üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

'Sorularla İslamiyet' forumunda GezgiN tarafından 22 Haziran 2009 tarihinde açılan konu


  1. MÜBAREK RECEP AYI GİRDİĞİNDE YAPILACAK İBADET VE DUALAR:
    »اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فىِ رَجَبَ وَشَعْبَانَ وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ«
    “Allahümme! Bârik lenâ fî recebe ve şa’bân ve belliğnâ ramazan.”
    Anlamı:
    “Allah’ım! Recep ve şaban aylarını bizim i-çin mübarek kıl ve bizi ramazan ayına ulaştır.” (Amin!..)
    Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu du-ayı sıkça yapalım. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı kendisi yapmıştır ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.
    Recep Ayı Namazı
    Recep ayı içinde otuz rekât namaz kılınır. Bu otuz rekâtın on rekâtı, recep ayının ilk on günü içinde kılınır.
    İkinci on rekâtı, ikinci on günü içinde kılınır.
    Üçüncü on rekâtı ise, üçüncü on günü içinde kılınır.
    Her rekâtta Fatiha okunduktan sonra üç defa İhlâs sûresi, ardından da üç kere Kâfirûn sûresi okunur. Bütün rekâtlarda bu şekilde okunarak namaz tamamlanır.
    Bu namazın kılınma zamanı, nafile namazla-rın kılındığı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur.
    Regâib Gecesi Namazı
    Regâib gecesi, recep ayının ilk cuma gecesidir. Bu geceyi bir fırsat olarak değerlendirip, bu gecede çokça ibadet edilmelidir. Bu gecede yapılacak iba-detlerin başında özellikle yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılmak gelmelidir. Ayrıca gece boyunca geçmişe dönük kaza namazlarımızı, nafile namazla-rımızı kılmalı, çokça tevbe ve istiğfarda bulunmalı-yız. Ayrıca geçmiş büyüklerden nakledildiği üzere, bu gece kılınmasında büyük yarar olan 12 rekâtlık bir namaz vardır. Bu namaz akşam ile yatsı arasında kılınabileceği gibi yatsıyı kıldıktan sonra imsak vak-tine kadar olan herhangi bir zamanda da kılınabilir.
    Bahsi geçen namazın her rekâtında Fatiha’dan sonra üç adet “Kadir” sûresi, ardından da on iki adet “İhlâs” sûresi okunur. Her iki rekatta bir selâm verilerek on iki rekâta tamamlanır.
    On ikinci rekâtı kılıp selâm verildikten sonra yerinden kalkılmadan yetmiş kere:
    »اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلنَّبِىِّ اْلاُمِّىِّ وَعَلَى آلِهِ«
    “Allahümme salli alâ Muhammedini’n, ne-biyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihi” okunur. Sonra secde-ye varılır. Secdede yetmiş kere:
    »سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ«
    “Subbûhun kuddûsun Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh” denir. Sonra secdeden kalkılarak teşehhü-de oturulur ve yetmiş kere:
    «رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَتَجَاوَزْ تَعْلَمُ»
    “Rabbi’ğfir ve’rham ve tecâvez mâ ta’lem” okunduktan sonra tekrar secde edilir. Secdede yet-miş kere:
    »سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ«
    “Subbûhun kuddûsun Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh” okunduktan sonra istekler âlemlerin Rab-bine arz edilir.
    Regaip gecesinin ilk perşembe gününü oruçlu ge-çirdikten sonra akşam da bu namazı kılmanın fazilet ve makbuliyeti pek fazladır. Rabbimiz bizleri bu namazı kılanlardan ve bol bol ecir alanlardan eder inşallah.
    Recep Ayında Tutulacak Oruç
    Abbâd b. Hanîf anlatıyor:
    “Saîd b. Cübeyr Rahimehullah’a recep ayındaki orucu sordum. Bana şu cevabı verdi:
    “İbn Abbas Radıyallahu Anhümâ’yı dinledim, şöyle demişti:
    ‘Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimiz recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz, “Galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde oruç tutacak) derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak” derdik’.”
    Yukarıdaki hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere re-cep ayında oruç tutmak pek faziletlidir.
    Çünkü Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in recep ayı ve recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.
    “Recep Allah’ın ayıdır, şaban benim ayım-dır, ramazan ise ümmetimin ayıdır.” Recep ayının niçin Allah’ın ayı olduğu sorulduğunda şöyle bu-yurmuştur:
    “Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine engel vardır. Bu ayda, Allahu Teâlâ, peygamberlerinin tevbelerini kabul buyurmuştur. Allahu Teâlâ bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Bir kimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Allahu Teâlâ üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:
    1-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
    2-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
    3-Büyük huzura çıkılacak olan kıyamet gü-nünün susuzluğundan da onu emin kılar.”
    Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e sorarlar:
    “Ya Resûlullah recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.”
    “O hâlde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle yaptı-ğında, ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zi-ra, yapılan iyilikler on misli sevap getirir.”
    Ashabtan Mûcibetü’l-Bâhiliyye Radıyallahu Anh’dan şöyle rivayet edilir:
    “Babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e geldi ve bir süre yanında kalıp ayrıldı. Bir sene sonra kılık kıyafeti değişmiş bir halde Peygamberimizin yanına tekrar geldi ve:
    “Yâ Resûlullah! Beni tanıdınız mı?” dedi.
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    “Sen kimsin?” diye sordu:
    “Geçen sene gelen Bâhilî’yim.” dedi.
    “Neden bu kadar değiştin? Hâlbuki o zaman kılık kıyafetin düzgündü.” dedi.
    “Yâ Resûlullah! Senden ayrıldığım günden beri geceler dışında hiç yemek yemedim.” cevabı-nı verdi. Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır a-yında (ramazan) tamamıyla, diğer ayların her bi-rinden de birer gün oruç tut.” buyurdu.
    “Yâ Resûlullah, günün sayısını artır. Zira bundan daha fazla tutmaya gücüm yeter.” dedi. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    “O hâlde her aydan ikişer gün oruç tut.” dedi.
    “Biraz daha arttır yâ Resûlullah.” dedi.
    “Her aydan üç gün.” dedi.
    “Daha artır yâ Resûlullah.” deyince.
    “Recep, zilka’de, zilhicce ve muharrem ayla-rında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu, sonra bıraktı.

    [​IMG]
     



  2. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Mi’rac Gecesi NamazıMi’rac gecesi kılınacak namaz on iki rekâttır. İki rekâtta bir selâm verilerek kılınacak olan bu na-maz, on iki rekâtla bitirilir.
    Her rekâtta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs okunur.
    Kılınma zamanı, yatsı namazı kılındıktan sonra imsak vaktine kadar herhangi bir vakitte kılınabilir.
    Bu on iki rekâtın sonunda selâm verdiğimizde yüz defa:
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اَللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    “Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber...” duası sonuna kadar oku-nur. Ardından da yüz kere istiğfar edilir.
    Mîrac Gecesinin Gündüzünde
    Kılınacak Namaz
    Mîrac gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra dört rekât namaz kılınır. Bu namazın:
    Birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra bir kere Felak sûresi,
    İkinci rekâtında Fâtiha’dan sonra bir kere Nâs sûresi,
    Üçüncü rekâtında üç kere Kadir sûresi,
    Dördüncü rekâtında elli kere İhlâs sûresi okunur.
    ŞABAN AYI
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimiz şöyle buyurmuşlardır:
    “...Recep Allah’ın ayıdır. Şaban benim a-yımdır. Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Müba-rek recep ayının ardından gelen şaban ayı, Resûlul-lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ayıdır. Bu müba-rek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, âlemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
    Şaban ayının önemli özelliklerinden biri, Berat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bu-lunmasıdır.
    Berat Gecesi
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh’dan rivayet edil-diğine göre; Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen¬dimiz şöyle buyurmuştur:
    “Şaban ayının orta (on beşinci) gecesinin ilk vaktinde Cebrail bana geldi ve şöyle dedi:
    “Yâ Muhammed, başını semâya kaldır.” Sordum:
    “Bu gece nasıl bir gecedir?”
    Şöyle anlattı:
    “Bu gece Allahu Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanlardan başka hemen herkesi bağışlar. Meğerki bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap (bütün alkollü içkiler) içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olmasınlar. Bu kimseler tevbe edinceye kadar Allahu Teâlâ onları bağışlamaz.”
    Gecenin dörtte biri geçtikten sonra Cebrail tekrar geldi ve şöyle dedi:
    “Yâ Muhammed başını kaldır”.
    “Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cen-netin birinci kapısında bir melek durmuş, şöyle ses-leniyor:
    “Bu gece rükû edenlere ne mutlu!”
    İkinci kapıda da bir melek durmuş, şöyle sesle-niyordu:
    “Bu gece secde edenlere ne mutlu!”
    Üçüncü kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
    “Bu gece dua edenlere ne mutlu!”
    Dördüncü kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
    “Bu gece Allah'ı zikredenlere ne mutlu!”
    Beşinci kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
    “Bu gece Allah korkusuyla ağlayan kimsele-re ne mutlu!”
    Altıncı kapıda duran melek de şöyle sesleniyordu:
    “Bu gece Müslümanlara ne mutlu!”
    Yedinci kapıda da bir melek durmuştu. O da şöyle sesleniyordu:
    “Hiç dilekte bulunan yok mu ki, kendisine dileği verilsin!”
    Sekizinci kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
    “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın?”
    Bunları gördükten sonra Cebrail'e sordum:
    “Bu kapılar ne zamana kadar açık tutulur?”
    Şöyle dedi:
    “Gecenin başından tanyeri ağarıncaya kadar.”
    Sonra şöyle dedi:
    “Yâ Muhammed, Allahu Teâlâ bu gece, Kelb kabilesinin koyun¬larının kılları sayısınca kimseyi cehennemden azat eder.” (Geylânî, a.g.e., s. 578)
    Hz. Aişe Radıyallahu Anha anlatıyor: “Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
    “Allahu Teâlâ, şabanın orta gecesinde dünya semâsına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha çok sayıda insanı affe-der.”
     



  3. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Berat Gecesi Duası
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimiz bu gece şöyle dua ederlerdi:
    “Azabından affına,
    Gazabından rızana sığınır,
    Senden yine sana iltica ederim.
    Sana gereği gibi hamd etmekten acizim.
    Sen, seni sena ettiğin gibi yücesin.”
    Resûlullah Berat Gecesini
    Nasıl İhya Ederdi?
    Hazreti Aişe Radıyallahu Anhâ Validemizden gelen bir rivayette Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Berat gecesiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
    “Yâ Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin?” Hz. Aişe Radıyallahu Anhâ şöyle ce-vap verir:
    “En iyisini, Allah ve Resûlü bilir.”
    Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    “Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Allah’a arz edilir. Bu gece cehennemden azad edilenlerin sayısı, Kelb kabilesinin ko¬yunlarının sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin?”
    Hz. Aişe, Allah Resûlü’nün bu isteğine “Olur.” diyerek cevap verir.
    Bundan sonrasını Aişe Validemiz anlatmaya devam ediyor:
    “Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha sûresini okudu, ardından küçük bir sûre okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekâta kalktı. Ayakta iken, birinci rekât-ta oku¬duğu kadar bir âyet okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede de tanyeri ağarıncaya ka¬dar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, yüce Allah onun ruhunu aldı san¬dım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yak-laştım hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiği-ni görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini duydum:
    “Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Senin kendi zatını övdüğün gibi ben seni övemem.” Sonra kendisine sordum:
    “Ya Resûlullah, bu gece secdede bir şeyler oku-duğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım.” Böyle demem üzerine bana sordu:
    “Sen onları öğrenebildin mi?”
    Bu sorusuna karşılık:
    “Evet.” deyince şöyle buyurdu:
    “Onları hem sen öğren; hem de başkalarına öğret.”
    Yine Aişe Radıyallahu Anhâ anlatmaktadır.
    “Bir gece uyandığımda Resûlullah’ı yanımda bulamadım. Merak içinde kalktım ve evin içinde el yordamı ile onu aramaya başladım. Gördüm ki, Resûlullah başını semâya kaldırmış vaziyette duru-yor. Bana şöyle buyurdu:
    “Allah ve Resûlü sana haksızlık ederler diye mi korktun?” Şöyle dedim:
    “Yâ Resûlullah, kadınlarından birinin yanı-na gittiğini sandım.”
    Sonra Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    “Şaban ayının yarısı olduğu gece, Allahu Teâlâ dünya semâsına nüzul eder. Kelb kabilesi-nin koyunlarının sayısından daha fazla kimseyi bağışlar.”
    Berat Gecesi Namazı I
    Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan bu namaz, yüz rekâttır. Bu namazın her rekâtında, Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs sûresi okunur. Yüz rekât kılan kişi bin defa İhlâs sûresini okumuş olur.
    Bu namaza “Hayır Namazı” da denmiştir. Geç-miş büyükler bu namazı toplu hâlde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanamayacak kadar çok sevabı da vardır.
    Hasan-ı Basrî Rahmetullahi Aleyh’ten gelen ri-vayete göre:
    "Otuz sahâbîden dinledim; bu namaz hakkında şöyle dediler:
    "Her kim bu namazı, Berat gecesi kılar ise, Allahu Teâlâ'nın yetmiş rahmet nazarı ona ula-şır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yeri-ne getirilir. Bunların en küçüğü, Allahu Teâlâ'nın mağfiretidir.”
    Berat Gecesi Namazı II
    Berat gecesi kılınan namazlardan biri de iki re-kâttır.
    Birinci rekâtta Fâtiha okunduktan sonra kısa bir sûre okunarak rükûya gidilir. Rükûdan kalkılır ve secdeye gidilir. Secdede uzun süre kalınabilir. Bu konuda belli bir sınırlama yoktur. Ne kadar dayana-bilirsen…
    İkinci rekâtta aynı şekilde Fâtiha’dan sonra kısa bir sûre okunur. İlk rekâtta olduğu gibi secdeye gi-dildiğinde yine uzun süre secdede kalınabilir. Gücü-nüzün yettiği kadar… Secdeden kalkılır, teşehhüdde okunacaklar okunur ve selâm verilir. Selâm ile bir-likte eller dua için âlemlerin Rabbine açılır...
    İki rekâtlık bu namaz “Resûlullah Berat Gecesini Nasıl İhya Ederdi?” konusunda anlatılan namaz-dır. Ayrıntısı için adı geçen konuya bakınız.

