Uluslararasi Hukukta Çalışan Çocukların Hukuki Durumu

'Sosyal Konular' forumunda HazaN tarafından 25 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Uluslararasi Hukukta Çalışan Çocukların Hukuki Durumu

    -Genel kavram
    Çalışan çocuklar, ülkemizde ve dünyada sömürülmeye en açık ve korunmaya muhtaç toplumsal kesimlerinden birini ve ülkelerin geleceği açısından en önemlisini teşkil etmektedir.Zira insanlığın gelişim evresinde çocukluk önemli bir yer işgal eder.Çünkü çocukluk evresinde alınan temel eğitimin,yetişkinlik evresindeki çalışma yaşamına büyük katkıları vardır.Bu yüzden geçen bu evrenin yani ‘çocukluk’ evresinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
    Dünyanın çoğu bölgesinde bugünkü konjonktür esas alınırsa çocukluk süreci daha aşılmadan, fiziksel ve zihinsel gelişimleri daha tamamlanmadan,kendi ülkelerine ileride katkıda bulunmaları için ayrılan oyun ve eğitim süreçlerinden mahrum bırakılarak çocuklar üretim sürecine sokulmaktadırlar.Nedeni ise çok basittir ve iki kelime ile açıklanır “ucuz işgücü” olmaları.
    Dünyada çok önemli bir sorun olan çocuk istihdamı küreselleşme ile daha da büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.Bugün dünyamızda yetişkinlik aşamasına gelmede kademeli bir öğrenme sürecinden geçerken kazanılan çocukluk kavramı es geçilmekte ve milyonlarca çocuk fiziksel,zihinsel,sosyal,eğitsel,duygusal ve kültürel açıdan gelişmelerine zarar veren koşullarda çalışmaktadır.
    Sanayi kapitalizminin gelişmesi,ucuz çocuk emeğini, işgücü piyasasının kolayca ulaşabileceği bir hedef haline getirmiştir.Bu süreç içerisindeki görüşler ise ikiye ayrılmışlardır.19.yy.Avrupa’sına bakılırsa şayet,bazı çevreler fabrikayı çocukları sokaktan kurtaran ve yetişkinliklerine geçişi sağlayan bir “sosyalleşme”süreci olarak görürken;bazı çevrelerde çocukların asıl yerlerinin okul olduğunu ve fabrikanın bir çocuğun gelişiminde olumsuz etkilerini savunmuşlardır.Günümüzde doğru ikinci görüş galip gelerek çeşitli etik değerlere ve uluslar arası antlaşmalara temel olmuştur.
    2-Çocuk ve genç işçi kavramları
    Türkiye’nin onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1.maddesi,18 yaşından küçük herkesi çocuk olarak tanımlamaktadır.Uluslar arası Çalışma Örgütü ise,15-24 yaş grubunu genç işçi kabul ederken,15 yaşın altında aile bütçesine katkıda bulunmak ya da yaşamını kazanmak amacıyla çalışanları “çocuk işçi”veya “çalışan çocuk”olarak adlandırmaktadır.
    Uluslar arası Çalışma Örgütü tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelerde çalışan 5-14 yaş grubundaki çocuk sayısı,(120 milyonu tam süreli,130 milyonu da kısmi süreli işlerde çalışanlar olmak üzere)250 milyondur.Bu 250 milyon çocuğun %61 kadarı(153 milyonu)Asya’da;%32 si(80 milyonu )Afrika’da ve %7 si(17.5 milyonu)Latin Amerika’dadır.
    Çocuk işçiliği yalnızca az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin sorunu değildir.Sanayileşmiş ülkelerin bir çoğunda da çocukların çalıştığı görülmektedir.İtalya, Avrupa’da bekli de en fazla çocuk çalıştıran ülkedir.ABD’nin de hayli kalabalık çocuk işçi nüfusu vardır.Bu çocuk işçilerin çoğunluğu tarım kesiminde çalışmaktadır ve aralarında önemli bir bölümü göçmen ailelerinin çocuklarıdır.
    3-Uluslararası Çalışma Örgütü’ nün Konuya Yaklaşımı
    Varolduğu süre boyunca, ILO’nun çabası, işe alınmada en az çalışma yaşının kabulüne dayandı.Uluslararası Çalışma Konferansı’nın 1919 yılındaki toplantısında ILO,çocuk işçiliğine ilişkin ilk sözleşmeyi, 5 numaralı En Az Çalışma Yaşı(Endüstri)Sözleşmesini kabul etti:Bu Sözleşme, 14 yaşından küçük çocukların endüstriyel işletmelerde çalışmalarını yasakladı.İzleyen 50 yıl boyunca, 9 sözleşme daha kabul edildi.Bunlar endüstri,tarım,denizcilik,endüstri-dışı, balıkçılık yer altı işleri gibi farklı sektörlerde en az çalışma yaşını düzenledi.
    1973’de kapsamlı bir sözleşme kabul edildi.1973 tarihli 138 sayılı En Az Çalışma Yaşı Sözleşmesi, bütün ekonomik sektörleri ve ister ücretli ister bağımsız çalışsın, bütün çalışan çocukları kapsamaktadır.Bu sözleşme işe kabulde en az yaşa ilişkin, en kapsamlı ve yetkili uluslararası tanımı yapmaktadır.Aynı zamanda, özellikle gelişmekte olan ülkeler için aşamalı ve esnek bir yaklaşımı içerdiğinden yenilikçidir.Bu sözleşmeye göre,en az çalışma yaşı 15’tir; ancak hafif işlerde 13 yaşını doldurmuş çocuklar çalıştırılabilir.Öte yandan, ekonominin ve eğitim faaliyetlerinin yetersiz olduğu ülkelerde en az çalışma yaşı 14 olarak kabul edilir ve hafif işlerde 12 yaşını bitirmiş çocuklar çalışabilir.
    1990’larda, genel olarak çocukların refahı ve özellikle çocuk işçiliği konusunda, uluslar arası toplumda daha önce görülmemiş bir ilgi doğmuştur. Bu dönemdeki en önemli gelişmeler :
    · BM Genel Kurulu, 1989’da, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni kabul etmiştir.Bu, dünyadaki hemen hemen bütün ülkeler tarafından çocuk hakları konusunda kabul edilen en kapsamlı sözleşmedir.Bu sözleşmede diğer haklar yanında çocukların ekonomik sömürüden korunma haklarını dair hükümlerde yer almaktadır.
    · ILO,1992’de Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması Uluslararası Programı’nı (IPEC)başlatmıştır.Bu proje çocuk işçiliği ile mücadele eden ulusal programlara teknik yardım dahil uluslararası destek sağlamak için oluşturulmuştur.
    · 1995’de Kopenhag’da yapılan Sosyal Gelişme için Dünya Zirvesi’nde bir bildirge ve eylem programı kabul edilmiştir. Bu bildirge ve eylem programında çocuk işçiliğinin yasaklanması için bütün ülkelere çağrıda bulunulmuştur.
    · 1998’de,Uluslararası Çalışma Konferansı,İşyerinde Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi’ni kabul etmiştir.Bu bildirge,ilgili sözleşmeleri onaylasın veya onaylamasın ILO üyesi bütün devletlerin çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması yükümlülüğü altında olduğunu kabul etmiştir.
    Çocuk işçiliğinin bütün biçimlerinin ortadan kaldırılması, uzun dönemli bir amaçtır. Ancak çocuk işçiliğinin bazı biçimlerinin çok ciddi ve insanlık dışı olduğu ve daha fazla tahammül edilemeyeceği düşüncesi büyümüştür.Bu nedenle 1990’larda çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasına öncelik verilmesi, gözle görünür bazı sonuçların belirsiz bir gelecekte değil, kısa bir dönemde alınması gerektiği ve hızla sonuçların alınması için ulusal ve uluslararası düzeyde bir eylem programının uygulamaya geçirilmesi yönünde görüş birliği oluşmuştur.
    Dünya çapında artan ilgi çerçevesinde ILO, 1999’da 182 sayılı Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi(No. 182) ve 190 sayılı tavsiye kararını kabul etmiştir.182 sayılı sözleşme, taraf devletlerden çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini acil olarak yasaklamak ve ortadan kaldırmak için derhal ve etkili önlemler almalarını istemektedir.138 sayılı sözleşmeden farklı olarak 182 sayılı sözleşme hiçbir esnek hüküm içermemekte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında ayrım yapmamaktadır.Sözleşme 18 yaşın altındaki bütün kız ve erkek çocuklara uygulanacaktır.
    Çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılması, ulusal ve uluslararası eylemlerde ana ve acil öncelik olarak kabul edilmektedir.182 sayılı sözleşme, Uluslararası
    Çalışma Örgütü üyelerinin yarısından çoğu (100 ülke) tarafından onaylanmış durumdadır.
    182 sayılı sözleşmenin kabulü ve onayı, çocuk işçiliğinin bütün biçimlerinin ortadan kaldırılması nihai amacından vazgeçildiği anlamına gelmemektedir. Çocuk işçiliğinin kötü biçimleriyle mücadeleye öncelik verilmesi, önceliklere yer verilmesi anlamına gelmektedir. Bu
    sözleşme, nihai amacın sağlanması için alınacak diğer eylemleri teşvik edecektir.
    Bu Sözleşme’yi onaylayan Türkiye’nin de yasalarıyla, çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılmasını son amaç olarak belirlemesi, ancak çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini (niteliği veya çalışma koşulları gereği çocuğun sağlığı, güvenliği veya ahlakına zarar verebilecek işleri) öncelikli olarak ortadan kaldırmak için bunları açıkça saptaması ve yasaklaması, bu tür yasaları, ihlal edenler için yaptırımlar ve mağdurlar için tazminat öngörmesi ve ciddi şekilde uygulaması gerekmektedir. Bu bağlamda ILO’nun yaptığı Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı(IPEC)’na kısaca değinmekte yarar vardır.
    4-Uluslararası Çalışma Örgütü Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı (IPEC)
    Çocuk işçiliği dünya gündeminde en üst sırada yer alması gereken ve ivedi çözüm bekleyen bir sorundur.Milyonlarca çocuk, fiziksel, zihinsel, eğitsel, sosyal, duygusal, ve kültürel gelişimlerine zarar veren ve ulusal yasalarla uluslararası standartlara uygun olmayan koşullarda çalışmaktadır.Kuruluşundan bu yana, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çocuk işçiliğini önemli bir konu olarak ele almıştır.1992-1993 yıllarından itibaren ise çocuk işçiliği konusunu , ILO ölçeğinde gözetilmesi gereken bir konu olarak belirlemiş ve "Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı"nı (International Programme on the Elimination of Child labour- IPEC) başlatmıştır. IPEC programı 1992 yılında Brezilya, Hindistan, Endonezya, Kenya, Tayland ve Türkiye'de başlatılmış, 1994 yılında Bengaldeş, Nepal, Pakistan; Filipinler, Tanzanya, 1996-1997 yıllarında ise Kamboçya, Sri Lanka, Benin, Mısır, Madagaskar, Senegal, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Guatemala, Honduras, Nikaragua, Panama, Arjantin, Bolivya, Peru, Venezuella, Kolombiya ve Ekvator programa katılmıştır. Halihazırda 74 ülkede sürdürülen programa Afrika, Arap ülkeleri, Asya, Orta ve Doğu Avrupa'dan katılmak isteyen bazı ülkelerde de hazırlık çalışmaları yapılmaktadır.
    Programa katılan ülkelerdeki çalışan çocukların korunması amacıyla gerçekleştirilen ulusal düzeydeki çalışmalar, kamu, gönüllü kuruluşlar ve ilgili kilit gruplar (işçi sendikaları, iş müfettişleri, işveren örgütleri, eğiticiler, basın, aileler, çocuklar ve diğerleri) tarafından yürütülmektedir. ILO/ IPEC'in uzun vadeli asıl hedefi, çocuk işçiliğine son verilmesi, kısa ve orta vadeli hedefi ise çocukların korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesidir. Ancak, ülkelerin sosyo ekonomik koşulları göz önüne alındığında kaynakların yetersizliği ve alt yapı eksikliği çocuk işçiliğinin çok kısa vadede sona erdirilmesinin zor olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun gerçekleşmesi pek çok ülkede sosyal ve ekonomik koşulların iyileşmesine bağlıdır. Bundan dolayı, IPEC önceliğini "en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliği” olarak belirlemiştir. IPEC stratejisi hükümetlerin çocuk işçiliğiyle mücadeledeki politik istek ve kararlılıklarını; işçi, işveren ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde en üst düzeye çıkarmasına katkıda bulunmak olarak özetlenebilir.
    IPEC'in tüm dünyadaki uygulamaları ve tecrübesine dayanarak çok boyutlu bir sorun olan çocuk işçiliğinin önlenmesi için çok kuruluşlu çözümler gerektiği söylenebilir. Çocuk işçiliğiyle etkin bir mücadele için ulusal plan ve strateji oluşturmak sorunun çözümünde öncelikli olarak ele alınmalıdır
    Ulusal bir plan ve strateji oluştururken önem taşıyan konuları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz ;
    · Tüm ulusal eylemler için bir çerçeve çizmek
    · Nihai amaçlı eylem planlaması yapmak
    · Hükümet, işçi ve işveren kuruluşlarına düşen görev ve sorumlulukları belirlemek ve etkin bir işbölümü yapmak
    · Sivil toplum kuruluşları ve diğerlerinin rollerini belirlemek
    · Zaman sınırlı projeler geliştirmek
    · İzleme ve değerlendirme için planlama yapmak
    · Finansman
    Tüm bu unsurları barındıran bir ulusal plan, eğitim desteği ve ekonomik desteklerle birleştiğinde çocuk işçiliğiyle etkin bir mücadelenin çerçevesini oluşturabilir.
    5- ILO Ankara Ofisi Tarafından Yürütüle Çocuk İşçiliğini Sona Erdirme Uluslararası Programı (IPEC) Faaliyetleri:
    · Türkiye 1992 yılında IPEC programı aracılığıyla Çocuk İşçiliği ile mücadele hareketine başlayan ilk 6 ülkeden biri olmuştur. Eylül 1996’da Türkiye Hükümeti ve ILO arasında imzalanan anlaşmayla 2001 yılı sonuna kadar uzatılan IPEC programı 1992 yılından bu yana ikişer yıllık dönemler halinde sürdürülmektedir.
    · 1992-1993 yıllarını kapsayan birinci faaliyet döneminde, IPEC stratejisi, çocuk işçiliği sorununun sebepleriyle birlikte incelenerek derinlemesine anlaşılması, politika oluşturanların duyarlılığının arttırılması, öncelikli alanların belirlenerek küçük ölçekli ve esnek eylem programlarının oluşturulması ve konunun sosyo ekonomik politika, program ve bütçeler içinde yer almasının sağlanması olmuştur.
    · 1994-1995 dönemi programları önceki dönemde gerçekleştirilen eylem programları verileri, artan duyarlılık ve edinilen tecrübe üzerine geliştirilmiştir.
    · 1996-1997 döneminde çocuk işçiliğiyle mücadele stratejileri DİE’nin çocuk işçiliği araştırması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş müfettişlerinin 7 bölgede yürüttüğü en yüksek riske sahip sektörler araştırmasına dayandırılmıştır. Programlar önceki yıllarda elde edilen sonuçların birleştirilmesi ve daha geniş sosyo ekonomik ve eğitsel unsurlara ağırlık verilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır.
    · 1998-1999 döneminde ise çocuk işçiliği sorununun çok nedenli doğasına öncelikli olarak önem verilmiştir. Hazırlanan programlarda ; çalışan çocukların fiziksel güvenliği, eğitsel, psiko-sosyal, bilişsel ve kültürel ihtiyaçları ve bunları etkileme durumunda bulunan gruplar (aileler, işverenler, öğretmenler, iş müfettişleri, polis, yerel otoriteler, hükümette politika oluşturanlar ve sivil toplum kuruluşları) hedeflenmiştir. Bu amaçla diğer Birleşmiş Milletler organlarıyla, özellikle UNICEF ile işbirliğini geliştirmek ve ortak projeler yardımıyla daha geniş kitleye ulaşmak öngörülmüştür.
    · 2000-2001 döneminde ise Türkiye'nin 8. Beş Yıllık Kalkınma Programı'nın ilgili maddeleriyle uyumlu olarak Türkiye'de çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik ulusal bir strateji geliştirilmesine önayak olacak ve çok kuruluşun işbirliği içinde çalışacağı model projeler geliştirilmesi hedeflenmiştir.
    Yukarıda özetlenen faaliyetlere hükümet, işçi, işveren ve sivil toplum örgütlerinin aktif ve istekli katılımının, ILO/IPEC programının Türkiye’deki başarısına katkıda bulunan en önemli unsur olduğu düşünülmektedir. Çocuk İşçiliği ile mücadelede işbirliği yapan kurum ve kuruluş sayısının artmasının bu çok önemli problemin çözümüne hız kazandıracağı açıktır. Bu doğrultuda çalışmalarını sürdüren ILO Ankara Ofisi toplumun geniş kesiminin duyarlılığını arttırmaktan ve bu konuda geliştirilecek projelere katkıda bulunmaktan memnuniyet duyacaktır.
    6-Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çalışan Çocuklar
    Çocuk Hakları Sözleşmesi genel olarak çocuklarla ilgili düzenlemeleri getiren bir sözleşme olurken aynı zamanda çalışan çocuklarla ilgili hükümlere de yer vermiştir.Bu sözleşme Birleşmiş Milletler üyesi tüm devletlerce imzalanması ve kısa süre içinde yürürlüğe girmesi için UNICEF tarafından yoğun çaba harcanmış bir uluslararası metindir.Bu sözleşmeye baktığımızda dünyada özgürlük , adalet ve barışın temelini oluşturan ve doğuştan gelen haysiyetle çocukların bir millet için ne derecede önemli olduklarını görmekteyiz.Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği üzere ‘’çocuğun gerek bedensel , gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar , doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiminin bulunduğunu’’ belirtmektedir.
    Birleşmiş Milletlerde Çocuk Hakları Sözleşmesi alanında ilk faaliyet 1924 yılında Milletler Cemiyeti döneminde benimsenen bir bildiri ile ortaya çıkmış , buna ilişkin faaliyetler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ile sonuçlanmıştır.
    Çocuk Hakları Sözleşmesi Türkiye tarafından ise 14 Eylül 1990 tarihinde imzalanmış olup daha sonra 9 Aralık 1994 günlü ve 4058 sayılı uygun bulunduğu hakkında kanunla gerçeklemiş , 23 Aralık 1994 tarihinde 94/6423 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulmuştur.27 Ocak 1995 tarihinde de Resmi Gazete’de 22184 sayı ile yayınlanmıştır.
    Çocuk Hakları Sözleşmesi doğrudan çalışan çocukları ilgilendiren iki temel düzenlemesi mevcuttur. Bunlardan biri iş hukukunu yakından ilgilendiren 32. Maddesi ve diğeri de sosyal güvenlik hukukunu ilgilendiren 26.Maddesidir.Diğer yandan, dolaylı olmalarına rağmen , çocuğun eğitim hakkını ilgilendiren 28.Madde ile dinlenme hakkını ilgilendiren 31.Madde çalışan çocukların haklarına yönelik düzenlemeleri ele almaktadır.Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin birinci maddesi ‘’Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.’’ anlatımını taşır. Buna göre 18 yaşına kadar herkes Çocuk Hakları Sözleşmesi bakımından çocuk sayılmaktadır.