Topkapı Sarayı Tarihi ve Özellikleri

'Tarih Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 13 Şubat 2012 tarihinde açılan konu



  1. Topkapı Sarayı

    Osmanlı sarayları içinde hiçbir plana bağlı kalmadan inşa edilen tek mimari yapıdır. Günümüze gelen sarayların içinde en eskisi, genişi ve özgünü bu saraydır. 1924 yılından itibaren ise müze olarak halka açılmıştır.Devletin gücünü temsil edecek şekilde İstanbul’un silüetine yaraşarak inşa edilmiştir. Haliç, Boğaziçi ve Marmara denizini gören ve İstanbul’un ilk kuruluş yeri olarak bilinen akropol tepesinde yükselir.Dolmabahçe Sarayı’nın inşa edilmesinden sonra terk edilen bu saray cumhuriyet döneminde çeşitli onarımlar geçirse de eski sade güzelliğine kavuşamamıştır. Günümüzde müze olarak kullanılan saray da, sergilenilen pek çok eser dünyada eşi benzeri olmayan sanat yapıtlardır.

    TARİHÇE
    Yapı hem sultanların resmi ikametgah yeri hem de resmi devlet işlerini de yürüttüğü, bakanlar kurulunun toplandığı, devlet hazinesi, darphanesi ve arşivlerinin bulunduğu bir yerdi. Tarihteki diğer saraylara göre onu ayıran özelliklerinden biri de, devletin en yüksek öğrenim kurumu, Sultanın ve devletin üniversitesi de bu sarayda bulunurdu.

    ÖZELLİKLERİ
    Saray çevresi 5 km.’yi bulan surlar ile çevrelenmiştir. Çok büyük bir alana yayılan saray, bir kompleks şeklindedir. Fonksiyonel olarak inşa edilen çeşitli yapılar ile gittikçe büyümüştür. Sarayda ilk yapılan çinili köşk; küçük, dikdörtgen ve revaklıdır. Bugün çini müzesi olarak kullanılır.Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethettikten sonra bu sarayın temellerini atmıştır. Klasik Türk sarayları tipinde olsa da kendisinden sonra gelen her padişahın kendine göre eklemeler yapması ile mimari farkını ortaya koyar. Ağaçlar ile çevrelenen, büyük avluları, anıtsal kapıları olan ve çok uzun yıllar devlete ev sahipliği yapan kuruluştur.Yapıya 16. yy. harem bölümü de eklenmiştir. Toplamda 9 hamamı bulunur

    SARAYIN BÖLÜMLERİ
    Sarayı çevreleyen surlardan Sur-u Sultani içindeki saray alanına Bab-ı Hümayun’dan girlir. Buranın halk tarafından bilinen adı Saltanat Kapısı’dır. Kapının üzerinde Ali Bin Yahya Sofi tarafından yazılmış celi sülüs hat ile dört satırlık bir kitabe bulunur. Kapının iç tarafında ise Sultanlara ait tuğralar yerleştirilmiştir.Saltanat kapısından girildikten sonra, asimetrik planlı bu avlu, alay meydanı olarak bilinir. Saray,şehir,devlet üçlü yönetim sisteminin ikinci derecede önemli yapıları buradadır. Bu kısma halkın sadece belirli günlerde girebildiği bilinir. Halkın devlet ile olan ikişkisi bu noktadadır. Devletin ise atla girebildiği tek alandır. 300 metre uzunluğundaki bu ağaçlı yol sultanların cülus, sefer ve cuma selamlıklarını gerçekleştirdikleri; elçi alayları, besik alayları gibi olaylara da sahne olan yerdir.Burada bulunan Alay Köşkü, Sultan II.Mahmud tarafından 1808-1839 yıllarında yaptırılmıştır. Bu köşk padişahların gerçekleştirilen alayları izleyebilmesi için inşa edilmiştir.Birinci avluyu ikinci avluya bağlayan ve yaygın olarak bilinen orta kapı, 18. yy.da Bab-üs Selam olarak adlandırılmıştır. Avluya bakan cephe üzerinde Kelime-i Tevhid altında da II.Mahmud’un tuğrası yanında ise III.Mustafa’nın tuğrası vardır.Divan Meydanı ise, Fatih Sultan Mehmed’in tasarladığı devlet ve saray düzeninin yönetim ve etkinlikleriyle ilgili yapıların yer aldığı avludur.Kanuni Sultan Süleyman’ın eklediği Kubbealtı, Divan-ı Hümayun ise yan yana üç mekandan oluşur ve burada devletin ana toplantıları gerçekleştirilir. Yine Kanuni döneminde inşa edilen dış hazine bölümünde devletin vergi paraları saklanırdı. Günümüzde burası çeşitli silahların sergilendiği silahlar seksiyonudur.Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği Adalet Kasrı, bağımsız bir kule şeklindedir. Burada divan toplantılarını dinlenirdi.Mutfak bölümüne ise ikinci avludaki revaklarda bulunan 3 kapıyla girilir.Simgesel özelliği nedeni ile sarayın en önemli kapısı Bab-üs Saade’dir. Ayrıca üçüncü avluya da geçişi sağlar. Bu üçüncü avlu da Enderun Avlusu olarak bilinir. Bu avluda arz odası, seferli koğusu, hazine koğusu ve fatih köşkü gibi yapılar bulunur.Dördüncü avlu ise Sofa-i Hümayun olarak bilinir ve 17. yy’da inşa edilen terasa açılır. Buralarda sünnet odası, revan köşkü, bağdad köşkü, alt bahçelerinde ise sofa camii, esvab odası bulunur.Ve son olarak harem bölümü, ayrı bir kuruluş olarak inşa edilmiştir.