Türkçe Anlamlarıyla İngilizce Hikayeler

'Ders çalışıyorum' forumunda Wish tarafından 9 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. POOR AHMET

    Ahmet’s mother and father were poor. They were living in a small house with only one room. Since his father’s lungs were ill, he compulsorily retired. Ahmet finished primary school in difficulty by selling pretzel out of school time. Later by the help of his neighbour he started to work in a restaurant to do the washing up. Ahmet had taken the first step to realize his dreams. He had met the wonderful meals which he formerly used to see behind the restaurant windows. Now he had full three courses a day. He had kept Uncle Veli, who was cooking in the restaurant, observing. He would learn cooking from him and he would be a cook himself, too but Ahmet would work not in somebody else’s restaurant but in his own one.
    Ahmet opened a restaurant in the city centre after he had done his military service. Because his meals were very delicious, the restaurant was full of customers. He was earning well. Sometimes poor people used to come to the restaurant and eat free meal.
    The waiters working in the restaurant and the customers couldn’t find any sense of Ahmet’s going and leaving two plates of meals to an empty table during lunch times. How would they know that they were Ahmet’s present to his mother and father, whom the poverty had finished years ago? They also wouldn’t be able to hear that while putting the plates on the table Ahmet was murmuring “you aren’t going stay hungry any more from now on mummy and daddy. Have your meals and get yourself very full.”

    Written by: Serdar YILDIRIM




    FAKİR AHMET

    Annesi, babası fakirdi Ahmet’in. Tek göz odalı bir gecekonduda oturuyorlardı. Babasının ciğerleri hasta olduğundan zorunlu emekliye ayrılmıştı. Ahmet okul olmadığı zamanlar simit satarak zorlukla ilkokulu bitirdi. Daha sonra komşusunun yardımıyla bir lokantaya bulaşıkçı olarak girdi. Ahmet hayalini gerçekleştirmek için ilk adımını atmıştı. Eskiden lokantaların camları arkasında gördüğü o güzelim yemeklere kavuşmuştu. Artık günde üç öğün karnı doyuyordu. Lokantada yemek pişiren Veli dayıyı göz hapsine almıştı. Ondan yemek yapmayı öğrenecek ve kendi de bir aşçı olacaktı ama Ahmet başkasının lokantasında değil kendi lokantasında görevini yerine getirecekti.

    Ahmet askerden geldikten sonra şehrin mevki yerinde lokanta açtı. Yaptığı yemekler çok lezzetli olduğu için lokanta müşterilerle dolup taşıyordu. Kazancı yerindeydi. Ara sıra muhtaç insanlar lokantaya gelirdi ve bedava yemek yerlerdi.

    Lokantada çalışan garsonlar ve müşteriler Ahmet’in öğle vakitleri boş bir masaya giderek masanın üstüne iki tabak yemek bırakmasına bir anlam veremezlerdi. Onlar ne bileceklerdi yıllar önce sefaletin bitirdiği anne ve babasına Ahmet’in armağanını. Hem onlar duyamazlardı ki, tabakları masanın üstüne bırakırken Ahmet’in “ Bundan sonra aç kalmayacaksınız anneciğim ve babacığım. Alın yemeklerinizi karnınızı bir güzel doyurun “ diye mırıldandığını.

    Yazan: Serdar Yıldırım


    Alıntıdır.
     



