Tevbe edilen günahlardan hesaba çekilecekmiyiz ?

'Sorularla İslamiyet' forumunda Semerkand tarafından 1 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Tevbe ettiğimiz günahlardan hesaba çekilecekmi?
    Tevbe edilen günahlardan dolayı hesaba çekilecek miyiz?
    tevbesi kabul edilen

    İnsan geçmişte yaptığı günahından dolayı pişmanlık duyarsa mahşer günü o günahlardan cezalandırılır mı.

    Ahirette az olan günahlardan dolayı hesaba çekilecek miyiz?
    Soru


    Mahşerde tövbesi kabul edilmiş olanlar ya da hasenatları ağır gelenler dünyadaki bütün mahcup edici günahlarından da gösterilerek suale çekilecek mi?


    Cevap
    Değerli kardeşimiz;


    İnsanların günahları sevabından az dahi olsa yine bunlardan dolayı hesaba çekileceklerdir. Ancak bunların hesabında kolaylık gösterilecek ve azab çekmeyeceklerdir.

    Peygamberler ve bazı veli kullar mahşer meydanında sorgusuz sualsiz cennete gideceklerdir. Bu dünyada günahlarından tevbe etmiş insanlar ahirette o günahtan dolayı hesaba çekilmeyecektir. Çekilse bile sonunda affedileceklerdir.

    Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

    "Kim bir kardeşinin ayıbını örterse; Yüce Allah da onun dünya ve ahirette ayıplarını örter."(Müslim, Zikr, 38; Ebu Davud, Edeb, 68; ibnu Mace. Mukaddime, 17. Aynı konuda bkz: Buhari, Mezalim, 3.)

    Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

    "Kim kardeşinin bir ayıbını örterse, sanki canlı olarak toprağa gömülerek öldürülen bir kız çocuğunu ölmeden hayata döndürmüş gibi sevap alır."(Ebu Davud, Edeb, 38; Nesai, Sünen-i Kübra; No: 7281; Ah-med, Müsned, IV, 147; Hakim, Müstedrek, IV, 383; ibnu Hıb-ban, Sahih, No: 517; Beyhaki, Süne-i Kübra, VIII, 331.)

    İnsan, iyilik ve kötülüğe kabiliyeti dolayısıyla varlıklar arasında en mükemmel mevkie çıkabildiği gibi, en düşük dereceye de düşebilmektedir. Böyle bir fıtratta yaratılan insanın elbette bütün yaptıklarının kaydedilmesi gerekir. Herşeyi muhafaza eden Cenab-ı Hakkın hafıziyeti, amel ve fiillerinin muhafazasını gerektirir. Muhafaza edilen bu amellerin adalet terazisinde tartılması, ona göre hakkında mükâfatın veya cezânın verilmesi zarurîdir.

    İşte bu hakikata işaret eden âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
    “O gün amelleri tartacak terazi haktır. Kimin sevapları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kimin de sevapları hafif gelirse, işte onlar âyetlerimizi inkâr ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.”1

    Amellerinin tartılmasında İlâhî adaletin bütün haşmeti ile tecelli edeceğine işaret eden, “Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez”2 meâlindeki âyet-i kerimede de yine bu hakikat dile getirilmektedir.

    O halde kıyamette Allah insanların amellerini tartarken, iyi veya kötü oldukları hükmünü açıklarken, iyilik ve kötülüklerin ağırlığına göre yapacaktır. Lem’alar’da Allah’ın haşirde büyük mizanı ile insanların amellerini tartacağı ve iyiliklerin kötülüklere galibiyeti veya mağlubiyeti noktasında hükmedeceği meselesi yukarıda geçen âyet-i kerimeye dayanmaktadır.3

    İtikad ile ilgili bütün kitaplarımızda âhirette amellerin tartılması meselesinin hak olduğu açıkça kaydedilmektedir. Fakat bu tartının mahiyetini dünyadaki ölçülerimizle ifade etmemiz mümkün değildir. Ancak şurası muhakkaktır ki, Cenâb-ı Hak bütün insanların amellerinin muhasebesini en kısa zamanda halledip, iyilik ve kötülüklerini ortaya çıkaracaktır.

    Bu hususta Muhammed Ali es-Sâbunî şöyle der: “Amellerin, iyilik ve kötülüklerin bizzat tartılması akıldan uzak bir hadise değildir. Modern ilimler, sıcağı, soğuğu, rüzgârı ve yağmurları ölçtüğü halde, sonsuz kudret sahibi olan Cenab-ı Hak insanların amellerini tartmaktan âciz mi olur?”4

    Buna rağmen, amellerin nasıl tartılacağı hususunda kesin bir şey söylememiz mümkün değildir. Çünkü ahiret ve Cennet ahvâli bu dünyadaki ölçülerimizle ifade edilemez. Nitekim el-Bidaye’de “Mizân (tartı aleti) amellerin miktarlarını tesbite yarayan birşey olup, akıl onun mahiyetini bilmekten âcizdir. Dünya terazilerine benzetilmesi mümkün değildir. Bu hususta nakle (Kur’ân ve hadisteki naslara) teslim olmak en selâmetli yoldur”5 denmektedir.

    O halde Cenab-ı Hak amelleri mutlaka tartacaktır. Keyfiyetini bilmediğimiz bir mizan ile insanların iyilik ve kötülüklerini tartacak, muhteşem adaletini tecellî ettirecektir. Şayet iyilikler fazla, kötülükler az olursa o kimse ehl-i necat olur. Tersi ise, azaba müstahak olur. Fakat Allah, rahmeti ile yine affedebilir. İmanı var, fakat günahı da varsa cezasını çektikten sonra yine Cennete girer. Allah’ın sonsuz rahmetine mazhar olur.
    Bununla beraber amellerin tartılmasının, hesaba çekilmenin kolay olmadığını Resulullah Efendimizin (a.s.m.) bazı hadislerinden anlamaktayız. Dualarında sık sık “Allah’ım, bana hesabımı kolaylaştır” buyurduğu rivayet edilmektedir.

    İnsanın o gün Allah’ın rahmet ve mağfiretine daha çok muhtaç olduğu, hesap esnasında Onun rahmetinin sonsuz genişliği olmasa, insanın zor durumda kalacağını yine hadis-i şeriflerinden anlamaktayız.6

    Hülâsa, o gün amel defterindeki her muamele en ince noktalarına kadar hakkıyla tartılıp, herkesin kâr ve zarar bilançoları çıkarılıp hesapları kapanacaktır. İyilikleri kötülüklerinden, kârları zararlarından fazla çıkarsa o kimse kurtuluş ehli olacaktır. Sevapları günahlarından eksik çıkarsa o kimse zarara uğrayacaktır.

    Mü’mine düşen vazife, iyilikleri kötülüklerine, kârları zararlarına galebe çalacak şekilde ameller yapması, ona göre hesap gününe iyi hazırlanmasıdır. Ve “Allah’ım, hesabımı kolaylaştır” diyerek Allah’a yalvarmasıdır.

    1. A'raf Sûresi, 8.
    2. Nisa Sûresi, 40.
    3. Lem'alar, 81.
    4. Safvetü't-tefâsir , 1:437.
    5. el-Bidaye fîusuli'd-dîn, 92.
    6. Müsned, 6:48.

    Mehmed Paksu Meseleler ve Çözümleri -2



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet