Tevfik Fikret Dönem Ödevi

'Sözel Dersler' forumunda Elfida tarafından 4 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Tevfik fikretle ilgili dönev ödevi
    Tevfik Fikret konulu dönem ödevi

    Edebiyatimizda çok önemli bir degisimi olusturan ve Edebiyat-i Cedide Akimi olarak da bilinen Servet-i Fünûn hareketinin önderi sayilir.Siyasal düsünce ve davranislariyla hem yasadigi dönemde,hem de ölümünden sonra toplumu etkilemis bir sâirdir.Asil adi Mehmet Tevfik olan Tevfik Fikret Aksaray'daki Mahmudiye Rüstiyesi'nde basladi.Daha sonra Mekteb-i Sultaniye'ye(Galatasaray Lisesi)geçti.Yasaminda çok önemli bir yeri olan Galatasaray Lisesi'nde Fransiz kültürü ile tanisti.Ayrica o dönemin önde gelen yazar ve aydinlarindan Muallim Naci,Muallim Feyzi ve Recaizâde Mahmut Ekrem bu okulda ögretmendiler.Fikret bu ögretmenlerinin etkisiyle siir yazmaya basladi.Çok basarili bir ögrenci olan Tevfik Fikret 1888'de Galatasaray'i birincilikle bitirerek Hariciye Nezareti'nde (Disisleri Bakanligi)göreve basladi.Ama kisa bir süre sonra yeterince çalismadan para aldigini düsünerek bu görevden ayrildi.Bu sirada Ticaret Mekteb-i âlisi'nde hat(güzel yazi)ve Fransizca dersleri vermekteydi.Tevfik Fikret 1891'de Mirsad dergisinin açtigi siir yarismasinda birinciligi kazaninca adi edebiyat çevrelerinde duyulmaya basladi.Bir yil sonra Mekteb-i Sultani'nin ilk bölümünde Türkçe Ögretmeni olarak atandi.1895'te,devletin tasarruf etme gerekçesiyle memur ayliklarinin nyüzde 10'unu kesmesi üzerine tepki olarak bu görevden ayrildi ve kendi kösesine çekildi.

    Mekteb-i Sultani'deki ögretmenligi sirasinda Tevfik fikret iki arkadasiyla birlikte ''Malûmat'' dergisini çikartmaktaydi.1896'da eski ögretmeni Recaizâde Mahmut Ekrem'in önermesiyle Servet-i Fünûn dergisinin edebiyat bölümünün basina getirildi.Ayni yil yasaminin sonuna kadar sürdürecegi Robert Koleji'nde Türkçe Ögretmenligi görevine getirildi.Daha önceki siirleriyle adini duyurmus olan Tevfik Fikret Servet-i Fünûn'u kisa sürede önemli bir edebiyat dergisi durumuna getirdi.Bu derginin çevresinde Hâlid Ziya Usakligil,Cenab Sahabeddin,Mehmet Rauf,Hüsayin Cahid Yalçin gibi bir çok genç ve yetenekli yazar kümelenmisti.Fransiz edebiyatini örnek alan ve agirlikli olarak bireysel konulari isleyen bu genç yazarlar batililasma konusuna ilgi duyan aydin okurlara yönelen Edebiyat-i Cedide Akimi'nin yayin organi durumuna geldi.Bu yillar ülkede II.Abdülhamid yönetiminin aydinlar üzerindeki baskiyi yogunlastirdigi dönemdi.Tevfik Fikret 1900'de siirlerini Rübab-i Sikeste adini verdigi kitabinda topladi.Birinci baskisi iki ay içinde tükenen kitap büyük ilgi gördü.Bu arada Servet-i Fünûn'da kümelenen bu genç yazarlar arasinda yavas yavas görüs ayriliklari belirmeye basladi.Samipasazâde Sezai'nin de içinde bulundugu bazi yazarlar dergiden ayrildi.Bir süre sonra derginin sahibi ile anlasmazliga düsen Tevfik Fikret Müzesi olan ,planlarini da kendisinin çizdigi ve ''Âsiyan''(Kus Yuvasi) adini verdigi evi yaptirdi.Esi ve oglu Hâluk ile birlikte Âsiyan'a yerlesen Tevfik Fikret çok az kisi ile görüsüyordu.Istanbul'da elden ele dolasan ,Sis,Sabah olursa.Bir Lahza-i Taahhur gibi toplumsal içerikli ve siyasal baskilara karsi çikan siirler yazmaktaydi.Bunlardan ''Sis'' siirini ancak II.Mesrutiyet'in ilanindan sonra yayimlayabildi.Bu dönemde yazdigi ''Tarih-i Kadim'' adli siiri Tevfik Fikret'in dünya görüsünü yansitmasi açisindan öenmlidir.Bu siirde,en güzel ve en dogru örnek diye geçmis zamani gösteren tarih anlayisiyla alay eder.Bu anlayisin gelecek günlerinde de geçmisin aynisi olacagi düsüncesini asiladigini öne sürer.Tevfik Fikret'in bu siirine abdülhamid yanlisi tutucu çevreler agir elestiriler yöneltmislerdir.