  2. The Lost Rıng (Kayıp Yüzük)

    The lost rıng

    many bad thıngs happen ın thıs lıfe.
    Every day we read ın the newspapers.
    Sometımes they happen to us .
    Then we thınk.
    There are some bad people.
    They are doıng bad thıngs.
    Then we get very angry.
    ıf we are angry.
    We are unhappy.
    ıf we are unhappy.
    We make other people unhappy.
    Now you wıll read a real story.
    ıt happened to me.
    ı was goıng to stay wıth a frıend .
    ı went lıverpool statıon.
    ı wanted to buy somethıng ın a shop.
    Bıg statıons have shops.
    ı went ınto one of the shops.
    And ı bought two books and a newspaper.
    Then ı went back to the other sıde of the statıon.
    ı sat ın the traın.
    ı started to read the newspaper.
    Just then, ı looked at my hand.
    My gold rıng was not there.
    ıt made sad me very much to lose the rıng .
    Thıs rıng was gıven to me by a dear frıend.
    ı looked on the floor of the traın.
    Then ı looked ın my coat and my handbag.
    "what shall ı do" ı thought.
    Dıd ı have ıt ın the shop.
    ı have lost ıt.
    How can ı get ıt.
    ı can't go back to the shop.
    ıf ı do.
    The traın wıll go wıthout me.
    My frıend wıll meet the traın.
    ı went to the wındow of the traın.
    And ı looked out.
    A man was puttıng some bags.
    ı got out of the traın.
    And ı looked on the ground.
    But the rıng was not there.
    The man saw me .
    And he came up to me.
    "have you lost somethıng" he saıd.
    "yes" ı saıd.
    ı've lost my rıng.
    ıt's not here.
    ı've looked at everywhere.
    ı was ın the shop on the other sıde of the statıon.
    ıt must be there.
    But ı can't go back to look for ıt.
    The traın wıll go now .
    "ı'll go to the shop for you" the man saıd .
    ıf the rıng ıs there.
    ı'll brıng ıt to you.
    "ıt's very kınd of you" ı saıd.
    But you have not tıme.
    "the traın goes very soon now".
    ı thought quıckly.
    ıf you fınd the rıng.
    Wıll you telephone to me.
    "yes" he answered.
    ı'll telephone you.
    He wrote the address on a pıece of paper.
    "what ıs your name" ı asked.
    "my name ıs hawkıns" he saıd.
    Can ı fınd you agaın on thıs statıon.
    When ı come back to london.
    "yes" the man saıd.
    "ı work on the traıns".
    "just ask for hawkıns".
    "ıf you fınd the rıng".
    Please take care of ıt.
    Please let me know .
    ıf you fınd ıt.
    People were gettıng ınto the traın quıckly.
    And they were shuttıng the doors.
    ı got ınto the traın ,too.
    Then ı put my head out of the wındow.
    You wıll remember to telephone.
    "ı'll remember " hawkıns answered.
    The traın began to move.
    "thank you very much, mr.hawkıns".
    ı called out to hım.
    The traın went out of the statıon.
    And ı sat down.
    And ı thought about my rıng.
    ıt made me very sad .
    "ı shall never see ıt agaın" ı thought.
    ıf that man hawkıns fınds ıt.
    He can take ıt to a shop.
    And he sell ıt for a lot of money.
    ı shall never hear anythıng about my rıng.
    ı was very sad.
    ı dıd not want to go away.
    ı wanted to go back to the statıon.
    And ı wanted to look for my rıng.
    But the traın went faster and faster.
    About an hour later.
    The traın stopped.
    And ı got out.
    My frıend was there wıth her car.
    We went to her house.
    ı told her my sad story.
    And she was very sorry.
    We got to the house.
    And my frıend went to put the car .
    ı took off my coat.
    And ı put my bag ın my room.
    Just then,ı heard the telephone.
    ı answered ıt.
    And a man spoke.
    "thıs ıs hawkıns speakıng" he saıd.
    "oh! Mr. Hawkıns " ı saıd.
    "have you found my rıng".
    "yes" he saıd.
    "ıt's all rıght".
    ı've found ıt.
    You left ıt ın that shop.
    Someone found ıt .
    And he gave to the woman ın the shop.
    ı asked her about the rıng.
    And she showed to me.
    ıt must be your rıng.
    "ı'm pleased" ı saıd.
    "thank you very much".
    "ı'll get ıt from you later".
    Why wıll you waıt so long.
    ı can send ıt to you.
    Where shall ı send.
    But that's a lot of trouble for you.
    "no trouble at all" hawkıns saıd.
    ı'm pleased .
    ı gave hım my name .
    "ı'll send ıt tomorrow" he saıd.
    Then he went away.
    Two days later.
    A letter came for me.
    My rıng was ın the letter.
    ı sent hawkıns some money .
    And a letter of thanks.
    But ı could not thank the people .
    Who found the rıng.
    ı shall never know theır names.
    They were not rıch people.
    They were good people.
     



