Titanic Gemisi Neden Battı

'Okulistik' forumunda HazaN tarafından 19 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik herkes tarafından bir deniz faciası
    nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem
    saklı.
    Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün Titanik’i
    batıran gerçekten bir buz dağı mıydı?
    Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını
    bilmiyordu. Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du
    Amerikalıydı 1861´de doğdu gençken denizcilik yaptı sonra ise bir elmas
    eksperi oldu ve New York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü
    okudu ve yazar olmaya karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı daha sonra
    yazdığı 10 öyküden ise 1000 $ kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı
    geliyordu. 1897 yılının bir kış gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir
    deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir uzun öykü olacaktı.
    Hayali “Titan Kazas
    Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması
    üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip İngiltere´den
    ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti.
    Ama öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve
    bir deniz kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı.
    Robertson´un teması buydu oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi;
    "Futility"yani "Nafile" ve "Titan Kazası"... Evet yanlış okumadınız;
    Titan... Şimdi beraberce Robertson´un romanından bİr bölümü; "Titan"ın batış
    sahnesini okuyalım.
    "Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay kaptana haber verdi ve derhal
    makine dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi
    durmuyordu hızını kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen
    buzdağı yaklaşıyordu. Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri
    duyuluyordu. Sonra buzdağı gemiye ulaştı bu arada gemi ters çalışan
    pervanelerin gayretiyle yan dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla
    yardımcılarının çaresiz bakışları arasında buzdağı Titan´ın sancak tarafına
    çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi kaptan o anda ucuz atlattık
    diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi birden yan yattı buzdağı
    asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı yara öldürücüydü çünkü uğursuz
    buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek parçalamıştı."
    Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su aldığını. Alarm verildiğini
    filikaların indirilerek önce kadınlar ve çocuklar bindirildiğini yardım
    çağrıları yapılırken Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin mensuplarnın
    birbirlerine ebediyen veda ederken dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu kutup
    sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu.
    İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor...
    Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap
    onu çok daha sonra ölümsüz yapacaktı dünyanın en çar***ı ve en dehşet
    verici kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın
    adı gibiydi yani "Boşyere" Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda başka
    bir gemi asla batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi
    Titanik İngiltere’nin Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize
    açıldı. Sonra 1912 yılında 14 Nisan´ı 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler
    arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’in katili
    olacaktı. Yukarda okuduğunuz Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen
    gerçekleşti. Sadece o kadar mı? Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl
    önce yazdığı romanında daha neleri bilmişti;
    Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola
    çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı.
    Romandaki gemi ile Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248
    metre Titanik 252 metreydi.
    İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000
    ton ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu.
    Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu
    taşıyorlardı. Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e
    Avrupa´ nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi.
    Daha da ötesi var;
    Robertson´un romanındaki dev Titan New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´
    de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz
    Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta aynen romandaki benzeri gibi bir
    buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.
    Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson
    romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika
    vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.
    Sonra...Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu.
    Aynen 14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi... Robertson´un romanındaki
    Titan´da ise 1500 kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e
    2224 kişi binmişti.
    Aynı asla batmaz denen gemi
    Aynı yerden aynı yere yolculuk
    Aynı tarihte aynı yerde kaza
    Aynı buzdağı ve aynı tür batış
    Aynı yolcu ve ölü sayısı
    Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar...
    Bir kez daha okuyun ve düşünün...
    Büyük kehanet farkedilmiyor...
    Morgan Robertson başarılı olamadı kitabı satmadı daha sonra yazdıkları da
    ilgi görmedi. Bunalıma girerek bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra
    yeni biröykü yazdı bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de
    denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi
    görmedi. Başarısız bir yazar olarak Mart 1915´de bir otel odasında ayakta
    geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada
    çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanik´ in batışından üç yıl
    sonra...Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi yine kimse farketmedi ve hiç
    kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi.
    Kimse onu anımsamadı ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili
    araştırmalar yapılıncaya kadar... Morgan Robertson;Titanik batmadan 14 yıl
    önce gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı ?
    Raslantımıydı? O başarısız bir yazar olarak tarihin karanlıkları arasında
    kayboldu şimdi ise ruhu hatırlanmanın sevinci içinde olmalı... Kehanet
    sıradan bir iş değil ve asıl gizem kendi yapısında ne zaman ve nerede
    ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor; oysa gelecekte nelerin olacağı konusunda
    çevremiz sayısız ipucu dolu; yeter ki görmek için çaba gösterelim. Titanik´
    in gizemi burada da bitmiyor. Biri daha var;
    "Denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz..."
