Türk Dil Kurumunun Tarihi

'Zaman Tüneli' forumunda Masal tarafından 6 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Türk Dil Kurumunun Tarihçesi


    Türk Dil Kurumunun Kuruluş Tarihi



    Atatürk’ün emriyle 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla kurulan Türk Dil Kurumu, Cumhuriyetimizin en köklü, en önemli kurumlarından biridir. Bu kurum, kuruluşundan bu yana çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür. Bunlar, Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak ve yaptırmak, diğeri de Türk dilinin güncel sorunları ile ilgilenerek çözüm yolları bulmaktır.

    Dildeki bağımsızlığı siyasi bağımsızlığın bir parçası olarak gören Atatürk, Türk dilinin gelişimi adına yapılan çalışmaları yakından takip ederek, dönemin bilginlerini Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir.

    26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun “Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın” adları ile altı kol halinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934’te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, “Türk Dili Araştırma Kurumu”, 1936’daki kurultayda ise “Türk Dil Kurumu” olmuştur.

    Atatürk’ün isteği ile kurulan Türk dil kurumunun amaçları şunlardır:

    - Halk tarafından benimsenmemiş yabancı kelimelerin kullanımdan çıkarılarak Türkçe kelimelerin yaygınlaşmasını sağlamak

    - Yazı dili ile konuşma dilinin aynı olmasını sağlamak

    - Türkçenin zenginliğini ortaya koyarak Türk dilinin dünya üzerindeki saygınlığını artırmak

    - Türkçeyi bilimsel ve ekonomik alanlarda da etkili zengin bir dil haline getirmek

    Bizzat Atatürk’ün öncülük ettiği, Türk dilinin yabancı kökenli sözlerden temizlenmesi akımı 1935 güzüne kadar sürmüş, halkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir.

    Atatürk, 1 Kasım 1936’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. dönem 2. yasama yılını açış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmiştir: “Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddi ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim.”

    Atatürk ölmeden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetnamesinde malvarlığının bir kısmını Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır.