Tiyatronun Gelişimi

'Medya Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 6 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Tiyatronun Gelişimi Hakkında Bilgi


    Tiyatronun Tarihsel Gelişimi

    Tiyatro , insan hayatında geçmiş , geçebilecek olayların , taklit ve benzetme yoluyla belli yerlerde bir seyirci topluluğu önünde canlandırılması sanatıdır .

    Tiyatro , hayatın bir kopyası olduğu , aynı zamanda konusu bakımından , harekete , sese , bazen ise müziğe yer verdiği için , güzel sanat dalları içinde en ilgi çekicilerinden biridir .

    Aşağı yukarı iki bin yıl Avrupa tiyatrosu ölüydü. İ.Ö. 400 yılından İ.S. 1600 yılına kadar tek bir büyük bir oyun yazılmadı. Euripides’ten Lopeda Vega’ya, Marlew’a, Shakspeare’e uzanan boşlukta tiyatro sahneleri kıraç toprak gibiydi.

    Ortaçağ tiyatrosu çok tuhafı devam edebilmesinin gizi insanoğlundaki oynama isteği ile oynayanları seyretme isteğinde aranmalıdır. Gezici oyuncular yalnız oyunlar oynamakla kalmaz, cambazlık, hokkabazlık, saz şairliği, kuklacılık da yaparlardı. Bütün bunların yanı sıra devletin, kilisenin yasaklarından kaçarak yaşamayı da iyi bilmek gerekiyordu. Ama tiyatroyu yasaklamış olan Katolik kilisesi sonradan tiyatronun canlanmasına öncülük etti.

    Bir süre böyle giden tiyatroda kişiler ikiye çıktı , anlatmanın yerine “dialogos” ( karşılıklı konuşma ) geçince konu daha canlı , daha ilgi çekici bir seviyeye yükseldi . Trialogos adı verilen üçlü konuşmaların ardından da bu oyunlar bir meslek , bir sanat niteliğine ulaştı .

    O çağdaki tiyatronun henüz edebiyatı yoktu . Oyuncular ya ustalıklarına güvenerek bir tür doğaçlama oyun sergilerlerdi , ya da kendilerinin düzenledikleri oyunları oynarlardı . Piyes yazarlarının ortaya çıkışı , tiyatronun az çok düzenli hale gelişinden sonradır . Tiyatro , Eski Yunanistan'da uzun süre agora ( alan ) adı verilen meydanlarda oynanmıştır . Oyuncular oyunlarını yerden yarım metre kadar yükseltilmiş bir set üzerinde gösterirler seyirciler de onların çevresinde halka olarak toplanırlardı . Oyunlar rağbet kazanıp tiyatro yazan büyük şairler ortaya çıktıktan sonra “amphitheatron” denilen basamaklı yerler yapılmıştır . Açık hava tiyatrosu olarak 20 . yüzyılda yeniden ele alınan bu çeşit tiyatrolara bugün Batı ve Güneydoğu Anadolu'da rastlanır . Bu ilk tiyatrolar genel olarak bir yamaçta kurulur ve 20 , 000'e kadar seyirci alabilirdi . Bu tiyatrolarda dipte yer alan taş sahnenin önü koro için , yan ve arka kısımları oyuncular , dekorlar , kostümler için ayrılırdı . Seyirciler basamaklı yerlerde oturur hepsi sahneyi kolaylıkla görürdü . Bu yapılardaki akustik ( ses ) düzeni çok iyi ayarlanmıştı ve en arkadaki seyircilerin bile sahnedeki sesleri duyması mümkündü .

    BUGÜNKÜ TİYATRO

    Onbeşinci yüzyıl sonlarında tiyatro yavaş yavaş pandomimadan ve misterden sıyrılıp hayatın çeşitli yönlerini ele alan bir sanat haline geldi . Tiyatroya normal konuşmalar , davranışlar ve müzik girdi . Ayrıca temsiller bu iş için yapılan yapılarda verilmeye başlandı . Onaltıncı yüzyılın ikinci yarısında opera türü doğdu . Onsekizinci yüzyılda Avrupa'nın büyük şehirlerinde her biri mimarlık şaheseri olan süslü , geniş tiyatro binaları yapıldı . Günümüzde tiyatro uluslar arası bir sanat ve başlı başına bir meslek haline gelmiştir . Yirminci yüzyılın başında ortaya çıkan sinemanın tiyatronun yerini alacağı ve bu sanat dalını ortadan kaldıracağı endişeleri gerçekleşmemiştir . Çünkü sinemada geniş imkanlara rağmen tiyatronun derinliği , inceliği , sıcaklığı , seyirci üzerindeki etkisi yoktur .