Testis Kanseri Hakkında

'Hastalıklar' forumunda HazaN tarafından 17 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Testis kanserinin belirtileri
    Testis kanserinin tedavisi
    Testis kanseri erken teşhis

    Nedenleri

    Testis dokusunda travma ve kriptorşi-dizm (testislerin doğuştan torbaya in*memiş olması) tümör oluşumunu kolay*laştıran etkenlerdir. Karında bulunan testislerin altı yaşından önce cerrahi gi*rişimle yerine konması (orşidopeksi), sayesinde oluşabilecek kütle daha ça*buk fark edilebilir. Bazı uzmanlara göre ergenlikten sonra kriptorşidizmin en et*kili tedavisi orşidopeksi değil, testisin cerrahi girişimle alınması, yani orşiek-tomidir. Hastalığın kalıtsal olduğuna ilişkin kesin kanıt yoksa da, testis tümörlerine bazı ailelerde daha sık rastlandığı bilin*mektedir. Aynca deneysel olarak, kemi*rici hayvanlarda testis içine çinko ve kadmiyum gibi metal tuzlan verilince tümör oluştuğu görülmüştür.

    Tümör Tipleri

    Testis içindeki herhangi bir hücreden kaynaklanabilen tümörler, bu hücrelerin tipine göre yapısal ve işlevsel farklılık gösterir. Olguların yüzde 98′e varan bü*yük bölümünde tümörler doğrudan sperma üretmekten sorumlu dokudan kaynaklanır. Bu tür tümörlerin en sık (yüzde 50′den fazla) görüleni, birincil sperma hücrelerinden (spermatosit) kaynakla*nan seminomlardır. Aynı dokudan kay*naklanan teratokarsinom, embriyonsu karsinom ve koryokarsinom ise daha az farklılaşmış hücrelerden çıkan kötü huylu tümörlerdir. Testislerde Leydig ve Sertoli adlarıyla bilinen iki ayrı hüc*re tipi vardır. Çok daha az görülen bu hücrelerin tümörleri sırasıyla leydigom ya da Leydig hücresi tümörü ve androb-^ lastom adlarıyla tanınır.

    Belirtileri

    En sık (olguların yüzde 75-90′ında) rastlanan belirti, tek bir testisin, genellikle ağrısız biçimde büyümesidir. Tes*tis üzerinde tümsekleşme, olgulann yüzde 15-35′inde kasığa yayılan bir ağ*rıya neden olur. Muayene sırasında fark ‘ edilen teslisteki kütle farklı büyüklüklerde olabilir. Yeni gelişen ve özellikle seminom tipinde olmayan tümörlerde seyrek olarak tümörün testis torbası (skrotum) derisine yapıştığı görülür. Ol*gulann yüzde 53-57’sinde tümör sağ testistedir. Genellikle hasta hekime geç gitmekte, ilk belirtilerin ortaya çıkma*sından tanı konmasma değin geçen süre 6 ayı bulmaktadır. Hasta bel ağrılarından yakınıyorsa, tümörün karın zarı (periton) arkası lenf düğümlerine sıçradığından kuşkulanmak gerekir. İlerlemiş evrede, karam elle derinleme muayene*sinde, sağn bölgesinde veya da omur*ganın dış bölgesinde kütle saptanabilir. Bazı olgularda, büyümüş lenf düğümle*rinin idrar yollanna baskı yapmasına bağlı olarak idrar akımı kesilebilir. Koryokarsinom ya da androblastom tipi tü*mörler söz konusu olduğunda memeler*de büyüme (jinekomasti) ve meme başlarında koyulaşma saptanır. Bazı androblastomlar erkeklik özelliklerinin be*lirginleşmesine yol açmakla birlikte testis tümörlerinin önemli bir bölümü hormonal açıdan etkin değildir. Leydig hücrelerinden kaynaklanan tümörler er*keklik özelliklerinin ergenlikten önce ortaya çıkmasma neden olur.

    Hastalığın Gidişi ve Komplikasyonlar

    Tümör önce bütün testise yayılır. Bölge*sel lenf düğümlerine sıçrama (metastaz) oldukça sık görülür. Seminomlulann yüzde 50’sinden fazlasmda, seminom dışı tümörlerin yüzde 75-80′inde, klinik tanı sırasında bu metastazlara rastlan*maktadır. Tanı gecikirse büyüyen lenf düğümlerinin dokulara basınç yapma*sından kaynaklanan belirtiler ortaya çı*kar. Kasık lenf düğümlerine metastaz yalnızca bütün testis torbasına yayılan tümörlerde ya da kasık kanalından tor*baya inmeyen testisten çıkan tümörler*de görülür. Testis tümörlerinin yayılımı testis torbası içinde yer alan spermatik kordon toplardamarları aracılığıyla, tü*mör sağ testisteyse alt anatoplardamara, sol testisteyse sol böbrek toplardamarı*na doğru olur. Koryokarsinomlar özel*likle lenf düğümlerine yayılmadan doğ*rudan toplardamar yolunu kullanır. Ak*ciğerler lenf düğümü dışındaki metas*tazların en sık görüldüğü organlardır. Metastazlar en çok yuvarlak biçimli, çok sayıda ve farklı büyüklüktedir. Da*ha ileri evrelerde akciğer zarında (plev-ra) sıvı toplanır, karaciğer, kemik ve be*yin metastazları görülür.

    En sık görülen komplikasyonlar aşa*ğıda sıralanmıştır:

    • Baskı ve tıkanmaya bağlı belirtiler – Karın zarı arkasındaki büyük lenf dü*ğümlerinin idrar yollarına, alt anatoplar*damara ve omurganın yanlarında bulu*nan sinirlere baskı yapmasından kay*naklanır. İlerlemiş olgularda mideye ya*yılma olabilir.
    • Solunum yetmezliği – Akciğer dokusundaki metastazların yaygınlığına ya da akciğer zan katmanları arasındaki sıvı*ya bağlı olarak akut ya da kronik solu*num yetmezliği ortaya çıkabilir.
    • Beyin metastazları – Tek bir odakta ya da olguların yüzde 15′inde görüldü*ğü gibi çok sayıda olabilir.

    Tedavi

    Geliştirilen tedavi girişimleri sayesinde embriyonsu yapıda testis tümörlerinin her tipinde ve evresinde iyileşme sağla*nabileceği gösterilmiştir. Tedavide bu ilerleme, seminomlarda yüksek enerjili yaygın ışın tedavisi aracılığıyla, seminom dışı tümörlerde ise birden çok ilaç kullanımına dayalı kemoterapiyle sağ*lanmıştır. Günümüzdeki tedavi sorunla*rı özellikle seminom dışı tümörlerde or*taya çıkar. Bu sorun, seçilen ilk ilaçlar*dan sonra tedavinin hangi ilaçlarla sür*dürüleceği noktasında yoğunlaşır. İler*lemiş evrelerde bulunan ya da yalnızca cerrahi tedavi uygulanıp sonradan yine*lemiş olgularda, bir engel yoksa cerrahi girişimle birlikte çok ilaca dayalı kemo-terapi uygulanabilir. Ayrıca yeni ilaçlar ve ilaç tedavisinde kullanılabilecek maddeler üzerinde çalışmalar yapılmak*tadır. Bunların özellikle metastazı olan hastaların iyileşmesine önemli ölçüde katkıda bulunacağı sanılmaktadır.