Türk İslam Bilginlerinin Yaşadığı Zorluklar Nelerdir?

'Ders notları' forumunda Violet tarafından 19 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Türk İslam Bilginlerinin Yaşadığı Zorluklar Nelerdir?



    İslam Bilim ve Teknolojiye Nasıl Yön Verdi?

    Dünyanın bugünkü medeniyet seviyesinde büyük payı olan bilim ve teknolojinin tarihi gelişimi de son derece hızlı oldu Peki bilim ve teknolojinin önderliğini üstlendiği uygarlık ve kültür alanındaki bu değişimin tarihsel başlangıcı hangi dönemlerde başlamıştır?
    Yukarıda saydığımız keşiflerin tamamı dokuzuncu yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar uzanan dünya tarihinde dönemin en ileri uygarlığı olan "İslam Uygarlığı"nın ürünüdür Tüm yaşamlarını dolayısı ile bilime dair tüm çalışmalarının temelini Kuran ayetlerine dayandıran Müslümanlar o dönemde bile bilime sahip çıkmışlardır Akıla ve bilgiye dayanan uygarlıkları dünyanın bugün sahip olduğu pek çok değere de kaynaklık etmiştir
    Kuran'da evrenin yaratılışı ve kainatın düzeni ile ilgili ayetlerin bildirilmesi bilgi sahibi olmaya büyük önem verilmesi doğada Allah'ın varlığının delillerinin görülmesi evrendeki her nesne ve varlığın birbirine olan uyum ve bağlılığı; söz konusu dönemde bilimin ilerlemesine yol göstermiştir
    Teknik ilimler tıp astronomi cebir ve kimya gibi birçok alanda önemli neticeler elde eden Müslüman bilim adamları medeniyet ve kültür sahasında kısa zamanda kendilerini tüm dünyaya kanıtlamışlardır Buluşlarıyla uygarlığın ilk adımlarının atılmasına vesile olan Müslümanlar ilerlemenin yolunu açmışlardır İslam tarihinde bilim dallarını tek tek incelediğimizde hepsinin kaynağının Kuran-ı Kerim olduğunu bilimin maddi-manevi herşeyin Allah'ın yarattığı sistemin bir parçası olduğunu defalarca ispat ettiğini görmekteyiz
    Müslüman bilim adamları öncelikle Batı'da Roma ve Doğu'da başta Çin olmak üzere diğer devletlerde geliştirilen bilim ve teknolojiyi rehber almışlar ve önemli kaynakları tercüme etmişlerdir Bu bilgi birikiminin içinden imanî ve teknik anlamda yanlış ve tutarsız olan noktaları çıkartarak kendilerine fayda sağlayacak duruma getirmişlerdir İlk adım niteliğindeki çalışmalarının ardından elde ettikleri bilgileri değerlendirip yorumlayarak bilim ve teknolojiye katkıda bulunmaya başlamışlardır
    Beşinci yüzyılın ikinci yarısında doğup gelişen İslamiyet deneye ve gözleme dayalı bilimin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır
    İslam dünyasında yetişen bilim adamlarından Cabir Bin Hayyan 'Kimyasal maddeleri uçucu maddeler uçucu olmayan maddeler yanmayan maddeler ve madenler' olarak dört grupta toplar Cabir Bin Hayyan'ın bu çalışması modern kimyanın kurucusu olarak bilinen Lavoisier'e öncülük eder
    El-Kindi Einstein'dan 1100 yıl önce 800 yılında izafiyet teorisi ile uğraşır El-Kindi 'Zaman cismin var olma süresidir zamanla bilinebilen ve ölçülebilen hız ve yavaşlık da hareketin sonucudur Zaman mekan ve hareket birbirinden bağımsız değildir göğe doğru çıkan bir insan ağacı küçük görür inen insan ise büyük görür' der
    Tıp ve eczacılıkta İbn-i Sina ve Razi gibi alimler anatomi ve tedavi alanına pek çok yeni bilgi eklerken; tarih ve coğrafya bilimlerinde Idrisi Hamevi ve Taberi ve adını bu satırlara sığdıramayacağımız pek çok İslam âlimi bilimsel teorilerde önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir Özellikle optik alanında on birinci yüzyılda İbn-i Heysem bu bilim dalını tek başına yeniden inşa etmiştir Dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Sabit bin Kurra astronomi alanındaki ilk büyük yeniliği gerçekleştirmiş Batlamyusçu sisteme dokuzuncu yıldızsız küreyi eklemiştir Onüçüncü yüzyılda bu sistemin karşılaştığı güçlükleri fark eden yine Müslüman astronomlar olmuş ve Batlamyusçu olmayan gezegen modellerini geliştirmişlerdir Bunlar gerçekten zamanlarının çok ilerisinde çalışmalardır Söz konusu çalışmaları ile bilim tarihine adlarını yazdıran Müslüman bilim adamları devlet tarafından maddi-manevi destek görmüş teşvik edilmiş halk arasında itibar kazanmışlardır Aynı dönemin Avrupa'sında ise durum tamamen farklıdır Bilime hizmet eden Avrupalı bilim adamları pek çok engelleme ile karşılaşıp kısıtlanmakta hatta çalışmaları tamamen durdurulmak istenmekteydi (Harun Yahya Kuran Bilime Yol Gösterir)