    DİĞER GÜN VE
    GECELERE AİT İBADETLERŞükür Secdesi
    Herhangi bir nimete kavuştuğumuzda veya bir belâyla, musibetle karşılaştığımızda yahut bir belâ-dan kurtulduğumuzda, âlemlerin Rabbine şükür be-yan etmek için yapılan bir ibadettir. Şükür secdesi şöyle yapılır:
    Allahu Ekber diyerek secdeye varılır. Secdede namazdaki tesbihat, dua ve zikirler yapılır. Secdede ne kadar kalınacağı hususunda, herhangi bir sınırla-ma yoktur; isteyen istediği kadar kalabilir. Tekbir getirilerek secdeden kalkılır. Kur’an-ı Kerîm'in bir-çok âyetinde secdeden bahsedilmektedir. Bunlardan birkaçını zikredelim:
    »إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ«
    "Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanır ki, kendilerine o âyetler hatırlatıldığında, dersle-rini hemen alır, secdeye kapanır, Rablerine hamd ederler, O'nu takdis ve tenzih ederler, asla da kibirlenmezler."
    »وَيَخِرُّونَ لِلأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا«
    "Ağlayarak, yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'an’ı işitmek onların Allah'a tes-limiyetlerini daha da artırır."
    Bu âyet-i kerîmede Rabbimiz, o mübarek âlim, muttaki zatlar, Kur’an-ı Kerîm’in kendilerine verdiği bir zevk-i mânevî ile yerlere kapanarak secde ederler buyurmaktadır. Bu şekilde secde edenlere müjdeler olsun ki, onların Allah'a olan teslimiyetleri daha da artmıştır. Rabbimizin o medh-u senâ ettiği kulların-dan olmak, bize de nasip olur inşallah. Onun için çokça secde edelim.
    Ebû Bekre Radıyallahu Anh anlatıyor:
    “Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sürur-lu bir hâdiseyle veya sürur veren bir hâdiseyle kar-şılaşınca Allah'a şükretmek üzere secde ederdi."
    »كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ«
    "...Rabbine secde et, Ona yaklaş.”
    »فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ«
    "Sen Rabbini hamd ile tenzih et ve secde edenlerden ol."
    »قُلْ لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لَكَلِمَاتِ رَبّيِ لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبّيِ وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا«
    "Yine yüzüstü secdeye kapanırlar..."
    Enes b. Malik Radıyallahu Anh anlatıyor:
    "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ciddi bir ihtiyacının görüldüğü hususunda müjdelenmiş-ti; bunun üzerine hemen secdeye kapandı.”
    Yukarıda zikrettiğimiz âyet-i kerîme ve hadis-i şeriflerden anlaşıldığı üzere mü’min kul darda kal-dığı zaman veya herhangi bir musibetle karşı karşıya kaldığında âlemlerin Rabbine secde ederek, talepte bulunmalıdır. Secde sıkıntı ve musibetlerin kaldırıl-ması için yapılabileceği gibi herhangi bir nimetle karşılaşıldığında da yapılabilir.
    Özellikle mübarek üç aylarda ve bu üç ayların içinde bulunan mübarek gecelerde secdelere devam etmenin bizlere sağlayacağı büyük nimetler ve müj-deler vardır.
     



  4. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Evvabin NamazıBu namaz, akşam ile yatsı arasında kılınır. İki rekâttan yirmi rekâta kadar kılınır. Resûlullah Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin evvabin namazını daha çok altı rekât olarak kıldığı rivayet edilmiştir. Büyükler, ilk iki rekâtta Fâtiha’dan sonra Felak ve Nâs sûrelerini okumuşlardır. İsteyenin, istediği sûreyi okumasında da herhangi bir ***** söz konusu değildir.
    Evvabin namazının en efdali; akşam namazını bir mescitte cemaatle kıldıktan sonra dünya kelâmı konuşmaksızın yatsı namazına kadar olan zaman içerisinde evvabin namazını kılıp, geri kalan zaman dilimini de çeşitli dua ve ibadetlerle geçirmek, yatsı namazını da cemaatle kılmaktır.
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimizin evvabin namazı hakkında şöyle buyurduğu değişik kaynaklarca rivayet edilmiştir:
    “Akşam namazından sonra kılınan namaz, on iki senelik nafile ibadete denk olur."
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Akşam namazını, bir mescitte cemaatle kıl-dıktan sonra dünya kelâmı konuşmadan yalnız Kur'an ve namaz ile yatsıyı bekleyip, yatsıyı kıla-rak ayrılan kimse için Allahu Teâlâ'nın cennette, her biri yüz senede dolaşılamayan iki kasrı ile bütün dünya halkını içine alacak derecede geniş bir bahçe inşa ettirmesine hak kazanmıştır."
    Hz. Enes Radıyallahu Anh:
    »كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ«
    "Onlar gecenin ancak az bir kısmında uyurlar." mealindeki âyet hakkında şu açıklamayı yapmıştır:
    "Onlar akşamla yatsı arasında namaz kılar-lardı." Bir rivayette de şu ziyade vardır:
    »تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ«
    "Böylece yanları yataklarından uzaklaşır."
    Teheccüd (Gece) Namazı
    Teheccüd namazı, farz namazlardan sonra en faziletli namazdır. Kur’an-ı Kerîm’de ve hadis-i şe-riflerde teheccüd namazı kılmak teşvik edilmiş ve bu namazı kılanlar övülmüştür. Teheccüd namazı 2–12 rekât arasında kılınabilir. En azı iki rekât, en çoğu on iki, ortası ise sekiz rekâttır. Her iki rekâtta bir selâm verilerek kılınması daha makbuldür.
    Allah Celle Celâluhu:
    »تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا
    وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّا أُخْفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ«
    "Teheccüd namazı kılmak için yataklarından kalkar, cezalandırılmaktan endişe ederek, rahmetinden ümit içinde olarak Rablerine dua edip yalvarırlar ve kendilerine nasip ettiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. İşte onların dünyada yaptıkları makbul işlere mükâfat olarak gözlerini aydın edecek, gönüllerini ferahlatacak hangi sürprizlerin, hangi nimetlerin saklandığını hiç kimse bilemez." buyurmaktadır. Bir başka âyet-i kerîmede de:
    »وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا«
    "Sana mahsus bir namaz olmak üzere gece-nin bir kısmında kalkıp, Kur'an oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabbinin seni makam-ı mahmuda eriştireceğini umabilirsin.”
    Gece herkes uykusunda iken, her yer sessiz ve suskunluk içindeyken, uykusunu bölerek kalkan ve Allah Celle Celâluhu’dan başka da görenin olmadığı bir ortamda, âlemlerin sahibinin huzurunda durmak elbette ki büyük nimettir. Bu nimete erişenler, korku ile ümit arasında Rablerine yalvarırlar.
    Allah Celle Celâluhu yukarıdaki âyet-i kerîme-de gece namazına kalkanların durumunu anlatırken, hemen ardından gelen âyet-i kerîmede de mükâfatlarını anlatmaktadır. Gözlerin görmediği, akılların almadığı ve hayalinin dahi yapılamadığı nimetleri o kulları için hazırladığını müjdelemektedir. Başka bir âyet-i kerîmede de:
    »وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا«
    "Sabah akşam Rabbinin adını zikret! Gecenin bir kısmında da O'na secde et, geceleyin uzun bir süre de O’na tesbih ve ibadet et." buyrul-maktadır.
    Gece namazı kılanlara büyük müjdeler ve mü-kâfatlar vardır. Allah Celle Celâluhu, gece namaz kılan kullarından övgüyle bahsetmektedir. Kim O'-nun övgüsüne mazhar olmak istemez?! O hâlde ne duruyorsunuz?! Bu yazıyı okuduğu hâlde teheccüd namazı kılmayanlara ne demeli… Haydi, gece na-mazına!..
    Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh'dan rivayetle gelen bir hadis-i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz gece namazı (teheccüd) ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
    "Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece kılınan namazdır. Geceyi iki kısma bölersen, son kısmı namaz için en faziletli vakittir. Eğer geceyi üçe bölersen, ortası en faziletli vakittir."
    İbn Mes'ûd'dan, onun da Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayetine göre; Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    "Ailesi ve kabilesi arasında yatağını yorganını terk ederek namaza kalkan kişi için, Rabbimiz:
    “Meleklerim; kuluma bakınız: Ailesi ve kabilesi arasında yatağını yorganını terk ederek, benim ka-tımdakileri umduğu ve benim katımdakilerden kork-tuğu için namaza kalkmıştır, buyurur...”
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyur-du ki:
    “Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin âdetidir. Aynı zamanda Rabbinize yakınlık vesilesidir; günahlardan koruyucudur; kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur."
    Gece namazı kılmayı Resûlullah Sallallahu A-leyhi ve Sellem Efendimiz teşvik ettiği gibi bu nama-zı kılanlara da özel duada bulunmuştur. Şöyle ki:
    "Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran, hanımı kalkmak istemediği takdirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın. Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası kalkmak istemeyince yüzüne su döken kadına da rahmetini bol kılsın."
    Gece namazı; imsak girmeden yaklaşık olarak bir saat kadar önce kılınmalıdır. Uyuduktan sonra kalkmanın fazileti daha çoktur. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Büyükler genellikle sekiz rekât olarak kılmışlardır. Allah hepimize, gece na-mazı kılmayı nasip eylesin, inşallah...
    Tesbih Namazı
    Tesbih namazı dört rekât olarak kılınır:
    1-Kıyam:
    Her rekâtta diğer namazlarda olduğu gibi Fâtiha ve bir sûre okunur. Ondan sonra kıyamda iken 15 kere "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" okunur, on beşinciye: "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliy-yi’l-azîm." eklenir.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    »وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ«
    2-Rükû:
    Ardından rükûya gidilir. Rükûda da her zaman-ki tesbihattan sonra on kere "Sübhanallahi velham-dülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" oku-nur ve ayağa kalkılır.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    3-Kıyam:
    Kıyamdayken secdeye gitmeden on kere daha, "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâ-hu vallâhu ekber" denir ve secdeye gidilir.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    4-Secde:
    Secdede de on kere "Sübhanallahi velhamdü-lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber” denir ve kalkılır.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    5-Teşehhüd:
    İkinci secdeye gitmeden teşehhüdde on kere "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâ-hu vallâhu ekber" okunur.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    6-Secde:
    Ardından ikinci secdeye gidilir. Orada da on ke-re "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illal-lâhu vallâhu ekber" okunur ve oturulur.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«

