Türkiye Dağlarının ve Ovalarının Oluşumu

'Sözel Dersler' forumunda YAREN tarafından 19 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Türkiyedeki Ovaların Oluşumu,Türkiyedeki Dağların Oluşumu

    Türkiyede Dağlar ve Ovalar Nasıl Oluşmuştur?



    TÜRKİYEDE'Kİ OVALAR

    Akarsular tarafından derin olarak yarılmamış, üzerinde kabarıklar bulunmayan ve eğimi oldukça az olan düzlüklere “Ova” adı verilir Bu düzlüklerde akarsular, genellikle, salınımlar yaparak, yatakları boyunca akarlar Bafra, Sakarya, Konya, Büyük Menderes ovaları gibi ovalar, bulundukları yerlere göre, ikiye ayrılırlar: çukur ovalar, yüksek ovalar

    1-Çukur Ovalar:
    Deniz yüzeyinden olan yüksekliği az ovalara, çukur ova denir Çukur ovalar deniz kıyıları boyunca uzanırlar Çukur ovaların denizden yüksekliği en çok 500 m’ye değin olur Çukurova, Sakarya, Antalya, Ege Bölgesi ve Harran ovası gibi ovalar, birer çukur ovadır


    2-Yüksek Ova: Deniz yüzeyinden olan yüksekliği çok ovalara, yüksek ova denir Başka bir deyişle, deniz yüzeyinden olan yüksekliği 500 m’den çok ovalar, yüksek ova adını alır Bunlar genellikle, iç bölgelerde bulunurlar Konya, Doğubeyazıt, Muş ovaları gibi ovalar, yüksek ovadır

    Ovalarda da, diğer yeryüzü şekilleri gibi oluşum bakımından çeşitlilik gösterirler Bu özellikler ile dört grupta toplanırlar:


    1-Aşıntı (Yontulma) Ovaları: Aşınmalar sonucu oluşmuş ovalardır Dış güçler yontukdüz ve kabarıklıkları aşındırarak bu ovaları oluştururlar

    2-Çöküntü Ovaları:
    Kırılma olayları sonucu oluşmuş ovalardır Yerkabuğundaki kırılmalardan sonra oluşan çöküntü hendekleri, dış güçlerin birikintileri ile dolar ve düzleştirilirse, çöküntü ovaları oluşur Batı Anadolu’daki Gediz, Bakırçay, Küçük ve Büyük Menderes, Hatay’ın Amik ovaları gibi

    3-Birikinti Ovaları:
    Dış güçlerin taşıyıp getirdiği birikintilerle oluşmuş ovalardır Genellikle, akarsu biriktirmesi ile oluşurlar Birikinti konileri gibi Akarsular taşıdıkları kum, çakıl, kil gibi dağınık maddeleri hızlarının ya azaldığı ya da bittiği yerde biriktirerek bu ovaları doğururlar Buraları genellikle, yamaçların eteği, akarsuların genişleyen vadi tabanları ve ağızlarına yakın olan bölümleridir

    4-Alüvyal Ovalar:
    Akarsuların taşıdığı alüvyonların, deniz ve göl kıyılarında, sığ yerleri de dolduracak biçimde biriktirilmesi ile oluşmuş ovalardır Gel-git genliği az iç denizlere dökülen akarsular, taşıdıkları sürüntüleri döküldükleri göl ya da denizin kıyısında biriktirmeğe başlarlar Zamanla, bu birikinti kıyının sığ yerlerini de doldurarak geniş düzlükler oluştururlar Böylece oluşan ovalara, alüvyal ovalar adı verilir Çukurova, Çarşamba ovaları gibi


    DAĞ OLUŞUMU (OROJENİK) HAREKETLERİ

    Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu bozarlar Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir Genellikle, yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de (radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler Bununla birlikte, bu iki gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır Çünkü, sert tabakalarda kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir Bu nedenle kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar Diğer bir özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri ardınca gelmeleridir
    Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün “Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur Dış güçler bu yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar Dağ oluşumu hareketleri iki yapı biçimi oluştururlar: Kıvrılma ve Kırılma