    Dünyanın Eğimini Hesaplayan Fergani
    Harezmi Hint rakamlarına sıfır rakamını ekleyerek bugün kullandığımız rakamları oluşturuyor; fen bilimlerinde deneyle sabit olmayan bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Fergani enlemler arasındaki mesafeyi hesapladığı gibi Dünya'nın eksenindeki eğimi en doğru şekilde hesaplıyordu
    Trigonometrik bağlantıları bugünkü kullanılan şekliyle formülleştiren El-Battani 877 yılından 929 yılına kadar sürekli astronomik gözlemler yapar; Tanjant ve Kotanjant'ın tanımını yaparak Sinüs Tanjant ve Kotanjant'ın sıfırdan doksan dereceye kadar tablosunu hazırlar
    Ebubekir er-Razi cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanır; tıp biliminde deney ve gözlemin çok önemli olduğundan bahseder ve başhekimi olduğu hastanede görev alacak olan doktorların uzmanlaşmaları gerektiğini söyler
    Ebü'l-Vefa trigonometriye Sekant ve Kosekant kavramlarını kazandırır Gözün görülebilir cisimler doğrultusunda ışınlar yaydığını söyleyen Öklid ve Batlamyus'a karşı; 'Görülecek cismin şekli ışık vasıtasıyla gözden girer ve orada mercekler vasıtası ile nakledilir' diyerek yaptığı sayısız denemelerle 'göze gelen uyarıların görme sinirleri ile beyne iletildiğini' söyleyen İbnü-l-Heysem ise optik biliminin öncüsüdür
    Çeşitli maddelerin birbirinden ayırt edilme yollarından birinin maddelerin özgül ağırlıkları olduğunu söyleyerek sıcak su ile soğuk su arasındaki özgül ağırlık farkını tespit eden el-Beyruni; 973 yılında 'Bilimsel çalışmaların deneylerle ispat edilmesi gerektiğini ve belgelere dayanmasının zorunlu olduğunu' söyler İbnu'n-Nefis 1200'lü yıllarda küçük kan dolaşımını keşfeder
    Bütün İslam ülkelerinde matematik tıp uzay bilimleri ve daha birçok ilimin okutulduğu eğitim kurumları rasathaneler; dönemin en gelişmiş teçhizatları ile donatılmış hastaneler herkese açık kütüphaneler bulunmaktaydı Bağdat Harran ve Endülüs başta olmak üzere Mısır Kuzey Afrika ve Doğu Fırat çevresindeki birçok İslam şehrinde eğitim sistemi ve ilim söz konusu döneme örnek teşkil edecek düzeyde geliştirilmişti Müslümanlar yaşadıkları şehirleri uygarlık merkezleri haline getirmişlerdi Bunlardan biri olan Kurtuba hastaneleri kütüphaneleri ve Orta Avrupa'dan öğrencilerin eğitim görmek üzere geldiği okulları ile Avrupa'nın en modern şehri olarak bilinmekteydi

    Bilimin Müslüman Öncüleri Ebul İz El Cezeri
    XIII yüzyılın başında Diyarbakır Artuklu Sarayı'nda 32 yıl başmühendislik görevi yaptı El Cezeri su saatleri otomatik kontrol düzenleri fıskiyeler kan toplama kapları şifreli anahtarlar ve robotlar gibi pratik ve estetik birçok düzeni tasarlayan ve bunların nasıl gerçekleştirileceğini anlatan "Kitab-el Hiyal" adlı kitabın yazarıdır
    Cezeri tarihte sibernetiğin kurucusudur Sibernetik; haberleşme denge kurma ve ayarlama bilimidir İnsanlarda ve makinelerde bilgi alışverişi kontrolü ve denge durumunu inceler Bu bilim zamanla gelişerek bilgisayarların ortaya çıkmasına imkan tanımıştır
    Sibernetik ve otomatik sistemlerin başlangıcı konusunda; Fransızlar Descartes ve Pascal'ı; Almanlar Leibniz'i İngilizler de R Bacon'ı öne sürseler de aslında Cezerî bunu ortaya koyan ve i-lim dünyasına sunan ilk bilgindir

    Hazini
    Hazinî ölçü ve tartı teorilerine yaptığı katkı ile tanınır Bilime yaptığı diğer bir önemli katkı da yerçekimi hakkındaki görüşleridir Hazinî Newton'dan 500 yıl önce "her cismi yer kürenin merkezine doğru çeken bir güç" olduğunu söylemiştir Roger Bacon'dan yüzyıl önce de dünyanın merkezine doğru yaklaştıkça suyun yoğunlaştığı fikrini ortaya atmıştır
    Hazinî kimyasal maddelerin yoğunluk ve özgül ağırlıklarını ölçmek amacıyla icat ettiği hassas terazilerle kimya bilimine de önemli katkılarda bulundu Öyle ki icat ettiği ve "Mizanü'l-Hikme" (Hikmet Terazisi) adını verdiği bu hassas terazi ile yaptığı yoğunluk ve ağırlık ölçümleri günümüz teknolojisi kullanılarak yapılan ölçümlerden pek farklı değildir
    Elementler ** ****
    Altın 1905 1926
    Civa 1356 1359
    Bakır 866 885
    Pirinç 857 840
    Demir 774 779
    Kalay 732 729
    Kurşun 1132 1135