    7-Teşehhüd:
    Bu teşehhüdde on kere daha "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ek-ber" okunur ve ayağa kalkılır. Birinci rekât böylece tamamlanmış olur.
    »سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ«
    Dört rekât da bu şekil üzere kılınır. Böylece bir rekâtta toplam yetmiş beş kere "Sübhanallahi vel-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" okunmuş olur ki, dört rekâtta bu tesbihatın sayısı toplam üç yüz eder.
    Tesbih namazının sevap ve fazileti çok büyük-tür. Tesbih namazının fazileti konusunda İbn Abbas Radıyallahu Anhümâ ve Ebû Râfi Radıyallahu Anh anlatıyor:
    "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abbas b. Abdulmuttalib Radıyallahu Anh'a dedi ki:
    "Ey Abbas! Ey amcacığım! Sana bir iyilik ya-payım mı? Sana bağışta bulunayım mı? Sana ikram edeyim mi? Sana on haslet öğreteyim mi? Eğer sen bunu yaparsan, Allah senin bütün günahlarını önce-kini, sonrakini, eskisini, yenisini, yanlışlıkla yapıla-nını, kasten yapılanını, küçüğünü ve büyüğünü, giz-lisini ve alenîsini yani hepsini affeder. Bu on haslet şunlardır:
    Dört rekât namaz kılarsın. Her bir rekâtta Fâtiha sûresi ve bir sûre okursun. Birinci rekâtta kıraati tamamladıktan sonra ayakta olduğun hâlde on beş kere "Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" dersin. Sonra rükû yapıp, rükûda iken aynı kelimeleri on kere söylersin. Sonra rükûdan kalktığında onları on kere söylersin. Sonra secde edip, secdede iken onları on kere söylersin. Secdeden doğrulunca aynı şeyleri on kere söylersin. Sonra tekrar secde edip aynı şeyleri on kere söylersin. Sonra başını kaldırıp, bunları on kere daha söylersin. Böylece her bir rekâtta bunları yetmiş beş defa söylemiş olursun.
    Aynı şekilde dört rekât kılarsın. Dilersen bu namazı her gün bir kere kıl. Her gün kılamazsan, haftada bir kez kıl. Haftada bir kez kılamazsan, ayda bir kere kıl. Ayda bir kere de kılamazsan, yılda bir kere kıl. Yılda da bir kere kılamazsan hiç olmazsa ömründe bir kere kıl."
     



  5. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    BAZI GÜN VE GECELERE
    MAHSUS NAMAZLAR
    Geçmiş büyükler hafta içinde kılınacak özel na-mazların olduğunu, her güne ve geceye mahsus bir namazın bulunduğunu bildirmişlerdir. Bazı gün ve gecelere ait namazları İmam Gazâlî Rahmetullahi A-leyh, “İhya” adlı kitabında bizlere açıklamıştır. O bu açıklamalarını hadis-i şeriflere dayandırarak yapmıştır.
    Bazı İslâm âlimleri İmam Gazâlî’nin “İh-ya”sında bulunan hadis-i şerifleri zayıf olarak kabul etmişlerse de aşağıdaki hadis-i şeriflere dayanılarak, haftanın namazları bizlere kadar ulaşmıştır. Amaç; âlemlerin Rabbinin huzuruna durmak, O’na kulluk etmek, O’na hamd etmek ve O’na şükretmekse, bu-nun en güzel ifadesi namaz ile olur.

    Pazartesi Gecesi NamazıBu namaz, pazar gününü, pazartesi gününe bağ-layan gece, yatsı namazından sonra kılınır. Bu na-maz, dört rekât, olup, birinci rekâtta Fâtiha’dan son-ra on defa İhlâs sûresi okunur. İkinci rekâtta Fâti-ha’dan sonra yirmi defa İhlâs sûresi okunur. Üçüncü rekâtta Fâtiha’dan sonra otuz defa İhlâs sûresi oku-nur. Dördüncü rekâtta yetmiş beş defa İhlâs sûresi okunur.
    Bu namaz için Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edil-miştir:
    "Her kim pazartesi gecesi, birinci rekâtta Fâtiha ve on kere İhlâs, ikinci rekâtında yirmi, üçüncü rekâtında otuz, dördüncü rekâtında da yetmiş beş kere İhlâs okur, selâmdan sonra kendisi, anne ve babası için yetmiş beş kere istiğfar eder ve sonra Allah'tan hacetini dilerse, Allahu Teâlâ her isteğini kendisine verir.”

    Pazartesi Gündüzü NamazıBu namaz, pazartesi günü kerahet vakitlerinin dı-şında herhangi bir vakitte kılınabilir. On iki rekât ola-rak kılınan bu namaz her iki rekâtta bir selâm verilerek kılınır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra Âyetülkürsî oku-nur, ardından on iki defa İhlâs sûresi okunur.
    Bu hususta Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    “Her kim pazartesi günü on iki rekât namaz kılar ve her rekâtında Fâtiha ve Âyetülkürsî'yi birer defa okuyup bitirince, on iki İhlâs okur ve on iki kere istiğfar ederse, kıyamet günü o, “Falan ne-rede gelsin de sevabını alsın!” diye çağrılır. Verilecek ilk mükâfat bin elbise ve taçtır. Ona, “Buyur, cennete!” denir. Ellerinde hediyeleri olduğu hâlde yüz bin melek kendisini karşılar. Parlak nurdan mamûl bin köşküne gidinceye kadar onu uğurlarlar."

    Salı Gecesi Namazı
    Bu namaz, pazartesi gününü, salı gününe bağla-yan gece yatsı namazından sonra herhangi bir zaman diliminde kılınır. İki rekâttan ibaret olan bu namaz da Fâtiha’dan sonra İhlâs, Felak ve Nâs sûreleri on beşer defa okunur.
    Bu hususta Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    “Salı gecesi her rekâtında Fâtiha’dan sonra İhlâs ve Muavvizeteyn on beşer kere okunmak sûretiyle kılınır. Namaz bittikten sonra on beş Âyetülkürsî okuyup, ardından on beş kere istiğfar eden kimseye büyük ecir ve mükâfat vardır.”
    Salı Günü Namazı
    Kuşluk vaktinden itibaren ikindi vaktine kadar herhangi bir zaman diliminde kılınır. On rekâttır. Her rekâtında Fâtiha’dan sonra bir Âyetülkürsî ve üç İhlâs okunarak kılınır.
    Enes b. Mâlik Radıyallahu Anh’dan rivayetle, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz:
    "Salı günü gündüzün ortasında veya güneş yükseldiğinde her kim her rekâtında bir Fâtiha, bir Âyetülkürsî ve üç İhlâs okumak sûretiyle on rekât namaz kılarsa, yetmiş gün defterine günah yazılmaz. Bu yetmiş gün içinde ölürse, şehit olarak ölür ve yetmiş senelik günahı bağışlanır." buyrulmuştur.
    Çarşamba Gecesi Namazı
    Çarşamba gecesi yatsı namazından sonra her-hangi bir zaman diliminde iki rekât namaz kılınır. Bu iki rekât namazın birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra on kere Felak sûresi okunur. İkinci rekâtta da Fâtiha’dan sonra on kere Nâs sûresi okunur. Bu na-maz için Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    “Çarşamba gecesi birinci rekâtında Fâtiha’yı ve on kere Felak sûresini, ikinci rekâtında Fâtiha’yı ve on kere Nâs sûresini okumak sûretiyle iki rekât namaz kıldıktan sonra on kere istiğfar eden ve Peygamber’e on salâvat getiren kimseye sevap için her gökten yetmiş bin melek gelir, kıyamete kadar sevabını yazmakla meşgul olurlar.”
     



  6. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Çarşamba Günü NamazıBu namaz, çarşamba günü güneş yükseldikten sonra günün herhangi bir vaktinde kılınır. On iki rekât olarak kılınan bu namazda her iki rekâtta bir selâm verilmesi daha sevaplıdır. Okunacak sûreler şunlardır: Her rekâtta Fâtiha’dan sonra bir Âyetül-kürsî, üç İhlâs, üç Felak ve üç kere Nâs sûreleri okunur. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurdular ki:
    “Her kim çarşamba günü güneş yükselince on iki rekât namaz kılar, her rekâtında bir Fâtiha, bir Âyetülkürsî, üç İhlâs ve üç Muavvizeteyn okursa, arşın altından bir münâdi:
    “Ey Allah’ın kulu! Geçmiş günahların bağış-landı. Allah kabir karanlığını, azabını ve kıyame-tin şiddetini senden kaldırdı. Artık senin için faz-la amele lüzum yok.” diye seslenir ve o gün kendisi için bir peygamber sevabı yükselir.”
    Perşembe Gecesi Namazı
    Akşam ile yatsı arasında kılınan bu namaz iki rekâttır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra Âyetülkürsî, Felak ve Nâs sûreleri beşer kere okunarak kılınır.
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh, Resûlullah Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle dediğini rivayet eder:
    "Her kim, perşembe gecesi akşam ile yatsı arasında iki rekât namaz kılıp, her rekâtında Fâtiha, Âyetülkürsi ve Felak ve Nâs sûrelerini beşer kere okur ve namazdan sonra on kere istiğ-far eder sevabını anne ve babasına bağışlarsa, onlara âsi olsa da haklarını ödemiş, sıddık ve şe-hitler mertebesine yükselmiş olur."

    Perşembe Günü Namazı
    Öğle ile ikindi arasında kılınan bu namaz, iki rekâttan ibarettir. Birinci rekâtta yüz kere Fâtiha okunur. Ardından yüz Âyetülkürsî okunur. İkinci rekâtta yüz Fâtiha’dan sonra yüz İhlâs okunur.
    İbn Abbas Radıyallahu Anh, Resûlullah Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle dediğini rivayet eder: "Her kim, perşembe günü öğle ile ikindi arasında iki rekât namaz kılar, birinci rekâtta yüz Fâtiha, yüz Âyetülkürsî, ikinci rekâtta yüz Fâtiha ve yüz İhlâs okuduktan sonra yüz salavat getirirse, Allahu Teâlâ ona recep, şaban ve rama-zan aylarında oruç tutanların sevabını verir. Ay-rıca bir hac sevabıyla, Allah'a iman edenlerin sayısınca sevap alır."

    Cuma Gecesi Namazı
    Perşembe gününü cuma gününe bağlayan ge-cede kılınan bu namaz hakkında iki açıklama vardır.
    Birincisine göre; akşam namazı kılındıktan son-ra on iki rekât namaz kılınır. Her rekâtında Fâtiha ve on iki adet İhlâs okunur.
    İkincisine göre; yatsı namazı cemaatle kılındık-tan sonra vitir namazını sona bırakarak, yatmadan önce on rekât namaz kılınır. Her rekâtta Fâtiha, İh-lâs, Felak ve Nâs sûreleri okunur. Ardından vitir namazı kılınır.
    Cabir Radıyallahu Anh diyor ki: Peygamber E-fendimiz şöyle buyurdu:
    "Her kim cuma gecesi akşam ile yatsı arasında on iki rekât namaz kılar, her rekâtında bir Fâtiha, on iki İhlâs okursa, gündüz oruçlu, gece namazda olmak üzere on iki sene ibadet etmiş gibi sayılır.”
    Bir diğer rivayette Enes Radıyallahu Anh anla-tıyor: Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
    “Her kim, cuma gecesi cemaat ile yatsının farzını ve sonra sünnetini kıldıktan sonra her rekâtta Fâtiha, İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini birer kere okumak sûretiyle on rekât namaz kı-lar, üç rekât vitir namazını da kıldıktan sonra kıbleye karşı sağ tarafına yatıp uyursa, Kadir gecesini ihya etmiş kadar sevap alır.”
    Cuma Günü Namazı
    Cuma günü namazı hakkında da iki ayrı haber vardır.
    Birinciye göre; cuma namazından önce iki, dört, altı veya sekiz rekât kuşluk namazı kılınır. Bir de bundan ayrı olarak cuma saatinden önce dört rekât namaz kılınır. Her rekâtta elli Fâtiha, elli İhlâs sûresi okunmak kaydıyla dört rekât tamamlanır.
    Hazreti Ali Radıyallahu Anh’dan rivayet olun-duğuna göre; Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    “Cuma gününün hepsi namaz ve ibadettir. Güneş bir mızrak boyu yükselince abdestini güzelce alıp, sevabına inanarak ve Allah'ın vereceğini düşünerek, iki rekât kuşluk namazı kılan kimseye Allahu Teâlâ iki yüz sevap yazar ve onun iki yüz günahını siler. Dört rekât kılana cennette dört yüz derece, sekiz rekât kılana sekiz yüz derece verir ve onun bütün günahlarını mağfiret eder. On iki rekât kılana iki bin iki yüz sevap verir. Bu kadar da günahını siler ve bu miktar kadar derecesini cennette yükseltir.”
    İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre; Peygam-ber Efendimiz:
    "Cuma günü camiye girip, öğle namazından evvel, her rekâtında elli kere Fâtiha ve İhlas o-kunmak sûretiyle dört rekât namaz kılan kimse, cennetteki yerini görmeden veya bu yeri kendisi-ne gösterilmeden ölmez." buyurmuştur.
    Cumartesi Gecesi Namazı
    Bu namaz, cuma gününü cumartesi gününe bağ-layan gecede akşam ile yatsı arasında kılınır.
    Bu namaz, on iki rekât olup, her iki rekâtta bir selâm verilerek kılınır. Fâtiha’dan sonra okunacak sûreler konusunda herhangi bir bilgi bizlere ulaş-mamıştır.
    Hz. Enes Radıyallahu Anh anlatıyor: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdu:
    “Cumartesi gecesi akşam ile yatsı arasında on iki rekât namaz kılan kimseye cennette bir köşk inşa edilir. O, bütün mü’minlere sadaka vermiş gibi kabul edilir. Yahudîlikten uzaklaşır ve Allahu Teâlâ’nın mağfiretini hak etmiş olur.”

    Cumartesi Günü NamazıCumartesi gününün kerahet vakitlerinin dışında kalan herhangi bir zamanda kılınır. Cumartesi günü her rekâtında bir Fâtiha, üç İhlâs okunmak sûretiyle dört rekât namaz kılınır. Namaz kılındıktan sonra da Âyetülkürsî okunur.
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh anlatıyor. Resû-lullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz:
    “Cumartesi, her rekâtında bir Fâtiha ve üç İhlâs okumak sûretiyle dört rekât namaz kıldık-tan sonra Âyetülkürsî’yi okuyan kimseye, Allahu Teâlâ her harfine bir hac, bir umre ve gündüzü oruçlu, geceyi ibadetle geçirme sevabı, bir senelik sevap ve yine her harfine bir şehit sevabı verir. Ayrıca o, peygamberler ve şehitler ile arşın gölge-sinde olur.”
     