    Kıvrılma Ve Kırılma Dağları
    Jeolojik devirler boyunca iç güçlerin oluşturdukları kabarıklar, yine jeolojik devirler boyunca yine dış güçler boyunca aşındırılırlar Kabarıklıklar aşındırıla aşındırıla dalgalı bir düzlük durumuna gelir Bu dalgalı düzlüğe, “Yontukdüz (Peneplen)” adı verilir Yontula yontula düzleşmiş arazi demektir Tortullar derin deniz diplerindeki tortulanma alanlarına (jeosenklinallerde) biriktirilirler Bazen de yeryüzündeki çukurluklarda ve göl çanaklarında tortulanırlar Yeniden aşındırma, taşıma ve biriktirmelerle çanaklar dolarYer yüzü çukurluğu düzleşir, deniz ya da gölün derinliği azalır Kimi zaman deniz ya da gölün o bölümü, bütünü ile dolarak karalaşır
    Tortullarla dolu olan bir tortulanma çanağı, dengesini yitirmiş ve birbirine yaklaşan iki yer kabuğu bölümü (şole) arasında kalacak olursa; sıkışır Başka bir sözle, yan basınçlara uğrayınca hacmi daralır İçindeki yumuşak tortullar daralan bu yere sığmayarak kıvrılır ve su yüzüne çıkar Bu olaya kıvrılma, oluşan dağlara da kıvrım dağları denir
    Tortulanma çanaklarının su altında ya da yer yüzünde olma özelliğine göre, kıvrılma iki biçimde gerçekleşir Gerçek kıvrılma ve bükülme Su altı tortulanma çanaklarında da yan basınçların özelliğine göre, çeşitli kıvrılma biçimleri oluşur Bunlar da genel olarak düzgün kıvrılma ve düzensiz kıvrılma diye iki grupta toplanır


    a-Düzgün Kıvrılma:
    Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınç eşit değerlerde ise, tabakalar düzgün olarak kıvrılır Tabaka ya da kıvrım dağı kabarıklığı ve çukurluğu oluşur Kıvrım dağı ya da kıvrılmış tabakadaki kabarıklığa (kemerleşmeye) “Antiklinal”, çukurluğa (oluklaşmış) da “Senklinal” adları verilir

    b-Düzensiz Kıvrılmalar:
    Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınçlar eşit değerlerde değil ise, “Düzesiz” kıvrılma olur Basıncın çok olduğu yandaki tortullar, basıncın az olduğu yandaki tortulların üzerine eğilir, devrilir, biner ya da o tabakaların üzerine aşar Basınç değerleri ayrıcalık çok değilse, basıncın çok geldiği yandaki tabakalar az geldiği yandaki tabakalara doğru eğilir ki, buna “Eğri Kıvrım” denir Basınç ayrıcalığı çoğaldıkça, tabalar devrilir “Devrik Kıvrım”, birbiri üzerine biner “Binmiş Kıvrım”, biri diğeri üzerine aşar “Aşmış Kıvrım (Şaryajlı Kıvrılma)” biçimleri oluşur

    c-Bükülme (Fleksür):
    Katı yer kabuğunun çukurluklarında birikmiş olan tortullar yan basınçlarla etkilenirse, Herhangi bir yerinden bükülür Bu olaya bükülme, oluşan şekle bükülmüş tabakalar (fleksür) ve bükülme sonucu oluşan basamağa bükülme basmağı denir Bükülmede tabakalar süreklidir Tabakalarda kırılma yırtılma olmamıştır Basınç etkisi ile tabakaların bir bölümü aşağıda kalmış ve aralarındaki bir bölüm bükülmüştür Bir yörede büküklü yapı çok yer tutarsa, buraya büküklü yöre adı verilir
    Kıvrım bölgelerinde ve kıvrım dağlarında kıvrılma biçimlerinin hepsi bir arada ve birbirinin içine girmiş olarak bulunur l Jeolojik Devirde oluşan Kaledoniyen, Hersiniyen ve lll Jeolojik Devirde oluşan Alp-Himalaya sistemlerine bağlı dağlar, kıvrım dağları olarak oluşmuşlardır Ancak, zamanımız kıvrım dağları yalnız Alpin (Alp-Himalaya) oluşumlarına bağlıdır İleride görülebileceği gibi, Kaledoniyen ve Hersiniyen oluşumları kıvrım dağları özelliğini yitirerek, zamanımızın kırık dağları özelliğini kazanmışlardır Genç kıvrım dağları olan Alpin sistem oluşumları, yeryüzünde Büyük Okyanus’u çevreleyecek biçimde ve büyük bir “H” harfi çizerek uzanır

