Terör ile ilgili kompozisyon

'Ders notları' forumunda Misafir tarafından 18 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Terör ile ilgili kompozisyona ihtiyacm var. Yardımcı olabilir misiniz?
     



  2. Cevap: Terör ile ilgili kompozisyon

    TERÖR

    Elimde tarihimizle ilgili bir kitap; okumaktan, daha doğrusu yakın tarihimizdeki olayların can sıkıcılığından yorulmuşum.
    Göz kapaklarıma söz dinletemiyorum. Nihayet kapanıyorlar.
    Kapanır kapanmaz farklı bir âleme gözlerimi açıyorum.
    Canhıraş bağırışlar, haykırışlar patlamalarla yerdeki tozları gökyüzüne savuruyor. Askerler sağa sola koşuşturuyor, kimisi kendini bir taşın arkasına atıyor,kimisi yere yüz üstü yatıp savunma pozisyonuna geçiyor.
    Patlamalar durmuş karşı dağdan açılan yaylım ateşi askerlerin cevabıyla susmuştu. Bu askeri bir intikal konvoyuydu. Yol üstlerine yerleştirilen mayınlar uzaktan patlatılmış, karşı dağlardan da askerler uzun namlulu silahlarla taranmıştı.
    Yanlarına yaklaştım bunlar bizim askerlerimizdi.
    İlk karşılaştığım askere sordum;
    —Mehmet bu ne hal?
    –Ağabey terör dedikleri işte bu.Pkk lılar tuzak kurmuş.
    —Mehmet bu Pkk lılar Müslüman mı?
    —Cenazelerini Müslümanlar gibi kaldırıyorlar ama Marksist-Leninist olduklarını söylüyorlar.
    —Yani size, müslümana karşı silah çekebilmek için vicdanlarını bu dediklerinle mi karartmışlar?
    —Bilmiyorum abi herhalde öyle?
    …
    Dikkatlice bakıyorum Mehmetlerin yanlarında yeşilli beyazlı varlıklar görüyorum. Ellerinde içecek dolu saydam sürahiler var.
    —Siz kimsiniz bu içecekler ne?
    —Bizler saki melekleriz, Sürahilerde dolu olan ise şahadet şerbeti. Takdiri vaki olanlara acı çekmemeleri için bunlardan sunuyoruz.
    —Hem bu şahadet şerbetini içenler gerçekte ölmüyorlar, sizlerin anlamadığı bir ortamda yaşamaya devam ediyorlar.
    “Allah yolunda öldürülenlere sakın ölülerdir demeyin. Onlar diridirler. Fakat siz bilmezsiniz.”Ayeti Celilesini mırıldanıyorum.
    —Pekâlâ, teröristlerden ölenlere ne sunuluyor?
    —Ölümcül yara alanların Allah susuzluklarını artırıyor, onu hangi şeytan kandırdıysa son anında da musallat oluyor.
    Hayatında sahip olduğu bütün iyilikler karşılığı susuzluğunu daha da artırıcı görünüşü güzel,tadı iğrenç ve ateş gibi sıcak içecek vaat ediyor. Bu susuzluğu o kadar derinden hissediyorlar ki o vaat edilen içecek karşılığı Yaradanlarını bile inkâr ediyorlar ve öylece ölüyorlar?

    Mehmetlerden ve Meleklerden müsaade alıyor, yoluma devam ediyorum.
    Emre Doğru​

    5. Sınıf öğrencisinden bir kompozisyon…

    Bahar kokulu anaya,
    Anlıyorum, öyle üzgün, öyle bitkin duruşundan. Anladım, anladım. Boşuna yorma kendini, konuşma. Yaşadıkların yüzünden okunuyor, gül kokulu anam.
    Bebeğini, oğlunu kucağına ilk aldığında neler hissettiğini anlıyorum. İçinden “Bu bebek benim oğlum. Büyük adam olacak, askere gidecek, her engeli aşacak benim oğlum” demiştin.
    Yedirmiştin, doyurmuştun, hastalığında üzülmüştün, güzelce giydirmiştin. O’nu her şeyden çok sevmiştin. Askere gitme zamanı gelince, her anne gibi sen de askere göndermiştin. Davullarla, zurnalarla, güle oynaya geçirmiştin. O zaman içinde bir burukluk hissetmiştin. Kimselere söyleyemediğin bir histi bu, ama bir yandan da gururluydun. Biliyordun, oğlunun askerlik yapacağı yer, son günlerde gencecik askerlerin şehit olması ile gündeme geliyordu. Düşündün, “oğlum belki şehit olacak, belki de alnının akı ile askerden dönecekti”. Tek çare beklemekti. Sen de bekledin.
    Televizyonda hep görüyordun, terör örgütleri gencecik askerleri kalleşçe şehit ediyorlardı. Çok üzülüyordun, hem de buruk bir sevinç duyuyordun içinde, benim oğlum değilmiş diye.
    Birgün oğlunun en sevdiği yemeği yapıyordun, yani ıspanaklı börek. Bir yandan da televizyonda şu türkü çalıyordu “Urfa dağlarında gezer bir ceylan…”. Türküye eşlik ediyordun, dalmıştın. Kapının sesi ile irkildin. Sebepsiz bir korku ile kapıyı açtığında, askeri gördün. İçinden bir şeyler kopmuştu, oğlun sanmıştın. Ama O’nun olmadığını anladığında acı haberi alıyordun. Oğlun, biricik yavrun şehit olmuştu. Ağladın, ağladın. O gözyaşları boşuna değildi. O gözyaşları oğlun içindi. O’nun gittiğinden beri çok yalnızdın. Hergün haberlerde askerlerin şehit olduğunu öğreniyordun. Sen de bıkmıştın. Bitsin artık bu terör diyordun. Ama şimdi güçlü ve gururlu olmalıydın. Düşmanlar senden korksun. Daha doğrusu Türk analarından korksun. Türk anaları oğullarını askere gönderdikçe bu vatan bölünmezdi. Haydi anacığım sen de diğer şehit analarını teselli et tamam mı?
    Bir doğumunu hatırla, bir de ölümünü düşün. Ne kadar fark var arada. O ZAMAN BİR OĞLUN VARDI, ŞİMDİ İSE EN YÜCE BİR YERDE OLAN ŞEHİT BİR OĞLUN VAR.
    Siz şehit anaları, bu vatan uğruna canını veren şehitlerimiz kadar kutsalsınız ve onların bizlere emanetisiniz.
    Minnet duygularımla ellerinden öderim.