  7. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Pazar Gecesi NamazıPazar gecesi yirmi rekât namaz kılınır ve her rekâtta elli kere Fâtiha ve İhlâs, birer kere de Felak ve Nâs sûrelerini okunur. Ardından kendisi ve ebeveyni için yüz kere istiğfar ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e de yüz kere salavat-ı şerife getirilir.
    Pazar Günü Namazı
    Pazar günü dört rekât namaz kılıp, her rekâtında bir Fâtiha ve Amene’r-resûlü okuyan kimseye Alla-hu Teâlâ, Hıristiyan kadın ve erkeklerin sayısı kadar iyilik yazar.

    Kuşluk Namazı Kuşluk namazı, güneş iyice yükseldikten sonra kılınır. Ne zaman kılınacağına dair bir hadis-i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur:
    "Kuşluk namazı, boduğun yani deve yavru-sunun ayağı kumdan yanmaya başladığı andan itibaren kılınır."
    Kuşluk namazının kaç rekât olduğu hususunda değişik rivayetler vardır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöy-le anlatıyor:
    "Dostum Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bana her ay üç gün oruç tutmamı, iki rekât kuşluk, yatmazdan önce de vitir namazı kılmamı tavsiye etti."
    Kuşluk namazının önemini aşağıda aktaracağı-mız hadis-i şerif çok iyi anlatmaktadır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
    "Her gün, sizin her bir mafsalınız için bir sa-daka terettüp etmektedir. Her tesbîh bir sadakadır. Her tahmîd bir sadakadır. Her bir tehlîl de bir sa-dakadır. Emr-i bi'l-ma'ruf bir sadakadır. Nehy-i ani'l-münker de bir sadakadır. Bütün bunlara kişi-nin kuşlukta kılacağı iki rekât namaz kâfi gelir.”
    Kuşluk namazında Fâtiha’dan sonra en kısa sû-reler okunur. Bu konuda Abdurrahman b. Ebû Leyla Rahimehullah şöyle anlatıyor:
    "Bize, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem'in kuşluk namazı kıldığını Ümmü Hânî'den baş-ka kimse anlatmadı. O dedi ki:
    "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Fe-tih günü evime geldi, yıkandı ve sekiz rekât na-maz kıldı. Ben bundan daha hafif bir namaz kıl-dığını hiç görmedim. Ancak rükû ve secdeleri tam yapıyordu."
    ZİKRULLAH
    Anmak, hatırlamak, yâd etmek, zikrin mânaları için kullanılır. Zikrullah da, Rabbimizin mübarek isim ve sıfatlarını, âyetlerini teker teker veya bir arada zikrederek anmak mânasınadır. Bu anmalar münferit bir şekilde yapılabileceği gibi topluca da yapılabilir.
    Zikretmenin değişik boyutları vardır. Kalp ile, lisan ile, hâl ve hareketlerle, bütün hâl ve ahvalimiz-le zikir yapmak, bir kulluk görevimizdir. Kur’an-ı Kerîm'in birçok âyetinde zikretmenin fazileti ve üs-tünlüğü anlatılmaktadır.
    »فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ«
    "Artık beni zikrediniz ki, ben de sizi zikre-deyim. Bana şükrediniz, bana nankörlük etmeyi-niz."
    Rabbimiz bizden zikir istiyor, bizden kendisini anmamızı istiyor. Biz Rabbimizin bu emrini yerine getirirsek, O da bizi zikredecek. Ey mü'min karde-şim! Âlemlerin sahibi olan Hâkim-i Zülcelâl seni anacak (zikredecek); bundan daha büyük bir onur ve devlet olur mu? Elbette olmaz. O hâlde hiç vakit kaybetmeden Rabbimizi zikretmeye koşalım...
    Bir başka âyet-i kerîme'de zikreden kullar için:
    »اَلَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذاَ بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ«
    "Onlar Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatar-ken anarlar." buyrulmaktadır. Zikretmenin fazi-leti hususunda Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den birçok hadis-i şerif gelmiştir.
    Hz. Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle anla-tıyor:
    "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Allah'ın, yollarda dolaşan, zikredenleri araş-tıran melekleri vardır. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastladıklarında, birbirlerini "Aradı-ğınıza gelin!" diyerek çağırırlar. Hepsi gelip onla-rı kanatlarıyla kuşatarak dünya semâsına kadar arayı doldururlar. Allah -onları en iyi bilen olduğu hâlde- meleklere sorar:
    "Kullarım ne diyorlar?"
    "Seni tesbih ediyorlar, seni tekbir ediyorlar, sana tahmid ediyorlar. Sana tazim ediyorlar." derler. Rab Teâlâ sormaya devam eder:
    "Onlar beni gördüler mi?"
    "Hayır!"
    "Ya görselerdi, ne yaparlardı?"
    "Eğer seni görselerdi, ibadette çok daha ileri giderler, çok daha fazla tazim, çok daha fazla tesbihte bulunurlardı."
    Allah tekrar sorar:
    "Onlar ne istiyorlar?"
    "Senden, cenneti istiyorlar."
    "Cenneti gördüler mi?"
    "Hayır, ey Rabbimiz!"
    "Ya görselerdi ne yaparlardı?”
    “Onu daha fazla isterlerdi.”
    Allah tekrar sorar:
    “Onlar neden korkuyorlar?”
    “Cehennemden korkuyorlar.”
    “Onlar cehennemi gördüler mi?”
    "Hayır, ey Rabbimiz!"
    "Ya görselerdi ne yaparlardı?”
    "Eğer cehennemi görselerdi, ondan daha şid-detli kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı."
    Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Sizi şahit tutuyorum ki, ben onları affettim!"
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ko-nuşmasını sürdürerek, şunu anlattı:
    "Onlardan bir melek der ki: "Bunların ara-sında falan günahkâr kul da var. Bu, onlardan değildir. O başka bir maksatla onlara katılmıştır.”
    Allah Teâlâ:
    "Onu da affettim. Onlar öyle bir cemaat ki, onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar." buyurur."
    Allah Celle Celâluhu'yu zikretmek bir kulluk gö-revidir. Zikretmenin zamanı ve mekânı yoktur. Kul, mümkün mertebe her an ve her zaman Allah Celle Celâluhu'nun zikri ile meşgul olmalıdır. Bu hususta Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:
    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Kim bir yere oturur ve orada Allah'ı zikretmez ise, Allah'tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada Allah'ı zikretmezse, ona Allah'tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah'ı zikretmezse, Allah'tan ona bir noksanlık vardır."
    Allah Celle Celâluhu'yu zikretmenin üstünlüğü tartışılmaz. Bir başka hadis-i şerifte zikredenlere yapılan mânevî lütuf açıklanmaktadır. Ebû Müslim el-Eğarr Rahimehullah diyor ki:
    "Ben şahadet ederim ki, Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd Radıyallahu Anhümâ, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle söylediğine şahadet ettiler:
    "Bir cemaat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar; Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan büyük meleklere anar."
    Muhterem okuyucu! Özellikle üç aylar olarak anılan recep, şaban ve ramazan aylarında zikrullaha çokça devam edelim. Bu mübarek ayların içinde bulunan seçilmiş geceleri âlemlerin Rabbini zikretmekle geçirmek hepimize nasip olur inşallah. (Amin.)
     



  8. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Dilde Hafif
    Terazide Ağır Olan Kelimeler»سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ«
    "Sübhânallâhi ve bihamdihi, Sübhânallâhi’l-azîm"
    Bu kelimeleri her gün zikretmenin mâna ve e-hemmiyeti çoktur. Her gün yüz defa bu kelimelerle zikretmenin en faziletli zamanı, bazı rivayetlere gö-re, sabah namazının farzı ile sünneti arasındaki za-man dilimidir. Bunun sabah namazını kıldıktan son-ra güneşin doğuşunu beklerkenki zaman olduğunu söyleyenler de olmuştur.
    Akşam namazını beklerken diyenler olduğu gi-bi, günün herhangi bir vakti diyenler de vardır. Biz-lere düşen; halis bir kalp ve temiz bir niyet ile yapa-bildiğimiz kadar bu zikri yapmak, mümkünse sürekli yapmaktır. Bu kelimelerin büyüklüğünü, önemini beyan eden bir hadis-i şerifi bildirelim:
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:
    "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyur-dular ki:
    "İki kelime vardır ki, bunlar dilde hafif, tera-zide ağır, Rahman'a sevgilidirler. Bunlar: "Süb-hânallâhi ve bihamdihi, Sübhânallâhi’l-azîm" (Al-lah’ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Yüce Al-lah’ım! Seni tenzih ederim.) kelimeleridir."
    Tefekkür
    Tefekkür, âlemlerin Rabbinin yaratıkları üze-rinde düşünmek, O’nun eşsiz sanatını yaratıklarının üzerinde gözetlemek, mevcudattaki muhteşem yara-tılışı düşünmek, zerreden kürreye kadar her şeyi kusursuz ve noksansız bir şekilde yaratan Rabbimi-zin gücünün, kudretinin ne kadar sonsuz olduğunun farkına varmaktır.
    Bir hadis-i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz:
    “Bir saat tefekkür, altmış yıl (nafile) ibadet-ten hayırlıdır.”
    Yerlerde ve göklerde öyle muhteşem bir nizam vardır ki, bu nizamın muhteşemliğini ve sırrını hakkıyla anlamamız mümkün değildir. Bunları düşündüğümüzde Rabbimizin ne kadar büyük, yüce ve kudret sahibi olduğunu mevcut aklımızla anlamamız mümkün değildir. O hâlde ne yapmalıyız? Ey Rabbimiz!.. Ey Mevlâmız!.. Biz göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşündük; fakat mevcut aklımızla seni medh-u senâ edemiyoruz, gücünü, kudretini tam tasavvur edemiyoruz. Sen kendini nasıl birdirdinse öylesin; biz de seni öyle anıyoruz. Bizi bağışla, bizi affet. Sonsuz gücün ve kudretinle karşısında benim, varlığımı düşünmem yanlıştır, benim bu yanlışımı bağışla...
    Abdullah b. Ömer Radıyallahu Anh Hazretleri demiştir ki:
    “Hz. Aişe’ye, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den gördüğün şeylerin en şaşırtıcısını ba-na haber ver.” dedim. Bunun üzerine uzun müddet ağladı da sonra şöyle dedi:
    “Onun her işi şaşırtıcı idi. Bir gün bana gel-di. Yorganımın altına girdi hatta cildini cildime dokundurdu. Sonra da buyurdu ki:
    “Ey Aişe, bu gece Rabbime ibadet etmem i-çin bana izin verir misin?” Ben de:
    “Ey Allah’ın Resûlü, ben senin yakınlığını severim, isteklerini de severim, izinlisin.” dedim. Kalktı. Odadaki su ibriğine vardı, abdest aldı, suyu çok da dökmedi. Sonra namaza durdu, namazda hem Kur’an okuyor, hem ağlıyordu. Sonra iki elini kaldırdı, yine ağlıyordu. Hatta gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm. Sonra Bilâl geldi, kendisine sabah namazını bildiriyordu. Baktı ki ağlıyor:
    “Ey Allah’ın Resûlü!” dedi. “Allah Teâlâ se-nin geçmiş ve gelecek günahlarını affetmiş olduğu hâlde ağlıyor musun?”
    “Ey Bilal!” buyurdu, “Ben şükreden bir kul olmayayım mı?” Ardından şöyle dedi: “Nasıl ağ-lamayayım. Allah Teâlâ bu gece şunu indirdi: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündü-zün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sa-hipleri için gerçekten açık ibretler vardır.”
    Resûlullah bunu okudu, sonra da: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler...” Vay bunu okuyup da düşünmeyene!”


    Emr-i Bi’l- ma’ruf ve
    Nehy-i Ani’l-Münker
    »وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ«
    “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötü-lüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
    Bu görev bütün insanlarındır. Fakat bazılarının yapması ile diğerlerinin sorumluluğu düşer. Bu gö-rev, işlerin en yücesi ve en üstünüdür. Bu konunun ehemmiyetini belirten Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri buyurdular ki:
    “Din-i Mübin-i İslâm’ın devam ve bekâsı, emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münkerin deva-mına; din-i mübin-i İslâm’ın inkırazı (yıkılması) ise, emr-i bi’l-marufun ve nehy-i ani’l-münkerin terkine bağlıdır.”
    Tarık b. Şihab anlatıyor: “İlk defa bayram hut-besini okuma işini namazdan öne alan Mervan’dır. O, bu işe tevessül edince cemaatten birisi ayağa kal-karak:
    “Yanlış yapıyorsun, namazın hutbeden önce kılınması gerekir.” dedi. Mervan:
    “Artık o usûl terk edildi.” diyerek devam et-mek istedi. Ebû Saîd el-Hudrî ortaya atılarak:
    “Bu adam, üzerine düşen uyarma vazifesini yaptı. Zira ben Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle söylediğini işittim:
    “Sizden kim Sünnetimize uymayan bir münker görürse, seyirci kalmayıp onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise, imanın en zayıf mertebesidir.”
     



  9. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    RAMAZAN ORUCU
    Ramazan Orucu Nasıl Tutulur?
    1-Gözlerimiz haram ve mekruh olan şeylere bakmayacak.
    2-Dilimiz yalan söylemeyecek, dedikodudan uzak duracak, başkalarının aleyhine konuşmayacak ve arkadan çekiştirmeyecek.
    3-Kulaklarımızla Allah Celle Celâluhu’nun sevmediği ve yasak ettiği (dinen kötülenmiş ve mekruh sayılmış olan) şeyleri dinlemeyecek. Bir mü’min kardeşinin aleyhinde konuşanı ve arkasın-dan çekiştireni dinleyen de söyleyenin günahına ortak olur.
    4-Eller haram ve hileye, dinen kötü ve mekruh olan şeylere uzanmayacak.
    5-Ayaklar gidilmesi dinen kötü ve mekruh olan yerlere gitmeyecek.
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh'dan rivayet edi-len bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur:
    "Nice oruç tutanlar vardır ki, (haramlardan sakınmadıkları için) oruçlarından nasipleri sadece açlıktır. Nice gece ibadete kalkanlar vardır ki, bu gece kalkmalarından nasipleri sadece uykusuzluktur."
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle demiştir:
    "Gıybet, orucu zedeler, istiğfar ise onu tamir eder. İçinizden her kimin, yarın âhirete orucunu tamir edilmiş olarak getirmeye gücü yetecekse, bunu mutlaka yapsın."
    Cabir b. Abdullah Radıyallahu Anh şöyle de-miştir:
    "Oruç tuttuğun zaman kulağın, gözün ve di-lin yalandan ve bütün haramlardan oruç tutsun (uzak dursun). Hizmetçilerine eziyet etmeyi de bı-rak; oruçlu gününle oruçsuz gününü bir yapma."
    Talk b. Kays buyurdu ki: Ebû Zer Radıyallahu Anh şöyle derdi:
    "Oruçlu olduğun zaman gücün yettiği kadar haramlardan korun."
    Kendisi de oruçlu olduğu gün evine çekilip, i-badetle meşgul olur; ancak namazlara çıkardı.
    İmam Mücahid şöyle buyurdu:
    "İki huy vardır ki, onlardan sakınanın orucu kurtulur. Bunlar da gıybet ve yalandır."
    Ebü’l-Âliye Radıyallahu Anh da şöyle demiştir:
    "Oruçlu kimse, gıybet etmediği müddetçe ibadettedir."
    Orucun daha canlı, daha şevkli tutulabilmesi ve birçok bereketlere vesile olması için sahura kalkmalı ve bir şeyler yemelidir. Enes b. Mâlik Radıyallahu Anh'dan rivayete göre; Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yeme-ğinde bereket vardır."
    Ramazan-ı Şerif ayında Allahu Teâlâ'nın rızası için iftar yemeği vermenin de büyük mükâfatı var-dır. Zeyd b. Halid el-Cühenî Radıyallahu Anh'dan rivayete göre; Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Kim bir oruçluya iftar yemeği verirse, ken-disine onun sevabı kadar sevap verilir. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksiltme olmaz."
    Orucun üç derecesi vardır:
    1-Avamın (sıradan halkın) orucu.
    2-Havassın (seçkin kulların) orucu.
    3-Ehassü'l-havassın (en seçkin kulların) orucu.
    Avamın orucu:
    İki uzvu (mide ve tenasül uzvunu) yemek, iç-mek ve cinsî münasebetten sakınmaktır.
    Havassın orucu:
    Bu yukarıdaki esaslara riayet etmekle beraber gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer azalarını günahtan korumaktır.
    Ehassü'l-havassın orucu:
    Avam ve havassın orucundaki hususlara riayet etmekle beraber, kalbini, hasis (âdi) emellerden, dün-ya düşüncelerinden ve Allah'tan başka her şeyden temizleyerek bütün mevcudiyetiyle Allahu Teâlâ'ya bağlanmak ve hatırına O'ndan başkasını getirmemek-tir. Bu gibilerin gönlüne Allah’tan ve âhiretten başka bir şey geldiği anda oruçları bozulur. Dünya namına bir şey düşünseler yine oruçları bozulur.
    Halk gıdayı mideye sokmaz. Havass günah ve kötü olan şeyleri bedene ve organlara yaklaştırmaz; seçkinler, yani ârifler, âşıklar ve kamiller de masivayı kalplerine sokmazlar. Avamın orucu şeklen, aydınların ve seçkinlerin orucu hakikaten oruçtur.
     