  3. KAYIP YÜZÜK

    BU HAYATTA BİRÇOK KÖTÜ ŞEYLER VUKU BULUR.
    Bu hayatta birçok kötü şeyler vuku bulur.
    HERGÜN BİZ GAZETELERDE BİRÇOK ŞEYLER OKURUZ.
    Hergün biz gazetelerde birçok şeyler okuruz.
    BAZAN ONLAR BİZİM BAŞIMIZA GELİR.
    Bazan onlar bizim başımıza gelir.
    ONLAR BİZE VUKU BULUR.
    Onlar bize vuku bulur.
    O ZAMAN BİZ DÜŞÜNÜRÜZ.
    O zaman biz düşünürüz.
    ETRAFTA HİÇ İYİ İNSANLAR KALMADI.
    SADECE KÖTÜ İNSANLAR VAR.
    ONLAR KÖTÜ ŞEYLER YAPIYORLAR.
    SONRA BİZ SİNİRLENİRİZ.
    ŞİMDİ BEN SİZE İYİ BİR HİKAYE ANLATACAĞIM.
    O GERÇEK BİR HİKAYEDİR.
    O BENİM BAŞIMA GELDİ.
    KIRDA BİR ARKADAŞIMLA KALIYORDUM.
    BEN LONDRA'YA TRENLE GİTTİM.
    BİR DÜKKANDAN BİRŞEYLER SATIN ALMAK İSTEDİM.
    BİRÇOK İSTASYONDA DÜKKANLAR VARDIR.
    DÜKKANLARDAN BİRİNE GİRDİM.
    BEN İKİ KİTAP VE BİR GAZETE SATIN ALDIM.
    ONDAN SONRA İSTASYONUN ÖBÜR TARAFINA GİTTİM.
    VE TRENE BİNDİM.
    TRENDE OTURDUM.
    GAZETEYİ OKUMAYA BAŞLADIM.
    TAM O SIRADA .
    ELİME BAKTIM.
    BENİM ALTIN YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ.
    YÜZÜĞÜ KAYBETMEK BENİ ÇOK ÜZDÜ.
    KIYMETLİ BİR ARKADAŞIM ONU VERMİŞTİ.
    TRENİN DÖŞEMESİNE BAKTIM.
    EL ÇANTAMA VE CEKETİME BAKTIM.
    YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ .
    YÜZÜK ORADA YOKTU.
    BEN "NE YAPACAĞIM" DİYE DÜŞÜNDÜM.
    YÜZÜĞÜ DÜKKANDA BIRAKMIŞ OLMALIYIM.
    EVET,YÜZÜĞÜ ORADA BIRAKTIM.
    ONU NASIL GERİ ALABİLİRİM.
    DÜKKANA GERİ GİDEMEM.
    EĞER GERİ GİDERSEM, TRENLE GİDEMEM.
    ARKADAŞIM TRENDE BEKLİYOR.
    EĞER ORADA OLMAZSAM ,ARKADAŞIM ENDİŞELENİR.
    BEN NE YAPACAĞIM.
    TRENİN PENCERESİNE GİTTİM VE DIŞARI BAKTIM.
    BİR ADAM MEKTUP TORBALARINI KOYUYORDU.
    TRENDEN İNDİM VE YERE BAKTIM.
    FAKAT YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ.
    ADAM BENİ BAKARKEN GÖRDÜ VE YANIMA GELDİ.
    "BİRŞEY Mİ KAYBETTİNİZ" ,O DEDİ.
    SİZE YARDIM EDEBİLİRMİYİM.
    BEN "EVET" DEDİM.
    BEN YÜZÜĞÜMÜ KAYBETTİM.
    O BURADA DEĞİL.
    HERYERE BAKTIM.
    İSTASYONDAKİ DÜKKANDAYDIM.
    YÜZÜK ORADA OLMALI.
    FAKAT ONU ARAMAK İÇİN GERİ GİDEMEM.
    TREN ŞİMDİ GİDECEK.
    TRENE BİNMELİYİM.
    ADAM "SİZİN İÇİN DÜKKANA GİDECEĞİM" DEDİ.
    FAKAT SİZİN ZAMANINIZ YOK.
    TREN HEMEN ŞİMDİ KALKIYOR.
    BEN ÇABUCAK DÜŞÜNDÜM.
    EĞER YÜZÜĞÜ BULURSANIZ ,BANA TELEFON EDEBİLİRMİSİNİZ.
    O(E) "EVET" DEDİ.
    SİZE TELEFON EDECEĞİM.
    BEN ONA NEREYE TELEFON EDECEĞİNİ SÖYLEDİM.
    VE O ONU BİR KAĞIT PARÇASINA YAZDI.
    BEN "İSMİNİZ NEDİR" DİYE SORDUM.
    O " BENİM ADIM HAWKINS'DİR" DEDİ.
    LONDRA'YA GERİ GELDİĞİMDE SİZİ BU İSTASYONDA BULABİLİRMİYİM.
    "EVET" DEDİ ADAM.
    BEN TRENLERDE ÇALIŞIRIM.
    ALBERT HAWKINS DİYE SORUNUZ.
    EĞER YÜZÜĞÜ BULURSANIZ ,LÜTFEN ONU MUHAFAZA EDİNİZ.
    ONU BULDUĞUNUZDA BANA BİLGİ VERİN.
    AHALİ TRENE ÇABUCAK BİNİYORDU.
    VE KAPILARI KAPATIYORDU.
    BEN DE TRENE BİNDİM.
    O BEN BAŞIMI PENCEREDEN DIŞARI UZATTIM.
    BEN "TELEFONUMU HATIRLIYORMUSUNUZ" DEDİM.
    O(E) "HATIRLIYORUM" DİYE CEVAP VERDİ.
    TREN HAREKET ETTİ.
    "ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM,MR.HAWKINS" DEDİM.
    TREN İSTASYONDAN ÇIKTI.
    VE BEN OTURDUM.
    VE YÜZÜĞÜMÜ DÜŞÜNDÜM.
    ONU BURADA BIRAKMAK BENİ ÇOK ÜZMÜŞTÜ.
    "ONU BİR DAHA GÖREMEYECEĞİM" DİYE DÜŞÜNDÜM.
    EĞER HAWKİNS ONU BULURSA .
    ONU BİR DÜKKANA GÖTÜREBİLİR.
    VE ONU BİRÇOK PARAYA SATABİLİR.
    VEYA BAŞKALARI ONU BULABİLİR.
    ONU SAKLAR VEYA SATAR.
    BİR DAHA YÜZÜKTEN HABER ALAMAYACAĞIM.
    ÇOK ÜZGÜNDÜM.
    DIŞARI UZAKLAŞMAK İSTEMİYORDUM.
    İSTASYONA GERİ DÖNMEK İSTEDİM.
    FAKAT TREN HIZLA GİDİYORDU.
    YAKLAŞIK BİR SAAT SONRA TREN DURDU.
    VE TRENDEN İNDİM.
    ARKADAŞIM BENİ İSTASYONDA BEKLİYORDU.
    ONUN EVİNE GİTTİK.
    BEN ONA(K) HİKAYEMİ ANLATTIM.
    VE O ÇOK ÜZÜLDÜ.
    BİZ EVE VARDIK.
    ARKADAŞIM ARABASINI KOYMAK İÇİN GİTTİ.
    O ANDA BİR TELEFON DUYDUM.
    BEN CEVAP VERDİM.
    VE BİR ADAM KONUŞTU.
    LİVERPOOL İSTASYONUNDAN ALBERT HAWKINS.
    "MR. HAWKİNS" DEDİM.
    YÜZÜĞÜMÜ BULDUNUZMU.
    O "EVET " DEDİ.
    ONU BULDUM.
    SİZ ONU DÜKKANDA BIRAKMIŞINIZ.
    BİRİSİ ONU BULMUŞ.
    VE DÜKKANDAKİ KADINA VERMİŞ.
    ONA(K) YÜZÜĞÜ BAHSETTİM.
    VE O(K) BANA YÜZÜĞÜ GÖSTERDİ.
    O SİZİN YÜZÜK OLMALI.
    " ÇOK MEMNUN OLDUM" DEDİM.
    ÇOK, ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
    ONU SİZDEN DAHA SONRA ALACAĞIM.
    O(E) "NİÇİN BEKLİYECEKSİNİZ" DEDİ.
    SİZE GÖNDEREBİLİRİM.
    "FAKAT SİZE ZAHMET OLUR" DEDİM.
    "HİÇ ZAHMET OLMAZ" DEDİ HAWKINS.
    "ÇOK MEMNUN OLURUM".
    BEN ONA(E) ADIMI VERDİM.
    O "YARIN GÖNDERECEĞİM" DEDİ.
    İKİ GÜN SONRA BANA BİR MEKTUP GELDİ.
    İÇİNDE BENİM YÜZÜĞÜM VARDI.
    KAĞITTA ŞUNLAR YAZILIYDI.
    "SİZE YARDIMCI OLDUĞUM İÇİN MEMNUNUM".
    BEN HAWKİNS'E BİRAZ PARA
    VE BİR TEŞEKKÜR MEKTUPU GÖNDERDİM.
    FAKAT YÜZÜĞÜ İLK BULAN KİŞİYE TEŞEKKÜR EDEMEDİM.
    ONLARIN ADLARINI ÖĞRENEMEYECEĞİM.
    ONLAR ZENGİN KİŞİLER DEĞİLDİ.
    ONLAR İYİ KİŞİLERDİ.