Ünlü Türk Hikayecileri

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Violet tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ünlü Türk Hikayecileri,







    6 Türk Hikayecileri

    SAİT FAİK ABASIYANIK(1906-1954):
    Gerçek adı Mehmet Sait olan Abasıyanık, 23 Kasım 1906’da Adapazarın’da doğdu. 11 Mayıs 1954 İstanbul’da öldü. İlk öğretimini Adapazarı’nda yaptı. Kurtuluş Savaşı’nın ertesinde, ailesi ile İstanbul’a taşındı, İstanbul Lisesi’ne girdi ve ardından ortaöğretimini Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladı. 1928-1930 yıllarında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okudu. Bir yıl sonra babasının isteği üzerine iktisat eğitimi için yurt dışına gitti. Burada fazla kalmadı ve Fransa’ya giderek doğal çevresi ve kültürel yapısı ile kendisine çekici gelen Groneble’de üç yıl kaldı. Groneble’de sürdüğü dağınık yaşam tarzı nedeniyle babası onu geri çağırdı ve yüksek öğretimini yarım bırakarak Türkiye’ye döndü. Yağ İskelesin’de açtığı ticarethanede işler yürümeyince burayı kapatır ve geçimini kaleminden sağlamaya başlar.
    Uçurtmalar ve İpekli Mendil adlı ilk öykülerinden sonra, kendini tamamen öykü yazmaya verir. Sait Faik, öykülerinde işçi ve emekçiler, kimsesiz çocuklar, köşe başındaki dilenciyi ve bankta pineklik eden ayyaşı konu eder. İlk yapıtları Semaver, Sarnıç ve Şahmerdan’da çocukluk ve gençlik yıllarının hatıraları, Fransa’da kaldığı yıllarda yabancı çevreye olan yabancılaşması ve insan ilişkilerine dayanan tutumu yer alıyordu. Kimi zaman İstanbul’un kenar semtlerini,yoksul insanları,küçük insanların serüvenlerini ve en önemlisi insan sevgisini anlattı.İkinci dönem öykülerinde ise insanları bireyler olarak ayrı ayrı değerlendirmeye ve eleştirmeye başladığını görürüz.Bunu takip eden üçüncü dönemde ise yazarın yaşama sevinci yavaş yavaş solar ve yerini hüzne bırakır.

    Asıl ününü,bu dönemde kaleme aldığı,yaşadığı Burgaz Adasından ve çevresinden kaynaklanan,Rum balıkçıları,denizi,deniz kuşlarını,balıkları,doğayı konu edinen Lüzumsuz Adam,Mahalle Kahvesi,Son Kuşlar,Kumpanya ve Havuz Başı hikayeleriyle yaptı.Uzun öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Havada Bulut‘ta Sait Faik,tamamen yalnızlığı,hüznü,çaresizliği,k açıp gitmeyi anlatır.
    1940 yılında yayımlanan, yoksul insanların yaşam mücadelesinin anlattığı Medarı Maişet Motoru adlı roman, tema bakımından olduğu gibi, birbirine eklenmiş hikayeler dizisi oluşturmaları bakımından da diğer kitaplarının tekrarı görünümündedir. Bu kitabın ikinci baskısı 1952’de yapılır. 1951’de yayımladığı Kayıp Aranıyor romanı ise yerleşik ahlak kurallarını taşıması, toplumun türlü kesiminden insanları karşı karşıya getirmesi ve toplumdan kopmuş aydınları eleştirmesiyle dikkat çeker. Bilinçaltı dile getiren, çağrışımlarla gelişen, sağlığının bozulduğu son dönemlerdeki tedirgin, yalnız dünyasını yansıtan hikayelerinde(Alemdağ’da Var Bir Yılan) gerçeküstücü öğeler dikkat çeker. Şimdi Sevişme
    Vakti adlı kitabında ise, sevecen yaklaşımlı, serbest nazımla yazılmış şiirleri bir araya toplamıştır.

    1951’de Kayıp Aranıyor romanının toplatılması Sait Faik’in hayatında ara verdiği üç önemli olaydan biri olur. 1939 yılında babasının ölümü ile yazmaya ara veren yazar, 1946’da da kendisine siroz teşhisi konması üzerine bir süre edebiyattan uzaklaşır.

    Tedavi için 1951’de Paris’e giden Sait Faik,Samet Ağaoğlu’na yazdığı mektupta hastaneye yatmadan bir gece önce titrediğini,buz gibi terler döktüğünü ve hastaneye yatamayacağını anlayarak biletini alıp derin bir huzur içinde uçağa bindiğini anlatır…
    Paris’ten bu kararı alarak dönmesinden üç yıl sonra sıklaşan krizleri sebebiyle hastaneye kaldırılan Abasıyanık, 11 Mayıs 1954’te yaşama veda etti.
    Sait Faik,yazarlığı boyunca yaşamı ve doğanın eşsiz güzelliklerini satırlarının arasına kattı.O’nu Sait Faik yapan sıradan insanda,evrensel insana giden ruhun özünü bulabilmiş olmasıdır.
    SAMİH RIF’AT(1892-……)
    1892 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisini ve Edebiyat Fakültesini bitirdi. Askeri Baytar Alisi’nde, Darülmuallimini Aliyde, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı.
    Yazarlık hayatına 1914′te mütercimlikle başladı. 1918′de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya’ya, Tasviri Efkar muhabiri olarak Sivas’a gitti. Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi türünde yazıları yayımlandı. 1920′de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu yoluyla Ankara’ya gitti; Türk Kurtuluş Savaşına katıldı.
    1922 yılında Buhara elçiliği başkatibi oldu. Lozan Konferansında matbuat müşavirliği yaptı. TBMM ikinci döneminde Afyonkarahisar Milletvekili seçildi. Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğinde, Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952′de emekliye ayrıldı.
    “Servet-i Fünun”, “Donanma”, “Tedrisat”, “Türk Yurdu” ve “Yeni Mecmua”da yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra türünde yazılarıyla tanındı. Mustafa Kemal Paşa’nın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa’yı Türk basınında ilk defa tanıtmasıyla ünlüdür.