    Tevfik Fikret,Abdülhamid'in terör ve baskisina son vererek ülkeye özgürlük getirecegine inandigi ittihat ve Terakki Cemiyeti'ni desteklemekteydi.1908'de II.Mesrutiyet'in ilanini çosku ile karsilayan Fikret çekildigi kabugundan çikti.Eski arkadaslariyla barisarak düsünce alaninda yeni bir atilima girismeye çalisti.Bu dogrultuda Hüsayin Cahid ve Hüseyin Kâzim Kadri ile birlikte Tanin gazetesini çikarmaya basladi.Ama yazi isleri müdürlügünü üstlendigi bu gazetede ittihat ve Terakki yönetimi onun maarif naziri (egitim bakani)olmasini istiyordu.Fikret bu istegi geri çevirdi.Ama Mekteb-i Sultani müdürlügünü kabul etti.Lisenin 1905'te yanan binasini onartarak okula çagdas bir anlayisa sahip yepyeni bir kisilik kazandirdi.Ama 31 Mart Olayi'nin ardindan görevinden istifa etti.Daha sonra yeniden döndügü bu görevden sekiz ay sonra kesin olarak ayrildi ve Âsiyan'a çekilerek yalnizca Robert Koleji'ndeki ögretmenligini sürdürdü.Artik Ittihat ve Terakki yönetimine karsi da tavir almisti.''Han-i Yagma'',''Sancak-i Serif Huzurunda ''gibi siirlerinde yeni yönetimi agir bir biçimde elestirmekteydi.Meclisin 1912'de kapatilmasini .1878'de II.Abdulhamid tarafindan kapatilmasina benzeterek ''Doksan Bese Dogru''adli siirini yazdi.Bu kez de Ittihat ve Terakki 'nin fedaileri onu izlemeye basladi.O yillarda seker hastasi oldugu saptanan Tevfik Fikret tedaviye yanasmayinca öldü.

    Tevfik Fikret edebiyat yasamina öykü ve oyun denemeleriyle baslamis,ama bu türlerde amaçlandigi basariya ulasamayacagini anlayinca kendini tümüyle siire verdi.Malûmat ve Servet-i Fünûn dergileri ile Tarik gazetesinde yasama,sanata ve edebiyata yaklasimini yansitan makaleler yazmissa da bu yazilar siirleri kadar önem tasimaz.Gerçek sanatsal gücünü ve kisiligini siirde bulmustur.Fikret'in siiri üç evreye ayrilabilecek bir gelisme çizgisi göstermistir.Bunlar,Servet-i Fünûn dönemine kadar süren arayis yillari ,Servet-i Fünûn dönemi ,II.Mesrutiyet öncesi ve sonrasi olarak belirlenebilir.T.Fikret siirinin ilk evresinin ürünlerinden bir bölümünü ''Eski Seyser''adi altinda Rübab-i Sikeste'nin sonuna eklemistir.Bunlardin disinda ,çesitli dergi ve gazetlerde yayimlanmis bir çok siiri vardir.Tevfik Fikret gençlik dönemininin ilk siirlerinde sâir ögretmenleri Recaizâde Mahmut Ekrem ve Muallim Naci'nin etkisinde kalmistir.Mekteb-i Sultani'de ögrenci oldugu bu yillarda Fransiz siiriyle tanismasi da Tevfik fikret'in siiri üzerinde son derece etkili olmustur.Fransa'daki Parnasse etkisinde kalmistir.Mekteb-i Sultani'de ögrenci oldugu bu yillarda Fransiz siiriyle tanismasi da T.Fikret'in siiri üzerinde son derece etkili olmustur.Fransa'daki parnasse hareketine bagli sâirlerden ,özellikle François Coppe'den etkilenmistir.Aruz ölçüsüne bagli olan egemenligi daha ilk siirlerinden baslayarak görülmekteydi.Fransiz siirinin etkisiyle geleneksel siir yapimizda yaptigi degisiklerle beyit bütünlügünü kirarak dizeyi özgür kilmis ve aruz ölçüsünün kati kaliplarini genisletmis ,serbest kosuga geçisin önünü açmistir.Siir yasaminin ikinci evresi olan Servet-i Fünûn döneminde T.Fikret ustalastigi ve egemen oldugu yeni siir teknigi ile yetkin siirler yazmistir.Bu siirlerine yeni gelisen dünya görüsü de yansimistir.Bu dönemde ürettigi yapitlarini topladigi Rübab-i Sikeste'de ,toplumsal konularin yani sira kisisel duygu ve düsüncelerini anlatan siirlerle doga siirleri ve portreler yer almistir.Tevfik fikret toplumsal siirlerinde yoksul ve yasam olanaklari kisitli insanlarin yasamini anlatmistir.''Hasta Çocuk'',''Balikçilar''gibi birer öykü biçiminde yazilmis olan yapitlarinda aruz ölçüsünü ustalikla kullanmis,siirdeki konusmalari günlük konusmalara yaklastirmak amaciyla yenilikler gerçeklestirmistir.Kisisel duygu ve ve düsüncelerini anlatan siirlerinde ise genellikle siyasal yönetimlerin güdümündeki yasamin çirkinligiyle uzak ve düssel ülkelere kaçma konularini islemistir.Dis dünyaya bir ressam gözü ile bakabilen Fikret'in doga siirlerinde anlatim ve deyis ustaligi doga ile siir arasinda bir uyum yaratir.Örnegin ''Yagmur''siiri cam üstüne düsen yagmur damlaciklarinin çikarttigi sesi üstüne düsen yagmur damlaciklarinin çikarttigi sesi andiran bir müzik dokusuna sahiptir.''Maî Deniz'' adli siirinde ise doga ile insan arasinda ilski kurmustur.Fuzulî,Nedim,Recaizâde Ekrem,Abdülhak Hâmid Tarhan gibi sevdigi sairlerin portrelerini ''Aveng-i Tasvir ''adini verdigi siir dizesinde çizmistir.Tevfik Fikret'in Servet-i Fünûn dönemindeki yapitlarinda ,daha sonraki dönemlerde siirinin bu evresinde ölçüye ,uyaga,sözcüklerin sesine,siirsel anlatima önem vermis,yapitlarini büyük bir tizizlilikle islemistir.

    Tevfik Fikret'in siir yasamindaki üçüncü evreyi ''Sis''(1902) siiryle baslatabiliriz.Bu dönem siirlerinde siyasal yan agir basmistir.Bu yapitlarda mutlakiyet yönetiminin zulmüne karsi halkta uyanmaya baslayan özgürlük ve esitlik düsüncelerinin ,baskiya kisitlamalara ve dinsel tutuculuga karsi olusan tepkinin yansimalari görülür.Ana hatlariyla daha önce yazdigi doga siirlerine benzeyen ,ama içerik olarak en zengin siirlerinden biri olan ''Sis''te betimlenen bir doga parçasi degil,Istanbul'dur.T.Fikret ,sevdigi ama siyasal yönetimin bir suç ortagi gibi gördügü bu kentin ,maddi ve manevi bütün begenmedigi yanlarini büyük bir öfkeyle sergiler.Bu dönemdeki siirlerini Rübab-i Sikeste'nin 1908'den sonraki baskisina almistir.Bu siirlerde edebi sanatlari bir süs olarak degil,duygusunu daha güçlü anlatabilmesine olanak taniyan bir araç olarak kullanimistir.''Ferda'',''Han-i Yagma'',''Sabah Olursa'',''Tarih-i Kadim'' gibi siirlerinde toplumsal olusum ve degisimleri içinde duyan bir baskaldiri sâiridir.Nurullah Ataç'in ''Türk Edebiyati'nda onun kadar düsünceyle dolu bir siir daha göstermek olasi degildir.''diye tanimladigi ''Tarih-i Kadim''siiri Fikret'e karsi bir tepkinin olusmasina yol açmistir.Mehmet Akif Ersoy 1912'de yayimladigi ''Süleymaniye Kürsüsünde''adli siirinde Robert Koleji'nde ögretmenlik yapan T.Fikret'i protestanlara satilmislikla suçlar.Fikret ise 1914'te yazdigi Tarih-i Kadim'e Zeyl ''adli siirinde Mehmet Akif'e yanit verir.Din anlayisini açiklayarak ,insanlarin putlari kendilerinin yaptigini ,sonra da onlara taptigini söyler.Kendisinin ise ne cennete ne de cehenneme inandigini,hak dininin doga oldugunu belirtir.Özgür düsünceye ,inanç özgürlügüne en koyu ve kör bir tutuculukla saldirildigi bir dönemde bu görüsleri açikça söyleyebilmek büyük bir cesaret isiydi.

    T.Fikret II.Mesrutiyet'i büyük bir coskuyla karsilamis,ama umdugu özgürlügü ve esitligi bulamayinca düs kirikligina ugramistir.1911'de yayimlanan Rübabin Cevabi'nda düs kirikligini dile getiren sâir Ittihat ve Terakki yönetimini suçluyordu.Siirinin bu son evresinde T.Fikret'te karamsarlik,umut ve baskaldiri bir arada görülebilir.Haluk'un Defteri(1911) T.Fikret'in en iyimser ve umutlu siirlerini içerir.Cumhuriyetin ilk kusaklarini da oldukça etkileyen bu siirler gençlige çaliskanlik,yurt sevgisi,sonsuz bir özgürlük anlayisi ve haktan yana olma gibi erdemleri ögütler.1914'te hastaligi sirasinda yazdigi son kitabi Sermin'de Fikret bu kez çocuklara seslenir.Bu yapitlarinda Farsça ve Arapça tamlamalar yerine yalin bir dil egemendir.T.Fikret'in sanatçi kisiliginin bir yani da onun ressamligidir.Tablolarinin çogunda yalin bir ayrinti arayisi vardir.Patel renklerin agirlikli akisi resimlerine dokunakli bir hava verir.