Üç Pınarlı Ali

'Güncel Bilgiler' forumunda Pardus tarafından 9 Şubat 2009 tarihinde açılan konu


  1. Hattatoğlu Mustafa Efendi anlatıyor ;

    Bir gün bizim birliğe takviye Balıkesir gönüllüleri geldi denildi. Gittim. 120 kişiydiler. Hemen hemen hepsi tanıdıktı.

    Sarıldık, Hasret giderdik. Başlarında da o zamanların Balıkesir’in ünlü kabadayısı Üçpınarlı Ali vardı. Ali sancaktar olmuşTüfeği çapraz asmış, sancağın üzerini de sırma ile “Karesi Gönüllüleri” yazdırmıştı. Kabadayılığı gene elden bırakmamış, askerlikte pek hoş olmamasına rağmen belinde kamasını sallandırmıştı. Beni görür görmez yanıma geldi:



    Kumandan Efendi. Biz buraya beklemeye gelmedik. Hadi düşmanı basalım…

    Burada her şey emirle olur. Hücuma sadece biz geçersek kendimizi gereksiz kıldırırız. Her şeyin zamanı var.

    Peki öyleyse hücuma geçmeden yarım saat önce bize söyle de şu sırt çantalarını emniyetli bir yere koyalım.

    Şöyle rahat rahat, doyasıya dövüşelim…



    Hücuma yarım saat kala Ali’ye haber verdim. Balıkesirlileri aldı, siperlerin gerisinde bir vadide kayboldu..

    Hemen gelirler sandım. Beklerim gelmezler, beklerim gelmezler. Bir çavuşa; “Şu bizim hemşehrilere bir bak bakalım.” Dedim Gitti. Biraz sonra önde Üçpınarlı Ali arkada arkadaşları çıktılar geldiler. Şaşırdım hepsi süslenmişler, hanımlarının,

    nişanlılarının verdikleri ayrılık mendillerini kimi boynuna dolamış, kimi alnına çatmış, kimi bileğine dolamıştı.

    Çoğu yakalarına kurumuş gül veya karanfil takmıştı, Ali’ye sordum: “Neden geç kaldınız?”



    Komutan Bey, biraz sonra Cenab-ı Allah’ın huzuruna çıkacağız. Temiz çıkalım dedik. “Ola ki bir pislik bulaşmıştır.” diye çamaşırlarımızı değiştirdik. Abdest aldık. Biz buraya oynamaya değil, düğüne geldik, bayrama geldik.

    Bugün bizim bayramımız onun için süslendik. Ayrılık hediyelerini taktık. Birazdan bayramımız var. Aman sen bize hücumdan beş dakika önce yine haber ver…



    Sonra büyük bir sessizlik oldu… Herkes kendi dünyasına dönmüş dua ediyordu. Gözler yumulu, avuçlar açılmış sadece dudaklar kıpırdıyordu. Saatime baktım. ali ! ye beş dakika kaldığını bildirdim. Birden bire ortalık kaynayıverdi. Hepsi birbirlerine sarılıyor, öpüşüyor, helalleşiyorlardı.



    Utandırmayın ha… İyi dövüşün ha... Gün bugündür... Anamız bizi bugün için doğurdu… Hakkınızı helal edin…

    Kısa süre sonra, dişler kenetli, süngülerini takmış, tüfeklerinin dipçiklerine parmaklarını geçirircesine yapışmış bölük hücuma hazırdı. Ölümüne hazırdı. “Hücuum!...” deyince sanki siper sarsılıverdi. Hepsi, “Allah… Allah!” diye düşmanın

    içine bir hançer gibi daldılar… Dövüştük… Dövüştük…



    Akşam çarpışmalar bittiğinde, askerlerden biri ;



    Komutanım Üçpınarlı Ali sancağı vermiyor… dedi. Gittim baktım.

    O 120 kişiden o gün 13 kişi sağ kalmış. Ali’de şehitler arasında idi.

    Ama sancağı öyle bir kavramış ki parmakları kenetlenmişti. Çekeyim dedim olmadı.

    Orada, Anafartalar’da üç top çam ağacı vardır. O gün şehit olanları o ağaçların arasına gömdük.

    Gömülen şehitlerin en üzerine de Ali’yi toprağa verdik.



    Şehit olduğunda dahi bırakmadığı Sancağına sararak,
     



  2. Cevap: Üç Pınarlı Ali

    Kurtuluş savaşı sırasında yaşanan hüzünlü olayları konu alan muhteşem bir yazı okurken duygulanmamak elde değil..Ruhları şadolsun..
    Sağol Pardus ellerine sağlık..
     



  3. Cevap: Üç Pınarlı Ali

    Şehit Üçpınarlı Ali 'nin ve topraklarımız için savaşan tüm şehidlerimizin ruhları Şad olsun. Vatan sevgisi böyle birşey. :f118:

    Pardus bu güzel paylaşım için teşekkürler. Özlemişiz o güzel paylaşımlarını okumayı. :cool:
     



  4. Cevap: Üç Pınarlı Ali

    Bütün şehitlerimizn Ruhları Şad Olsun..:) Gerçekten okurken duygulanmamak elde değil.İçimi titretti bu yazı.. Teşekkürler güzel paylaşımınız için Pardus.. :f40:
     



  5. Cevap: Üç Pınarlı Ali

    işte bu vatan böyle düşmanlardan korundu aliler mehmetler hasanlar hüseyinler ve niceleri canlarını hiçe sayarak bu cennet vatanı bizlere miras bıraktılar rabbim onlardan razı olsun ruhları şad olsun bu manidar paylaşımına teşekkürler ...