Tekerleme Nedir-Tekerleme özellikeri nelerdir

'Ders notları' forumunda Wish tarafından 5 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Tekerleme, çocuğun dinleme, konuşma ve dilin anlam yapılarının, cümlelerin, dilin özelliklerini, sık sık yapılan tekrarlarla ezber alışkanlığını kazandırarak çocuğun psikomotor becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur. Dilin telaffuzu, boğumlaması ile bir bütün halinde öğretilmesine katkıda bulunur. Dildeki sembolleri, alegorik anlatımı, sebep-sonuç ilişkisine dayandırarak dilin mantıksal dizinini kavratır. Dilin matematiğini geliştirir. Dilin gülmece ve eleştirel boyutunu tanıtır.

    “Ebe ebe nerede, su doldurur derede, dere boyu çalılık, şu ebe ne de alık, ebe suya dalamaz, araba da bulamaz, ene mene dostum, ben sana küstüm, armudu kestim, tavana astım, tap dedi düştü, kargalar üşüştü, bu da bana düştü.”

    Ebe bulma oyunlarındaki tekerlemenin dilin koşullarıyla oyunun eş zamanlı olarak tanıtılması, dil aracılığı ile oyun kişilerinin ruhsal ve eylemsel konumlarının belirlenmesi, dili oldukça geliştiren bir durumdur.

    Tekerlemeler, manilerin giriş bölümleri, sayışmalar ilk başta anlamsız görünürler, çok zengin özlü simgesel içerikleri düşünsel olarak da anlaşılmalarını zorlaştırır, “ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken” tekerleme cümlesinin anlamı şudur: anası beşikte olacak kadar küçükken o insan var olmayacağından beşiği de sallayamaz. Belli bir düzeyde doğrudur. Bu sözcük kümesi zaman kavramı üstünde ilginç bir oyun oynuyor. Kuşaklar arasında katılım dolayısıyla, ilerde ana olacak her bebekten çocuğun var olduğu söylenebilir. Anasının beşiğini sallayan bir insanın olduğunu söyleyerek bu tekerleme parçası, çok ekonomik biçimde tarihsel zaman kavramının dışına çıkıyor. Kısacası, masaldaki olayların tüm kuşaklar için geçerli olacağını anlatmaya çalışıyor (Karabaş, 1999: 274). Dil oyunları ile tekerleme çocuğun dil sınırlarını tıpkı düş gücünü, düşlerinin sınırlarını genişletir gibi genişletir. Dili matematiksel problemlere dönüştürerek, egzersizler yaptırarak güçlendirir.

    Tekerleme, mani, sayışma, bilmece çocuğun dilsel bellek gücünü artırır. Pratik bir dil kazandırır. Çocuklar bu halk anlatı türleriyle eğlenir, düşünmeye başlar, dil ve düşünce ilişkisini sezinler, dilin gizemli dünyasını duyumsar. Bilmeceler, sayışmalar, maniler, bir varlığın, olayın, kavramın adını vermeden kapalı biçimde, çağrışımla birlikte, özelliklerini belirterek bulunmasını sağlarken, çocuğun sözcük dağarcığını da zenginleştirir

    Sözlüklerde “ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eşsesli kelimelerle kurulu konuşma” anlamlarına gelen tekerleme masal, öykü, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir.

    Çokluk çocuk folklorunda hoşça vakit geçirmek, konuşma kabiliyeti kazanmak, oyunlarda eş ve ebe seçmek için bu yola başvurulur. Masal tekerlemesi, oyun tekerlemesi gibi adlar alırlar. En çok çocuk oyunlarında, masalların baş, orta ve sonunda söylenirler. Yöreye göre değişik isimle de söylenirler. Doğu Anadolu da döşeme, Güney Anadolu da sayışma denir. Karagöz ve ortaoyununda muhavere, çocuk oyununda ebe, çıkarmada ise sayışma diyebiliriz. Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI. yüzyıldan itibaren rastlanır. Divanü Lügati t Türk‘te bazı tekerlemeler yer alır.

    Âşık fasıllarında Tekerleme (Tekellüm): Âşık fasıllarında, saz şairlerinin yaptıkları şiir yarışmaları halk dilinde tekerleme, âşıklar arasında tekellüm olarak adlandırılır. Bu tür şiirler ya söylenmesi zor sözcüklerden meydana getirilir ya da darayak şeklindedir. Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır. Âşıklardan biri fasıl aralarında tekerlemeye başlar ve yeni bir ayak açar.
     



  2. Tekerleme örnekleri

    LEYLEK

    Leylek leylek havada,
    Yumurtası tavada,
    Gel bizim hayata,
    Hayat kapısı kitli,
    Leyleğin başı bitli.

    KUZU

    Kuzu kuzu me
    Bin tepeme
    Haydi gidelim
    Ayşe teyzeme.

