Türkiye AIDS'le 1985'te tanıştı

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Pardus tarafından 1 Aralık 2009 tarihinde açılan konu


  1. Dünya AIDS günü
    [​IMG]

    Tehlikenin boyutları her gün biraz daha büyüyor. Bugüne kadar tam 20 milyon insan çağın vebası AIDS nedeniyle hayatını kaybetti. 36 milyon insan ise hala AIDS pençesinde.
    AIDS'in farkına 20 yıl önce varıldı. Amerika Birleşik Devletleri 'nde 1981 yılında homoseksüel erkekler ve Haiti'den gelen göçmenlerde görülen yeni bir hastalık tespit edilmişti. O güne kadar sadece bağışıklık sistemi bozukluğu olan kişilerde karşılaşılan , bazı fırsatçı enfeksiyonların görüldüğünü bu hastalığın aslında doğuştan olmayan bir sistem bozukluğu olduğu anlaşıldı ve AIDS adı verildi. Kökeni araştırıldı. 1970'li yılların sonunda Afrika'dan başlayarak ABD, Latin Amerika ülkeleri, Karayipler, Batı Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda'ya yayıldığı anlaşıldı.

    Kısa sürede cinsel temasla bulaştığı anlaşıldı. Hastalığa yakalananların sayısı azdı ve sadece homoseksüel erkeklerde görülüyordu. Bu yüzden de fazla ilgi çekmedi. Ancak biseksüel erkekler virüsü kadınlara, hamile kadınlar da bebeklerine bulaştırınca hasta sayısı arttı. AIDS tüm dünyanın odak noktası durumuna gelmeye başladı.

    Çaresi bulunamayan bu hastalığa yakalananların sayısı milyonları bulunca, öneminin anlatılabilmesi için adına özel günler ve toplantılar düzenlenmeye başlandı. 1 Aralık 'Dünya AIDS Günü' olarak ilan edildi.

    Türkiye AIDS'le 1985'te tanıştı

    Türkiye AIDS'le ilk kez 1985 yılının Kasım ayında tanıştı. Sinema ve sahne dünyasında 'Murti' lakabıyla tanınan Mürteza Elgin'in AIDS olduğu ortaya çıktığında panik yaşanmıştı. Çünkü yetkililer de dahil olmak üzere kimse AIDS'i bilmiyordu.

    Sonra virüs ilk olarak yurtdışında çalışan işçi ve işçi yakınlarında saptandı. İşçiler virüsü eşlerine de bulaştırdı. Türkiye'ye gelen turistler ve yurtdışına gidip gelen Türkler'le AIDS yayılmaya başladı. Tehlikenin boyutları 1990'lı yıllarda Romanya, Rusya, Gürcistan ve diğer ülkelerden fuhuş için gelen kadınlarla iyice büyüdü.

    Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de bin 67 AIDS vakası bulunuyor. Ancak bu rakamların gerçeği yansıttığını söylemek çok zor. Çünkü bakanlığın verileri sadece test sonuçlarına dayanıyor. Hastanelerin Eliza testi sonuçlarını bakanlığa bildirme zorunluluğu bulunsa da belirtileri yıllar sonra ortaya çıkan bu hastalığa yakalandığının farkında bile olmayanlar hesaba katıldığında rakam katlanarak büyüyor.

    Dünya Sağlık Örgütü'ne göre gerçek rakamlar resmi verilerin gelişmemiş ülkelerde 30, gelişmiş ülkelerde ise 10 katı. Türkiye'deki rakamları 20'yle çarptığımızda en iyi olasılılıkla 20 bin AIDS'li olduğunu söylemek mümkün.

    1985 yılından bu yana toplam 340 AIDS hastası, 727 taşıyıcı olmak üzere toplam 1067 AIDS vakası saptandı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'deki AIDS hastalarının 885'i Türk uyruklu, 182'si ise yabancı uyruklu.. Hastalığa yakalananların 304'ünü kadınlar, 763'ünü ise erkekler oluşturuyor. Türkiye'deki AIDS hastalarının 885'i Türk uyruklu, 182'si ise yabancı uyruklu. Bunlardan 31'i Romanya, 29'u Ukrayna, 11'i Tanzanya, 11'i Moldova, 9'u Alman, 7'si de ABD'li.

    En çok AIDS'li İstanbul'da

    AIDS'lilerin en çok bulunduğu illerin başında İstanbul geliyor. İstanbul'u Ankara, İzmir, Adana ve Bursa takip ediyor. AIDS'li hastaların büyük bölümünü 20 - 50 yaş grubundaki erkekler oluşturuyor.

    En çok heteroseksüel ilişkiyle bulaşıyor

    Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de AIDS en çok heteroseksüel ilişkiyle bulaşıyor. AIDS taşıyan hastaların neredeyse yarısını heteroseksüel ilişkiye girenler oluşturuyor. Arkasından da homoseksüel - biseksüel cinsel temas, uyuşturucu bağımlılığı geliyor. HIV virüsü alanların yüzde 11'i damar yoluyla uyuşturucu kullananlar. Nereden bulaştığı tespit edilemeyen vakalar ise yüzde 30'luk bir bölümü oluşturuyor.

    kaynak:hürriyet

    AIDS, bağışıklık yetmezliği sendromu, bağışıklık sisteminin işlev görmez duruma gelmesiyle, vücudun mikrobik hastalıklara karşı koyamaması durumudur. AIDS'in nedeni yine bir mikrobik hastalıktır. HIV adı verilen virüs AIDS'e yol açar.

    HIV vücuda girdikten sonra kan hücreleri içinde, özellikle CD4 T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Bu hücrelerin dışında yaşama ve çoğalma yetenekleri yoktur. Zarar gören CD4 T hücreleri vücudun bağışıklık sistemini yıkıma uğratır. Vücut direnci düşen kişide diğer zamanlarda zararsız veya hafif geçebilecek hastalıklar bile ağır seyreder. Lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, cinsel organda uzun süre iyileşmeyen yaralar, tüberküloz gibi belirtiler ortaya çıkar.

    Bir kimsenin vücudunda HIV virüsünün bulunup bulunmadığının anlaşılması için HIV testi yapılmalıdır. HIV virüsünü saptamak amacıyla uygulanan testler ilk üç ay içinde sonuç vermez. Bu döneme "pencere dönemi" denir. Pencere döneminde de hastalık bulaştırılabilir.

    HIV Virüsü Nasıl Bulaşır?

    1.Kan İle Bulaşır:

    Virüs bulaşmış kanların nakilleri ile
    Virüs taşıyıcı kimselerce kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş tüm kesici ve delici aletler ile
    Damar içi uyuşturucu kullananların iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıkları paylaşmaları ile
    HIV virüsü taşıyan organ, doku ve sperm nakli ile
    2.Cinsel İlişki Yoluyla Bulaşır:

    HIV erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında bol miktarda bulunur. Cinsel ilişki sırasında HIV virüsü taşıyan bir kimsenin vücut sıvılarının bulaşmaması için önlem alınmadığında vajina, penis, anüs mukozasından veya ağızdaki zedelenmiş doku veya çatlaklardan vücuda bu sıvılar girerek virüs bulaşır.
    3.Anneden Bebeğe Geçerek Bulaşır:

    HIV virüsü gebelik süresince, doğum ve emzirme döneminde bebeğe bulaşır; ama HIV pozitif bir anneden bebeğe virüs bulaşma oranı %30 ‘dur.
    HIV Virüsü Nasıl Bulaşmaz?

    Günlük yaşamda ve sosyal ilişkilerde

    Sosyal öpüşme, dokunma, sarılma, el sıkışmayla

    Başkalarının eşyalarını kullanmakla

    Sinek, böcek sokması, hayvan ısırmasıyla

    Aynı okulda öğrenim görme, aynı iş yerinde çalışma ile

    Aynı tuvaleti ve banyoyu kullanmakla

    Aynı yemeği yemekle

    Aynı yerde denize veya havuza girmekle

    HIV Virüsünün Dezenfeksiyonu

    Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuruduğunda yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.

    1.Kan, Sperm veya Vajina Salgısının Bulaştığı Eşyadaki HIV Virüsünün Öldürülmesi:

    Birkaç dakika kaynatarak ya da 60 ° sıcaklıkta 30 dakika bekleterek virüs öldürülür.

    Sulandırılmış çamaşır suyunun temas ettiği HIV 30 dakika içinde ölür. Çamaşır suyunda klor vardır ve klor HIV virüsünü öldürür.

    2.HIV Virüsünü Öldüren Diğer Maddeler:

    Bacteranios D- Buraton 10F, Cidex, Gigasept, Lysetol V, Presept, Steranios, Virkon’dur. Bu maddeler genellikle sağlık kuruluşlarında kullanılmak üzere üretilmiştir. Ultraviyole ile ışınlama HIV’ın öldürülmeside önerilmeyen bir metoddur; çünkü sadece ışının doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür.

    3.Derinin HIV Virüsünden Arındırılması:

    Su ve sabun kullanımı ile HIV virüsünün deriden uzaklaştırılması diğer mikropları bu yöntemle uzaklaştırmadaki gibi etkilidir; ama yıkadıktan sonra sağlam deriyi alkol ile temizlemek HIV virüsünde kurtulmada uygun olur. Bir yaralanma durumunda yara yeri önce sabun ve su ile yıkandıktan sonra tendürtiyot, batikon, betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.