkadaşımla ilişkide bulundum daha sonra hemen gidip gebelik testi aldım sonuç negatif çıktı. Kesinlikle hamile olmadığımdan emin olabilir miyim?" şeklinde sorular e-posta ya da telefon ile bana yöneltilen sorular arasında sıkça yer almaktadır. Bu kadar erken dönemde gebelik olup olmadığını ancak Tanrı bilebilir.

    Daha öncede belirttiğim gibi gebelik testinde gebeliğin saptanabilmesi için embryonun rahim içine yerleşmiş olması gerekir. Bu nedenle test en erken yumurtlamadan sonraki 8-9. günde saptanabilir. Ancak yumurtlamanın geç olması, embryonun beklenenden daha geç yerleşmesi gibi nedenler ile bu dönemde yapılan idrar testi genelde negatif çıkar. Bu dönemde yapılan gebelik testinin negatif çıkması hatalı negatif anlamına gelmez ve hamile olmadığınızı göstermez. En akılcı ve ekonomik yaklaşım adet kanamasını beklemek eğer gecikme olursa test yapmaktır.

    2001 Ekim ayında JAMA dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırmada adet gecikmesinin olduğu günde yapılan idrarda gebelik testinin duyarlılığının %90 olduğu saptanmıştır (JAMA. 2001;286-1759-1761). Geriye kalan %10 olguda daha henüz embryo rahime bile yerleşmemiştir. Yine aynı çalışmaya göre bu testlerin duyarlılığı en fazla adet gecikmesinden 1 hafta sonra olmakta ve %97'ye kadar çıkmaktadır.

    Bu nedenle adet gecikmesinin takip eden 1-2 günde yapılan test negatif çıktığında mutlaka 1 hafta sonra test yeniden yapılmalıdır.

    Testi yapmadan önce idrar ne süre ile tutulmalıdır?

    Testi yaptığınız gün ne kadar geçse idrar tutmanız gereken süre o kadar azdır. Örneğin beklediğiniz adet kanaması 1 hafta geçmiş ise idrar tutmadan herhangi bir zamanda testi yapabilirsiniz. Öte yandan adet kanamasını beklediğiniz gündeyseniz ya da adet kanamanız 1-2 gün geciktiyse bu durumda 4 saat idrar yapmayıp daha sonra testi yapmalısınız.

    Test nasıl yorumlanır?

    Piyasada satılan değişik markalardaki idrar testleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle kullandığınız testin kullanma talimatını mutlaka dikkatlice okuyunuz.

    Genelde idrar testlerinde 3 tane pencere bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki pencereye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir (kontrol penceresi). Diğer pencere ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu penceresinde ya bir çizgi ya da artı işareti çıkar. Sonuç penceresindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç penceresinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.
     



  6. Gebelik testinin sonucu okunurken testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman süresince beklenmelidir. Bazı durumlarda test negatif olmasına rağmen bir süre daha beklendiğinde hafif bir çizgi ortaya çıkabilir. Bu şüpheli sonucu belirtir. Ya hamile olmanıza rağmen hCG değeri testin saptayabileceği düzeylere ulaşmamıştır ya da hamile değilsinizdir ancak test reaksiyon vermektedir. Her iki durumda da testin 1-2 gün sonra tekrar edilmesi ya da kanda gebelik testi yapılması uygundur. İdeal olan testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman sonrasında sonucu yorumlamaktır.

    Test neden hatalı sonuç verir?


    Testin hatalı negatif sonuç vermesinin temel nedeni duyarlılığının kandaki düşük düzeydeki hCG değerlerini saptamaya yetmemesidir. Testin erken yapılması bunda en önemli faktördür. Testin bozuk ya da son kullanım tarihinin geçmiş olması da bir diğer etkendir.

    Hatalı pozitif sonuçlar ise daha nadir görülür. Bu gibi durumlarda bazen idrardaki başka bir hormona (örneğin LH) çapraz reaksiyon gelişebilir. Bir başka neden de kimyasal gebeliklerdir. Çok erken dönemde test pozitif çıkmasına rağmen daha sonra klinik olarak gebelik fark edilemeden embryo canlılığını yitirir ve kan hCG değerleri düşmeye başlar.

    İnfertilite tedavilerinde yumurta çatlatmak amacıyla yapılan hCG enjeksiyonları sonrasında da hatalı pozitif sonuçlar görülebilir. Bu nedenle test son hCG enjeksiyonundan 10-14 gün sonra yapılmalıdır.

    Testin hatalı pozitif sonuç vermesi oldukça nadirdir. Bu nedenle pozitif sonuç varlığında ek incelemeye gerek duyulmazken negatif olması mutlaka gebe olunmadığı anlamına gelmez

    Kullanılan ilaçlar ya da enfeksiyonlar hatalı sonuçlara neden olabilir mi?
    İçinde hCG içermeyen ilaçlar hatalı sonuca neden olmaz. Kısırlık tedavisinde kullanılan yumurtlama uyarıcı ilaçlar da dahil olmak üzere hiç bir antibiyotik, ağrı kesici, doğum kontrol hapı testin hatalı sonuç vermesine neden olmaz ya da gebelik varlığında testin pozitifleşme sürecini geciktirmez. Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de HPT'lerin doğru sonuç vermesini engellemez.

