Türkiyede Bulunan Enerji Kaynakları

'Okulistik' forumunda YAREN tarafından 16 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Türkiyedeki Enerji Kaynakları,Ülkemizdeki Enerji Kaynakları,Türkiyenin Enerji Kaynakları nelerdir,Yurdumuzda bulunan enerji kaynakları,
    Türkiye'nin Enerji Kaynakları


    Türkiye’de bulunan enerji kaynakları ;Kömür, petrol, doğalgaz,hidrolik enerji, elektrik, ticari olmayan kaynaklar olarak da tanımlanan odun, hayvan ve bitkiartıkları, konvansiyonel kaynaklar grubuna; jeotermal, biyogaz, güneş enerjisi, rüzgar
    enerjisi ise yeni ve temiz enerji kaynakları grubuna girmektedir.

    Kömür
    Kömür havanın serbest oksijeni ile doğrudan doğruya yanabilen %55 ila %90–95
    oranında karbon ihtiva eden organik kökenli kayaçtır.
    Enerji kaynaklarının belli başlılarından olan kömür, faydalı özelliği yanında çevre
    sorunları bakımından da insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri hayli fazla bir maddedir.
    Ancak insan yaşamına olan katkısı dolayısıyla ve alınabilecek bazı tedbirlerle zararlarının
    azaltılması mümkün olduğundan kömür önemini koruyabilmektedir.
    Türkiye’de bulunmuş taşkömürü rezervi sınırlı bir havza içerisinde olup, üretim
    imkanları kısıtlıdır. Buna karşılık linyit kaynakları, ülkenin her tarafına yayılmış durumdadır.
    Genellikle düşük kalorili, karbon değeri düşük olan bu linyitler çeşitli sektörlerde
    kullanılmaktadır.
    Türkiye’de taşkömürü varlığı sadece Zonguldak havzasında bulunmakta olup yaklaşık
    7.000 km²lik bir alana yayılmış şekildedir. Toplam taşkömürü rezervi 2004 yılı başı
    itibarıyla 550 milyon ton görünür, 425 milyon ton muhtemel ve 368 milyon ton mümkün
    olmak üzere toplam 1,343 milyar tondur. Isıl değerleri 5529–6725 kcal/kg arasında
    değişmektedir. Yıllık tüvanan üretim 3 milyon ton civarındadır ve üretimin tamamı yeraltı
    madenciliği ile yapılmaktadır. Havzadaki kömür damarları yüksek gaz içeriklidir ve ayrıca
    kömür damarları bünyesi ile yan kayaçlarda önemli miktarda metan gazı mevcuttur.
    Ülkemizde yaklaşık 9,3 milyar ton linyit rezervi olup, ülkemiz toplam dünya
    rezervinin yaklaşık %1,6’sını içermekte ve linyit açısından önemli bir yere sahiptir. Bununla
    birlikte linyitlerimizin %79’unun, 2.500 kcal/kg ısıl değerin altında olması daha çok termik
    santrallerde kullanımını ön plana çıkartmıştır. Üretimin % 85’i termik santrallerde
    tüketilmektedir. Linyite dayalı termik santrallerimizin kurulu gücü 6.549 Mw.(megawatt)olup bu güç toplam kurulu gücümüzün %22’sine karşılık gelmektedir.

