Tiyatro Sözlüğü

'Medya Bölümü' forumunda YAREN tarafından 8 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    Fuaye:

    Tiyatro ve benzeri, gösteri ya da toplantı yapılarında, genellikle hem seyir yeri girişine giden, hem de gösteri ya da toplantı aralarında sigara ve çay içme amaçlı kullanılabilen, antraktlarda seyircinin dinlenebileceği salonlara verilen ad.

    Loca:

    Tiyatro,sinema gibi eğlence yerlerinde seyircilerin oturabileceği, üç yanı kapalı, üç beş kişilik özel seyir yeri. İlk “loca”nın Antik Yunan tragedyalarının sahnelendiği amfitiyatrolardaki “kral koltuğu” olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sosyal hiyerarşinin şekillenmiş hali olarak, sadece soyluların kullanımına sunumu ve tiyatro mimarisine içkinleşmesi 16. yüzyıl başlarına rastlar. Aynı dönemde Fransız ve İspanyol tiyatrolarında görülmesiyle birlikte Elizabeth tiyatrosunda somutlaşmıştır.

    Kulis:

    Tiyatro, opera ve bale sahnelerinde, seyircinin oturduğu yerler dışında kalan, sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan, oyuncuların oyuna hazırlandıkları ya da sahne aralarında dinlenebildikleri bölüm.

    Atölye:

    1. Sahnelenecek tiyatro, opera ya da bale eserinin gerektirdiği malzemelerin hazırlandığı işlikler. Atölyeler kapsamında; kostüm, aksesuar, butafor ve dekor yapımı için ayrı ayrı işlikler yer alabilir.
    2. Sahne sanatlarında oyunculuk, reji, tasarım, yazarlık vb. alanlarda, o alanın teorik ve pratik bilgi ve birikimine ulaşmak, bu konudaki sınırları genişletmek için yapılan araştırmalar ve deneysel çalışmalar bütünü. (ing.:workshop)

    Sahne:

    1. Bir tiyatro yapısında, oyuncuların üzerinde rol yapmaları için özel olarak yapılmış, izleyicilerin oyuncuları kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksekliği olan yer.
    2. Tiyatro, opera veya bale eserlerinde, oyunun, kendi içinde bir bütünlüğü olan başlıca bölümlerinden her biri.

    Drama:


    Yunanca “eylem”den gelmektedir. Lirik (ezgisel) ve epik (destansı) yazının yanı sıra, diyaloglar halinde yazılan, durum ve eylemin kişiler yoluyla verildiği edebi tür; dramatik (oyunsal) yapıtlar; yapıt olarak oyun anlamında kullanılır. Yazılı tiyatro yapıtı (ürünü) olarak oyun, genel olarak oyun anlamlarında da kullanılır ki; ‘drama sanatı’ adı altında genel olarak tiyatro terimini de karşılar.

    Dramatik :

    Drama’ya, yani oyun türüne ilişkin olandır. İçinde gerilim, çatışma, çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen her hangi bir yapıt ya da
    olaydır.

    Drama Kuramı:

    Drama sanatı bilgisi, drama sanatı düşüncesi, dramabilim, darama estetiğini kapsar. Yazınsal bir yapıt olarak da tiyatroya bağlı, ikili bir temel özellik taşıyan drama sanatı, tarih boyunca kuram-uygulama bütünlüğü içinde bir gelişme göstermiştir. Drama sanatının gerek tarihsel, gerekse kuramsal gelişimini ele alan ‘drama kuramı’, drama sanatının ve gelişiminin genel özelliklerini, yapısını ve kurallarını ortaya koymaya ve değerlendirmeye çalışır.