    Kanada Winnipeg´de Rosedale Metodist Kilisesi´ndeyiz Rahip Charles Morgan
    bir pazar sabahı erkenden kalkmış o günkü ayin için hazırlık yapıyordu.
    Okunacak ilahinin numarasını karatahtaya yazdı. Tüm hazırlıklarını
    bitirdikten sonra ayine kadar biraz uyumak amacıyla odasına çekildi ve
    derin bir uykuya daldı. Birden kendini çok canlı ve etkin bir rüyanın içinde
    buldu. Karanlıkların içinde dev bir kütle vardı dalgaların sesleri
    duyuluyordu çanlar çalıyor ve Rahip Morgan´ın çok uzun yıllardır işitmediği
    bir ilahi duyuluyordu. Rüya o kadar etkili ve rahatsız ediciydi ki Morgan
    uyandı ilahi ve çan sesleri kulağından gitmiyordu. Saatine baktığında
    fazla zaman geçmemiş olduğunu gördü rüyanın kötü etkisinden kurtulmaya
    çalışarak yeniden uyumaya çalıştı ve yeniden uykuya daldı. Rüya tekrar
    başladı ilahi çan sesleri karanlık dalga sesleri ve devrilen dev kara
    kütle. Morgan bu kez panikle uyandı ve kendini boş kiliseye attı
    karatahtaya giderek o bir türlü kulaklarından gitmeyen ilahinin numarasını
    yazdı. Ayin saati gelmişti cemaat toplanıyordu Rahip Morgan ilahiyi
    başlattı notalar kilisede çınlarken aynı anda binlerce mil ötede okyanusun
    ortasında aynı ilahi buzlu denizi çınlatmaktaydı; "Duy Kutsal Baba Sana
    denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz." İlahi biterken Rahip
    Morgan´ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Aynı günün sonraki saatlerinde Rahip
    ilahiyi okudukları sırada Atlas Okyanusu´nun derinliklerinde büyük dramın
    yaşandığını öğrendi. O gün 14 Nisan 1912´idi ve Atlantik´in kuzeyindeki
    buzlu sularda Titanik suların içinde yokolmuştu.
    Titanik’de bir gariplik var...
    Titanik battığında ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide
    bulunuyordu.1892 yılında Stead hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu.
    Gazeteciliğinin yanısıra Stead ölüm ötesi ve Spiritüaliizm ile yani
    Ruhçuluk’la da ilgileniyor araştırmalar da bulunuyordu. O yıl yazdığı kısa
    hikayelerden birinin adı neydi biliyormusunuz? "Titanik" ve yine Titanik´den
    20 yıl önce...YineTitanik´de olduğu gibi Stead´ın hikayesindeki Titanik´de
    bir buzdağına çarparak batıyordu. Ve Stead´ın yazdığı hikayede Stead
    kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek
    Titanik batarken o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead´ ın
    gerçekten kendisiydi. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü
    kurtulamayacaktı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından
    yazılmıştı. O anda Stead ne düşünmüştü? 20 yıl önce yazdığı hikayeyi
    düşünüp kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz...
    Biri daha var. Ama çok daha sonra; 1935´ de... William Reeves adlı bir
    denizci bu; İngiltere´den Kanada´ya giden "Titanian" adlı kömür yüklü
    buharlı gemi; soğuk bir Nisan gecesinde Kuzey Atlantik´de seyrediyordu.
    Bütün denizcilerin ezbere bildikleri o uğursuz yere; Titanik´in battığı
    noktaya varmışlardı. Reeves güverteden denize bakarak yıllar öncesindeki
    olayları düşlüyordu. Ve o gün Reeves ´in doğum günüydü olabilir ama Reeves´
    in doğduğu tarih çok önemliydi çünkü Reeves 14 Nisan 1912´ de doğmuştu.
    Yani Titanik´in battığı günde. İşte tam o günde; Titanik´in battığı günde
    Reeves doğum gününü; Titanik´ in battığı yerde kutluyordu. Ve birşey oldu...
    Reeves birden suların kaynaştığını ve dev bir buzdağının geminin yolu
    üzerinde belirdiğini gördü. Tam o anda da köprüden alarm verildi. Uzaklık
    yeterliydi. Mürettebat gemiyi zamanında durdurdu buzdağının yanından
    geçeceklerdi ama olmadı... Çünkü bir saat içinde çevreleri; yüzlerce buz
    kütlesi tarafından sarıldı. Artık hareket etmelerine imkan yoktu. Reeves ve
    arkadaşlarının içinde bulundukları Titania adlı gemiyi ancak 9 gün sonra
    yetişen buz kırma gemileri kurtardılar.