    Petrol
    Petrol, fosil yakıt olarak tanımlanan gruba girer. Bunun sebebi, yaklaşık olarak 300 –
    400 milyon yıl önce ölmüş olan hayvanların fosillerinin, petrolün ana maddesini
    oluşturmasıdır. Geçen bu uzun süre içersinde hayvan fosilleri, son derece yüksek bir ısıya ve
    basınca maruz kalırlar. Böylece petrol meydana gelmiş olur. Petrol günümüzde büyük kaya
    bloklarının içine sıkışmış olarak bulunur.
    Seri otomobil üretiminin başlaması, petrole olan talebi ciddi oranda arttırdı. Dünya
    enerji tüketiminin %39’u petrole dayanıyor.
    Ham petrolün ölçü birimi varildir ve bir varil, 159 litreye denk gelir. Ham petrol
    rafinerilerde işlenerek birçok yan ürün elde edilir. ,Benzin mazot, fueloil ve uçak yakıtı
    petrolün işlenmesiyle elde edilen en önemli akaryakıtlardır. Petrol %70 oranında ulaşım
    sektöründe kullanılmaktadır. Petrol, akaryakıt kategorisi dışında, ilaç, gübre, kozmetik, boya
    gibi yaklaşık 4000 civarında alanda daha kullanılmaktadır ve insan hayatının çok önemli bir
    öğesidir. Petrolün çevre kirliliği gibi çok önemli bir de negatif etkisi bulunmaktadır.
    Türkiye'de petrole ülkemizin değişik bölgelerinde rastlanmıştır ve ağırlıklı olarak
    Güneydoğu Anadolu bölgesindeki sahalardan üretim yapılmaktadır. Güneydoğu Anadolu
    bölgesinde Batman, Mardin, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman ve Kilis illeri içinde bulunan
    sahalardan ve ayrıca Trakya bölgesinde küçük sayılabilir 1–2 sahadan petrol üretimi
    yapılmaktadır.
    Ülkemizde bilinen petrol sahalarına göre yapılan teorik hesaplama ile 2003 yılı sonuna
    göre toplam 940,3 milyon ton rezerv olasılığı bulunmasına karşın, üretilebilir petrol miktarı
    162,4 milyon tondur. Bu rezervin bugüne kadar 119,6 milyon tonu üretilmiş olup,
    rezervuarda kalan 42,8 milyon tonluk petrolünde 2003 yılı üretim miktarı baz alındığında 18
    yıllık bir üretimle tüketilmesi söz konusudur.
    1990–2003 yılları arasında ham petrol üretimi yıllık ortalama % 3,4’lük bir azalma ile
    3,7 milyon ton’dan 2,4 milyon ton’a düşmüştür. Üretimin aksine, aynı dönemde petrol
    tüketiminde yıllık ortalama % 2,3’lük bir artış gerçekleşmiş olup, tüketim 22,7 milyon ton
    seviyesinden 30,7 milyon ton seviyesine ulaşmış, 25,5 milyon ton olan nihai tüketim değeri
    ile de, Türkiye toplam nihai enerji tüketiminin % 41,3’nü oluşturmuştur.
    2003 yılında toplam elektrik enerjisi üretiminin % 7’si petrol yakıtlı tesislerden elde
    edilmiştir. Bu yılda da, geçmiş yıllarda olduğu gibi ulaştırma sektörü, petrolün en fazla
    tüketildiği sektör konumunda olmuştur. 1990–2003 yıllarında ulaştırma sektöründeki petrol
    tüketimi yıllık ortalama artış hızı % 2,7 olarak gerçekleşmiş ve tüketim 8,3 Mt.’dan 11,7
    Mt.’a ulaşmıştır.
    Karadeniz ve Akdeniz'de petrol ve özellikle doğal gaz aramaları bütçe elverdiğince
    sürdürülmektedir. Ülkemizde çıkarılan petrol ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Bu sebeple petrolde dışa bağımlıyız.

