Türkçe Deyimler Ve Anlamları Kısa

Konusu 'Deyimler Sözlüğü' forumundadır ve EyLüL tarafından 6 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. EyLüL

    EyLüL Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2006
    Mesajlar:
    26.183

    Deyimler Ve Anlamları Kısa



    Kısa Türkçe Deyimler Ve Anlamları


    Acem kılıcı gibi olmak : Karşıt olan iki tarafa da onların yanındaymış gibi görünmek.

    Açık kapı bırakmak : Sorunlar görüşülürken kestirip atmadan ileride anlaşma olabilecek sözler söylemek, uygun davranışlarda bulunmak.

    Ağzında bakla ıslanmamak : Sır saklayamamak.

    Bal dök yala: Her taraf temiz, her taraf dikkat çekecek kadar temiz.

    Baldırı Çıplak : İşi gücü olmayan, serseri sataşmak için bahane arayan.

    Balık kavağa çıkınca: Gerçekleşmesi hiç bir zaman mümkün olmayan işler söylenir.

    Baş ütülemek : Dırdır ederek kişiyi huzursuz etmek.
    Çok konuşmak.

    Cami yıkılmış ama mihrap yerinde: Kadınlar için kullanılır. Yaşlandığı halde güzelliğini kaybetmemiş, hala alımlı.

    Can kulağı ile dinlemek : Aşırı bir dikkat ile dinlemek.

    Cebi delik : Cebinde para bulunmayan. Para tutmayan.

    Çalmadan Oynamak : Çok neşeli olmak, neşesini hareketleri ile belli etmek.

    Çam devirmek : Karşısındakini üzecek, kıracak bir söz söylemek.

    Çamur atmak : İftira etmek.

    Dış kapının dış mandalı : Uzaktan ilgili

    Dilli Düdük : Çok konuşan, geveze.

    Eceline Susamak : Ölümle sonuçlanabilecek, çok tehlikeli işlere girmek.

    Ekmeğine kan doğramak : Üzüntü ve sıkıntı içinde olmak

    El Etek Çekmek : O işle artık hiç uğraşmamak.

    Eline Eteğine Doğru : Namussuz değil, hırsızlığı yok.

    Fare Düşse Başı Yarılır : Her taraf bomboş, yoksulluk hüküm sürüyor.

    Fırıldak gibi dönmek : Kendi çıkarı için her şekle, her kalıba girmek.

    Fink Atmak : Gönlünce gezmek, eğlenmek, çok neşelenmek, hoplayıp zıplamak.

    Gece silahlı gündüz külahlı : Etrafındakilere iyi görünüp, kimseye sezdirmeden kötü işler yapan, uygunsuz kimse.

    Gemi aslanı : Bir işe yaramayan, bir sorumluluk almayan gösterişli kimse.

    Göbeği çatlamak : Bir işi öğrenmek için çok büyük gayret göstermek.

    Gün görmüş : İyi günler yaşamış, önemli görevler yapmış, hatırı sayılır. Tecrübeli.

    Hanım evladı : Nazlı, üstüne düşerek büyütülmüş.




    Hapı yutmak : Kötü duruma düşmek.
    Havanda su dövmek : Boş uğraşlarda bulunmak, Boşa çalışmak.


    Irağı yakın etmek : Güçlükleri ortadan kaldırmak.



    Isıtıp ısıtıp önüne koymak : Bilinen bir şeyi bir daha bir daha anlatmak.



    Ok yaydan çıktı : Ahlaksız duruma gelmek, namusunu kaybetmek. Sokağa düşmek



    Oturduğu dalı kesmek: Çıkarlarını sağladığı kaynağa zarar vermek.


    Ödü patlamak : Çok korkmak, ummadığı anda gelen bir etkiyle çok korkmak.

    Ölmüş eşek arıyor ki nalını söksün: Çok cimri. Her şeyden çıkar sağlamaya çalışan kimseler için söylenir.

    Önüne düşmek : Yol göstermek, Rehberlik etmek.

    Parmak ısırmak : Şaşırmak. Hayranlıktan şaşırıp kalmak.

    Parsayı toplamak : Harcanan bir emeğin karşılığını almak. hak edileni almak.

    Papaz uçurmak : İçki alemi yapmak.

    Rayına oturmak : İşin yoluna girmesi
    Rest çekmek : Kesin olarak olmaz demek.

    Rol oynamak : Etkili olmak, işin olmasına etki yapmak.

    Ruhu duymamak : Yapılan işin hiç farkında olmamak, sezinlememek.

    Saman alevi gibi parlamak : Birden kızıp köpürmek, çok kısa zamanda hırsı geçmek.

    Sepet havası çalmak : İşinden atmak, işine son vermek. Kovmak.

    Sıfırı tüketmek: Hiç bir şeyi kalmamak, bütün imkan ve gücünü kaybetmek.

    Sinek avlamak : İşi veya müşterisi olmadığı için boş oturmak. İşsiz kalmak.

    Şamar oğlanı : Herkesin kolayca sataştığı, dövdüğü, hıncını aldığı kimse.

    Şeytan görsün yüzünü : O kimse ile birlikte olmayı kesinlikle istemiyorum. onu sevmiyorum, görmek istemiyorum.

    Şifayı bulmak : Hasta olmak, hastalanmak.

    Tabana kuvvet : Binilecek vasıta bulunamadığı için gidilecek yere yürümek

    Tahtası eksik : Sersem, budala, akılsız.

    Tamtakır kuru bakır : İçi bomboş, boşaltılmış, cebinde parası yok, züğürt.

    Taş atmak : Bir kişiye söz dokundurmak, sitem etmek için söz dokundurmak.

    Ucu ucuna getirmek : Ancak yetişir olmak, hiç fazlası olmamak.

    Ulu orta konuşmak : Düşünmeden söylemek, rastgele söylemek.

    Uzun hikaye: Konunun ayrıntıları pek çoktur. Anlatırsa çok uzun sürer

    Uzun boylu : Ayrıntılarını hesap ederek, etraflıca, uzun uzadıya.

    Üç buçuk atmak : Korku içinde bulunmak. Korkmak.

    Üçe beşe bakmamak : Çok fazla pazarlık etmeden alış veriş yapmak.

    Üstüne bir bardak su içmek : Bir alacaklının alacağından umudunu kesmek.

    Üzerine tuz biber ekmek : Bir kimsenin acısına fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak.

    Verip veriştirmek : Ağzına gelen her şeyi söylemek. Ağır konuşmak, ileri geri söylenmek.

    Veryansın etmek : Birinin hakkında atıp tutmak. O kişiye acımadan insafsızca saldırıda bulunmak.

    Vız gelmek : Önemsiz görünmek. Aldırış etmemek.

    Volta atmak: Aşağı yukarı gidip gelmek. Amaçsız dolaşmak.

    Yabana atmak : Önemsiz bulmak, önem vermemek.

    Yağlı müşteri: Çok alış veriş yapan, çok para bırakan kimse

    Yaka silkmek : Bıkmak, usanmak.

    Yan çizmek : Kendisine verilen işin sorumluluğunu yüklenememek, sorumluluktan kaçmak.

    Zemheri zürefası : Çok soğuk havada ince bir elbise giyerek gezen.

    Zokayı yutmak : Aldatılmak. Zarara uğramak.

    Zurnanın zırt dediği yer : Yapılmakta olan işin en hassas yeri, can alıcı yer.