Tekalif-i örfiye nedir kısaca

'Osmanlı Tarihi' forumunda Sibel tarafından 30 Nisan 2010 tarihinde açılan konu


  1. Tekalif-i örfiye nedir

    devletin daimi ve fevkalade giderleri için hükümdarın iradesiyle toplanan vergiler. Örfi vergilerden maksat, şer’i olmayan vergiler demek değildir. Çünkü şer’i ölçülere aykırı olmayan vergiler de İslam hukûkunun şumûlüne girer. İslamiyet, devlet başkanına lüzûmunda vergi koyma selahiyeti de vermiştir. Halkın imkanları nispetinde alınan tekalif-i örfiye iki kısımda mütalaa edilir:

    1. Tekalif-i divaniyye: Harp ve aniden ortaya çıkan, büyük masraflar isteyen kamu hizmetlerini ifa edebilmek için konan vergilerdir. Avarız-ı divaniye veya sadece avarız da denir.

    Başlangıçta savaş masraflarını karşılamak için konan bu vergiler, 17. yüzyıl sonlarından itibaren normal vergiler haline gelmiştir. Avarız vergileri bütçe gelirlerinin % 10-20’sini teşkil ediyordu. Tekalif-i divaniye; Sûriye, Bağdat, Girit ve Yemen gibi eyaletlerin dışındaki eyaletlerin halkından alınırdı. Her sene vali, voyvoda ve kadılar vasıtasıyla, senede iki taksitle alınmak üzere tevzi defterleri tanzim edilirdi. Bu defterler şer’iyye sicilleri arasında saklanırdı. Avarız gelirleri, maliye teşkilatının mevkufat kalemi tarafından teftiş edilirdi. Avarız vergisi alınan kimseler köyde toprağa, şehirde ise daimi bir işe sahiptiler. Asker, din ve devlete faydalı mali ve bedeni hizmetlerde bulunanlarla, çalışamayacak durumda olanlar avarız vergilerinden muaf idiler.

    Avarız vergisi çok çeşitli olup, bazıları şunlardır:

    a) İmdadiyye-i seferiyye: Harp sırasında hazinenin (beytülmalın) durumu müsait olmadığı zaman, orduya maddi destek için halktan alınan vergidir. Miktarı fermanla bildirilirdi. Tanzimatla birlikte normal vergiye çevrilmiştir.

    b) İmdadiyye-i hadariyye: İhtiyat sebebiyle sulh zamanlarında alınan vergi olup, Rûz-ı hızır ve Rûz-ı kasım olmak üzere iki taksitte alınırdı.

    c) İanei cihadiyye: Muharebe sırasında geçici olarak toplanıp, İmdadiye-i seferiyeden farklı olarak doğrudan merkeze gönderilir, kaza ve sancaklara merkezden dağıtılırdı.

    d) Nüzûl bedeli: Çoğunlukla ülkenin savaş alanına yakın veya ordunun geçeceği yol üzerindeki konaklara komşu bölgeler için ayni; bu bölgeler dışındaki yerler için ise nakdi bir mükellefiyetti. 1683’ten sonra ağır savaş şartları sebebiyle devamlı toplanan bir vergi haline gelmiştir.

    e) Sürsat bedeli: Reayanın, ihtiyaç halinde, askeri birliklere; yem, yiyecek maddesi ve yakacağın tespit edilen fiyat üzerinden satılmasıdır. Arpa, saman, un, koyun, et, yağ, bal ve odun bu şekilde bedeli tespit edilen maddeler arasındadır. Sürsat, hukûki bakımdan sözleşmeye dayanan bir mükellefiyetti. Sürsat bedeli zaman zaman toplanırdı. 1683’ten sonra ağır savaş şartları sebebiyle nakden toplanmasına karar verildi.

    f) İştira (satın alma) bedeli: Devlet, ordu için gerekli zahireyi nüzûl ve sürsat yoluyla temin edemeyince, bu açığı zahire satın alma yoluyla kapatmaya çalışırdı. Her kazanın iştira yoluyla teslim edeceği, zahirenin miktarı, önceden kazalara bildirilir, bu sûretle bir mükellefiyet halini alırdı. İştirada fiyat piyasa fiyatı olup, halk bu fiyattan devletin istediği kadar zahire ve erzağı satmakla yükümlüydü.

    g) Diğer avarız vergileri: Ayrı ayrı isimlerle sayıları, yüze kadar ulaşır. Boğazlardan geçen gemilerden alınan izn-i sefine, konak masrafı, kürekçi bedeli, muafiyet bedeli, kereste bedeli, yol resmi bunlardan bazılarıdır. Dine uygun olmayarak alınan bazı avarız vergileri için zaman zaman bu husûsu belirten fermanlar gönderilirdi.

    2. Rüsûm-ı örfiyye (örfi vergiler): Devletin idari hüküm mercilerinin (organlarının) ifa ettikleri, icra ve hüküm vazifeleri karşılığında halktan aldıkları vergilerdir. İcra (yürütme) ve hüküm (yargı) mercileri olan beylerbeyi, sancakbeyi, subaşı, sipahi ve kadılara ehl-i örf denirdi. Rüsûm-ı örfiye, umûmiyetle hizmetleri karşılığı bunlara verilirdi. Ancak istisnai olarak bu vergileri tamamen tımar sahibinin alacağı kabul edilebilirdi. Bu çeşit tımarlara serbest tımarlar denir.

    Rüsûm-ı örfiyenin bazıları şunlardır:

    a) Bad-ı heva: Kanunnamelerdeki tarifi şöyledir: Tapu tahrir defterlerinde kaydolunan resm-i arûs, resm-i cürm-i cinayet, çiftlik tapusu, ev tapusu ve bir tımar arazisine hariçten gelip kışlayanlardan alınan tütün resmidir.