    Doğal Gaz


    Doğalgaz da petrol gibi karbon bazlı bir fosil yakıttır. Oluşumu petrol ile aynıdır.
    Doğalgazın ana maddesi; renksiz, kokusuz ve tatsız bir madde olan metandır. Kullanım
    aşamasında, güvenlik amacıyla kokulandırılır.
    Petrol ve kömür ile karşılaştırıldığında, yanma anında ortaya çıkan sülfür, karbon ve
    kül daha az olduğundan, çevreye verdiği zarar çok daha düşük seviyededir. Doğalgaz fosil
    yakıtların en temizi olup içinde kükürt veya kükürt bileşenleri yoktur. Doğalgaz tam yanma
    sağladığından dolayı yandıktan sonra çevreye fuel-oilden % 30, kömürden % 45 daha az
    karbondioksit verdiği için sera etkisinde önemli rol oynayan karbondioksit miktarında
    azalma sağlar.
    Dünya enerji tüketiminin %22’si doğalgaza dayanmaktadır. İşyerleri ve evler ısınma
    amacıyla çok yoğun bir miktarda doğalgaz kullanırlar. Isınma, toplam doğalgaz
    kullanımında %75 gibi bir orana sahiptir. Bunun yanısıra elektrik üretiminde de doğalgaz
    kullanılmaktadır. Fakat %10 – 15 gibi düşük oranlarda kalmaktadır.
    Günümüzde doğalgazın dünyada tahmin edilen rezerv miktarının henüz %14-15'i gibi
    az bir bölümüne erişilip işletilebilmiştir. Doğalgazın işletilebilen bu küçük bölümünün bile
    dünya tüketimine yaklaşık 70 yıl yeteceği vurgulanmaktadır. Türkiye’de şu anda
    rezervuardaki doğalgaz miktarı 20,1 milyar m³, üretilebilir miktarı 14,1 milyar m³ olup,
    bugüne kadar üretilen 6,2 milyar m³‘ten sonra 2003 yılı sonu itibariyle toplam rezerv 7,9
    milyar m³’tür.
    Ülkemizin uzun dönemli enerji politikalarından biri de, “Doğunun zengin enerji
    kaynaklarının batı piyasalarına taşınmasında Türkiye’nin enerji koridoru işlevini
    üstlenmesi”dir. Aynı zamanda doğalgazın en önemli enerji kaynaklarımızdan biri haline
    geldiği açıktır. Bu kapsamda doğalgaz boru hatlarının güvenliği ile verimli işletilmesi önem
    arz etmektedir. Bilindiği üzere doğalgaz yakıtı, 6 sera gazlarından biri olan metanı en az %
    83 oranında, karbondioksiti ise en çok % 3 oranında içerir. Doğalgaz iletim ve dağıtımında
    kayıpların oluşmaması gerekmektedir.
    Ülkemizde İstanbul, Ankara gibi bükük şehirlerimizde doğal gaz enerjisinden ısınma
    ve sanayide yararlanılmaktadır. Ancak doğal gazda, petrolde olduğu gibi dışa bağımlıyız.
    Doğalgaz ihtiyacımızı Rusya ve İran’dan karşılamaktayız.

    Hidrolik (Hidroelektrik) Enerji
    Enerji amacı dahil su kaynaklarının geliştirilmesi ve kullanımı olarak tanımlanabilir.
    Diğer bir ifade ile suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüştürülmesi ile sağlanan
    bir enerjidir. Büyük nehirlere kurulan barajlar sayesinde elde edilen elektrik önemli enerji
    kaynaklarından biridir. Ülkemizdeki mevcut yağış miktarları ve akarsularımızın durumu göz
    önüne alındığında bu enerji kaynağından güvenilir olarak tam kapasite ile yararlanma oranımız ancak % 65 olabilecektir.
    Türkiye 433 milyar Kwh teorik hidroelektrik potansiyeli ile dünya hidroelektrik
    potansiyeli içinde % 1 paya ve 126 milyar Kwh ekonomik olarak yapılabilir potansiyeli ile
    Avrupa ekonomik potansiyelinin yaklaşık % 16 civarında hidroelektrik potansiyele sahip
    bulunmaktadır. İşletmeye açılan 135 adet hidroelektrik santralin kurulu güç kapasitesi
    12.579 Mw, yıllık ortalama enerji üretim potansiyeli ise 45.300 Gwh’dır. Türkiye’de teknik
    ve ekonomik yönden değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyel 35.540 Mw kurulu güç ile
    yılda ortalama 126.109 Gwh olarak belirlenmiştir. Bu durum, ülkemizde teknik ve ekonomik
    olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyelin ancak % 36’sının geliştirildiğini
    göstermektedir.
    Türkiye'nin 2003 yılı itibariyle kurulu güç toplamı 35.587 Mw olup, bu kurulu gücün
    12.109 Mw’ını hidroelektrik santraller oluşturmaktadır. 1988 yılında ülkemizde toplam
    elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerin payı yaklaşık % 60 seviyesinde iken, bu oran
    2003 yılında % 20 seviyesine kadar düşmüş bulunmasının nedeni ise 1986 yılından itibaren
    doğalgazın elektrik enerjisi üretiminde önemli bir yakıt olarak kullanılmaya başlanmış
    olmasıdır.