    ** Hazini'ye göre ** Modern kimyaya göre
    Hazinî Zîc-i Sanacarî (Yıldız Kataloğu) adlı eserinde yıldızlar ve gezegenlerle ilgili bilgilere ve Selçuklu Devleti'nin enlem ve boylamlarına da yer vermiştir �Risale fi'l-Âlât' (Aletler Bilgisi) adlı kitapçığında ise gözlem aletlerini konu almıştır

    Musaoğulları
    Benu Musa kardeşler Abbasi Halifesi Memun (MS 813-833) ve onu izleyen halifeler zamanında matematiksel bilimlerin gelişmesi yönünde etkin rol oynamış kişilerdi
    Topkapı Sarayı III Ahmed Kütüphanesi'nde bulunan eserlerinde (A3474) sihirli kaplar fıskiyeler kandiller bir dansimetre bir körük ve bir kaldırma düzeninden bahsedilmektedir

    Hârizmi
    9 Yüzyıl'da Hârizm'de dünyaya geldiği için Hârizmî adıyla tanınan ve büyük bir olasılıkla Türk olan Muhammed ibn Musa Memun'un Bağdat'ta kurduğu Bilgelik Evi'nde bulunmuş ve bu kurumun kütüphanesinde matematik ve astronomi alanlarında araştırmalar yapmıştır Aritmetik ve cebirle ilgili iki yapıtı matematik tarihinin gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir
    Hârizmî'nin cebirle ilgili bu yapıtı 12 Yüzyıl'da Chesterlı Robert ve Cremonalı Gerard tarafından Latinceye tercüme edilmiştir Yapıtların en ilginç yönlerinden biri açıların trigonometrik fonksiyonlarla ifade edildiğini gösteren bir takım tablolar ihtiva etmesidir Bunların dışında Hârizmî'nin yön bulmada kullanılan usturlabın biri yapımını ve diğeri de kullanımını anlatan iki eseri daha mevcuttur Hârizmî Batlamyus'un Coğrafya adlı yapıtını �Kitâbu Sureti'l-Ard' (Yer'in Biçimi Hakkında) adıyla Arapça'ya tercüme etmiş ve böylece Yunanlıların matematiksel coğrafyaya ilişkin bilgilerinin İslâm dünyasına girişinde önemli bir rol oynamıştır

    Ali Kuşçu
    Semerkant Rasathanesi'nin Müdürlüğü'nü yaptığı sırada Akkoyunlular adına Osmanlılarla barış görüşmelerinde bulunmak için İstanbul'a geldi Fatih Sultan Mehmet'in büyük desteğini gördü ve Ayasofya Medresesi'nde görevlendirildi Burada Mirim Çelebi Sarı Lütfü Sinan Paşa gibi değerli bilim adamlarını yetiştirdi
    Bilhassa astronomi ve matematik konularında çağının sınırlarını aşacak kadar önemli eğitim ve öğretim çalışmalarında bulunan Ali Kuşçu; Ayasofya Medresesi'nin çalışma programlarını da yeniden düzenlemiştir
    Semerkant Rasathanesi'nde iken �Zic-i Uluğ Bey' (Uluğ Bey'in Yıldız Kataloğu) adlı eserin hazırlanması için gerekli gözlem ve hesaplamaları yaptı Söz konusu eser çağının en ileri kurumsal matematik bilgilerini içerir
    �Risaletü'l-Fethiye' adlı eseri ise 19 yüzyılda İstanbul Mühendishanesi'nde (İstanbul Teknik Üniversitesi) ders kitabı olarak okutulmuştur Bu eserde gök cisimlerinin yere olan uzaklığına yer vermiş; ayrıca dünya haritasını da kitabının sonuna eklemiştir Burada yer kürenin eksenindeki eğikliği 23o30'17" olarak tespit etmiştir Bu günümüz modern astronomi verilerine oldukça yakın bir tespittir

    Şerafeddin Sabuncuoğlu
    Fatih Sultan Mehmet döneminin ünlü doktoru ve tıp bilginidir �Mücerrebname' adlı eserinde kendi deney ve gözlemlerine yer vermiştir Asıl çalışma alanı cerrahlık ve deneysel fizyolojidir �Cerrahiyatü'l-Haniye' isimli eserinde cerrahlıkla ilgili çalışmalarına yer vermiş ve yaptığı cerrahi müdahaleleri resimlerle tasvir etmiştir

    Bursalı Ali Münşi
    Tıp bilimine yaptığı en önemli katkılardan biri �Kınakına' hakkındaki çalışmasıdır Burada bu ağacın kabuklarının humma sıtma gibi hastalıklara iyi gelmesi ile ilgili gözlemlerine yer vermiştir



    ---------------------------