  10. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    TERAVİH NAMAZI
    Teravih namazı ramazan-ı şerifin ilk gecesi baş-lar ve arife gecesi sona erer. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    “Şüphesiz Allah ramazan orucunu farz kıldı. Ben de ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ramazanı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günah-larından temizlenmiş olur."
    Hz. Aişe Radıyallahu Anhâ şöyle anlatmıştır:
    “Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece, gecenin ortasında dışarı çıktı; mescitte namaz kılmaya başladı. Birtakım insanlar da onun namazına uyup, onunla beraber namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar geceleyin Peygamberin mescitte namaz kıldığını konuştular. Bu haber yayılınca ertesi gece, önceki gecekinden daha çok insan mescitte toplandı ve Peygamberin beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar bunu yine aralarında konuşup yaydılar. Üçüncü gece cemaatin sayısı iyice arttı. Resûlullah yine gelip, namaz kıldı; insanlar da onun namazına uyup, beraberinde namaz kıldılar. Dördüncü gece, olunca mescit, gelen insanlarla dolup taştı. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o gece namaza çıkmadı. Nihayet sabah namazını kıldırmak için çıktı. Sabah namazını kıldırınca yüzünü cemaate döndü ve hutbe başlangıcı olarak şahadet kelimelerini söyledi. Sonra "Amma ba'du" hitap faslı ile başladığı hutbesinde bu gece namazına çıkmayışının gerekçesini şöyle açıkladı:
    "Muhakkak ki, sizin mescitte toplanmanız bana gizli kalmamıştır. Şu kadar var ki, gece namazı üzerinize farz kılınır da sonra edasından aciz kalırsınız diye korktum."
    Hanefîlere göre, teravih namazının rekât sayısı Hz. Ömer Radıyallahu Anh'ın uygulamasına dayanır. Hz. Ömer Radıyallahu Anh, Mescid-i Nebevi'de halifeliğinin son zamanlarında teravih namazını yir-mi rekât olarak kıldırdı. Dört halife devrinden sonra da kimse teravihin yirmi rekât olarak cemaatle kı-lınmasına karşı çıkmadı. Âlimler bu hususta Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisi-ne göre hareket etmişlerdir:
    "Benden sonra benim sünnetimden ve raşid halifelerin sünnetinden ayrılmayın."
    Diğer yandan Abdulah b. Abbas Radıyallahu Anh'ın ramazan ayında teravih namazını yirmi rekât olarak kıldığı ve arkasından da üç rekât vitir namazı kıldığı rivayet edilmiştir. İmam Ebû Hanife’ye Hz. Ömer Radıyallahu Anh'ın bu hususta yaptığı uygulama sorulunca, şöyle demiştir:
    "Teravih namazı hiç şüphesiz müekked bir sünnettir. Hz. Ömer Radıyallahu Anh, bu namazı cemaatle ve yirmi rekât kılınmasını şahsî bir içti-hadı ile yapmadığı gibi bir bid'at olarak da em-retmemiştir. O, kendisinin bildiği şer'i bir esasa ve Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir vasiyetine dayanarak böyle yapmıştır.”
    İtikaf
    İtikaf; bir şeye devam etmek, bir yere çekilip beklemek, sadece ibadetle meşgul olmak anlamları-na geliyor. Akıl baliğ ve temyiz kudretine sahip bir Müslüman'ın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durması anlamında bir fıkıh kelimesidir. Özellikle ramazan ayının son on günün-de mescitlere çekilerek ibadet ve taat ile meşgul ol-mak için kullanılır.
    İtikafın Şartları
    İtikaf için niyet gereklidir. Niyetsiz itikaf olmaz.
    Erkeğin itikafı cemaatle namaz kılınan mescitte olmalıdır. İtikafın en faziletlisi sırasıyla Mescid-i Ha-ram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’da olandır.
    Kadınların hayız ve nifastan temiz olmaları gerekir. Kadınlar, itikaf için kocalarından izin alırlar ve evlerinde namaz kılmak için ayırdıkları yerde itikafa girerler.
    İtikaf Üçe Ayrılır
    Vacip olan itikaf, sünnet olan itikaf, müstehap olan itikaf. Biz burada sünnet olan itikafı anlatıyo-ruz. Günümüzde bu itikaf genellikle ramazanın son on gününde yapılmaktadır.
    Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle anlatıyor:
    "Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem her ramazanda on gün itikafa girerdi. Vefat ettiği yıl ise yirmi gün itikafta kaldı."
    Hz. Aişe Radıyallahu Anhâ'nın anlattığına göre:
    "Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescitte itikafta bulunduğu sırada kendisi de hayız olduğu hâlde Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçlarını taramıştır. Bu hizmeti yaparken kendisi odasından ayrılmamış; Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem başını ona uzatmıştır. Hz. Pey-gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem itikaf da iken büyük veya küçük tuvalet gidermek gibi zarûrî bir ihtiyaç olmadıkça odaya girmezdi."
    Ramazan süresince muhakkak itikaf yapmaya gayret edelim. En faziletlisi ramazanın tamamına yakın bir süre itikaf yapmaktır. Eğer buna gücümüz ve imkânımız yoksa son on gününde yapalım. Eğer buna da gücümüz ve imkânımız yoksa Kadir gecesini ve gündüzünü itikaf yaparak değerlendirelim. Eğer buna da imkânımız yoksa müsait olduğumuz bir günde itikaf yapalım. Eğer buna da imkânımız yok ise, günün herhangi bir vaktinde itikaf yapalım. Örneğin bir akşam iftardan teravih namazının bitimine kadar olan süre içinde. Muhakkak bir itikaf yapmış olalım.
    Kadir Gecesi Yapılacak İbadetler
    Özel olarak Kadir gecesine mahsus bir ibadet bildirilmemiştir. Fakat gecenin önem ve mahiyeti düşünüldüğünde bol, bol namaz kılmalı, Allah Celle Celâluhu’ndan af ve mağfiret dilemeliyiz.
    İçinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı bir geceyi uykuyla geçirmek akıl kârı olmasa gerek. Bu gece için önerebileceğimiz ibadetler şun-lardır:
    1-Âlemlerin Rabbine çokça secde etmeliyiz.
    2-Kılabildiğimiz kadar kaza namazı kılmalıyız.
    3-Okuyabildiğimiz kadar Kur’an-ı Kerîm okumalıyız

    (Alıntıdır)
     



  11. Cevap: üç aylarda yapılacak ibadetler ve dualar

    Çok yararlı bilgiler paylaşmışsınız Allah razı olsun GezgiN