    YAĞMUR

    Yağ yağ yağmur,
    Teknede hamur,
    Bahçede çamur,
    Ver Allah’ım ver,
    Sicim gibi yağmur.

    TEKİR

    Bir iki tombul tekir
    Camdan bakar
    Başına takar
    Hop hop, altın top

    MISTIK

    Mustafa, Mıstık,
    Arabaya kıstık,
    Üç mum yaktık,
    Seyrine baktık.

    KARGA

    Karga karga “gak” dedi,
    “Çık şu dala bak” dedi,
    Karga seni tutarım,
    Kanadını yolarım.

    PORTAKAL

    Portakalı soydum,
    Başucuma koydum.
    Ben bir yalan uydurdum,
    Duma duma dum.
    Duma duma dum.
    Öğretmeni kandırdım,
    Kandırdım.

    OYUN

    Oooo…..
    İğne battı,
    Canımı yaktı,
    Tombul kuş Arabaya koş.
    Arabanın tekeri,
    İstanbul’un şekeri.
    Hop Hop altın top,
    Bundan başka oyun yok.

    SINIFLAR

    Mini mini birler,
    Çalışkandır ikiler,
    Mavi gözlü üçler,
    Dayak yiyen dörtler,
    Misafirdir beşler,
    Altılar, altınımı çaldılar,
    Yediler, yemeğimi yediler,
    Sekizler, semizdirler,
    Dokuzlar, doktor oldu,
    Onlar bizi okuttu.

    İĞNE

    Ooooo
    İğne iplik
    Derme diplik
    Çelik çubuk
    Sen çık.

    NACAK

    Nacak sapına
    İki kes
    Bir sana
    Biri de bana
     



  3. TAVŞAN

    Kapıdan tavşan geçti mi?
    Geçti
    Tuttun mu?
    Tuttum
    Kestin mi?
    Kestim
    Tuzladım mı?
    Tuzladım
    Pişirdin mi?
    Pişirdim
    Bana ayırdın mı?
    Ayırdım
    Hangi dolaba koydun?
    Çık çık dolaba koydum
    Haydi, al getir
    Getiremem
    Neden getiremezsin?
    Kara kediler yemiş.
    Vay vay, miyav

    NEREDEN GELİRSİN?

    Nerden gelirsin?
    Zikzak kalesinden.
    Ne gezersin?
    Açlık belasından.
    Nerde yattın?
    Beyin konağında.
    Altına ne serdiler?
    Perde.
    Desene kupkuru yerde.
    Bıyıkların neden yağ oldu?
    Bıldırcın eti yedim.
    Bıldırcın yağlı mıydı?
    Gökte uçarken gördüm.
    Saçların neden ağardı?
    Değirmenden geldim.
    Değirmen dönüyor mu?
    Zımbırtısını duydum.
    Ayakların neden ıslandı?
    Çaydan geçtim.
    Çay derin miydi?
    Köprüyü dolaştım,
    İşte geldim sana ulaştım.

    CAM

    Bir cam
    İki cam
    Üç cam
    Dört cam
    Beş cam
    Altı cam
    Yedi cam
    Sekiz cam
    Dokuz cam
    On cam
    Bu da benim amcam.Eveleme develeme
    Evvel altı elma yedi
    Seren sekiz serçe dokuz
    Tarmanın topu kara
    A devenin çatı kara

    EBE

    Ebe ebe nerede
    Su doldurur derede
    Dere boyu çalılık
    Derede olur balık
    Şu ebe de ne alık
    Oltamı attım,
    Balığı tuttum.
    Balık suya dalamaz,
    Ebe beni bulamaz.
    Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi
    Bunu kim dedi,
    Diyen dedi on yedi,
    Yağlı böreği kim yedi?

    ELLERİM

    Ellerim tombik tombik,
    Kirlenince çok komik
    Kirli eller sevilmez
    Güzelliği görülmez
    Dişlerim bakım ister
    Hele saçlar, hele scalar
    Uzayınca tırnaklar
    Kirlenince kulaklar
    Bize pis derler, pis derler

    ELLERİM PARMAKLARIM

    Sağ elimde beş parmak,
    Sol elimde beş parmak
    Say bak, say bak, say bak.
    Hepsi eder on parmak.
    Sen de istersen saymak
    Say bak, say bak, say bak.
    Hepsi eder on parmak.

    ALİ

    Ali baksa dum dum
    Sakalına kondum
    Beş para buldum
    Cebime koydum

    HANIM KIZI

    Çan çan çikolata,
    Hani bize limonata?
    Limonata bitti,
    Hanım kızı gitti.
    Nereye gitti?
    İstanbul’a gitti.
    İstanbul’da ne yapacak?
    Terlik pabuç alacak.
    Terliği pabucu ne yapacak?
    Düğünlerde,
    Şıngır mıngır oynayacak.