Türk Edebiyatındaki Edebi Sanatlar

'Ders notları' forumunda YAREN tarafından 29 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Edebi Sanatlar, Edebi Sanat Türleri,Edebi Sanat Çeşitleri, Türk Edebiyatındaki Edebi Sanatlar nelerdir, Edebi Sanat Nedir, Edebi Sanat Ne Demektir?

    Türk Edebiyatındaki Edebi Sanatlar

    Anlatımı canlandırmak, güçlendirmek, zenginleştirmek, kalıcı kılmak, etkili hale getirmek ve söyleyişe güzellik katmak için başvurulan söz ve anlam oyunlarına Edebi Sanat denir.

    1) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması, Düz Değişmece)
    Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir söz yerine kullanılmasıdır.
    Örnek
    Bu soruya sınıf cevap veremedi. (Öğrenciler kastedilmiştir.)
    Bu süper beyinler ülkemizi temsil edecek. (bilim adamları)
    Gemi Samsun’a yanaştı. (Samsun limanı)
    Duvarda Picasso asılıydı. (Picasso’nun tablosu)

    2) Teşbih (Benzetme)
    Aralarındaki benzerlik ilişkisinden dolayı ilgili oldukları konuda zayıf olanı güçlü olana benzetmeye denir. Teşbihin dört öğesi bulunur: Benzeyen (zayıf olan), kendisine benzetilen (güçlü olan), benzetme yönü, benzetme edatı. Dört öğesi de bulunan teşbih türüne “tam teşbih” denir.
    Örnek;
    Cennet gibi güzel vatanımızın kıymetini bilmeliyiz.
    (KB) (BE) (BY) (B)

    Ruhum yıldızsız bir gece gibi karanlıktı.
    (B) (KB) (BE) (BY)

    Her gölge bir insan kadar inceydi, derindi.
    (B) (KB) (BE) (BY)


    3) İstiare (Eğretileme)
    Teşbihin temel öğelerinden sadece biri söylenerek (benzeyen, kendisine benzetilen) yapılan benzetmelere denir.
    Örnek;
    Aslanlarımız cepheye gitti.
    (KB)

    a) Açık İstiare
    Sadece “kendisine benzetilen” ile yapılır.
    Örnek
    O tilkiye dikkat et, seni de aldatabilir. (İnsan kurnazlık açısından tilkiye benzetilmiştir.)
    (KB)

    Dudakları arasında iki sıra inci parlıyordu. (Dişler inciye benzetilmiştir.)
    Kaçan balık büyük olur. (Fırsat balığa benzetilmiştir.)

    b) Kapalı İstiare
    Sadece benzeyen (zayıf öğe) ile yapılır.
    Örnek
    Gönül bir kafeste tutsaktır, uçmak ister uçamaz. (Gönül, kuşa benzetilmiştir.)
    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum. (Kaldırımlar anneye benzetilmiştir.)

    4) Kinaye (Değinmece)
    Bir sözün hem gerçek hem mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanma sanatıdır.
    Örnek
    Gül dikensiz olmaz.
    Ağaç meyvesi olunca başını aşağı eğer.

    5) Teşhis (Kişileştirme)
    İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara yakıştırmaya denir.
    Örnek
    Bahçemizde açılmaz seni görmezse çiçekler.
    Sinsi adımlarla gece yürüyor.
    Sahil seni, akşam seni, rüzgar seni bekler.

    6) İntak (Konuşturma)
    İnsana özgü niteliklerin yakıştırıldığı varlıkların konuşturulmasına denir.
    Örnek
    Bülbül, “Senin nazını çekemem.” diyordu güle.
    Senden yanayım, dedi yeşeren dal.

    7) Tariz (İğneleme, Sitem)
    Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü karşıt anlamını düşündürecek şekilde kullanmaya denir.
    Örnek
    Kitaplarına o kadar çok değer veriri ki elini bile sürmez!
    Ne zeki bir çocuk, on yaşında okumayı ancak söktü!

    8- Tezat (Karşıtlık)
    Aynı varlığın, durumun birbirine karşıt iki yönünü bir arada belirtmeye ya da karşıt kavramlar arasında ilişki kurmaya denir.
    Örnek
    Gerçeğin hayalden en bariz farkı
    Uzağa atarsın yakınına düşer
    Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
    Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü.

    9) Tevriye (İki Anlamlılık)
    Birden çok gerçek anlamı bulunan bir sözü herkesçe bilinen yakın anlamıyla değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir.
    Örnek
    Beyaz gerdanında bir de ben gerek. (Tendeki benek, kişi zamiri)
    Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül. (Yabancı, organ anlamında)

    10) Mübalağa (Abartma)
    Bir sözün etkisini güçlendirmek amacıyla bir olayı, durumu ya da gerçeği olduğundan daha büyük veya küçük göstererek anlatmaya denir.
    Örnek
    Dünyanın güzelliği senden artakalandır.
    Çalışmak için Almanyalara gitti.
    Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere

    11) Hüsn-i Talil (Güzel Neden Bulma)
    Bir olayın, olgunun gerçek nedenini bir yana bırakıp onu hoşa gidecek başka bir nedenle açıklamaya denir.
    Örnek
    Sen güldün diye açıldı bu güller. (Mevsiminden önce açılmış, sevgilinin gülmesine bağlanmış)
    Sen uyandın diye gün doğar. (Güneşin doğuşunu sevgilisinin uyanmasına bağlamış)

    12) Tenasüb (Uygunluk)
    Anlamca birbiriyle ilgili iki ya da daha çok sözcüğü bir arada kullanma sanatıdır.
    Örnek
    Bahar gelir yine karşı dağlara
    Mor menekşe, lale bitmek içindir
    Bülbül figan eder iner bağlara
    Bir gül goncasıyla yatmak içindir.

    13) Tecahül-i Arif (Bilmezlikten Gelme)
    Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için şairin çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söyleme sanatına denir.
    Örnek
    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

    Geç fark ettim taşın sert olduğunu
    Su insanı boğar, ateş yakarmış

    14) İstifham (Soru Sorma)
    Cevap bekleme amacı gütmeden duyguyu ve anlamı kuvvetlendirmek için sözü soru biçiminde yöneltmeye denir.
    Örnek
    Ağlasam sesimi duyar mısınız
    Mısralarımda? (O.Veli)

    Bana kara diyen dilber
    Gözlerin kara değil mi? (Karacaoğlan)

    15) Telmih (Anımsatma-Hatırlatma)
    Söz arasında herkesçe bilinen bir olaya, ünlü bir kişiye, kıssaya, atasözüne, inanca… işaret etmeye, onu anımsatmaya denir.
    Örnek
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
    Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. (Bedir Savaşı ve peygamberin askerleri hatırlatılmış)

    Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın kafir? (Moğol hakanı)

    16) Tekrir (Tekrar, Yineleme)
    Anlatımın etkisini güçlendirmek için bir sözcüğü ya da sözcük grubunu art arda tekrarlamaya denir.
    Örnek
    Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse
    Her kapıda ağlayıp bu kapıda gülümse