    Uyarılar

    Her türlü adet gecikmesi mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Testin negatif çıkması durumunda eğer adet kanamanız hala daha başlamadıysa mutlaka jinekoloğunuzla görüşmelisiniz.

    Testin pozitif olması normal bir gebelik olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır. Öte yandan adet gecikmesi olan bir kadında testin negatif sonuç vermesi gebeliğin ilerlemesine neden olacaktır. Bu sırada gebelikte kullanılmaması gereken maddeleri kullanmanız ya da gebelik için uygun olmayan davranışlarda bulunmanız bebeğinize zarar verebilir. Bunun istenmeyen bir gebelik olması durumunda ise sonlandırılması için yasal sınır aşılabilir.

    Her adet gecikmesi durumunda test pozitif ya da negatif olsun mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.
     



  7. Kanla Yapılan Gebelik Testleri

    Kanla Yapılan Gebelik Testleri


    Gebelik oluştuktan yani sperm hücresi yumurtayı dölledikten sonra bu gebelik ürünü bhCG adı verilen bir hormon salgılamaya başlar. bhCG düzeyleri döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra kanda normalde olduğu seviyelerin üstüne çıkmaya başlar. Gebe olmayan bir kadında kandaki bhCG seviyesi 0-10 mIU/ml'dir. Seviyenin 10 dan yüksek olması gebelik lehinedir. Kan bhCG seviyesi belirli bir miktarın üstüne çıkınca idrarda da saptanabilir. İşte gebelik testlerinde aslında bu hormonun seviyeleri ölçülür. gebelik dışında bazı hormon salgılayan tümörler de bu hormonun kan seviyelerini yükseltebilir. Gebeliğin takibi esnasında bhCG artışları gebelik ürününün sağlığı hakkında bilgi verir. Yine ektopik gebeliğin tanısında son derece önemlidir. Mol gebeliklerde de gebelik sonlandırıldıktan sonra tam bir iyileşmenin elde edilip edilmediği seri halde yapılan bhCG ölçümleri ile sağlanır. Normal bir gebelikteki bhCG değişimleri tabloda gösterilmiştir.Burada iki ayrı otörün kabul ettiği normal değerler bir arada gösterilmiştir.

    Son adet tarihinden itibaren geçen hafta sayısı HCG (mIU/ml)
    (INCIID) HCG in mIU/ml
    (Quest)
    3 hafta 5 - 50 9 - 130
    4 hafta 3 - 426 75 - 2,600
    5 hafta 19 - 7,340 850 - 20,800
    6 hafta 1,080 - 56,500 4,000 - 100,200
    7 - 12 hafta 7,650 - 288,000 11,500 - 289,000
    13 - 16 hafta 13,300 - 254,000 18,300 - 137,000
    17 - 24 hafta 4,060 - 165,400 1,400 - 53,000
    25 - 40 hafta 3,640 - 117,000 940 - 60,000
     



  8. Gebelik Belirtileri

    Gebelik Belirtileri


    Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.

    Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12' inci haftalar arasında duyulabilir.

    HAMİLE OLABİLECE?İNİZİ DÜ?ÜNDÜREN İ?ARETLER

    BELİRTİ ORTAYA ÇIKTI?I ZAMAN BA?KA OLASI NEDENLERİ
    Adet kesilmesi Tüm hamileliklerde Yolculuk,yorgunluk,stres,hamilelik
    korkusu,hormonsal sorunlar,aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma,emzirme
    Sabah bulantıları Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra Yiyecek zehirlenmesi,gerginlik
    Sık idrara çıkma Genellikle hamile kaldıktan
    6-8 hafta sonra İdrar yolları iltihabı,gerginlik,şeker
    hastalığı
    Sızlayan,ağrıyan,şiş göğüsler Hamile kaldıktan sonraki
    birkaç gün içinde Doğum kontrol hapları,adet günlerinin yaklaşması
    Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması Hamileliğin ilk üç ayı içinde Hormonsal dengesizlik
    Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler Hamileliğin ilk üç ayında Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi
    Yiyeceklere aşırı istek duyma Hamileliğin ilk üç ayı içinde Kötü beslenme,stres,adet günlerinin yaklaşması


    HAMİLE OLACA?INIZA İLİ?KİN KUVVETLİ İ?ARETLER
    BELİRTİ ORTAYA ÇIKTI?I ZAMAN BA?KA OLASI NEDENLERİ


    Rahim ve rahim ağzının yumuşaması Döllenmeden 2-8 hafta sonra Adet kanamasının gecikmesi
    Rahmin ve karnın genişlemesi 8-12 hafta Tümör ve fibroidler
    Aralıklı ve ağrısız kasılmalar Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar Bağırsak kasılmaları
    Bebeğin hareketleri İlk olarak hamileliğin
    16-22. Haftasında fark
    edilir. Bağırsak gaz ya da kasılmaları
    KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ
    BELİRTİ ORTAYA ÇIKTI?I ZAMAN BA?KA OLASI NEDENLERİ
    Ultrasonda bebeğin görülmesi Döllenmeden sonraki 46. Haftada Yok
    Bebek kalp atışı 10-20. haftada Yok
    Karında hissedilen bebek hareketi 16. haftadan sonra Yok