    Kırılma Ve Kırık Dağları
    Kıvrılma olayı yatay yönde yerkabuğu hareketleri sonucu oluşurken, kırılma olayı dikey yönlü hareketler sonucu oluşur Ancak, kırılmanın olabilmesi için dikey yöndeki hareket yeterli değildir Bu hareketle etkilenen tabakaların kıvrılamayacak kadar sert (berk, rijit) olması gereklidir Eski yerkabuğu oluşumları bir yandan dış güçlerle aşındırılıp yontukdüz durumuna getirilirken, bir yandan da tabakaları oluşturan taşlar, başkalaşma gibi etkenlerle, sertleşir İşte, yontukdüz durumuna gelmiş ve sertleşmiş tabakalar dikey yönlü basınçların etkisinde kalınca, daha önce kıvrılıp sertleşerek kıvrılma özelliğini yitirdiği için, yer yer kırılır, çöker ve yükselir Bu olaya kırılma ve kırılma sonucu oluşan dağlara da “Kırık Dağları” denir Kırılmalarla oluşan yeryüzü çatlaklarına da “Fay” adı verilir
    Kırılmalarla kırık basamaklarında oluşur Kırık basamakları da tabakaların bir bölümü kırık çizgisi boyunca yüksekte kalırken bir bölümü alçakta kalır Kırk çizgisi boyunca kayan tabaka bölümlerinin her birine “kırığın kanadı” denir Yüksekte kalana “yukarı giden”, alçakta kalana “alta giden” kanat adı verilir Kırığın kanatları arasındaki basamak, “kırık basamağıdır” İki kanat arasındaki yükseklik ayrıcalığı bir kaç metreden, binlerce metreye kadar olabilir Kırılmalara uğramış bir bölgede, kırık çizgileri ya birbirlerine paralel olarak ya da birbirlerini belirli açılarla kesecek biçimde uzanırlar ve kırık ağları oluştururlar Kırık basamaklarında, tabakalar süreksizdir Kırılma ve yırtılmalara uğramışlardır Basamağın yukarı giden yüzeyi, sürtünme etkisi ile, parlar Buraya fay aynası denir
    Sertleşmiş yontukdüzler basınçlarla etkilenince, yeryüzü çatlakları boyunca üç durum oluşur:

    a-Basınç etkisinde kalan tabakalar bütünü ile yükselir Ancak, kimi yari çok, kimi yeri az yükselir Kırılma ve kırık basamakları oluşur
    b-Basınç etkisi ile sert tabakalar bütünü ile alçalır Ancak, kimi yeri çok, kimi yeri az çöker Kırılma ve kırık basamakları oluşur
    c-Basınç etkisinde kalan sert tabakaların kimi teri yükselirken, kimi yeri çöker Kırılma ve kırık basamakları oluşur

    Her üç durumda da kırıklarla çevrili yükseklikler ve çukurluklar doğar Yerkabuğu çatlakları ile çevrili yüksekliklere “Horst”, çukurluklara “Graben (Çöküntü Hendeği)” adı verilir Bir kırık bölgesinde ya da kırık dağlarında horst ve gabenler birbirini izler Ancak, horst ve grabenler birbirine eşit genişlikte olabileceği gibi, geniş horstlar dar grabenler ve dar horstlar geniş grabenler de oluşabilir

    Kırılma olayları genellikle sertleşmiş eski kütleler basınçlara uğrayınca oluşur Zamanımızda, yeryüzünün ilk karaları olan kıta çekirdekleri l Jeolojik Devrin kaledoniyen ve hersiniyen oluşumları kırılmalara ve kırık dağlarına yer verirler Çünkü bu oluşumlar önce kıvrılmışlar, aşınmışlar ve sertleşmişlerdir Alpin hareketleri ve tektonik hareketler sırasında yeniden basınç etkisinde kalınca, yer yer kırılmışlar, yükselmişler ve çökmüşlerdir Kırk bölgeleri ve kırılma dağları günümüzde Atlas Okyanusu’nu çevreleyecek biçimde uzanırlar Basınç etkisinin çok yeğin olması durumunda genç ve serleşmemiş oluşumlar da kırılmalara yer verilebilir Türkiye’nin batısındaki kırık bölgeleri ve Kuzey Anadolu Çöküntü Hendeği gibi..
    netten alıntı..