    Elektrik

    Elektrik enerjisi; termik (kömür), hidrolik (akarsu), jeotermal (doğal sıcak su) ve
    nükleer kaynaklı olarak üretilmektedir. Ülkemizde elektrik üretiminde termik ve
    hidroelektrik santraller kullanılmaktadır.
    Odun, Hayvan, Bitki Artıkları
    Odun, ateşin keşfi ile insanlar tarafından kullanılmaya başlanan en eski klasik enerji
    kaynağıdır. Karalar yüzölçümünün %30’unun orman alanı olduğu tahmin edilmektedir.
    Tezek, birçok ülkenin kırsal kesiminde eskiden beri tüketilen önemli bir enerji
    kaynağıdır. Gerekli önlemler alınmadığında tarım için son derece önemli olan gübrenin
    ısınma amacıyla kullanılması devam edecek, bu da gelir kayıpları sebep olacaktır.
    Ayrıca, fındıkkabuğu, pirinç, ayçiçeği kabuğu, mısır koçanı gibi bitki artıkları ısınma
    amacıyla kullanılmaktadır.
    Türkiye’nin ekonomisinde tarım ve hayvancılık ön sıradadır. Ülkemiz ormanlar
    yönüyle de zengindir.
    Bu sebeple ülkemizin kırsal kesimlerde halen tezek, bitki artıkları, odun ısınmada
    kullanılan önemli enerji kaynağıdır. Halen şehirlerimizde de odun ısınmada kullanılan önemli enerji kaynağıdır.

    Jeotermal Enerji


    Yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş olan ısının oluşturduğu ve sıcaklıkları
    atmosferik sıcaklığın üzerinde olan sıcak su, buhar ve gazlar olarak tanımlanır.
    Sondajlar yoluyla yeryüzüne çıkarılan ve kaynama derecesinin üstünde sıcak,
    çoğunlukla da buhar şeklinde olan kaynaklardan ise, bir buhar türbünü aracılığı ile elektrik
    enerjisi üretilmektedir. Dünya jeotermal enerji rezervinin 5 x 10²º ton taşkömürüne eşdeğer
    olduğu tahmin edilmektedir.
    Türkiye'de 1962'den bu yana MTA tarafından yapılan çalışmalar sonucunda,
    Türkiye'nin zengin jeotermal enerji kaynaklarına sahip olduğu anlaşılmıştır. Ülkemiz
    jeotermal kaynak bakımından dünyada yedinci sırada yer almaktadır. Özellikle, Batı
    Anadolu'da (Denizli - Kızıldere, İzmir - Seferihisar, Aydın -Germencik, Çanakkale - Tuzla,
    Afyon - Gerek, Manisa, Balıkesir, Kütahya-Simav) ve Orta Anadolu'da (Kızılcahamam -
    Kozaklı) dolaylarında enerji imkanı görülmüştür.
    Yüzey sıcaklığı 40 derecenin üzerinde olan 140 civarında kaynak mevcuttur. Bu
    kaynakların 136 tanesi merkezi ısıtma, sera ve konut ısıtılmasına ve endüstriyel kullanıma
    uygun iken sadece 4 tanesinden teknik ve ekonomik açıdan elektrik enerjisinin elde
    edilebilmesinin mümkün olduğu belirlenmiştir.

