Tevfik Fikret Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve Elfida tarafından 7 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Elfida

    Elfida Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6.521

    Tevfik Fikretin şiirleri
    Tevfik Fikret bütün şiirleri


    Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim

    Bana kimsin diye sorma meleğim
    Pek güzel dinle de izah edeyim
    Nam-ı naçizime `Fikret' derler
    Şi're de nisbetimi söylerler
    Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
    Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
    Nur bekler gibi nısf-ı şebde
    Bekledim on iki yıl mektebde
    Sonra çıktım ne için bilmeyerek
    Bu da bir cilve-i baht olsa gerek
    Bab-ı Ali'ye müdavimlendim
    Ehl-i namus diye mimlendim
    Şimdi bir hayli eser sahibiyim
    Ahmed İhsan'da musahhih gibiyim
    Saye-i lutf-i cihan-banide
    Hocayım Mekteb-i Sultani'de...


    Balıkçılar

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hala
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ılerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini guya işaret eyleyerek
    Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda... Yürü!"
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...
     
  2. Elfida

    Elfida Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6.521
    Cevap: Tevfik Fikret Şiirleri

    Ağustos Böceği ile Karınca

    Karıncayı tanırsınız
    Minimini bir hayvandır
    Fakat gayet çalışkandır
    Gayet tutumludur, yalnız
    Pek hodgamdır, bu bir kusur:
    Hodgam olan zalim olur.

    Bir gün ağustos böceği
    Tembel tembel ötüp durmak
    Neticesi aç kalarak
    Karıncadan göreceği
    Bürudete bakmaz, gider
    Bir lokma şey rica eder
    Der ki: - Acıyınız bize
    Çoluk çocuk evde açız
    İanenize muhtacız.
    Karınca bir yüreksize
    Layık huşunetle sorar:
    - Aç mısınız? Ya o kadar
    Uzun, güzel günler oldu.
    O günlerde ne yaptınız?
    Böcek inler: - Açız, açız
    Bakın benzim nasıl soldu
    O günlerde gülen, öten
    Sazla, sözle eğlenen ben
    Bugün bakın ne haldeyim!
    Vallah açız, billah açız,
    Halimize acıyınız!
    Karınca eğlenir: - Beyim,
    Şimdi de raksedin, ne var?
    "Yazın çalan kışın oynar."



    Haluk'un İnancı

    Bir yaratıcı güç var, ulu ve akpak,
    kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım.

    Yeryüzü vatanım, insansoyu milletimdir benim,
    ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım.

    Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;
    dünya dönecek cennete insanla, inandım.

    Yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,
    ben buna Tevrat'la, İncil'le, Kuran'la inandım.

    Tekmil insanlar kardeşi birbirinin... Bir hayal bu!
    Olsun, ben o hayale de bin canla inandım.

    İnsan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,
    bir an için dedelerimi unuttum da, inandım.

    Kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlık
    kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.

    Elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardından
    aydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım.

    Aklın, o büyük sihirbazın hüneri önünde
    yok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım.

    Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,
    patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.

    Kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir bir
    yumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım.

    Bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,
    bilim gücüyle olacak ne olacaksa... İnandım.
     
  3. Elfida

    Elfida Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6.521
    Cevap: Tevfik Fikret Şiirleri

    Haluk'un Bayramı

    Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnız
    Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
    Fakat sevincinle
    Neler düşündürüyorsun, bilir misin?... Babasız,
    Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
    Sıyah-ı mateme benzer terâne-i îdi!
    Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
    Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
    Biraz güzellensin
    Şu ru-yı zerd-i sefalet... Evet meserrettir
    Çocukların payı; lâkin sevincinle
    Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor... Halûk, dinle!

    Bir İçim Su

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor

    Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen
    Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?

    Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen
    Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor

    Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben?
    İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor!

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor!