Tevfik Fikret Parnasizm Şiirleri

'Sözel Dersler' forumunda Elfida tarafından 6 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Tevfik Fikret Parnasizm şiiri örnekleri
    Parnasizm akımına örnek şiirler


    BALIKÇILAR

    - Bugün açız yine evlâtlarım, diyordu peder,

    Bugün açız yine; lâkin yarın, ümîd ederim,

    Sular biraz daha sâkinleşir… Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim

    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;

    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta…

    - Olur;

    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;

    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz…

    Çocuk düşündü şikâyetli bir nazarla: – Ya biz,

    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hâlâ

    Dışarıda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi

    Döğerdi sâhili binlerce dalgalar asabî.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;

    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme…

    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;

    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,

    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zîrâ

    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz hâ!

    Deniz dışarıda uzun sayhalarla bir hırçın

    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?

    - O gitmek istedi; “Sen evde kal!” diyor…

    - Ya sakın

    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle

    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle

    Soluk dudaklarının ihtizâz-ı hâsirine

    Bakıp sükût ediyorlardı, başlarında uçan

    Kazâyı anlatıyorlardı böyle birbirine.

    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cûşân

    Bir ihtilâç ile etrafa ra’şeler vererek

    Uğulduyordu…

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    Şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin

    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak

    İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -

    Şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin

    Siyah kaburgasını… Âh açlık, âh ümîd!

    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayâl-i sefid
    Eliyle engini gûya işâret eyleyerek

    Diyordu: “Haydi nasîbin o dalgalarda, yürü!”

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; “Yürümek”

    “Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda… Yürü!”

    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine

    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır… ölüyor:

    Kenarda üç gecelik bâr-ı intizâriyle,

    Bütün felâketinin darbe-i hasâriyle,

    Tehî, kazâ-zede bir tekne karşısında peder

    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;

    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler…

    HASTA ÇOCUK

    -Bugün biraz daha râhattı, çok şükür…

    -Elbet;

    Geçer, bu korkulacak şey değil.

    -Fakat nevbet

    Zavallı yavrucağın hâlini harâb ediyor:

    Vücudu âteş içinde, dalıp dalıp gidiyor.

    İlâçların da mı te’siri kalmamış acaba?

    Sekiz gün oldu…

    -Merâk etmeyin hanım, hummâ…

    -Hayır, Hudâ’ya emanet, neden merâk edeyim?

    Fakat kuzum, ne kadar olsa ben de vâlideyim!

    Sekiz gün oldu, harâret devam edip duruyor.

    Bakın nabızları bîçârenin nasıl vuruyor.

    Sarardı, korkuyor insan bakınca ellerine,

    -Üzülmeyin siz efendim, gelir çabucak yerine;

    Çocuktur …

    -Gece pek çok sayıklıyor.

    -Ne zarar!

    -İlâç verir misiniz?

    -İstemez…

    Kadın ağlar.

    ……………………………………………………………….

    MÂİ DENİZ

    Sâf ü râkid… Hani akşamki tagayyür, heyecan?

    Bir çocuk rûhu kadar pür-nisyan,

    Bir çocuk ruhu kadar şimdi münevver, lekesiz

    Uyuyor mâi deniz.

    Ben bütün bir gecelik cûşiş-i ahzânımla,

    O hayâlât-ı perişanımla

    Müteşekki, lâim,

    Karşıdan safvet-i mahmurunu seyretmedeyim…

    Yok bulandırmasın âlûde-i zulmet bu nazar

    Rûh-i ma’sûmunu ey mâi deniz;

    Âh, lâkin ne zarar;

    Ben bu gözlerle mükedder, âciz,

    Sana baktıkça tesellî bulurum, aldanırım;

    Mâi bir göz elemi kalbime ağlar sanırım…