    Dramaturji:

    Tiyatro tarihçisi, incelemecisi ve kuramcılarının oyun metni üzerindeki çalışmalarını ve sonra da oyunun sahnelenmesi açısından sanatsal bilgileri kapsayan etkinliktir. İki tarzda gerçekleştirilir. Kuramsal dramaturji: Kavram olarak Lessing tarafından ortaya atıldığı biçimde, darama yapıtlarının, oyunların iç yasalarını, ana kurallarını, oyun yapısı ilkelerini ortaya koyan drama sanatı bilgisidir. Uygulamalı Dramaturji: Dramaturg’un gerçekleştirdiği etkinliktir. Bir oyunun dramaturg ile yönetmenin işbirliği içinde sahnelenmesi (oyunun seçiminden, oyun metninin çözümlenmesinden, oyunun yorumlanmasına ve sahneye getirilmesine kadar) tüm sahneleme sürecinin yöntemsel çalışmasıdır.

    Tragedya:

    Tragedya, Yunanca “tragoidia” sözcüğünden gelir. “Tragos” keçi, “oiddia” ise ezgi demektir, böylece targedya “keçi ezgisi” anlamınagelir. Çünkü “Dionisos Şenlikleri”nde koro, tanrıya bağlılıklarını simgeleyen ezgiler söylemekteydi. Tragedya işte bu ezgilerden doğmuştur. Tragedya, bir kahramının kendi çevresindeki koşullarla savaşıp yenik düşmesini anlatan bir oyun türüdür. Kahramanın yenildiği şey her zaman ondan daha büyük/güçlü, onun yaşamından daha anlamlı olan bir şeydir. Kahramanın savaşımından evrensel boyutları içinde önemli bir olay çıkar, ama bu sonuç kahramanın yenik düşmesiyle önem kazanır. Tragedya insanı derinlemesine ele alır ve insanın çevresiyle çatışmasını gösterirken ona kendi gerçeklerini hatırlatır.

    Komedya :

    Komedya sözcüğünü “comos + oidia” sözcükleri oluşturmuştur. “Comos” halk, cümbüş, curcuna hatta köy anlamına gelir. “Oidia” ise ezgi… Böylece komedya, curcuna ya da halk ezgisi anlamında kullanılmıştır. Komedyanın kökeninde bir yandan “comos”lardan gelen doğal büyüsel güdüler törensel bir havayla kutlanırken, öte yandan günlük yaşama ilişkin şakalar, taşlamalar, açık saçık göndermeler yer alır. Komedyalar, Antik Yunan’da yazarların tiyatro yarışmalarına katılmasında bir şarttı: Her yazar, üç targedya bir de komedya yazmak zorundaydı. Başlarda, tragedyanın seyirci üzerindeki gerilimini biraz olsun dağıtmak, seyirciyi biraz olsun gevşetmek için yazılmış konu dışı gülünç sahnelerden oluşuyordu. Ancak daha sonra ‘komedya’ kendi başına bir tür olmuş ve hatta eleştirel bir tavır takınmıştır.

    Fars:

    Komedyanın, biraz daha serbest, abartılı ve gürültülü biçimidir. Olay dizisi matığının gülünçlük sağlamak için zaman zaman bozulması da bu türün bir özelliğidir. Farsta ön planda olan durumlardır, kişiler ise yalnızca tiplerdir. Oysa komedya, tipleri kullandığı kadar karakterleri de kullanır. Fars tipleri, kaba çizgileriyle herkesin bildiği genel tiplerdir. Kendilerine özgü tavırları ya da psikolojileri yoktur. Onları denetimi altına alan durumlardır.

    Melodram:

    Melodram, tragedyanın yüzeysel olan türüdür. Tıpkı farsta gülünecek olanın abartılması gibi, melodramda da duygusal olan abartılır. Farsın amacı eğlendirmekse, melodramın amacı da duygulandırmaktır. Melodramın farsa benzeyen bir diğer yanı, olay üstüne olay yığılmasıdır. Olaylar, romantik ve ahlaksal ölçüler içinde çetrefil bir dizi halinde işlenir.
     



  2. Cevap: Tiyatro Sözlüğü

    Farklı bilgiler için teşekkürler Yarenim :f40:
     



  3. Cevap: Tiyatro Sözlüğü

    Acı Çekme Oyunu: Ortaçağda ortaya çıkmış, insanın yaradılışından “son yargı”ya kadar tüm dinsel öyküleri konu edinen dinsel yönlendirmeli oyun.

    Acıklı Komedya: Fransa'da klasik tragedyanın işlevini yitirmesinden sonra ve Aydınlanma Dönemi tiyatrosundan önce, burjuva tragedyası ile burjuva oyuna geçiş olarak, gülünç öğesinin de katışımıyla ortaya çıkmış oyun türü; Fransız tragikomedyası, gözyaşlı komedya. Terim olarak Chassiron tarafından ortaya atılan Acıklı Komedya'nın başlıca temsilcileri N. De la Chaussee ile Marivaux'dur. Acıklı Komedya, daha sonra, Diderot tarafından burjuva oyunu olarak geliştirilmiştir.

    Açık Biçim: Başlıca iki oyun biçiminden biri, kapalı oyun biçiminin karşıtı; göstermeci tiyatro, Aristotelesci -olmayan tiyatro, yanılsamacı- olmayan tiyatro, epik tiyatro biçimi. Kesitlerden bir bütün oluşturan Açık Biçim'de çokluk ve çeşitlilik yoluyla ampirik bütünsellik kurulur, eylemde yer ve zaman çokluğu yer alır. Eylem tek değildir, düz bir çizgi izlemez, çeşitlilik ve karşıtlık içinde gelişir. Olaylar yanyana dizili ve kendi içlerinde süreklilikten yoksundur, bitişe doğru gitmezler. Bu nedenle, serim-düğüm-çatışma uğrakları, yer-zaman birliği olmadığı gibi, eylem ile bütünlük arasında da doğru orantı yoktur. Oyunun sahneleri tek başlarına vardır, eylemden bağımsızlaşmış uğraklardır. Oyun, dış eylemle değil, iç eylemle belirlenir. Anakonu, her sahnede bir başka görünümdedir; tek tek her sahnenin bir özelliği, anakonunun özelliklerinden biridir. Oyun kahramanı, oyunun ekseni değildir; eylem, oyun kahramanın davranışlarını belirler. Oyun kişileri, eylem-yer-zaman bölünmesi ve çeşitliliği içinde yer alır; hiçbir oyun kişisi çeşitlilik ve çokluk gösterir; dil kuruluşu çok yönlüdür. Dil, oyun kişisini bütüne bağlayan ya da onun bütünle ilintili düşüncelerini dile getiren doğrudan bağ değildir; tam tersine, kişinin bütünden bağımsızlaşmasını sağlar, kendini kesitleştirir, üçüncü kişi haline getirir. Oyun içinde şiir, müzik, akrobasi gibi çeşitlilikler yer alır; sahnelemede kurgu tekniği uygulanarak, film, belge, projeksiyon gibi dramatik olmayan tekniklere başvurulur. İzleyiciye doğrudan seslenme ve şarkılar yoluyla sahnede olup bitenlere ilişkin bilgi verilir, yorum yapılır. İkili görüngeyle çelişmeler karşılaştırılır; oyuncular, oyun oynadıklarını izleyiciye duyururlar. Sahne tasarımı, sahne giysisi, ışıklama, donatımlık, sahne etmenleri izleyiciye bilgi vermek, yanılsamayı yıkmak için kullanılır. Tiyatroda Açık Biçim'e Doğu tiyatrosunda, gölge ve kukla oyununda, ortaoyununda, ortaçağ tiyatrosunda; daha sonra, politika tiyatrosunda, uyarma ve propaganda tiyatrosunda, yöntemleşmiş biçimiyle epik tiyatroda rastlanır.

    Açıkdoğa Tiyatrosu: Bir açıkhava tiyatrosu biçimi. Açıkdoğa tiyatrosu, ormanlık kayalık, dağlık vb. gibi doğal alanlar ile tarihsel yıkıntı, saray bahçesi, spor alanı vb. gibi açık alanlardır. Açıkdoğa Tiyatrosu uygulamaları, 18. yüzyılda yer almaya başlamıştır.Açıkdoğa Tiyatrosu uygulamalarına günümüzde daha çok törensi tiyatro etkinlikleri ile tiyatro antropolojisi çalışmaları kapsamında, yaz ve tiyatro şenliklerinde rastlanmaktadır.

    Açıkhava Tiyatrosu: Açık havada oyunların oynandığı tiyatro yerleri.
    1- Geniş Anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, oyun yeri ile izleyici yerinin yerleşik bir tiyatro yapısı içinde bütünleşmediği; doğal alanlar ile açık alanlarda gerçekleştirilen, doğanın dramaturjik bir etken olarak yer aldığı tiyatrodur. Bu anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, açıkdoğa tiyatrosudur. Açıkhava Tiyatrosu'nun ilk örnekleri ilkçağlarda tapınak avluları (örneğin, Eski Mısır, Hindistan, Çin, Japonya) ile açık Pazar yerleridir (Eski Yunan). Belli bir yapı dışında, açık alanlarda gerçekleştiriliyor olması bakımından, köy seyirlik oyunları, kırsal tiyatro, Pazar alanlarında gerçekleştirilen ortaçağ dinsel tiyatrosu, üstü açık yapılı Shakespeare sahnesi (Elisabeth tiyatro yapısı), Altın Çağ İspanyol avlu tiyatroları (corral), Açıkhava Tiyatrosu kapsamına girer. Günümüzde, kapalı tiyatro yapıları dışında gerçekleştirilen törensi tiyatro etkinlikleri (örneğin, Living Theatre, P. Brook, E. Barba, vb. ), sokak tiyatrosu (A. Boal), Açıkhava Tiyatrosu'nun başlıca örnekleridir. 2- Dar anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, kendine özgü mimari özellikler taşıyan açık tiyatro yapısıdır. İlk kez, ilkçağda Yunanistan'da görülen antik Yunan Açıkhava Tiyatrosu'nun etkisinde, antik Roma'da ve Helenizm Dönemi'nde amfitiyatrolar gelişme göstermiştir. Bu anlamda, Açıkhava Tiyatrosu'na propaganda amaçlı törensi tiyatro etkinliklerinin ortamı olarak Nazi dönemi Almanya'sında rastlanır. Günümüzde ise, Açıkhava Tiyatroları daha çok yaz tiyatro etkinlikleri için kullanılmaktadır. Açıkhava Tiyatrosu, her iki anlamıyla, hangi çağda olursa olsun, geniş izleyici kitlesi ile tiyatro eylemi arasında etkin bir bağ kurması, toplumsal işlevsel bir özellik taşıması; öte yandan, geniş bir görüş açısı sağlaması ve yüksek yankı düzeni olanaklarıyla donatılmış olmasıyla önem taşır.

    Agon: 1- Antik tiyatroda, tragedya ozanları, oyuncular ve dithyrambos koroları arasında yapılan yarışmalar; 2- Eski Komedya'da, daha çok Aristophanes komedyalarında yer alan ve oyun kahramanlarının tasarılarını tartışma konusu yapan yapısal öğe; 3- Yunan tragedyasında, savsöz ve karşı savsözün, öneri ve karşı önerinin, yanıt ve karşı yanıtın atışma biçimi içinde yer aldığı söz kapışma sahnesi.

    Agora: Antik Yunan kent-devletinin (polis) dini, ticari, siyasi, hukuki yönetimsel ve kültürel merkezi.
     



  4. Cevap: Tiyatro Sözlüğü

    Dramaturji:

    Tiyatro tarihçisi, incelemecisi ve kuramcılarının oyun metni üzerindeki çalışmalarını ve sonra da oyunun sahnelenmesi açısından sanatsal bilgileri kapsayan etkinliktir. İki tarzda gerçekleştirilir. Kuramsal dramaturji: Kavram olarak Lessing tarafından ortaya atıldığı biçimde, darama yapıtlarının, oyunların iç yasalarını, ana kurallarını, oyun yapısı ilkelerini ortaya koyan drama sanatı bilgisidir. Uygulamalı Dramaturji: Dramaturg’un gerçekleştirdiği etkinliktir. Bir oyunun dramaturg ile yönetmenin işbirliği içinde sahnelenmesi (oyunun seçiminden, oyun metninin çözümlenmesinden, oyunun yorumlanmasına ve sahneye getirilmesine kadar) tüm sahneleme sürecinin yöntemsel çalışmasıdır.