    Biogaz ve Biomas

    Biomas tabiri daha ziyade bitkisel ürünlerin, hayvan ve orman artıklarının, tropik
    çayırların, şehir ve endüstri artıklarının çevrimi yoluyla enerji elde etme metodudur. Bu
    teknolojinin alt grubu olarak bazı ülkelerde tezekten biogaz elde edilmekte ve bu ısınmada ve aydınlatmada kullanılmaktadır.
    Biogaz metotları ülkemizde geçmiş yıllarda yeteri kadar gündeme gelmemiştir. Ancak
    günümüzde alternatif enerji olarak gündeme taşınmıştır. Hatta çeşitli işlemlerden geçirilerek,
    dizel otomobillerde mazotla karıştırılarak kullanılmaktadır.
    Çeşitli ülkelerde yapılan çalışmalar neticesinde bir sığırın 10 kg. tezeği olacağı ve
    bundan günde 0,6 m³ biogaz elde edileceği ve biogazm metreküpünün 6,4 Kwh. enerji
    verebileceği dikkate alınırsa, bir hayvandan elde edilebilecek enerjinin 4 Kwh. olacağı
    hesaplanmıştır.

    Güneş Enerjisi

    Güneşten gelen ve dünya atmosferi dışında şiddeti sabit ve 1370 W/m² olan ve yer
    yüzeyinde 0–1100 W/m² değerleri arasında değişen yenilenebilir bir enerji kaynağıdır.
    Isıtmadan soğutmaya ve elektrik üretiminde kontrollü olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizin
    yıllık güneşlenme süresi ortalama olarak 2640 saattir. Maksimum güneşlenme 362 saat ile
    temmuz ayında, minimum güneşlenme süresi ise 98 saat aralık ile ayında görülmüştür.
    Güneşlenme süresi yönünden en zengin bölge Güneydoğu Anadolu bölgesi olup bunu
    sırası ile Akdeniz, Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Marmara ve Karadeniz bölgesi
    izlemektedir.
    Güneş enerjisi günümüzde, konutlarda ve iş yerlerinde, tarımsal teknolojide, sanayide,
    ulaşım araçlarında, iletişim araçlarında, sinyalizasyon ve otomasyonda, elektrik enerjisi
    üretiminde kullanılmaktadır.

    Rüzgar Enerjisi

    İndirekt yani çevrime uğramış bir güneş enerjisi olarak tanımlanabilir. Rüzgardan elde
    edilecek enerji tamamen rüzgarın hızına ve esme süresine bağlıdır.
    Ülkemizin geneli olmasa da rüzgar enerjisi yönünden zengin sayılan yerleri
    mevcuttur. Dünyada ise 1990 yılında kurulu rüzgar santralleri gücü 2160 Mw iken bu rakam
    1994 de 3738 Mw, 1995 de 4843 Mw, 1996 yılında ise 6097 Mw olmuştur. Burada dikkat
    edilirse özellikle son yıllarda rüzgar enerji santrallerinde gözle görülür bir artış trendi olmasıdır.
    Rüzgar enerjisi her ne kadar kaynağı doğa olsa bile bedava bir enerji değildir. Bu
    enerjinin temel hammaddesi olan rüzgar her ne kadar parayla alınmasa bile rüzgarın taşıdığı
    enerjinin tutularak enerjiye dönüştürülmesi için bir maliyet gerekir. ABD ‘de 750 Dolar/Kw
    olan maliyet Avrupa'da 1400 Dolar /Kw olabilmektedir. Ekonomik olması için 1000 Dolar/
    Kw olması gerekmektedir. Denizlere kurulan rüzgar türbünleri ise karadakilere oranla iki kat
    pahalıya mal olmaktadır. Gelişen teknoloji ile bu rakamların yakın bir gelecekte çok daha aşağılara çekilmesi beklenmektedir.

    Rüzgâr enerjisi için 5 m/sn'nin üstünde bir rüzgâr hızı gerekir. Bu enerji kaynağı için
    gerekli tesisler, bağımsız olarak rüzgârın bulunduğu her yere kurulabilmektedir
    Kaynak: MEGEP