tv programları insan psikolojisini nasıl etkiler

'Etüt Merkezi' forumunda Misafir tarafından 22 Ekim 2010 tarihinde açılan konu


  1. Eskiden tek kanallı dönemde kontrol kolay, ailecek izlenecek programlar belliydi. Kanal sayısının çoğalmasıyla hayatımıza yabancı filmler, diziler, show programları girdi.
    Yabancı dizilerin Türk versiyonları, evlendirme programları, saçma sapan yarışma programları ile televizyon artık en büyük düşman oldu.
    Siz ailenizle oturup rahat bir şekilde televizyon izleyebiliyor musunuz? Dizilerden, yarışmalardan, filmlerden, eğlence adı altında sunulan programlardan memnunmusunuz?
     



  2. Cevap: tv programları insan psikolojisini nasıl etkiler

    Açıkçası ben oturup saatlerce tv izlemiyorum o yüzden psikolojimin o yönde etkilendiği söylenemez.Kararında ve bilinçli izlendikten sonra olumsuz yönleri pek fazla olmayacaktır. Ancak bu konuda bakın uzmanlar ne diyor;

    Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, televizyonlarda yayınlanan bazı haber programlarının halkın psikolojisini olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

    Her gün onlarca insanın televizyonda haber seyrettikten sonra acil servislere kaldırıldığını öne süren Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Gün yok ki, televizyon ekranlarında parçalanmış ceset görüntüleri, kan ve dehşet manzaraları, ağlayan dövünen insanlar olmasın. Bunlar bir de fazla reyting almak için abartılarak, dikkat çekici şekilde kurgulanıyor. Haberleri izlemek için ekran başına oturup da morali bozulmadan, karamsarlığa kapılmadan, canı sıkılmadan kalkan var mı acaba. Senin ekran başında tansiyonun yükselmiş, kalp krizi eşiğine gelmişsin, şekerin yükselmiş, sinirlerin boşalmış kimin umurunda" dedi.


    Televizyon kuruluşlarının bir reyting alma savaşına girdiğini anlatan Dr. Yavuz, "En fazla reyting alma mücadelesi almış başını gidiyor. Bu arada denetleme kurumları ne yapıyor onu da bilmiyoruz. Belki de hiç olayın farkında değiller. Her gün kaç kişi haberleri ya da haber programları izleyerek acillere kaldırılıyor sayısını bilmiyoruz. Zaman zaman acil servislerde görev yaptığım için biliyorum, inanın sayıları hiç de küçümsenecek boyutlarda değil. Kaç kişi izlediği trajik bir haberden sonra felç
    geçiriyor, kalp krizi ya da mide kanaması geçiriyor, kaç kişi şeker komasına giriyor, yine kaç kişi sinir hastası oluyor, bilmiyoruz" diye konuştu.


    Haber özgürlüğü gerekçesi ile kimsenin yaşanan bu sorun karşısında tepki koymadığını belirten Dr. Mehmet Yavuz, "Emniyet müdürlüklerine yansıyan her olay, ertesi gün medyaya yansıyor ve medya da en iyi nasıl reyting alırım düşüncesiyle kendine göre kurgu yaparak halka sunuyor. Hatta olay, daha savcılığa bile intikal etmeden basında yer buluyor. Kişiler yargılanmadan, suçlu olup olmadıkları belli olmadan medya tarafından çoktan infaz edilmiş oluyorlar. Netice de suçlu ol ya da olma vurun abalıya oluyor.


    Diğer taraftan medya tarafından infaz edilip de sonradan aklanan insanlar, bir sütun bile basında yer bulmuyor. Kişi aklansa da medyanın önyargılı haberinden dolayı kamu vicdanında hep şüpheli suçlu olarak kalmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.


    ABD'de ki 11 Eylül terör saldırısında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Dr. Yavuz, "Olay tüm çarpıcılığa ile Amerikan medyası tarafından tüm dünyaya yansıtıldı. Ancak kaç tane ceset gördünüz. Kaç tane ağlayan ya da dövünen insan manzarası gördünüz. Amerikan medyası harika bir sağduyu refleksi ile bu tür görüntüleri hiç ekrana getirmedi. Her gün birçok Amerikan askeri, Irak'ta şu veya bu nedenle ölüyor. Ve üstelik de bu askerler kendi güvenlikleri ile ilgisiz bir başka ülke topraklarında ölüyorlar. Bunların kaç tanesinin ailesini dövünürken görüyorsunuz. Bizde ise durum bambaşka, her gün şehit aileleri ekrana getirilerek onların iç parçalayıcı görüntülerini, ağıtlarını izliyoruz. Bu manzaralar hem asker ailelerini çok tedirgin ederken hem de teröristlere motivasyon unsuru olmuyor mu? Elbette ki ülkemiz için ölünür, şehit olunur ve olunacaktır ancak, arka plandaki psikolojik boyut çok farklıdır. Bu durum hem asker ve asker ailelerini hatta tüm toplumu derinden etkilerken hem de teröristler için moral kaynağı olmaktadır. İki örnek vereyim. Birinde bir genç kız, evinden kaçıyor birtakım aykırı durumlara giriyor. Sonunda annesi ona intihar et diyor. Sonra kızı intihar etmeyince önce zehir verip, öldürmeye çalışıyor. Kızı ölmeyince bu sefer kendisi boğarak öldürüyor ve, "Kızım ölmeye hazırdı" diyor. diğer örnekte ise bir trafik kazası oluyor ve bir annenin 5 çocuğu birden ölüyor ve ekrana annenin perişan bir şekilde ağlayıp dövündüğü kareler yansıyor. Şimdi soruyorum; bu haberler, evet ilgi çekici ve reyting alan haberler ama bunların medyada yer bulmasının kime ne faydası var? Ancak bu haberleri izleyen binlerce kişinin psikolojisi bozuluyor. Göreceli olarak daha hassas yapıdaki insanların sinirleri boşalıyor ya da diğer somatik hastalıklar baş gösteriyor ve hastanelere taşınıyorlar. Ekranlarda sıklıkla gördüğümüz trajik diziler de bir başka olay. Özellikle aile dramları üzerine kurgulanan dizi filmlerin de en az böyle haber programları kadar insan psikolojisini bozduğu kanaatindeyim. Ekranlarda bir sürü mafya dizisi birbiri ardına yer bulurken, acaba kaç tane suçluların bulunup cezalandırıldığı polisiye dizi vardır? Hatırlayan var mı? Suçluların kendi mantıklarına göre hukuk sistemi dışında cezalandırıldığını gördüğümüz bu görüntülerin gençlerde bir özentiye neden olacağının farkında değil miyiz?

    Sonuç itibariyle, görüntülü ve yazılı medyanın, kendini sorgulaması gerekir. Daha izlenebilir bir medya ve daha yaşanabilir bir dünya için bunun şart olduğu kaçınılmaz..