Türkiye’de demokratikleşme hareketleri

Konusu 'Kısaca' forumundadır ve YAREN tarafından 25 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Türkiye’de demokratikleşme hareketleri ve insan hakları,
    Türkiye’de demokratikleşme hareketleri
    Türkiye'de demokratikleşme ve insan hakları


    Türkiye’deki demokratikleşme hareketleri

    Günümüzün demokrasi anlayışına göre insanlar doğal olarak eşit haklara sahiptir. Sosyal eşitsizlikler insanların doğal olarak sahip bulundukları siyasal eşitliği kıyaslanamaz.
    Demokrasi ve insan hakları, çağdaş ve uygar ülkelerin en önemli temel değerlerini oluşturmaktadır. Söz konusu kavramlara verilen önemin özellikle sosyal gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılı olarak artması, gelişmiş ülke haklarının sosyal bilincinin daha net bir biçimde ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. Tabiki demokratik standartları yüksek ve insan haklarına saygılı bir yönetim şekli sadece ekonomik açıdan gelişmiş ülke haklarının sahip olabileceği bir lüks değildir. Artık tüm dünyada gittikçe kabul gören anlayış, her ülkenin demokrasi ve insan hakları standartlarını uluslar arası sözleşmelerle belirlenmiş en üst seviyelere çıkarması gerektiği şeklindedir (İktisadi ve Kalkınma Vakfı, 19972).
    Demokrasi ve insan haklarıyla ilgili ilkeleri uzun zaman önce kabul etmiş ve bunlarla ilgili kurumları işler hale getirmiş ülkeler için önemli olan bunların devamlılığını sağlamaktır. Türkiye’de demokratikleşme hareketleri olarak, 1876 Kanun-i Esasi, 1921, 1924, 1961, 1982 anayasalarını sayabiliriz. Zaten 1921 anayasası olağanüstü hallerde oluştuğu için bir çok eksiği vardır. 1924 anayasası bunu tamamlamaya çalışsa da 1961 anayasasında buna daha fazla yaklaşıldığını görüyoruz. 1961 anayasası daha demokratik, daha özgürlükçü bir anayasa olmasına rağmen halk böyle bir olgunluğa erişmediği için 1980 yılında gerçekleşen askeri darbeyle karşılaşılmış, ardından kargaşa ve bozulan ortamı düzeltmek için 1982 anayasası oluşturulmuş.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra barışı korumak için kurulmuş olan Birleşmiş Milletler Örgütünün kuruluş belgesinde insan haklarına ve demokratikleşmeye vurgu yapılmıştı. BM’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye demokratikleşme konusunda gerekli çalışmaları başlattı. Çok partili siyasi yaşama geçiş aşamasında ilk siyasi parti 1945 yılında kurulan Millî Kalkınma Partisidir. 1946 yılı içinde ise ondan fazla siyasi parti kurulmuştur. Bunların içinde en dikkat çekeni özellikle ekonomi hakkındaki görüş farklılıkları nedeniyle CHP’den ayrılan Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuad Köprülü ve Adnan Menderes tarafından kurulan Demokrat Partidir.

    Aynı yıl ilk defa çok partinin katıldığı bir seçim yapılmıştır. DP bu seçimden sonra Mecliste temsil edilmiş, ancak CHP iktidarı devam etmiştir. 1950 seçimlerinde ise Demokrat Parti iktidara gelmiştir. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, 1954 ve 1957 yıllarında yapılan seçimleri de kazandı. Ülkemizde 1946 yılında başlayan demokratik hayat ve bu sistemi yerleştirme çabaları 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 yıllarında gerçekleştirilen askerî müdahalelerle kesintiye uğradı.

    İnsan Haklarının Gelişimi

    20. yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı insan hakları açısından büyük ihlallere neden olmuştu. Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesi ve savaş yıllarında yaşanan ihlaller İnsan haklarının yasalarla koruma altına alınması ihtiyacını doğurmuştur. Bu amaçla da 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni 1948 yılında kabul etmiştir. Buna bağlı olarak da 1950 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kabul edilmiştir. Aşağıda İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin bazı maddeleri verilmiştir.

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Bazı Maddeleri (1948)

    - Madde 1: Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.
    - Madde 2: Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir kural vb. fark gözetilmeksizin bütün haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.
    - Madde 3: Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
    - Madde 4:Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle
    ticareti her türlü şekliyle yasaktır.
    - Madde 5: Hiç kimse işkenceye... haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi
    tutulamaz.
    - Madde 7: Kanun önünde herkes eşittir.
    - Madde 9: Hiç kimse keyfi olarak tutulamaz, alıkonulamaz veya sürülemez.

    Birleşmiş Miletler Cemiyetinin getirdiği kurallar insan haklarının sadece ihlal edilmemesini değil sosyal, ekonomik ve siyasal anlamda geliştirilmesini de öngörmektedir. Ülkemizde de bu yönde birtakım çalışmalar başlatılmış ve özellikle çalışma hayatı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Aşağıdaki tabloda Türkiye’de 1945-1960 döneminde insan hakları konusundaki bazı gelişmelere yer verilmiştir.
    Hazırlayan: Mehmet BAĞCI


Benzer konu başlıkları: Türkiye’de demokratikleşme
Forum Başlık Tarih
Kitap Tanıtımı Türkiye’de askeri müdahaleler 24 Kasım 2010
Spor Dünyası Türkiye’deki Rafting Bölgeleri 7 Kasım 2010
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı Devletinin Demokratikleşme Hareketleri 21 Kasım 2011