Üç Heykel

'Kısa Bilgiler' forumunda YAREN tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu



  1. İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlermiş: Doğum günlerinde, kutlamalarda, bayramlarda ilginç hediyeler göndererek birbirlerinin zekalarını ölçerlermiş.


    Günün birinde hükümdarlardan biri, ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırır. İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından yapılmış ve birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapılmasıydı. Ancak bu üç heykel arasında bir fark olacaktı ve bu farkı sadece heykeltıraş ile hükümdar bilecekti.

    Üç heykel hazırlanır ve doğum gününde komşu ülkenin hükümdarına bir mektupla gönderilir.
    Mektupta şöyle der heykeli yaptıran hükümdar; “Doğum gününü bu üç heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi gözükse de, içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”

    Hediyeyi alan hükümdar önce heykelcikleri tarttırır. Ama üç altın heykel de gramına kadar birbirine eşittir. Bunun üzerine ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırtır. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelerler ama aralarında bir fark göremezler!

    Günler geçer… Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştur ve kimse çözüm bulamıyordur. Sonunda hükümdara fazla isyankâr olduğu için zindana atılmış bir genç haber gönderir. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç heykellerdeki farkı bulacağını iddia etmektedir.

    Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttırır. Genç heykelleri önce sıkı sıkıya inceler. Sonra çok ince bir tel ister… Teli birinci heykelciğin kulağından sokar, tel heykelin ağzından çıkar. İkinci heykelde de aynısını yapar ve bu sefer tel diğer kulaktan çıkar. Üçüncü heykelde ise tel dışarıya çıkmaz. Bu durum karşısında genç, telin bir kanaldan kalp hizasına kadar indiğini, oradan da öteye gitmediğini söyler.

    Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevaben şu mektubu gönderir;
    “Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir! Bir kulağından gireni, diğer kulağından çıkartan insan da makbul değildir! En değerli insan; kulağından gireni yüreğine gömebilendir.”