Uluslar arası antlaşmaların yapılması

'Güncel Bilgiler' forumunda cCasT tarafından 11 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Uluslararası antlaşmaların yapılması

    Uluslar arası Antlaşmaların Yapılışı:

    1-Metnin oluşturulması ve kesinleştirilmesi
    2-Bağlayıcı hale getirilmesi
    3-Yürürlüğe girmesi
    imzalanma: Antlaşma metnini kesin hale getiriyor.
    Bağlayıcı Hale Getirme: Antlaşmaların onaylanması anlamına geliyor.
    Antlaşmaların bağlayıcı güç kazanması: Kural olarak onaylama safhası ile gerçekleşir. Bazı antlaşmalarda antlaşmanın imzalanmasıyla onaylanacağı ve hatta yürürlüğe gireceği karlaştırılabilir. (İstisnai bir durumdur)
    Bazı durumlarda antlaşma belgelerinin değişimi onaylama için gerekli sayılmaktadır. İç hukukla ilgili olarak düzenleme yapılmalıdır.
    Onay belgesi başka bir depoziter devlete gönderilince de antlaşmanın bağlayıcı hale gelmesi sağlanabilir.
    Bu hususta farklı farklı yollar vardır. Kesin bir yol ve yöntem yoktur.
    Onaylama işlemi esas itibarıyla iç hukukun düzenlemelerine tabidir. Bazı sistemlerde onaylama safhası yasamanın onayına bazı sistemlerde yürütme bazı sistemlerde ise hem yasama hem yürütmenin onayına bağı kalmıştır.

    1969 Viyana Antlaşmalar Hukukunun 19. maddesinde bu konuda net bir düzenleme yoktur.
    Onaylama anlamına gelecek başka işlem ve yöntemler de vardır.
    Onaylamanın dışında:
    *Kabul
    *Uygun Bulma
    *Resmen teyit etme yöntemleriyle antlaşmayı bağlayıcı hale getirebilir.
    Katılma yoluyla bağlayıcılık kazandırma da 3. bir uluslar arası hukuk kişisinin tek taraflı bir deklarasyonla sonradan antlaşmaya taraf olup antlaşmayı bağlayıcı hale getirebilir.
    Her antlaşma düzenlediği ilişki ve niteliğine göre taraf haline geleyi farklı şekillerde düzenleyebilir.
    Özel bir katılım antlaşması akdederek katılacak olan devleti kabul edebilir.
    Bazı antlaşmalarda katılma yoluyla bağlayıcılık için katılacak olan tarafın açıklaması yeterli ise bu devlet açıklayınca antlaşmaya katılmış olur.

    ANDLAŞMANIN HÜKÜM DOĞRUMASI: Antlaşmaların yürürlüğe girmesi demektir. Bu farklı şekillerde olabilir.
    Kural olarak antlaşmalarda bir hüküm şeklinde yer alır.
    Örneğin:’İş bu antlaşma 5 Haziran 2008’de yürürlüğe girecektir’
    Bazı durumlarda antlaşmalar imzalanmakla yürürlüğe girer. Bu anlamda iç hukuk prosedür önceden tamamlanır. Bazı antlaşmalarda onay belgelerinin depoziter devlete teslimi ya da devletler arası değişimle veya antlaşmada öngörüldüğü şekilde belli sayıda onay belgesinin değişimi ile ve daha bazı yollarla antlaşma yürürlüğe girer.
    Her antlaşma kesin yürürlüğe giriş tarihini bir antlaşma hükmü olarak düzenleyebilirler.
    Antlaşmaların kesin hüküm doğurmasıyla ilgili olarak Antlaşmaların tehcil ettirmesi aşamasıdır.
    Tehcil >Ettirmek: Kayda geçirmek
    Tehcil Kavramı: Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler döneminde ortaya çıkan bir durum Milletler Cemiyeti Antlaşmasının 18. maddesinde belirtiliyor. ‘Cemiyet Üyelerin yapacağı antlaşma ve taahhüt sekreterlik tarafından kayıt altına alınacak , kayıt atına alınmadan antlaşma hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.
    Milletler Cemiyet Savaşla sonuçlanabilecek gizli antlaşmaları ortadan kaldırabilmek için böyle bir yapıya başvurulmuştur.
    Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102. maddesinin 1. fıkrasında bu durumu farklı da olsa ele almaktadır.
    Bir antlaşmanın BM tarafından tescil edilmemesi durumunda Antlaşma geçersiz sayılmayacaktır.

    TÜRK HUKUKUNDA ULUSLAR ARASI ANTLAŞMAARI YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ:
    1. Meşrutiyete kadar olan donemde Osmanlı Devletinin antlaşma ile taahhüt altına girme yetkisi padişaha aittir.
    Sadrazamlar Reis ül Küttaplar vb. padişah adına bu işleri yürütüyorlardı.
    1. Meşrutiyetle yine padişah esas itibarıyla yetkilidir. Kanuni Esasinin 7. maddesinde ele alınmıştır.
    1. Meşrutiyetle geliştirilmiş yeni bir durum yoktur.
    2. Meşrutiyetle birlikte getirilen düzenleme 82 Anayasasının 90. maddesiyle bağlantılıdır.
    2. Meşrutiyet genel durumlarla ilgili antlaşma yapmak padişaha aittir.
    Ancak Barışa , ticarete,toprak almaya,terk etmeye ve devlete bir mali yükümlülük getiren antlaşmaların Osmanlı vatandaşlarının hukuki statülerinde düzenleme getiren antlaşmalar meclisçe onaylanacaktır. 2. Meşrutiyetle bazı antlaşmaları yapmak yetkisi yasama ile yürütme arasında paylaşılmıştır.

    1921 Anayasası ile yetki meclise verildi .
    1924 Anayasasında çok farklılık olmamıştır.
    1982 Anayasasında gene olarak uluslar arası Antlaşma yapma yeksinin TBMM ‘nin onaylama kanunu çıkarmasına bağlı tutuluyorsa da bir bütün olarak bakılınca yasama ile yürütme arasında yetki paylaşımına gidildiği ve yürütmenin daha üstün olduğu görülüyor.
    D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma
    MADDE 90. – Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.
    Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur.
    Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
    Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.
    Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.)Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.